Osmanlıda malikane sistemi nedir

'Osmanlı Tarihi' forumunda Merve tarafından 27 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlıda Malikane sistemi ve Malikne sisteminin özellikleri

    XVII. yüzyılın sonlarından XIX. yüzyılın ortalarına kadar iltizamda denenmeye girişilen yeni sistem maliknedir. Bu sistemde iltizamlar, o zaman kadar kaydedilen sürelerin en uzunu ile, kayd-ı hayat şartı ile veriliyordu. Bir mukataanın iltizamını malikne olarak alan şahıs hayatta kaldığı süre boyunca onu elinde bulundurma hakkını da almış oluyordu. Haklarını belirten beratı aldıktan sonra, hazineye ve mükelleflere karşı herhangi bir kanunsuzluk yapmadıkça maliknesinin elinden alınması söz konusu değildi. Bu, XVI.-XVII. yüzyıllardaki uygulamalardan çok farklı bir garanti getiriyordu. Vde bakımından olduğu kadar, rekabet ve peşin şartları bakımından da daha önceki iltizamdan çok farklı özellikleri vardı. Rekabet sıkı bir takip ve kontrol altında etkin şekilde işletiliyordu. Mültezim malikne olarak satın aldığı vergi kaynağı için hazineye önceden tespit edilmiş ve yıldan yıla değişmeyeceği garanti edilmiş sabit bir yıllık vergiyi ödemekle yükümlü olacaktı. Sistem, vergilendirilen kaynakların üretim kapasitelerini geliştirmeye mültezimleri teşvik etmek amacıyla bunu yapıyordu. Zira bu sayede artacağı umulan vergi gelirlerinin hazineye ödenecek sabit yıllığın üstünde kalan kısmı mültezimlere ait krı oluşturacaktı. Mültezim vergi kaynağını gelecekte kazanabileceği bu muhtemel krların bir nevi kapitalizasyonuna tekabül eden muaccele adı verilen bir peşin meblağı ödeyerek satın alacaktı. Bu peşin meblağ, potansiyel alıcıların katıldığı bir müzayede ile belirleniyordu ve daha önceki iltizam peşinlerinden genellikle hem çok daha büyük bir meblağdı, hem de vde itibarıyla çok farklı idi; eski peşinler tahvil sonunda mutlaka ödenmesi gereken kısa vdeli ve faizsiz idi. Yeni peşin olarak muaccelede, mukataanın gelirine ve maliknecinin ömrüne göre farklı hadlerde de olsa az veya çok bir faiz mutlaka mevcuttu; ancak vde ebedi idi, yani hiçbir zaman geri ödenmesi söz konusu olmayan bir peşindi ve faiz ödemesi de malikneci öldüğü zaman son bulurdu. Hazine için bu muacceleler çok önemli bir yeni gelir kaynağı idi ve zamanla çok büyüyebilecekti. Zira sistem sayesinde malikneciler vergi kaynağının üretim kapasitesini genişlettikçe bir yandan bunların eline geçecek vergi hasılat fazlaları artacak, diğer yandan sahipleri ölüp mukataalar devletçe yeniden satılırken kapitalizasyon meblağları olarak muacceleler de yükselecekti. Vergi iltizamlarını bir nevi aksiyon piyasasına kavuşturan bu sistem 1695’de uygulamaya konuldu ve XVIII. yüzyıl boyunca büyük yaygınlık kazanarak iktisadî faaliyetlerin her şubesinden alınmakta olan vergilerin hemen hepsi (gümrük, damga, öşür, ihtisap, bac vs.) bu sisteme dahil edildi. Amaç ikiliydi, hem ekonomide vergilendirilebilir kaynakları koruyup geliştirebilecek, hem de vergi gelirlerini artıracaktı.

    Sistemin ekonomi üzerinde, beklenen ölçüde olmamakla birlikte başlangıç döneminde olumlu etkileri görüldü. Yeni mültezimler, satın aldıkları maliknelerde üretken faaliyetlere genellikle yardımcı oldular; güvenliği sağladılar, kredi verdiler, hatta uzun vdeli yatırımlar bile yaptılar. Bunlar daha önceki iltizamda, hatta tımar sisteminde pek rastlanmayan yeniliklerdi. Büyük çoğunluğu bürokrat ve askerî zümre mensubu olan yeni mültezimler bu sayede merkantil faaliyetlere meşru olarak kısmen katılma imknı elde ettiler. Mamafih, bu yoldan kapitalist tipte bir müteşebbis oluşmadı. Malikneciler, zengin birer rantiye bürokrat olarak kaldılar. Sistemin ekonomi üzerinde zamanla olumsuz etkilerinin ortaya çıkmasının başlıca kaynağı da bu oldu. Fiskalizmin zorlaması ile birçok yeni vergi kalemi ihdas ve ilave edilerek sistem çok genişledi. Rantiye haline gelen malikneciler, vergi toplamayı fiilen kendileri yapmayıp, ikinci ve hatta üçüncü elden mültezimlere devretmeye başladılar. Böylece sistem ekonomi üzerinde vergi yükünü arttırıcı ve üretim sektöründen giderek kalabalıklaşan rantiye zümrelerine gelir transferini büyüten bir meknizmadan ibaret hale geldi.