Osmanlıcada A Harfi İle Başlıyan Kelimelerin Anlamları

'Osmanlı Tarihi' forumunda PPuNisHeRR tarafından 17 Ocak 2012 tarihinde açılan konu

  1. PPuNisHeRR

    PPuNisHeRR Yasaklı


    osmanlıca A harfi ile başlayan kelimelerin anlamları
    A Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

    ABÂ: Bazı dervişlerin ve ilmiye mensuplarının giydikleri yünden yapılmış bir giysi

    ÂBÂ VÜ ECDAD: Babalar, dedeler, atalar

    ABD: Kul, köle, mahlûk Tasavvufta kâmil müslüman

    ABD-İ MEMLUK: Kul, köle

    ABES: Boş, saçma

    ÂB-I HAYAT: Hayat suyu, içene ebedî hayat veren efsanevî su

    ÂBİR-İ SEBÎL: Yolda giden yolcu

    ACÂİB VE GARÂİB: Anlaşılmaz ve tuhaf

    ACÂİB-İ DEKÂİK: Anlaşılmaz hileler, ince oyunlar

    A’CEMÎ: Arap olmayan

    ACÎB: Şaşılacak ve hayret edilecek şey

    ACÛZ: Âcizler, beceriksizler, yaşlı kadın

    ACZ-I BEŞERÎ: İnsanın acizliği, güçsüzlüğü

    ACZ-I KÜLLÎ: Tam güçsüzlük

    A’DÂ: 1 Adüvv’ün çoğulu Düşmanlar 2 Pek zâlim, pek gaddar

    A’DÂD: Adedin çoğulu Sayılar

    ÂDÂT-I CARİYE: Kullanılan âdetler, yaşayan sosyal kurallar

    ADÂVET: Düşmanlık, husumet

    ADEM: Yokluk

    ADEM-İ KÜLLÎ: Tam yokluk

    ADEM-İ MÜSÂVÂT: Eşitsizlik

    ADEMÎ: Yokluğa ait

    ÂDET-İ CÂHİLİYYE: İslâm’dan önceki putperestlik ve müşriklik devrine ait âdet

    ÂDETULLAH: Allah’ın kâinatta câri olan usûl ve kanunu, sünneti

    ÂDİL: Adalet sahibi, doğru adaletli

    ADÎL: Benzer, eş, akran

    ADL: Adalet, çok adaletli

    ÂFÂK: Ufukun çoğulu Ufuk, yerle göğün birleştiği gibi görünen uzak daire Âfak, ufuklar, dış âlemler

    ÂFÂKÎ: Havâî, herhangi bir dayanağı olmayan şey Mekke’ye mikat sınırları dışından gelenler

    ÂFÂT: Âfetin çoğulu, musibetler, büyük felaketler

    ÂFÎF: İffetli, namuslu, terbiyeli, haramdan sakınan, nezih

    AFV Ü GUFRÂN: Bağışlama

    AFV: Affetme, suçu bağışlama

    ÂGÂH: Uyanık, basiretli haberdar

    AĞNAM: Ganemin çoğulu Davarlar, koyunlar, keçiler

    AĞNİYÂ: Ganînin çoğulu Zenginler

    AĞRAZ: Maksatlar, arzular, amaçlar

    AĞRAZ-I DÜNYEVİYYE: Dünyevî maksatlar, dünyevî niyetler, amaçlar

    AĞRÂZ-I FÂSİDE: Bozuk maksatlar, bozguncu niyetler

    AĞRAZ-I NEFSÂNİYYE: Nefsanî maksatlar, nefsî arzular

    AĞRAZ-I ŞAHSİYYE: Şahsî maksatlar, ferdî niyetler

    ÂĞÛŞ: Kucak, sığınılacak yer

    AĞYÂR: Başkaları, düşmanlar, yabancılar

    ÂHAD HABER: Bir kişi tarafından rivayet edilen hadis veya rivayetler

    ÂHÂD: Ehad’in çoğulu Birler, birden dokuza kadar olan sayılar

    ÂHAR: Başkası, diğeri, yabancı

    AHBÂR: Haberin çoğulu Haberler

    AHBÂR-I SADIKA: Doğru haberler

    AHD U EMÂN: And ve emniyet, korkusuzluk, güvenlik

    AHD U MÎSÂK: Yemin ve anlaşma, kesin söz

    AHD: 1 Söz verme 2 Yemin, and 3 Devir, zaman, gün

    AHD-İ HARİCÎ: Daha önceden ismi bilinen kişilere veya şeylere işaret eden Lâm-ı tarif

    ÂHENG: Uygunluk ve düzen

    AHFÂ: Çok gizli, en gizli

    AHFÂD: "Hafîd"in çoğulu Torunlar

    AHİD: (Bak: AHD)

    ÂHİR ZAMAN PEYGAMBERİ: Son zaman Peygamberi Hz Muhammed (sav)

    ÂHİR ZAMAN: Son zaman, dünyamızın son çağı

    AHİZ: (Bak: AHZ)

    AHKÂM: Hükümler, kanunlar

    AHKÂM-I AMELİYYE: Tatbikata ait hükümler, uygulanan kurallar

    AHKÂM-I EZELİYYE: Ezelî hükümler, başlangıcı bilinmeyen hükümler

    AHKÂM-I FER’İYYE: Asla ait olmayan, ikinci derecedeki hükümler

    AHKÂM-I ULUHİYYET: Allahlık hükümleri, ilâhlık hükümleri

    AHKÂM-I UMÛMİYYE: Umûmî hükümler

    AHKEMU’L-HÂKİMİN: Hükümdarların hükümdarı, hâkimlerin hâkimi olan Allah

    AHLÂK-I ZEMÎME: Kötü huylar, çirkin davranışlar

    AHLÂM: ; karışık rüyalar

    AHRÂR: Hürler, esir ve köle olmayanlar

    AHSEN: En güzel, pek güzel, daha güzel

    AHSEN-İ TAKVÎM: En güzel ve en iyi kıvamda en güzel biçimde

    AHSENܒL-KASAS: 1 Kıssaların, hikâyelerin en güzeli 2 Yusuf Sûresi

    AHZ: 1 Alma, tutma, kabzetme, 2 Kabul etme 3 Tessellüm 4 Sorgulama

    AKABE: 1 Sarp ve çıkılması zor yokuş, bâdire 2 Tehlike 3 Tehlikeli geçit 4 Bugün Ürdün sınırları içinde bulunan bir şehir

    AKÂİD: Akîdeler, inançlar, dinin itikadî hükümleri

    AKAR: Gelir, gelir getiren gayr-ı menkuller

    AKD: 1 Anlaşma, sözleşme 2 Bağlama, düğümleme

    ÂKIBET: Nihayet, sonuç

    ÂKIDEYN: Anlaşma veya sözleşme

    ÂKIL BÂLİĞ: Ergenlik, olgunluk çağına gelen

    ÂKILÂNE: Akıllıca

    AKÎDE: İtikad, iman

    ÂKİF: 1 İbadette devamlı olan kimse 2 Sebat eden

    AKİKA: Yeni doğan çocuk için Allah’a şükür maksadıyla kesilen kurban

    AKÎM: 1 Beyhude, boş yere 2 Kısır erkek veya kadın

    AKL-I SELÎM: Doğru düşünen, doğru anlayan, doğru karar veren akıl

    AKLÎ: Akla ait, akla uygun

    AKRÂN: Birbirine benzeyenler, em-sâl, yaşıt, denk

    AKRİBA: Akraba, aralarında soy veya sihriyetçe yakınlık olanlar

    AKSÂ: En uzak, en son

    AKSܒL-AMEL: Tepki, istenilen şeyin zıddının hâsıl olması

    AKTAR: Baharatçı

    AKTÂR: Kuturlar, çaplar, dairenin merkezinden geçen hatlar, bölgeler, taraflar Her taraf

    AKVÂ ve AHZAR: Daha kuvvetli ve daha açık

    AKVÂ: Daha kuvvetli, en kuvvetli

    AKVÂL: Kavlin çoğulu Kaviller, sözler

    AKVÂM: Kavimler, milletler

    AKVÂM-I SÂİRE: Diğer kavimler

    A’LÂ: En yüce

    ALADDERECÂT: Derecelere göre

    ALÂK SÛRESİ: Kur’ân-ı Kerim’in 96 sûresi

    ALAKA: Alakdan yapışkan sıvı, embriyo

    ÂLÂM: Elemler, kederler, acılar

    ALÂMET: İşaret, nişan

    ALÂMET-İ FARİKA: Bir şeyi diğerinden ayırıcı işaret Belirgin özellik

    ÂLÂT: Âletler, vasıtalar

    ÂLÂT-I CİSMANİYYE: Maddî âletler

    A’LÂ-YI İLLİYYÎN: Cennette en yüksek derece, olgun kişilerin Allah katındaki dereceleri

    ALE’L-HUSÛS: Hususiyetle, özellikle

    ALE’L-USÛL: Usûl üzere Usûle göre, usulen

    ÂLEM: Kâinat, dünya

    ALEMDÂR: Bayraktar, sancaktar

    ÂLEM-İ CİSMANİYYE: Maddî âlem, kâinat, dünya

    ÂLEM-İ EŞBÂH: : 1 Cisimler âlemi, varlıklar âlemi 2 Hayaller âlemi"Şibh ve şebih"den: Misaller âlemi

    ÂLEM-İ KABİR: Kabir âlemi

    ALESSEVİYYE: Aynı seviyede, eşit olarak

    ÂL-İ FİRAVUN: Firavun ailesi Firavun soyu

    ÂLİŞÂN: Şan ve şerefi yüksek olan

    ALİYYU’L-A’LÂ: Pek iyi Fevkalâ-de

    ALLAH BES BÂKÎ HEVES: Allah yeter, başkası gelip geçici istektir, hevestir

    ALLÂME: Bilginlerin en bilgilisi

    ALLÂMܒL-GUYÛB: Esmâ-i Hüs-nâ’dan biri, bütün gizlileri bilen Allah

    ÂMÂ: Kör

    AMDEN: Kasten, bile bile, isteyerek

    AMELDE İ’TİDÂL: Amelde aşırılıktan uzak, dengeli

    AMEL-İ SALİH: Allah’ın rızasına uygun olan her iş

    AMELİKA: Eskiden Sîna yarımadasında yaşamış olan bir kavim

    AMÎK: Derin Bahr-i amîk: Derin deniz Fikr-i amîk: Derin düşünce

    ÂMİL: 1 Sebep 2 İş yapan 3 Zekat toplayan memur

    ÂMM: Umumî, genel

    AMR: Bir erkek ismi

    AMÛD: Direkler, sütunlar

    ANÂSIR-I MUHTELİFE: Çeşitli unsurlar

    ANKA-YI MUĞRİB: İsmi var, cismi yok Ankâ kuşu

    ANVETEN: Cebren, kahren, zorla, sıkıntı ile

    ANYEDİN: Elden

    ÂRÂBÎ: Bedevî Çölde yaşayan köylü

    A’RÂF: Cennetle cehennem arasında bulunan bir yer

    ARAFAT: Mekke’ye 12 mil yani takriben 20 km uzaktaki bir yer Hacca gidenler Zilhicce’nin 9 günü buraya gelerek bir müddet vakfe yaparlar

    ARASAT: Mahşer yeri, haşir ve neşir meydanı

    ARAZ: 1 İşaret, alâmet 2 Tesadüf 3 Kaza, felaket 4 Kendi kendine vücut bulmayıp başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet

    AREFE: Kurban bayramından bir önceki gün

    ARIZÎ: Sonradan hasıl olan şey Geçici

    ÂRÎ: Temiz, hür, uzak

    ÂRİF: Anlayışlı, bilgili

    ARŞ: 1 Taht 2 Dokuzuncu gök 3 Çardak 4 Cenab-ı Hakk’ın kudret ve azametinin tecelli ettiği yer

    ARZ: yeryüzü, dünya, genişlik

    ARZ-I MUKADDES: Kutsal ülke Kudüs, Filistin

    ASÂ: Değnek, sopa, baston

    ASABÂT: 1 Baba tarafından olan akrabalar 2 Şer’an miras alamayan akrabalar

    ASABE: Baba tarafından akraba olanlar

    ASAHH-I RİVÂYET: En doğru olan rivayet

    ÂSÂR: Eserler

    ÂSÂR-I ATÎKA: Eski eserler

    ASÂ-YI MÛSÂ: Hz Musa’nın sopası

    ASGARİ: En az, en küçük

    ASHAB: Hz Peygamber’i mümin olarak gören ve o iman üzere ölen kimseler

    ASHÂB-I KEHF: Mağara arkadaşları Bunlar, zamanlarındaki zalim hükümdarlarının şerrinden mağaraya sığınan ve orada yıllarca uyutulduktan sonra tekrar diriltilen, köpekleri ile birlikte, yedi sekiz kişiydiler

    ASHAB-I MEŞ’EME: Uğursuz, şerli kişiler, kötüler

    ASHAB-I MEYMENE: Uğurlu kişiler, iyi kimseler

    ASHAB-I YEMİN: Uğurlu, meymenetli kimseler

    ÂSIF: Şiddetli rüzgar, fırtına

    ÂSİ: İsyan eden

    ÂSİM: Günah işleyen, günahkâr

    ASNÂM: "Sanem"in çoğulu Putlar

    ASR: 1 İkindi namazı 2 İkindi vakti 3 Yüzyıl, çağ

    AŞR: Kur’ân-ı Kerim’den on âyet miktarı okunan kısım

    ATÂ: İhsan, lütuf, bağışlama

    ATALET: Tembellik, hareketsizlik

    ATF-I BEYAN: Kapalı bir sözü, açıklayan cümle

    ATIF (ATF): 1 Eğme, meyletme, 2 Bağlama

    ÂTİH: Bunak

    ATİYYE: Hediyye, ihsan, bahşiş

    ATTAR: (Bak: AKTAR)

    AVÂLÎ: Yüceler, büyükler Medine etrafındaki semtler

    AVAM: 1 Halk 2 Soylu veya bilgin olmayanlar

    AVÂMİL: 1 Âmiller, sebepler 2 Arap nahvine ait ve bu isimdeki kitap

    A’YÂN: 1 İleri gelenler 2 Gözdeler

    A’YÂN-I SABİTE: Allah’ın ilminde varlıkların değişmez suretleri, öz mahiyetleri

    ÂYÂT: Âyetler

    ÂYÂT-I BEYYİNAT: Açık seçik âyetler

    ÂYÂT-I TEKVİNİYYE VE TEŞRİİYYE: Yaratılışa ve şeriata ait âyetler

    AYIN: Arap alfabesinin 21 harfi Ebced hesabında sayı değeri 70′dir

    ÂYİN: 1 Tören, âdet 2 Dinî bazı gösteriler Mevlevî âyini gibi

    AYN: 1 Göz, 2 Pınar 3 Eşyanın hakikatı

    AYNE’L-YAKÎN: Müşahede ve keşif ile hâsıl olan ilim

    A’ZÂ: Uzuvlar, organlar, üyeler

    AZÂB: 1 Büyük sıkıntı, şiddetli elem 2 Dünyada işlenen günahlara karşı ahirette çekilecek ceza

    AZÂB-I NÂR: Cehennem azabı

    ÂZÂDE: Serbest, hür, kayıtlardan kurtulmuş

    AZ’AF-I MUZÂAF: Kat, kat, pekçok

    AZAMET: Büyüklük, kibirlilik

    AZDÂD (EZDÂD): Zıd olan şeyler

    AZHAR: En açık:

    AZÎMܒŞ-ŞÂN: Şânı büyük

    AZÎZ: 1 Allah’ın isimlerinden biri Değerli 2 Ermiş, velî