Osmanlıca da Ç harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları

'Türkçe Sözlük' forumunda Ezlem tarafından 19 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlıca da C harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları


    Ç Osmanlı alfabesinin yedinci harfi olup, ebced hesabında “cim” harfi gibi üç sayısının karşılıdır
    ÇABA Cehd Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç
    ÇABÜK f Çabuk, seri, aceleli, hızlı, tez, hafif
    ÇABÜK-HIRÂMÂN f Sür’atli yürüyen Çabuk yürüyen
    ÇABÜK-REV f Çabukça giden
    ÇAÇARON İtl Çok konuşan, çenesi düşük, geveze
    ÇAÇELE f Postal, ayakkabı, çarık, pabuç
    ÇADER-İ KUHLÎ Sema, gök * Karanlık gece
    ÇAĞ Zaman, vakit, esnâ, hengâm, mevsim * Yaş * Boy, kamet, tenâsüb, lüzumu derece semizlik* Devir, tarih çağları (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ)
    ÇAĞATAY Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Mâvera-ün Nehr taraflarında oturan Doğu Türklerine ve edebî lisan olarak kullandıkları Doğu Türkçesine verilen isimdir
    ÇAĞDAŞ (Bak: Asrî)
    ÇAĞDIŞI Askerliğe alınma çağı dışında * Çağın fikirlerine felsefesine uymayan Bu mânada bazı kimselerin kelimeyi hakaret olarak kullanmaları dar görüşlülüğün ve cehaletin neticesidir Çünkü çağın insanlık için zararlı öyle fikirleri ve felsefeleri vardır ki, gelecek devirler bunu anladıkları zaman şimdi bunu benimseyenlerin zavallılıkları da anlaşılmış olacaktır Körükörüne çağın her düşüncesini benimsemek, müslümana yakışmaz (Bak: Asrî)
    ÇAĞLA (Çağala) Badem, erik, kayısı gibi yemişlerin yenebilen ham meyvesi
    ÇAĞLAR Kayalara veya setlere çarparak, yerden köpürerek düşen su Şelâle, çağlayan
    ÇAĞRIŞIM Psk: Bir idrakla kazanılan bir fikrin başka bir idrak (algı) ile kazanılan fikir arasında bağıntı kurulması, birinin diğerini hatıra getirmesidir Bu bağıntı zaman ve mekânda yakınlık, benzerlik ve zıdlık sebebiyle kurulur Sevap deyince günahın; abdest deyince namazın; Cennet deyince Cehennem’in de aklı gelmesi gibi…
    ÇAĞZ f Kurbağa * Korku, havf * Kapandığı halde hâlâ içinde cerahat bulunan yara * Ah ü fizar İnilti
    ÇÂH (Çeh) f Kuyu Çukur
    ÇÂH-I BÜN Kuyu dibi
    ÇÂH-I YUSUF Hz Yusufun (AS) kardeşleri tarafından atılmış olduğu kuyu
    ÇÂH-I ZEMZEM Zemzem kuyusu
    ÇAK f İyi, güzel, sıhhatli, şişman
    ÇAK f Yarık, çatlak, yırtmaç * Kılıç, bıçak gibi şeylerin sesleri * Sabah vakti beyazlığı * Küçük pencere * Hazır Amâde
    ÇAKACAK f Silahlı çatışmadan çıkan ses
    ÇAKALOZ Çakıltaşı atan bir nevi küçük top
    ÇAKÇAK Parça parça, yırtık pırtık * Kılıç ve emsâli şeylerin sesleri
    ÇÂKER f Kul, köle
    ÇÂKERÂNE f Kölecesine, köle gibi
    ÇÂKERÎ f Abd’e, köleye ait * Kölelik Kulluk, abdlik, esirlik, cariyelik
    ÇAKMAKLI Ağızdan dolan ve tetik yerinde bir cins çakmakla ateş alan eski tüfek çeşitlerinden biri
    ÇAKŞIR İnce kumaştan yapılan uzun bir çeşit şalvar * Kuşların ayağındaki tüy
    ÇAKUÇ f Çekiç
    ÇAL İsimlere önden eklenip, onun daima hareket edip oynamakta olduğuna işaret ve delâlet eder Meselâ: Çal-at : Durduğu yerde de hareket eden at * Bir şeyi şiddetle kapmaya delâlet eder Meselâ: Çal-yaka: Yakasından kapmak, şiddetle yakalamak
    ÇALA İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak
    ÇALAB t İlâh Mâbud Cenâb-ı Hak, Rab
    ÇALAK f Yerinde durmayan, çabuk, oynak Dâima çalışan Her bir hareketi çabuk olan * Akıl ve ferâseti açık
    ÇALAKÎ f Çeviklik, süratlilik, tezlik
    ÇAL-AT Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at
    ÇALBUS f Dalkavuk, yaltakçı
    ÇALÇENE t Durmayıp konuşan, geveze
    ÇALGI Müzik âleti Müzik, çalgı (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir)
    ÇALIM Tavır, eda * Kılıcın keskin tarafı, ağzı
    ÇÂLİK f Çelik çomak oyunu
    ÇÂLİŞ f Savaşta düşmana karşı gurur ve naz ile yürüme * Mukabil, karşı durma * Savaş, muharebe, harp, ceng, mücadele * Birleşme
    ÇAM f Eğrilme, bükülme * Salınma
    ÇÂME f şiir ve gazel Manzume
    ÇÂME-GÛY f Şair
    ÇAMULARİ Himalaya dağlarına bağlı bir dağ silsilesi
    ÇANE f Çene
    ÇAP f Basma, baskı, tab
    ÇAPAR Postacı
    ÇAPKUN Seri ve yorulmaz neviden iyi bir at cinsi
    ÇAPLUS f Dalkavuk, yaltakçı
    ÇAPÛL f Yağma, saldırı
    ÇAPÛLCU Düşman toprağına atla hücum edip yağma eden Akıncı, yağmacı
    ÇAR (Slavca) Eski Rus İmaparatorlarının ünvanları * Bulgar kralı
    ÇÂR f Dört Cihâr
    ÇÂR-BÂLİŞ(T) f Evvelce padişahların ve makamca büyük olanların üzerlerine oturdukları dört katlı şilte * Dört unsur
    ÇÂR-CİHET Dört cihet Cihat-ı erbaa
    ÇÂR-ÇEŞM Dört göz
    ÇÂR-ÇİZ Dört şey
    ÇAR-DEH f Ondört
    ÇÂRE f Neticeye varmak üzere maniaları kaldırmak için tutulması icabeden çıkar yol Kurtuluş yolu Tedbir, yardım, yol * Hile * Bir def’a * Ayrılık
    ÇARE-İ HALÂS Kurtuluş çaresi
    ÇÂRE-CU f Çâre arıyan
    ÇÂRE-SÂZ f Çâre bulan
    ÇAR-EBRU Dört kaş * Bıyığı yeni gelmiş delikanlı
    ÇAR-ERKÂN-I CUVANÎ Padişahın özel hizmetlerinde bulunan ve Enderun’un azamlarından olan dört kişi hakkında kullanılan bir tabirdir
    ÇAR-GÂH f Dört taraf ki, bunlar; şark, garb, şimal, cenub’dur * Dünya, küre-i arz, cihan * Türk musikisinde bir makam adıdır
    ÇAR-GUŞE f Dört köşe Dört taraf Dört yön
    ÇARH Çark, tekerlek * Felek, gök, sema * Ok yayı * Elbisede yaka * Tef* Devreden, dönen * Çakır doğan * Talih
    ÇARH-I AHDAR Gök kubbe
    ÇARHA f Ordunun ilerisinde bulunan askerlerin yaptıkları tâlim * Çıkrık gibi dönen yuvarlakça bir cins dolap
    ÇARIYAR (Bak: Çaryâr)
    ÇARİÇE (Slavca) Rus İmparatoriçesinin nâmı
    ÇARK f (Çarh-Çerh) Dönen pervaneli tekerlek * Vapur, değirmen ve dolap çarkı * Bir makinenin dönen tekerleği, çok zaman bu tekerlek makineyi çalıştırır Her çeşit tekerlekli makine * Dönerek işleyen âlet * Koz: Birbiri içinde dönen feleklerden mürekkeb kâinat, felek, eflâk * Baht Talih şans
    ÇARK-I FELEK Bir makine veya dolaba benzetilen gökyüzü * Mc: Tâlih, baht * Yakıldığı zaman dönerek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeği * Bir nevi sarmaşıklı nebat çiçeği
    ÇARMIH f (Çar: Dört; Mıh: Çivi) Salib Suçluyu haça germek için kurulmuş, haç şeklinde darağacı * Geminin direkleri başından aşağıya inen kalın ipler
    ÇAR NAÇAR f İster istemez, mecburiyetle
    ÇARPA f Eşek, deve, koyun vs gibi dört ayaklı hayvanlar
    ÇARSU f Dört taraf Dört tarafı olan şey * Çarşı, pazar
    ÇARŞAF Yatağın üstüne serilen veya yorgana kaplanan bez örtü * Kadınların kullandığı baştan örtülen, pelerinli eteklikli sokak elbisesi Kadınların örtünmesi farzdır Bu maksatla çarşaf ucuz, pratik, hafif olması ve zengin fakir herkesin kolayca sağlıyabilmesi bakımından yaygın olarak kulanılagelmiştir Çeşitli renklerde olabilir Çarşaf kadar ucuz ve pratik İslâma uygun başka bir giyecek yapılmadığı için, çarşaf giyenleri kınamak çok haksızlıktır Çarşaf zengin ve fakir ayrımını kaldırır İç giyimi örttüğü için ailelerin birbirine özenerek israfa düşmelerini, gösterişi, çekememezlikleri ve bundan doğan huzursuzlukları önler Ferâce, car, cilbab denen örtüler de, bu tarz örtü çeşitlerindendir (Bak: Tesettür)
    ÇAR-ŞEB f Cilbab, ferace, çarşaf
    ÇAR-ŞENBİH f Haftanın dördüncü günü Çarşamba günü
    ÇAR-TAK f Çardak * Dört köşe çadır
    ÇARTA(RE) f Dünya, âlem, küre-i arz * Dört unsur * Dört teli olan kemençe
    ÇÂRUB f Süpürge
    ÇÂRUB-ZEN f Süpürücü
    ÇARUĞ f Çarık
    ÇAR U YEK Dörtte bir
    ÇARÜM f Dördüncü
    ÇAR-YAR Dört dost (Hz Ebûbekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali (RA) lerin nâmları) Dört Halife, Hulefâ-i Erbaa veya Ashab-ı Güzin diye de ihtiramla anılırlar
    ÇAR-YARÎ f Çar-yâra ait Sünnîlik
    ÇAR-YEK f Çeyrek, dörtte bir * Saatin dörtte biri, onbeş dakika * Mecidiye denilen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir
    ÇAR-ZEBAN f Geveze, çenesi düşük, lüzumsuz olarak konuşan
    ÇAŞ f Tahıl yığını, hububat
    ÇAŞİT Casus
    ÇAŞNİ Çeşni, lezzet, tad Yemeğin tadına bakmak için ağza alınan miktar, tadımlık
    ÇAŞT f Kuşluk yemeği * Kuşluk vakti
    ÇAVELE f Güzel renkli bir cins gül * Eğri büğrü, yamuk
    ÇAVUŞ Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizmetinde bulunan yaver veya muhzır gibi subaylara denilirdi Tanzimattan evvelki Osmanlı saray teşkilatında çavuşlar, padişahın yaverleri ve çavuşbaşı mabeyn müşiri idi * Onbaşıdan üstte ve assubaydan alttaki derecede olan asker * İşçilerin başları, şefleri
    ÇE f Küçültme edatı olap bu mânâ ile Farsça isimlere eklenir
    BAĞ-ÇE Küçük bağ, bahçe
    ÇE (Bak: Çi)
    ÇEÇ f Hububat elenen kalbur * Harman savurmakta kullanılan yaba
    ÇEÇEK f Gül Çiçek * Gönül * Çiçek hastalığı * Vücutda çıkan ben
    ÇEH f Kılıç, bıçak ve hançer gibi âletlerin kını, kılıfı
    ÇEH f Kuyu, çukur
    ÇEHAN f Damlıyan, damlayıcı
    ÇEHÂR f Dört, erbaa
    ÇEHÂR-DEH f Ondört
    ÇEHÂR-GÂNE f Dört unsur
    ÇEHÂR-PÂ f Dört ayaklı hayvan
    ÇEHARÜM f Dördüncü
    ÇEHRE f Vech, yüz, surat * Mc: Surat asmak, dargınlık * Görünüş, şekil, zahir
    ÇEHRE-NÜMUD fYüzünü gösteren, yüz gösterici
    ÇEHRE-PERDAZ f Ressam
    ÇEK Çekoslovakya, Bohemya ahalisinden olan ve Çek’ce konuşan kavim ki, Osmanlı metinlerinde “çeh” diye geçer
     



  2. Cevap: Osmanlıca da Ç harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları

    ÇEKAN f Damlamış, damlıyan
    ÇEKİ Odun gibi ağır cisimleri tartmada kullanılan 250 kiloluk ağırlık ölçüsü
    ÇEKİDE f Gürz ve topuz gibi eski zamanlarda kullanılan savaş âletleri * Damlamış
    ÇEKİMSER t Taraf tutmayan
    ÇEKRE f Küçük su damlası Su serpintisi
    ÇELEBİ Efendi, kibar kimse * Mevlâna postnişinine verilen ünvan * Çelebi, Sultan Mehmed devrine kadar padişah oğullarına verilen ünvan idi * Mevlânâ soyundan gelenlerle, mevlevilerin büyüklerine verilen ünvan
    ÇELE-ÇEPE f Sağa sola
    ÇELENK f Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti (Cenazelere çelenk göndermek İslâm âdeti değildir, israftır)
    ÇELİPA f Haç, put, sanem * Eğik ve kıvrık çizgi
    ÇEM f Naz ve eda ile salınarak yürüme * Ziynetli, süslü, düzgün * Cürüm, kabahat, suç * Taam, yemek * Mâna * Kazanılmış, toplanılmış
    ÇEMBER (Bak: Çenber)
    ÇEMEN Yeşil ve kısa otlarla kaplı yer, çimen Ağaç ve çiçekleri olan yeşillik, çayır * Pastırmaya konulan bir çeşit ot
    ÇEMENİSTAN f Bahçe, çimenlik
    ÇEMENZAR f Yeşillik, çayır
    ÇENBER f Daire, def ve kalbur gibi şeylerin tahtadan olan dairesi * Fıçı ve tekerlek gibi şeylere takviye edip, dağılmalarını önlemek için etrafını çevirecek tarzda geçirilen demir veya tahta halka * Başa ve boyna bağlanan yemeni * Esirlik, bağlılık, kölelik * Geo: Bir düzlemde bulunan sabit noktadan aynı uzaklıktaki noktaların meydana getirdiği geometrik şekil
    ÇEND f Kaç tâne? Ne kadar? * Birkaç Üç-beş gibi adet * Herhangi bir şeyin yüzde biri
    ÇENDAN f Gerçi, her ne kadar O kadar Pek o kadar
    ÇENDÎ f Bir müddet, biraz
    ÇENDİN f Kaç, kadar, ne kadar, bu kadar
    ÇENEB f Sünnet
    ÇENG f Pençe * El * Çalgı âletlerinden bir saz çeşidi * Eğri büğrü
    ÇENGAR f Yengeç * Bakır pasından yapılan yeşil boya
    ÇENGEL f Pençe * Bir şey asmağa yarayan alet * Orman, ağaçlık yer
    ÇENGİ Zil ve kaşık vurarak oynayan dansöz ve rakkase ki, ekseriyetle çingene kızlarındandır
    ÇEP f Sol, yanlış, falso
    ÇEPEL Kirli, bulaşık, karışık, çamurlu
    ÇEP-ENDAZ f Hileci,hilekâr, hile yapan kişi
    ÇEPER Cidar, duvar
    ÇEP ŞÜDEN f Solak olmak * Mc: Doğruluktan yüz çevirmek
    ÇEP Ü RAST Sağ ve sol
    ÇERA f Niçin, niye böyle? * Mer’a Otlak
    ÇERAG f Işık kandil Lâmba Mum * Kutlu, mutlu * Otlak Mer’a * Otlama * Tekaüd * Talebe
    ÇERAGAN f Etrafı aydınlatma, şenlik Kandil donanması, çırağan
    ÇERAG-ÇEŞM f Evlat, çocuk, veled, insan yavrusu
    ÇERAKİSE (Çerkes C) Çerkesler Kafkasyada yerli bir kabilenin adı
    ÇERAM f Otlak
    ÇERA-ZAR f Otlak, çayır
    ÇERB f Besili, semiz, yağlı * Muvafık, münasib, uygun * Temayüz, imtiyaz Diğerlerinden fazla ve üstün olma
    ÇERB-AHUR f İçinde yemi bol olan ahır * Bolluk içinde yaşıyan kimse
    ÇERB-DEST f Eli işe yatkın Sür’atli, eli çabuk
    ÇERBÎ f Tatlılık, yumuşaklık
    ÇERB-PEHLU f Besili, semiz, gövdeli, yağlı
    ÇERES f Zindan, hapishane * Zulüm, işkence * Mer’a, otlak * Üzüm teknesi
    ÇERH f Çark Dolap * Felek Talih * Dingil üzerine dönen * Gök * Def * Zenberek * Mancınık * Elbise yakası * Ok yayı * Çakır gözlü doğan kuşu
    ÇERHİDEN f Kendi etrafında dönmek
    ÇERKES Kafkas kavimlerinden biri * Bu kavme mensub olan kimse
    ÇERM f Hayvan ve insan derisi Post
    ÇESPAN Lâyık, uygun, münasib, muvafık, yakışır
    ÇESPİDE f Lâyık, uygun münasib, muvafık, yakışır
    ÇEŞ f “Deneyen, sınayan, tadına bakan” mânâsına gelerek kelimelere eklenir
    ÇEŞAN f Topuz, gürz
    ÇEŞENDE f Tadıcı, tadan, tadına bakan
    ÇEŞİDE f Tadmış Tadılmış olan
    ÇEŞİDEN f Lezzetine bakmak Tadmak
    ÇEŞM f Göz Ayn Dide
    ÇEŞM-İ ÂHU Ceylân gözü
    ÇEŞM-İ BED Kem göz
    ÇEŞM-İ DİL Basiret Kalb gözü
    ÇEŞM-İ GAZUB Kızgın bakış
    ÇEŞM-İ GİRYÂN Ağlayan göz
    ÇEŞM-İ HOŞ-NİGÂH Güzel bakışlı göz
    ÇEŞM-İ İSTİKBÂL-BİNÎ Gelecek zamanı, istikbâli gören göz Kuvve-i kudsiye ve ferâset ve basiretle ileriyi bilen nazar
    ÇEŞM-İ MEST Sarhoş göz, mest olmuş göz
    ÇEŞM-ZAHM Nazar değme
    ÇEŞMAN (Çeşm C) Çeşmler, gözler
    ÇEŞM-AŞİNA f Göz aşinalığı olan, tanıdık
    ÇEŞM-AVİZ f Yüz örtüsü, peçe
    ÇEŞM-DAR f Bekliyen, gözliyen
    ÇEŞM-DERİDE f Sıkılmaz, utanmaz, arsız
    ÇEŞN (Çeşen) f Bayram, îd * Düğün * Ziyafet, şölen
    ÇETE Bölük, birlik, takım Bir reisin idaresi altında bulunan birlik * Asker bölüğü, müfreze * Çapulcu ve akıncı takımı
    ÇETİN Sert * İnatçı, dik başlı * Zor, güç
    ÇETR f Gece * Gölgelik, çadır, şemsiye
    ÇETR-İ ANBERİN Karanlık gece
    ÇETR-İ NUR Güneş, şems
    ÇETU f Perde, örtü
    ÇETUK f Serçe kuşu
    ÇEVGAN f Cirit oyunlarında atlıların birbirlerine attıkları değnek * Baston, ucu eğri değnek
    ÇEVİK t Tez hareketli Oynak Çabuk hareket edebilen
    ÇEVİK ÇALAK Tez, hareketli, çalışan Yerinde durmayıp hareket eden
    ÇEYREK f Dörtte bir (Bak: Çâr-yek)
    ÇIFITLIK Yahudilik, Yahudi cinsiyet ve mezhebi * Münâfıklık
    ÇIĞIR t Yeni açılan patika yolu * Ayak izi ile karlı yerde açılan yol * Başkalarının da uyabileceği yeni bir tarz ve yol * Çığın açtığı iz, yol(… Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz Bütün hareketi şer ve tahrib hesabına geçer…L)
    ÇIMACI Vapurda ve iskelede çımayı atıp tutmak vazifesiyle görevli tayfa
    Çİ (Çe) f Ne? Nasıl? (Soru edatı) * Taaccüb ve hayret yerinde de kullanılır
    ÇİDE f Devşirilmiş, toplanmış
    Çİ-GUNE f Nasıl, ne çeşit, ne türlü
    ÇİHAR f Dört (Bak: Çâr)
    ÇİHİL f Kırk (sayı) * Mc: Çok, ziyade, fazla
    ÇİL (Çihil-Çehl) f Kırk * Mc: Çok
    ÇİLE f Eziyet Sıkıntı * İplik * Yay kirişi * Tas: Dervişlerin kapalı bir yere çekilerek ibadetle geçirdikleri kırk gün
    ÇİLEHÂNE-İ UZLET Çile çekilen yer Yalnız başına ve çile içinde ibadet yapılan yer
    ÇİLEKEŞ Çile çekmiş Çile dolduran, dert çeken
    ÇİLLE Farsça (40) rakamını gösteren (Çihille) kelimesinin telaffuzunda aldığı şekildir Daha çok (Çile) şeklinde söylenir (Bak: Çile)
    ÇİM f Rutubetten hasıl olan yosun* Kesilmiş çimenli yerler
    ÇİN f Büklüm * Çatıklık Buruşukluk Kıvrım
    ÇİN-İ CEBİN Alın buruşuğu Alın kırışığı
    ÇİN-İ EBRU Kaş çatıklığı
    ÇİN f “Derleyen, toplayan” mânâlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır
    HUŞE-ÇİN Başak toplayan
    ÇİNE f Kuş yemi
    ÇİNENDE f Devşiren, toplayan, toplayıcı
    ÇİN-İ MAÇİN Çin ve Çin’in güney kısmı
    ÇİPİL Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse * Çepel
    ÇİRAG f Fitil, kandil, mum, lâmba * Çırak * Talebe, öğrenci, şakird * Tekaüd, emekli, emekliye ayrılmış olan kişi
    ÇİRE f Mâhir, maharetli, becerikli * Bahadır, kahraman, yiğit, cesur
    ÇİRE f Niçin? Çerâ?
    ÇİRE-DEST f Becerikli, eli işe yatkın olan
    ÇİREGÎ f Bahadırlık, kahramanlık, yiğitlik * Ustalık Mâhirlik
    ÇİRK Kir, pas, pislik, murdarlık, necaset * Yarada olan irin ve kan
    ÇİRK-ÂB f Pis su
    ÇİRKÂF f Çirkef Pis su Pis * Terbiyesiz Edebsiz
    ÇİRKİN f Güzel olmıyan * Çok kirli * Kanlı, irinli çıban veya yara
    ÇİSAN f Ne gibi? Nasıl?
    ÇİSTAN f Bilmece
    ÇİZ f Şey Nesne
    ÇOLPA f Bir ayağı sakat olan * Yürürken ilk defa sol ayağını atan * Mc: Beceriksiz Eli yakışıksız
    ÇOPRA Balık kılçığı * Sık çalılık veya sazlık * Uzunca boylu olan tatlı su balığı
    ÇÖMEZ Medresede talebeye ve müderrise hizmet ederek ilim öğrenen kimse Talebe yamağı
    ÇUB f Ağaç değnek, sopa * Çöp
    ÇUBAN f Çoban, sığırtmaç
    ÇUBE f Oklava
    ÇUBEK f Değnek, sopa Davul tokmağı
    ÇUG f Su arkı * Boyunduruk
    ÇUHADAR Ayak hizmetinde bulunan çuha elbiseli yahut çuhadan olan perdenin haricinde emre hazır bulunan hademe
    ÇUN f (Tâlil edatı) Ne zaman ki, çünkü, şu sebepten ki, gibi, şâyet, zirâ, nasıl, niçin, çerâ den beri mânalarına gelir
    ÇUNAN f Öyle böyle
    ÇUNİN f Böyle
    ÇUN Ü ÇİRA f Nasıl ve niçin
    ÇUVALDIZ Çuval ve ona benzer çul vs dikmeye mahsus büyük iğne
    ÇÜ f (Teşbih ve tâlil edatı) Gibi * Dikkat * Ahenk
    ÇÜN f Gibi * Zira, çünki, madem ki * Nasıl, nice
    ÇÜNAN f Böyle Bu şekilde Bunun gibi
    ÇÜNBEK f Atlama, sıçrama
    ÇÜNKİ f Zira, şundan dolayı ki, şuna binaen ki, şu sebebden ki
    ÇÜST f Çevik, çabuk hareketli Seri-ül-hareke * Dar, sıkı * Muntazam, mükemmel, düzgün Yakışıklı
    ÇÜSTÎ f Atiklik, çeviklik, çabukluk