Osmanlıca da C harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları

'Türkçe Sözlük' forumunda Ezlem tarafından 19 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. C Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

    Osmanlıca da C harfi ile başlayan kelimeler ve anlamları

    CÂFÎ: Cefâ çektiren, eziyet eden

    CÂH: İtibar, makam, mevki

    CÂHİLİYYE: Kelime olarak cahilliğe ait mânâsına gelir Terim olarak İslâmiyetten önceki putperest dönemi ifade eder

    CAHÎM: Cehennem

    CÂİL: "Ceale" kökünden yaratıcı, yapıcı

    CÂİLU’N-NÛR: Nûr’un yaratıcısı

    CÂİZE: Armağan, övücü şiirleri için eskiden şairlere devlet büyükleri veya aşiret büyükleri tarafından verilen para veya mal

    CA’L: Yapma, meydana getirme, yaratma

    CA’LÎ: Sahte, yapmacıklı, düzme

    CÂLİB-İ DİKKAT: Dikkat çekici

    CÂMİ: 1 Toplayan, derleyen 2 İçerisinde namaz kılınan ve mescidden büyük olan ibadethane

    CÂMİD: 1 Donmuş, hareketsiz 2 Gelişmeyen, gelişme kabiliyeti olmayan

    CÂNİB: Cihet, yön, taraf, yan

    CÂRİYE: 1 Savaşta gayr-i müslimlerden esir olarak alınan kız ve kadınlar 2 Hizmetçi kız

    CÂY-İ İŞKÂL: Güçlük, zorluk, müşkülât noktası

    CÂZİBE: Cezbeden, çeken, yer çekimi

    CÂZİBE-İ FÂNİYE: Geçici güzellik, fânî güzellik

    CÂZİBE-İ MUTLAKA: 1 Mutlak çekici kuvvet 2 Yegane çekici kuvvet 3 Geçici güzelliğin zıddı olan ebedî güzellik

    CÂZİBE-İ UMÛMİYYE KANUNU: Yerçekimi kanunu

    CEBÂBİRE: Cebredenler, zorbalar, zâlimler

    CEBBÂR: 1 İlâhî isimlerdendir Dilediğini yapan, kudret ve güç sahibi Allah 2 Zalim, müstebit kişi 3 Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi

    CEBBÂRÂNE: Cebbârcasına, zorbalıkla

    CEBEL: Dağ

    CEBR U İKRAH: Zorlama ve baskı yapma

    CEBR-İ MAHZ: Sırf cebir, mutlak cebir

    CEBRİYYE: Cüz’î iradeyi inkâr eden mezhep

    CEDİD: Yeni

    CEHD: Çalışma, çabalama

    CEHELE: Cahiller

    CEHL U DALÂLET: Cehalet ve sapıklık

    CEHL: Bilmezlik, cehalet

    CEHR: Açıktan söyleme, açık olarak okuma

    CELÂDET: Kahramanlık, yiğitlik

    CELÂL: Büyüklük, ululuk Zü’l-celâl: Celâl sahibi Allah

    CELÂL-İ KİBRİYÂ: Allah’ın büyüklüğü

    CELB-İ MASLAHAT: İyilik, dirlik ve düzeni sağlayıcı, fayda getirici

    CELB-İ MENFAAT: Menfaat celbedici, çekici, fayda sağlayıcı

    CELDE: Kamçı ile vücuda vuruşlardan her bir vuruş (Fıkhî ıstılah)

    CELÎ: Aşikar, belli, parlak, açık

    CEM U TEVFİK: Toplama ve uygunlaştırma, uzlaştırma

    CEMAAT: Topluluk, imam arkasında namaz kılan topluluk

    CEMAAT-I NÂCİYE: 1 Cehennemden kurtulacak ehl-i sünnet cemaatı 2 Selâmete, kurtuluşa erecek cemaat

    CEMÂDÂT: Cansızlar

    CEMÂL: 1 Allah’ın lütf ve ihsan sıfatıyla tecellisi 2 Yüz güzelliği

    CEMÂL-İ HAK: Allah’ın güzelliği ki, müminler cennette onu temaşa edeceklerdir

    CEMÂLULLAH: 1 Allah’ın cemâlı, Allah’ın güzelliği 2 Allah’ın lütfu ihsaniyle tecellisi

    CEMEL: Deve

    CEM’-İ KILLET: Arapça’da türlü vezinlerde cemileri olan isimlerin, bu cemilerinden dokuzdan aşağı mahsus olanları

    CEM’İ MAHLUKÂT: Bütün yaratıklar

    CEMM-İ GAFÎR: Büyük cemaat, insan kalabalığı

    CENÂBET: 1 Gusül abdesti almayı gerektiren durum 2 Gusül gerektiği halde henüz gusül yapmamış kimse

    CENAH: 1 Yan taraf, cihet 2 Kol, pazu 3 Kanat, kuş kanadı

    CENNATU’N-NAÎM: Naîm Cennetleri, nimetlerle dolu olan cennetler

    CERAD: "Cerâde"nin çoğulu 1 Çekirgeler 2 Yağmacılar

    CERH: Yaralama, yaralatma, çürütme

    CERİME: "Cürm"ün çoğulu Suçlar, günahlar

    CESTE CESTE: Bölüm bölüm, yavaş yavaş

    CEVAD-I MUTLAK: Şarta bağlı olmaksızın çok ihsanda bulunan, cömertlik eden Cenab-ı Allah

    CEVAHİR: Cevherler, çok değerli olan şeyler

    CEVÂMİU’L-KELİM: Kelimeler topluluğu

    CEVÂRİH: "Cerh"den yaralayanlar, yırtıcı hayvanlar, yırtıcı kuşlar

    CEVAZ: İzin, müsaade, caiz olma

    CEVELAN: Dolaşma, gezme

    CEVF: 1 Boşluk, oyuk, çukur 2 Orta yarı

    CEVHER: 1 Varlığı için başkasına muhtaç olmayan 2 Bir şeyin özü

    CEVR Ü ZULM: Ezâ ve zulüm

    CEVR: Ezâ, eziyet, haksızlık, sitem

    CEYB: Yakanın göğüs üzerindeki açık yeri

    CEYŞ-İ USRET: Güçlük ordusu

    CEYYİD: İyi, güzel, hoş

    CEZÂLET: Rekaketsizlik, peltek kekeme veya pepe olmayış

    CEZÎRETÜ’L-ARAB: Arap yarımadası

    CEZM: 1 Kesin karar, niyet 2 Kesme, katı

    CİBAYET: Câbîlik, vergi, gelir toplama

    CİBİLLİYET: Huy, yaratılış

    CİBRİL: Dört büyük melekten biri, vahiy meleği olan Cebrail

    CİBT VE TAGUT: Haç ve put Allah’tan başka canlı cansız mabut edinilmiş şeyler

    CÎD: Boyun

    CİDD: 1 Bir işi gerçekten çalışıp işleme 2 Ciddilik

    CÎFE: Lâşe, leş

    CİHAD: 1 İslâm için düşmanla yapılan maddî, manevî savaş 2 Nefisle yapılan her türlü mücadele

    CİHAD-I EKBER: 1 Büyük savaş 2 Benlikle savaş

    CİHANŞÜMÛL: Cihânı içine alan

    CİHAZ: 1 Çeyiz ve avadanlık 2 Cenazenin kaldırılması için gerekli olan eşya

    CİHET: Yön, taraf

    CİM SECÂVENDİ: Kur’ân-ı Kerim’deki durma yerlerinden biri Bu secâvendde durmak veya geçmek caizdir

    CİMA: İnsanların cinsî münasebetleri

    CİNÂS: Münasebet, benzeyiş Birçok mânâlara yorulabilen söz İmalı, telmihli söz Telaffuzu aynı anlamı ayrı olan kelimelerin bir söz içinde kullanılması

    CİNNET: Delilik, çılgınlık

    CİNS-İ KARÎB: Yakın cins

    CİRM: 1 Cisim 2 Büyüklük, hacim cirmi ne kadardır?

    CİSR: Köprü

    CİSR-İ CEHENNEM: Cehennem köprüsü

    CİZYE: Müslüman olmayan teb’a-dan alınan vergi

    CÛD: Cömertlik Karşılık beklemeden yapılan cömertlik

    CÛDİ: Şırnak şehrinin 6 kilometre güney doğusunda bulunan büyük bir dağ

    CUHÛD: Çıfıt, yahudi

    CUMHÛR: Halk, kalabalık, ahâlî, çoğunluk

    CUMHÛR-İ MÜFESSİRÎN: Müfessirler topluluğu, müfessirlerin çoğunluğu

    CUMHÛR-İ UKALÂ: Akıllılar topluluğu Akıl sahiplerinin hepsi

    CÜDERÎ: Çiçek hastalığı

    CÜMLE-İ İSMİYYE: İsim cümlesi

    CÜMLE-İ MU’TARIZA: Parantez içinde bulunan cümle, açıklayıcı mahiyetteki cümle Ara cümlecik

    CÜMLE-İ VECÎZE: Kısa ve öz söz

    CÜNAH: Günah

    CÜND: Asker, asker topluluğu

    CÜNÛD: Askerler

    CÜNÜB: Gusül abdesti gerekmiş kimse

    CÜZ-İ MAKSÛM: Bölünmüş parça

    CÜZ’İ: Az miktar, bir parça