Osmanlı Türkçesi Nedir? Ne İhtiva Eder?

'Osmanlı Tarihi' forumunda Wish tarafından 5 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlı Türkçesi
    Osmanlı Türkçesi Hakkında Bilgi
    Osmanlı Türkçesi Harfleri

    [​IMG]

    Osmanlı Türkçesi (Osmanlıca :عثمانليجة ya da lisân-i Osmânî: لسان عثمانى) Osmanlı devlet ve resmî yazışma dilidir. Bilimsel alanlarda Tarihî Türkiye Türkçesi denilmektedir. Türkçe'den ayrıca bir dil değildir. Dönemine ve kullanım alanına göre içinde (az ya da çok) Arapça ve Farsça unsurlar bulunsa da bugün latin harfleriyle yazılan Türkçe'nin arap harfleri ile yazılmasından ibarettir.


    Kasgarli Mahmud'un Dîvân'inda bahsettigi Oguz ve Hâkâniye diye adlandirdigi iki edebi siveden birî olan Oguz Türklerinin kullandigi dilin devami olan ve Tüklügün îslâmi devlet içinde gelisen, Osmanli hanedanina nisbetle, devlete ve resmî yazisma diline sâmil olarak Osmanlica adini alan, Selçuklularin son zamanlarindan Cumhuriyet Devrine kadar yedi yüzyil kullanilan^ ve kesintisiz eserlerini veren Osmanli Türklügü'nün dilidir. Bu itibarla Osmanli Türkçesi olarak adlandirmak gerekir. Osmanlica deyimi daha çok müstesrikler tarafindan verilmistir. Eski Türkçe Devresi'nden sonra, Türk kültür târihi içinde eserlerimiz Türklügün göçleri ve yeni yeni kültür merkezlerinin ortaya çikmasi üzerine; içinde Kuzey-Dogu (Kipçak, Çagatay) ve Bati Türkçesini alan onüçüncü asra kadar "Müsterek Orta Asya Yazi Dili" verilmistir. Bati Türkçesi adini verdigimiz Oguz Türkçesi; Osmanli Türkçesi, Azeri agzi ile birlikte olan müsterek devrelerini, hemen hemen onbesinci yüzyilin ortalarina kadar sürdürürler. Ancak bu zamandan sonradir ki, Selçuklular Devri'nin sonunda yer alan ve Eski Anadolu Türkçesi adi ile andigimiz her iki agizin müsterek olduklari zaman görülen bâzi ayriliklarin bir kismi Osmanli, bir kismi da Azerî Türkçesi'nde umûmîleserek onaltinci yüzyildan baslamak üzere iki agizin kesin çizgilerle ayrilmasina sebeb olur. Bunun yaninda her iki sivenin komsularindan alinan kelimeler, Arapça ve Farsça olanlar hâriç, Azerî ve Osmanli Türkçelerinde anlasmada çikacak ikinci bir ayriligi ortaya çikarirlar. Azerî Türkçesi daha çok Rusça ve Mogolca ile onlara yakin yerlilerin ve Hintçe'nin kollarindan kelimeler alirken, Osmanli Türkçesi de komsu Avrupa milletlerinin dillerinden kelimeler almistir. Gerçekte, kurulan büyük bir imparatorlugun sinirlan içine aldigi pek çok milletin dilinden Osmanli Türkçesi, topraklarla birlikte yeni kelimeler de fethederek onlari millilestirmistir. Bu durum az çok Türkçe'nin karekteri icâbi da böyledir. Bu kelimeler daha çok, Italyan, Yunan, Arnavut, Sirp, Romen, Bulgar vs. gibi milletlerin dillerinden girmistir. Ancak bu milletlerin dillerinden alinan kelimeler, Türkçe'nin içinde yogurulurlar. Arapça ve Farsça'dan gelen kelimeler ise yadirganmazlar. Çünki Osmanlilarda bu iki dile hiç bir zaman yabanci diller gözü ile bakilmaz. Bu sebepledir ki Türkçe basta olmak üzere Arapça ve Farsça gramer unsurlari Osmanli Türkçesine girmis yabanci kelimelerde herhangi bir ayrilik gözetilmediginden, galat da olsalar, Türk zekâ ve kabiliyetinin ürünü olan kelimeler ortaya çikmistir. Bu durum tamlamalara da sirayet etmistir. Islâmi devre içerisinde Bati Türklügünün dili olan Osmanli Türkçesi, devre itibariyle Türk Dili Tarihinin Orta ve Yeni Türkçe Devreleri içine girmektedir. Tarihî Türkiye Türkçesi adini da verdigimiz Osmanli Türkçesi ilk devir eserlerinde; Türkî, Lisân-i Türkî ve Türkmence olarak adlandirilir. Cevdet Pasa ve Fuat Pasa tarafindan yazilan gramerin adi da Kavâid-i Osmaniye'dir. Cevdet Pasa daha sonra Osmanli lafzini birakmadan eserini tekrar yazmistir. Bu isim daha bâzi gramer kitaplarinda Lisân-i Osmânî, Osmanlica, Osmanli Sarfi, Nahv-i Osmânî, Osmanlica Dersleri gibi günümüze kadar gelmektedir. Ancak Süleyman Pasa ve Semseddin Sâmî gibi zevatin yazdigi gramerlerde ilm-i sarf-i Türkî ve Nev usûl Sarf-i Türkî gibi yine Türkî lafzina yer verilir. Deny ve Redhouse gibi batililar ise, eserlerinde her iki kelimeye de yer vermislerdir. Onüçüncü yüzyildan yirminci yüzyila kadar devam eden.alfâbe olarak Arap menseyli îslâmi Türk alfabesine yer veren Osmanlica'yi; 1. Eski Osmanlica, 2. Klasik Osmanlica, 3. Yeni Osmanlica olarak üç devreye ayirmak gerekir. Birinci devre, yukarida da belirtildigi gibi Osmanli Azeri Türkçelerinin birlestigi onüç-onbesinci yüzyillari içine alan, yabanci dillerden gelen kelimelerin az oldugu anlasilir ve açik Türkçe devresidir. Bu devreye Eski Anadolu Türkçesi veya Ilk Osmanli Türkçesi de denmektedir. Ikinci devre Klâsik Osmanlica Devri'dir ki onalti-ondokuzuncu asirlari içine almaktadir. Türkçe bu devrede Arapça ve Farsça'dan gelen kelime ve gramer kaidelerine ziyadesi ile açilmistir. Ancak bu durum, yazilan eserlerin mevzuuna ve islenisine'göre, dilin açik ve anlasilir veya kapali olmasi sekli, degismektedir. Meselâ Bâkî'nin Dîvân'ini anlamak güç olabilir. Fakat Meâlimü'l-Yakîn adli siyer kitabi gayet açiktir ve anlamada zorluk çekilmez. Ancak belirli kültür seviyesine ulasmamis bir insan, hangi devirde olursa olsun günlük kelimelerin disinda hiç bir sey anlamaz ve cehaletini ortaya konan eserlere yüklemekten kendini alamaz. Bu durum göz önüne alindigi takdirde elbette çobanin ve pâdisâhin dili bir olmayacaktir. Çünki dünyalari baskadir. Fakat umumiyetle onaltinci yüzyildan itibaren Arapça ve Farsça'dan meydana gelen kelimeler agirlik kazanmaya baslar, onyedinci ve on sekizinci yüzyillarda gittikçe koyulasir, anlasilmaz bir hâl alir. Türkçe kelimelerin cümlenin sâdece fiilinde kaldigi görülür. Nesir dilinde pek fazla anlasmazlik ortaya çikar. Nazim dili ise, bir noktada ölçülü bir cümle yapisina sahib oldugu için, kendini pek kaybetmez. Bu devre Klâsik Osmanlica olarak adlandirilan devirdir. Ancak bunda büyüyen ve gelisen bir devletin, her sahada, dilindeki ihtisam ve ifâda kabiliyetinin bulunmasi ve kültür seviyesi hayatinin yükselmesi de büyük rol oynamistir. Devrenin sonunda bu durum halk siirinde de kendini göstermistir. Fakat bu iki yüzyilda halk siirinin dili 1908'den sonra gerçeklestirilecek olan ikiligi ortadan kaldirmis ve halk dili ile yüksek zümre dili birbirine yaklasmistir. Yeni Osmanlica Devresi ise, ondokuz-yirminci asirlari Cumhuriyet devrine kadar içine almaktadir. Osmanlica'nin bu sonuncu devresi, gazeteci lisâninin basladigi, Arapça ve Farsça tertiplerin çözüldügü Türkçe'nin kendi kaidelerine sahip çikmaya basladigi devirdir. Fakat bu devrede de Arap ve Fars dillerinden gelen kelimelerin yaninda bati dillerinden pek fazla kelime gelmistir. Hattâ bu durum Cumhuriyet devrinden sonra günümüze kadar uzanmistir. Her ne sekilde olursa olsun Osmanlica, yedi yüzyil süren uzun ömrü ile Türklüg'ün en büyük yazi dili olmustur.

    Osmanlıca Harfler

    elif ﺍ
    be ﺐ
    pe پ
    te ﺖ
    se ﺙ
    cim ﺝ
    çim ﭺ
    ha ﺡ
    hı ﺥ
    dal ﺪ
    zel ﺬ
    re ﺭ
    ze ﺯ
    je ﮊ
    sin ﺱ
    şın ﺵ
    sad ﺹ
    dad ﺽ
    tı ﻂ
    zı ﻆ
    ayın ﻉ
    gayın ﻍ
    fe ﻑ
    kaf ﻕ
    kef ﻙ
    lam ﻝ
    mim ﻡ
    nun ﻦ
    vav ﻭ
    he ﻩ
    lamelif ﻻ
    ye ﻯ

    İmla kaideleri

    Osmanlıcanın herkes tarafından kabul edilmiş kati imla kuralları yoktur. Lakin bu herkesin istediği şekilde yazabileceği anlamına gelmez. Bu kaideleri temel olarak okutucu harfler harflerin birleşme esasları kelime köklerinin Arapça veya Farsça olmasına bağlı olarak alınan eklerin durumu gibi birkaç kategoriye ayırmak mümkündür. örnekler

    Sesli Harflerin Gösterimi

    احكام ahkâm احمد Ahmed اقران akrânآرابه araba آرسلان arslan پاپا papa طاش taş باجا baca صاچاق saçak مال mal قيا kaya يايا yaya پاشا paşa بابا baba اعضا azâ أت et اساس esas امير emir اكرئ eğri اكه eğe اشك eşek ازبر ezber اجل ecel اولاد evlâd اثر eser افسانه efsane ابه ebe دده dede بلده belde تپه tepe ارق ırk اخلامور ıhlamur عراق ırak عرض ırzعطر ıtr ايليق ılık ايشيق ışık ايليجه ılıca قير kır قزيل kızıl آغرئ Ağrı يازئ yazıتاكرئ Tanrıآيرئ ayrı يازئ yazı ايش iş ايت it ايپ ip التجاء iltica ايكنه iğne ايليك ilik ميل mil كير kir پيل pil شيش şiş ايزجئ izci ايرئ iri ايشچئ işçi ايكئ iki كپئ keçi اوت ot اوتاغ otağ اوتلاق otlak اورمان orman اوجاق ocak اورس örs اوكله öğle اوفكه öfke اوكوز öküz اورتو örtü اوجوز ucuz اوشاق uşak اوغور uğur اولو ulu اوزون uzun اوركك ürkek اوچ üç اوتو ütü اوزوم üzüm اوستون üstün