Osmanlı Topraklarının Genişlemesi

'Osmanlı Tarihi' forumunda Ezlem tarafından 30 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlı Topraklarının Genişlemesi hakkında bilgi
    Osmanlı Devletinin İmparatorluk oluşu

    Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. Mehmed, Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı, fakat bu adayı alamadı. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455, 1456). Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. Fatih yaralandı, fakat Belgrad düşmedi. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti.

    1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki, Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması, Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi. Yazın Trabzon'a yürüdü. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi, Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu.

    On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi.Fatih, ondördüncü seferini 1462'de yaptı. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. 1466'daki on dokuzuncu sefer, Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak, Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek, Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil, Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran, (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu), Venedik, Macaristan, Almanya, Polonya, Kastilya, Aragon, Napoli idi. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. Türkiye müttefiksiz, tek başına idi. Fatih, Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker, ikişer üçer, beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Büyük savaş, 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti, Türkiye'ye harp ilan etti. 30 Eylülde Macaristan, Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı, açmayanlardan çok fazla idi. Her cephede düşmanı yıpratan, diplomatik manevralarla bezdiren Fatih, 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin, Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey, Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı.

    18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa, Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Uzun Hasan için kötü işaretti. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. Fatih, 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. 190.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan, sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını, tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. Venedik, Almanya ve Macaristan pes etti. Yirmi üçüncü sefer Boğdan, yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. 1478'de padişah, üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Kırım'a donanma gönderdi. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. İyonya adalarını aldıktan sonra, donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere Otranto'yu işgal ettirdi. İtalyan devletcikleri, Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında, ordusu arasında zehirlenerek öldü. 49 yaşında idi. İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa, sonuncu saltanatı 30 yıldan 2.5 ay fazladır. Bıraktığı imparatorluk 2.214.000 km2 'yi buluyordu. Ancak 511.0000 km2'' si Anadolu'da, gerisi Avrupa'da idi. Kuzeyde Türk sınırı, Moskova'nın güneyinden başlıyordu. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş, Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış, Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş, iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek, Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı.

    Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker, en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. Bazı tarihçilere göre, Türk milletinin 2.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. Bu emsalsiz savaş adamı, imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi, her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. 2 imparatorluk, 4 krallık, 11 prensliği fethetmiştir. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi.

    Yerine büyük oğlu II. Bayezid geçti. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. II. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine, 1484'te Boğdan seferine çıktı. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. Bayezid, 1492'de üçüncü sefere çıktı. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi, Macaristan'ı sulha zorladı.

    Türkiye, Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. 187'de Kemal Reis, ilk İspanya seferini yaptı. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin, Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510), İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. Ertesi yıl Kemal Reis (1511), Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur.
    25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi, ağabeyi II. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi, Türkiye lehine neticelendirdi. Balıbey, ikinci seferinde Varşova'ya girdi. Venedikle çıkan savaş, daha büyük çapta oldu. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler, Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. Venedik donanması, ağır hezimete uğradı. 1502'de Venedik'le sulh yapıldı. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. İran'dan başka, Irak, Doğu Anadolu, Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu, Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil, Şiî idi. Şah İsmail, kan, ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. Bu durum II. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü.

    Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Değerli bestekârdı. Babası, dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş, Türkiye'nin kudretini, titizlikle korumuş, yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır.
    Yavuz Sultan Selim, 42 yaşında tahta çıktı. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi. Bu misyonla, bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı.

    23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40.000 kişiyi burada bıraktı. 100.000 kişi ile yoluna devam etti. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. Şah, tesadüfen canını kurtardı. Yavuz, 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi.Şah İsmail, daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak, İran'dan Türkiye'ye geçti. Bu suretle Osmanlılar, Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi. Yavuz, beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası, yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi, 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı, Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti. Burası da bir Türk devletinin elinde idi. Mısır, Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler, Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı, Kutsal Şehirler (Mekke, Medine, Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü.

    Yavuz Sultan Selim Han, 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği, kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. Yavuz'u, Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. 24 Ağustos 1516'da, Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Memlük ordusu yok edildi. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. Memlûkler, Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı. Yavuz, Haleb'e girdi (28 Ağustos). Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu.

    Suriye, Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz, burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516), Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II. Tumanbay idam edildi. 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi. Yavuz, donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. 6 Temmuzda Hicaz, Türkiye'ye katıldı. Mekke ve Medine, Türk toprakları oldu. Emânât-ı Mukaddese Mekke, Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz, 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü.
    Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u, tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4.5, Fransa 12, İspanya 6 milyon idi).

    8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz, 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında, otağ-ı hümayûnda, yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520). Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan, Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış, Hint okyanusu ile Moskova güneyi, Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir. 1512'de 2.373.000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6.557.000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1.702.000 km2 , Asya'da 1.905.000 km2 , Afrika 2.950.000 km2 ). Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır. Bu, Barbaros Kardeşlerin, Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş, fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri, savaştıkları devlet İspanya olduğu için, misyonları çok çetindi. Zira İspanya bütün XVI. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü, zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek, İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru, bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır.

    1517 başlarında Oruç Reis, Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş, bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş, fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş, eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519).