osmanlı rus savaşı neden ve sonuçları

'Osmanlı Tarihi' forumunda HazaN tarafından 16 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. OSMANLI RUS SAVAŞI

    1875’te Bosna-Hersek, arkasından Bulgar ayaklanmaları patlak verdi.Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Balkan Hıristiyanları Avrupa’da büyük sempati topladı.Rus ve Avrupa gazetelerinin zembereği boşandı.Osmanlı yönetimi yerin dibine batırılıyor, ayaklanan Osmanlı Hıristiyanları ise alkışlanıyor, yüceltiliyordu.Devlete sadık kalan Osmanlı Ermeniler’i Balkan Hıristiyanlarına özenmeye başladılar.
    Tersane Konferansı arefesinde İstanbul Ermeni Patriği Nesre, İngiliz Büyükelçisine çıktı.”Cemaatim pek heyecanlıdır” dedi. ve “Avrupa Devletlerinin sempatisinin kazanmak için ayaklanma çıkarmak gerekiyorsa (Ermeniler arasında da) böyle bir hareket yaratmak hiç te güç olmayacaktır” diye ekledi.
    1877-78 Türk-Rus Savaşı, Türk Milleti için pek büyük bir felaket , Osmanlı Ermenileri için ise bir fırsat oldu.Anadolu’nun kimi uzak yerlerinde Ermeni çeteleri eli silah tutan Türkler’in cephelere gitmelerini fırsat bildiler.Gün bu gündür deyip Türk-Müslüman köylerine saldırdılar.
    İstanbul Ermenileri’ne gelince , onlar 1877-78 Türk-Rus Savaşı başlayınca Osmanlı Devleti’ne bağlı göründüler.Ama savaşın gidişatı tersine dönünce , özellikle Plevne’de Osman Paşa teslim olunca İstanbul Ermeni Patrikhanesi yüzseksen derecelik bir dönüş yaptı.Patrikhane ve Ermeni aydınları Osmanlı Devleti’ne sırt çevirip Ruslar’a yöneldiler.Ocak 1878’de kılıç artığı onbinlerce Rumeli Türk göçmeni , kar, buz, balçık, çamur içinde bata çıka Rus kuvvetleri önünde Trakya’da yol almaya, canlarını İstanbul’a Anadolu’ya atmaya çalışıyorlardı.Bozguna uğramış olan Rumeli boşalıyor, perişan Türk kitleleri Avrupa’dan Ön Asya’ya , Anadolu’ya dönüyorlardı.Ermeni Patriği Nerses Efendi, Rus Başkomutan Vekili Grandük Nikola’nın huzuruna çıktı.Ermeni cemaatinin Rus Çarı’na bağlılığını arzetti.
    Patrik Narses Efendi, Grandük tarafından kabul edilir.Rus geleneklerinin aksine, Patrik , Grandük’ün elini “Türkiye’deki Ermeni vatandaşları adına” öper ve der ki;
    “Size bir harita ve talep listesi sunuyorum.Türkiye’de Ermeniler’in çoğunlukta olmamalarına rağmen, devlet kuramadıkları, kendi vatanlarının sınırlarını belirleyen bu haritayı inceleyiniz.Hakkımızı veriniz.Burada derhal bir Ermeni Devleti kurunuz.Size İsa ve Ermeni halkı adına teminat veriyorum ki, bu devlet Rusya’nın sadık bir parçası ve kölesi olacaktır.”
    Bizimle birlikte yaşadıkları süre içinde , iki kere sadrazamlığa kadar yükselmiş ve devletin bütün mertebelerinde görev alan Ermeni vatandaşlarımız bu müddet içinde hiç köle olmamışlardı da şimdi Ruslar’a köle olmayı teklif ediyorlardı.Aslında Rusya’nın hedefi içinde Ermeni olmayan bir Ermenistan Devleti kurmaktı.
    General İgnatieff’in Osmanlı Hariciye Nazırı Saffet Paşa’ya dikte ettiği 3 Mart 1878 tarihli Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’na Ermeniler’le ilgili şu madde eklendi:
    “Madde 16-Ermenistan’da (Doğu Anadolu’da) Rus işgalinde bulunan ve Türkiye’ye geri verilecek olan toprakların Rus askerince boşaltılması, oralarda , iki devletin (Türkiye ve Rusya’nın) iyi ilişkilerine zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Bab-ı Ali (Osmanlı Hükümeti), Ermeniler’in yaşadığı vilayetlerde yerel durumun gerektirdiği iyileştirmeleri ve reformları zaman yitirmeden gerçekleştirmeyi ve Kürtler ile Çerkesler’e karşı Ermeniler’in güvenliğini sağlamayı üzerine alır.”
    Ayastefanos Antlaşması, İngiltere’yi telaşlandırdı.Kars, Ardahan ve Batum’un Rusya’ya katılması , Ermeniler üzerinde Rus nüfuzunun artması ve Rusya’nın Doğu’da prestij kazanması İngiltere’nin “hayati çıkarlarına” ters düştüğü değerlendirildi.İngiltere’nin Hindistan İmparatorluğu’na giden birinci yol Süveyş Kanalı’ndan , ikinci yol Doğu Anadolu’dan geçiyordu.Doğu Anadolu Asya’da İngiliz-Rus rekabetinin bir düğüm noktası olarak görülüyordu.İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Salisbury’a göre Rusya’nın Kars, Ardahan ve Batum’u alması , geri olan halk kitleleri üzerinde öyle derin etkiler yaratacaktı ki , sonunda bu kitleler , özellikle Osmanlı Ermenileri Rusya’nın kucağına düşeceklerdi.Bunun sonucunda Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu toprakları bir defa daha parçalanıp Rusya tarafından yutulabilecekti.
    İngiltere, Ayastefanos Antlaşması’nı değiştirmek için hemen harekete geçti.4 Haziran 1878 günü İngiltere ile Osmanlı hükümeti arasında ikili bir antlaşma imzalandı.”Kıbrıs Antlaşması” olarak ta bilenen bu antlaşmaya göre ,eğer Rusya , ilerde Osmanlı Devleti’nin Asya topraklarından bir bölümünü ele geçirmeye kalkarsa , İngiltere Osmanlı Devleti’nin yardımına koşacaktı.Bu olası yardıma karşılık Osmanlı Devleti Kıbrıs adasının yönetimini İngiltere’ye bırakıyordu.
    18 Temmuz 1878 günü imzalanan Berlin Antlaşması’nda Osmanlı Ermenileri ile şu özel madde yer aldı:
    “Madde 61:Bab-ı Ali (Osmanlı Devleti) Ermeniler’in yaşadığı eyaletlerde yerel ihtiyaçların gerektirdiği reformları geciktirmeden yapmayı ve Çerkes ve Kürtlere karşı Ermeniler’in huzur ve güvenliğini sağlamayı taahhüt eder.Bu hususta alınacak önlemleri büyük devletlere bildirecektir ve devletler de alınan önlemlerin uygulamasını gözetleyeceklerdir”
    Doğu Anadolu’da yapılacak reformlar sonunda Ermeniler, İngiliz veya Avrupa protektorası altında serpilecek , güçlenecek ve siyasi bakımdan hazırlanacaklardı.Sonra dışarıdan Doğu Anadolu’ya Ermeni nüfusu getirilecekti.Böylece bölgede Ermeni nüfusu artacaktı.Ama ne kadar artarlarsa artsınlar Ermeniler yine azınlıkta kalacaklardır.Onun için ikinci adım olarak , Türk nüfusu Doğu Anadolu’dan peyderpey uzaklaştırılacaktı.Geriye Ermeniler, Kürtler ve Süryaniler kalacaktı.Süryaniler’le Ermeniler mezhep ayrılıkları bir kenara bırakılıp kaynaştırılacaktı.Kürtler ise “silah zoruyla hizaya getirilecekler”, Ermeniler’le birlikte yaşamaya zorlanacaklardı.Bütün bunlar “Reformların uygulaması” kisvesi altında yapılacaktı.Zamanı gelip Osmanlı Devleti çökünce de Ermeniler’e bağımsız bir devlet kurdurulacaktı.Ancak bu devlet kendi ayakları üzerinde duramayacağından , bunun üzerinde “güçlü bir İngiliz protektorası” kurulacaktı.Böylece Rus yayılmasına bir set çekilecekti.
    Ermeni meselesi gündeme geldiğinde ,Osmanlı tahtında yeni padişah II.Abdülhamit vardı.II.Abdülhamit Ermeni meselesi ve Doğu Anadolu ıslahatı konusunda çok kararlı bir tutum sergilemiş ve Berlin Kongresi’nde öngörülen hususları hiçbir zaman yürürlüğe koymamıştır.Alman elçisine söylemiş olduğu şu sözler, onun tutumu hakkında yeterli bir fikir vermektedir: ”Ölürüm de Ermenilere muhtariyet hakkı tanıyan Berlin Antlaşması’nın 61.maddesini uygulatmam.

     


    Romantiq bunu beğendi.