Osmanlı Padişahlarının Keskin Zekası

'Osmanlı Tarihi' forumunda Sitem tarafından 3 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. osmanlı zekası ,osmanlının zekası,yavuz sultan selim zekası

    Osmanlı Padişahlarının Keskin Zekası

    Herkes yediğinden ikram eder

    Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli
    mücevherlerle süslü bir sandık
    hediye gönderiyor Sultan Selime. Sandık açılıyor. İçinden
    çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,
    kadife kumaşlar çıkıyor.
    Fakat
    bir de pis bir koku yayılıyor.
    Dehşet bir koku, herkes burnunu
    tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan
    pisliği çıkıyooooor.. Yani Osmanlıya acayip bir
    hakaret!!!!!
    Cihan
    padişahı
    emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde >>>
    cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi >
    buluyor.
    Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla
    süslü bir sandık
    hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul''unda
    imal edilen gül

    kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en
    altına da
    küçükbir pusula ve bir satır yazı.
    Gönderiyor. Şah sandığı açıyor.
    Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu
    lokum.
    Anlam
    veremiyorlar
    tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram
    ediyor.

    Kutunun
    içindeki pusulayı Şah okuyor:

    ""Herkes yediğinden ikram eder""

    SIR SAKLAMAK

    Yavuz Sultan Selim,birçok Osmanlı Padişahı gibi,devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış.Bir keresinde,vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,Yavuz ona:

    -Sen sır saklamasını bilir misin?diye sormuş.

    Vezir,Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:

    -Evet Hünkârım,bilirim dediğinde,Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:

    -Ben de bilirim.



    Gelin Alayı

    Kanunı'den sonra yerine geçen II. Selim (Sarı Selim) ilk defa, ordunun başında sefere gitme adetini bozmuş ve eğlenceye başlamıştı. Böylece her alandaki bozul*manın temelini de atmış oluyordu. Zira mükemmel olan ilk on Osmanlı padişahından sonra, Sarı Selim'in çapı çoook çok düşüktü.

    İran Şahı, Sarı Selim'in padişahlığını tebrik etmek üzere Edirne'ye Şah Kulu adında bir elçi gönderir. Padişahın emriyle Şemsi Paşa da tertipli ve güzel gi*yinmiş küçük bir ordu ile, hediye kervanını uzak me*safeden karşılamaya çıkmıştı. Şah Kulu, Osmanlı aske*rindeki bu gösterişini çekememiş ve alaylı bir şekil:de

    "Uzaktan askerinizi gelin alayına benzettim." deyin*ce, Şemsi Paşa derhal elçinin ağzının payını şu sözleriy*le vermiştir:

    "Evet haklısınız. Çaldıran'da da gelin almaya gelen bu askerdi."

    Bilindiği üzere, 1514 Çaldıran Savaşı'nda Şah İsma*il'in tacı, tahtı ve hazinesiyle birlikte hanımı da ele ge*çirilmiş ve İstanbul'a getirtilerek Tacızade Cafer Çele*bi'yle evlendirilmişti.