Osmanlı Devletinin Yıkılış Dönemi Hakkında Bilgi

'İslami Bilgiler' forumunda Wish tarafından 19 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlı Devletinin Yıkılış Dönemi

    Sadrazam Mahmut Sevket Pasa'nin öldürülmesi ile (21 Haziran 1913) Ittihat ve Terakki Firkasi hükümetin idaresini tamamen ellerine geçirmisti. Enver Talat ve Cemal Pasalar Osmanli Devleti'nin iç ve dis politikasini belirlemede en etkili nazirlardi. Balkan savaslarindan sonra ordu ve donanmayi güçlendirmek isteyen hükümet Avrupa devletlerinden mühendisler ve askerî uzmanlar getirtmekteydi. Osmanli Devleti dis siyasetini de dengeleri gözeterek yeniden belirlemek ihtiyacini hissetmekteydi. Emperyalist devletler nüfuz alanlarini korumak veya genisletmek maksadiyla siyasî askeriî ve iktisadî açidan ittifaklar olusturmaktaydi. Ingiltere ve Fransa'ya nazaran sömürgecilige geç baslayan Almanya Afrika Avrupa ve Orta Dogu'da nüfuz sahasini genisletmek istiyor ve Osmanli Devleti'ne bu maksatla yakin durmayi yegliyordu . Avusturya-Macaristan Imparatorlugu da Balkanlarda Panislavizmi gerçeklestirmeye çalisan Rusya'ya karsi Almanlarla is birligi içindeydi. Ingiltere ve Fransa tarafindan pay edilmis Kuzey Afrika'da gözü olan Italya da bu ittifaka yakindi. Dolayisiyla Almanya önderligindeki Üçlü Ittifak'in (Almanya Avusturya-Macaristan ve Italya) dogal rakibi Ingiltere'nin öncülügündeki Fransa ve Rusya'dan olusan Üçlü Itilaf (Anlasma) devletleri idi. Avusturya-Macaristan Veliahti Ferdinand'in Sirbistan ziyareti esnasinda bir Sirp tarafindan öldürülmesi (28 Haziran 1914) bu iki cepheyi sicak savasa sokmaya yetti.

    Daha sonra Romanya Japonya ve ABD Itilaf Devletleri Bulgaristan ve Osmanli Devleti ise Ittifak devletleri safinda bu savasa girdiler.

    Osmanli Devleti savastan önce Ingiltere ve Fransa'ya yakin bir politika izlemek istedi. Ancak hem hükümet ve halk içerisindeki tepkiler hem de Itilaf Devletleri'nin buna sicak bakmamasi Osmanlilari Almanya'ya yanastirmaktaydi. Özellikle Enver ve Talat Pasalar Osmanli Devleti'nin yeniden silkinmesi ve kaybettikleri topraklari kazanabilmesi için Almanya'nin yaninda yer almayi uygun buluyorlardi. Hükümet baslangiçta tarafsiz kalmayi tercih etmisti. Almanlarin II.Abdülhamit devrinden itibaren Osmanli Devleti'nin yenilesme çabalarina katkida bulunmasi ve bu maksatla gönderdikleri askerî ve sivil uzmanlarin varligi Itilaf Devletleri'nin Osmanli Devleti'nin tarafsiz kalamayacagi süphesini artiriyordu. Bu tutum dolayisiyla Almanya yanlilarinin tezini kuvvetlendirmekteydi. Enver ve Talat Pasa'nin öncülük ettigi bu grup Almanlarin yaninda savasa girmekle Kafkaslar Balkanlar ve Ege'de kaybedilen topraklarin geri alinabilecegi ve Osmanli Devleti'ni nefes alamaz hale getiren kapitülasyonlar ve düyun-i umumîden kurtulunabilecegini öne sürmekteydiler. Nitekim Almanya'ya ait Goben ve Breslav zirhlilarinin Türk bayragi çekilerek Rus limanlarini bombalamasi Osmanli Devleti'nin Almanya safinda savasa girmesine vesile olacaktir (1 Kasim 1914).

    Osmanli Devleti I.Dünya Savasi'nda tam yedi cephede mücadele etti; Kafkasya Kanal Hicaz ve Yemen Irak Suriye ve Filistin Galiçya ve Çanakkale. Bütün cephelerde Osmanli askerleri büyük bir kahramanlik örnegi gösterdiler. Ancak yedi cephede birden savasi sürdürmek zor sartlar içerisinde bulunan Osmanli Devleti için çok güçtü. Enver Pasa'nin kumanda ettigi Kafkas Cephesi'nde Osmanlilar büyük zayiat verdiler. Dogu Anadolu ve Trabzon düstü. Kanal (Süveys) cephesinde ise Cemal Pasa Fransiz ve Ingilizlere basariyla direndi. Hicaz ve Yemen'deki Osmanli birlikleri destek görmemelerine ragmen kutsal yerleri korumak ugruna harbin sonuna kadar Serif Hüseyin ve Ingilizlere karsi koydular. Basra'ya çikan Ingilizler Kuttü'l-Amare'de büyük bir bozguna ugradilar. Komutanlari General Townshend esir edildi (29 Nisan 1916) Ancak 1918'de yeni birliklerle saldiran Ingilizler ihanet eden Arap kabilelerinin de yardimiyla Basra'da oldugu gibi Suriye'de de saldirilarini artirdilar. M.Kemal Halep'te bir savunma hatti olusturdu. Galiçya Makedonya ve Romanya'da Osmanli birlikleri Avusturya ve Bulgaristan'a yardimci olmak için büyük bir özveriyle savastilar. Türkler en büyük direnmeyi Çanakkale'de gösterdiler. Itilaf Devletleri 19 Subat 1915'den itibaren muazzam bir donanma ve yüz binlerce askerle saldiriya geçtiler. 18 Mart'ta Itilaf donanmasina ait pek çok gemi batirildi. Ardindan Gelibolu Yarimadasi'ndaki Settü'l-Bahir ve Ariburnu'na asker çikararak karadan da saldiriya geçtiler. Anzak ve Hint birliklerinin de katildigi kara savaslari tam bir ölüm kalim savasi oldu. M.Kemal'in de büyük bir askerî deha olarak ortaya çiktigi bu savunma karsisinda Itilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kaldi.

    Bütün dünyaya ögretilen "Çanakkale Geçilmez" sözü 250 bin Türk evladinin sehit kaniyla yazilan bir büyük destan oldu. Itilaf Devletlerinin Çanakkale bozgunu Rusya'nin yardim alma ümitlerini suya düsürmüs ve bunun neticesinde gerçeklesen Bolsevik Ihtilali Çarlik Rusyasi'nin sonu olmustur. Rusya'nin savastan çekilmesi üzerine 7 Aralik 1917'de imzalanan anlasmayla Dogu cephesinde Türk-Rus Savasi sona ermistir.

    Osmanli Devleti I.Dünya Savasi'nda yedi düvele karsi muhtesem bir mücadele sergilemistir. Ancak 29 Eylül 1918'de Bulgaristan'in teslim olmasi Osmanlilar ile Almanya arasindaki irtibatin kesilmesine yol açmistir. Müttefiklerinin savastan yenik ayrilmasiyla birlikte Osmanlilar da ateskes anlasmasini imzalamak durumunda kalmislardir. Ittihat ve Terakki Firkasi'nin hükümetten çekilmesinin ardindan kurulan Ahmet Izzet Pasa baskanligindaki hükümet Bahriye Naziri Rauf Bey baskanligindaki bir heyeti Limni'nin Mondros limanina göndermis ve Mondros Ateskes Anlasmasi'nin imzalanmasiyla (30 Ekim 1918) Osmanlilar resmen savastan çekilmislerdir. Ateskes anlasmasiyla Itilaf Devletleri Osmanli ülkesini isgal etme hakkini elde etmislerdir. Bu durum Osmanli Devleti'nin fiilen paylasilmasi demekti.

    Nitekim Ingiliz Fransiz Italyan birlikleri bu anlasmaya dayanarak Anadolu'da isgallere baslamislar Asirlarca Osmanlinin hakimiyetinde yasayan Yunanlilar da agabeylerinin müsaadesiyle Izmir'e asker çikarmislardir (15 Mayis 1919). Isgallere karsi Anadolu Türk'ünde büyük bir infial yaratmis ve 19 Mayis 1919'da Mustafa Kemal Pasa'nin Samsun'a çikmasiyla düsmana karsi "Milli Mücadele" baslamistir. Itilaf Devletlerinin Sevr Anlasmasi'ni Istanbul hükümetine imzalatmasi (10 Agustos 1920) Milli Mücadele'nin güçlenmesinden endise eden düsmanlarin bir an önce Türk millî varligini ortadan kaldirmayi amaçlamalarindan baska bir sey degildi. Fakat bu anlasma hükümleri hiçbir zaman uygulanamadi. Ankara'da açilan Milli Meclis'in iradesi Mustafa Kemal ve arkadaslarinin büyük ve onurlu mücadelesi bu oyunlari bozdu. Istiklal Harbi'ni kazanilmasiyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmus oldu. Yeni Türk devleti "Millî Hakimiyet" ilkesinin tabii bir neticesi olarak 1 Kasim 1922'de saltanati kaldirdi. Dolayisiyla bu tarih 622 yil devam eden Osmanli Devleti'nin de resmen sonu oluyordu.