Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

Konusu 'Osmanlı İmparatorluğu' forumundadır ve Aysell tarafından 19 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Aysell Üye

    Osmanlı Devleti Yenilik Hareketleri nelerdir
    Osmanlı Devleti Islahatları


    OSMANLI DEVLETİNDE ISLAHAT ZORUNLULUĞUNUN ORTAYA ÇIKIŞI

    Osmanlı tarihçileri 15.yyın ortalarından 16.yyın sonlarına kadar olan devreyi “Osmanlı klasik devri” olarak tanımlarlar. Osmanlının bu klasik devrinde bazı sorunların ve değişikliklerin ortaya çıktığı fikri 16. asrın son çeyreğinden itibaren yazılmaya başlanan nasihatname ve ıslahat layihalarında da bahsedilmiştir.

    16. asırda Osmanlı Devleti doğal sınırlarına ulaşmış ve hayati önem taşıyan fetih politikaları sonlanmaya başlamıştır.16. asrın son çeyreğinde önce doğudaki İranlılara sonrada batıdaki Habsburglara karşı yürütülen uzun ve kazançsız savaşlar aynı dönemde devlet içinde yaşanan büyük sosyal sorunlarında etkisiyle devleti derinden sarsmış ve büyük ölçüde mali ve insan kaybına yol açmıştır.

    Kanuni Sultan Süleyman dönemi ve sonrasında ortaya çıkan bunun gibi bazı sorunlar ve bozulmalar devlet genelinde ıslahat ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Islahat ihtiyacını ortaya çıkartan bozulmalar ise şunlardır:

    1. MÜLKİ İDAREDEKİ BOZULMA

    Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra devlet işleriyle yakından ilgilenen dirayetli padişahların iş başına gelmemesi otoritenin zayıflamasına sebep oldu. I. Ahmed ile beraber “ekberiyet” yani hanedan üyelerinin en yaşlısının başa geçmesi sistemi getirilmişti. Bu sistemde yetenekli padişahların başa geçmesini önlerken aynı zmanda şahsi yetenekten yoksun kişilerin padişah olmasını da sağladı. Yine sancağa çıkma usulünden vazgeçilmesiyle şehzadelerin devlet işlerinde tecrübe kazanmasının önüne geçilmiş olundu.

    2. ASKERİ YAPIDAKİ BOZULMA

    Mülki idarede başlayan sorunlar askeri teşkilatı da etkiledi. Kapıkulu Ordusuna devşirme yerine gelişi güzel adam alınması ordudaki disiplini de bozdu. Buda toprak alınmasını güçleştirdi. Orduda meydana gelen bu bozulmayla yeni çerilerin en ufak bir olayda isyan etmeleri verimli devlet adamlarının hayatlarını kaybetmelerine ve padişahların tahttan indirilmelerine sebep oldu. Tımar sistemi çökmeye başlamış ve özellikle Avrupa’daki savaş sisteminde meydana gelen değişikliklere Tımarlı Sipahilerin ayak uyduramamasıyla ordu, idari sistem ve tarım sistemindeki bozulma iyice kendini göstermeye başladı.

    3. EKONOMİK YAPIDAKİ BOZULMA

    Osmanlı Akçesi özellikle 1580 den sora Osmanlıya girmeye başlayan ucuz Amerikan gümüşü karşısında değerini kaybetmeye başlamış, bunun sonucu olarak ortaya çıkan enflasyon karşısında ezilen sabit gelirli devlet görevlileri halk üzerinde baskı kurarak kanunsuz vergiler almaya başlamışlardır. Bundan bıkan köylüde toprağını terk edip şehre göç etmeye ve işsiz kesimi arttırmaya başlar. Savaşlar artık bir masraf kapısı olmuş, vergiler savaşları finanse edemez duruma gelmiştir.

    4. İSYANLAR

    Anadolu’da meydana gelen Celali isyanları ülke gündemini 20-30 yıl boyunca işkal etmiştir. İstanbul’da meydana gelen Kapıkulu isyanları, Eflak, Boğdan, Suriye gibi yerlerde meydana gelen yerli isyanlar ülkeyi tam bir anarşi içerisine sürüklemiştir. Bu dönemde bahsedilen sebeplerden dolayı kentlere göç eden köylü kesim işsiz nufusu arttırarak bunun sonucunda eşkıyalığın artmasına da sebep olmuştur.

    5. AVRUPA’DA MEYDANA GELEN GELİŞMELER

    Avrupa’nın gerçekleştirdiği coğrafi keşifler sonucunda Akdeniz ticareti önemini kaybetmeye başlamıştır. Buda Osmanlı ekonomisinde ağır etkilere sebep olmuştur. Amerika’nın keşfiyle buradaki değerli madenlerin Avrupa’ya akması sonucunda zenginleşen Avrupalı devletlerde gelişen bilim ve teknoloji yine bu ülkelerde Rönesans ve Reform gibi olguların oluşumunu sağlamıştır. Böylece günkü Avrupa’nın temelleri atılmıştır. Bu sırada Avrupa’da harp sanayisi gelişmiş, bunun sonucunda ortaya çıkan ateşli silahlar savaşları kazanmalarını ve ekonomide yeni kaynaklar bulmalarını sağlamıştır. Bunun sonucunda Tımarlı Sipahi önemi kaybetmiş ve buda toprak sistemi. Askeri sistemde bozulmaları tetiklemiştir.

    Tüm bu gelişmelerden sonra 17. yya giderek gelişen Avrupa’nın ardından kendi iç sorunları dolayısıyla Avrupa’nın gelişme hızını yakalayamadan giren Osmanlı devletinde bu asırdan itibaren Tanzimat’a kadar neredeyse her padişah devrinde reformlar yapılmaya çalışılacaktır. Ancak yapılan bu reformların en temel özelliği bir bütünlük içerisinde olmamalarıdır. Böylece her alanda fakat farklı yapılmaya çalışılan reformlar başarıya ulaşamıyacaktır.

    I. AHMED DÖNEMİ (1603-1617) ISLAHATLARI

    Sultan Ahmed’in Osmanlı Devleti düzeninde yaptığı en büyük değişiklik veraset sisteminde olmuştur. I. Bayezid döneminde başlayıp kanuni devrinde kanunlaşan kardeş katli geleneğini kaldırmış, “amudi sistem” yerine “ekberiyet sistemi”ni oluşturarak tahta hanedanın en yaşlı üyesinin çıkması geleneğini başlatmıştır. Bu durum taht kavgasını sonlandırdığı gibi yönetme becerisine haiz olmayan kişilerin başa geçmesinide sağlamıştır.

    Sultanın yönetimde yaptığı ikinci önemli reform ise şehzadelerin sancağa çıkmalarına sakal bırakmalarına çocuk sahibi olmalarına getirdiği yasaktır. Şehzadeler daha önce bu sayede ufak çaplıda olsa belirli bir bölgenin nasıl yönetileceği konusunda fikir ve tecrübe kazanıyorlardı. Ancak bu geleneğin kaldırılmasıyla artık tahta tecrübesiz kişilerin geçmeye başladığını görmekteyiz.

    Bu dönemde Anadolu ihmal edilmiş ve bölgede celali isyanları baş göstermişti. Sultan Ahmed, Kuyucu Murad Paşa’yı saderete getirerek bu sorunu da çözmüştür.

    Sultan Ahmed hayır işlerine önem vermiş, Kabe’yi onartmış, Sultan Ahmed Camii’ni inşaa ettirmiştir.

    GENÇ OSMAN DÖNEMİ (1618-1622) ISLAHATLARI

    II. Osman, Fatih Sultan Mehmed’in torunu ve I. Ahmed’in oğludur. Akıllı bir kişi olan II. Osman’ın Şehzadelik döneminde iyi bir eğitim gördüğü, beş dil bildiği Osmanlı kroniklerinde geçmektedir.

    Sultan Osman’ın ilk icraatları; hükümet idaresinde bazı değişiklikler yapmak, kadının görevlerini kısıtlamak ve ulemaya verilen arpalıkları kısmak olmuştur. Gerek bu sebeplerden gerekse yapmayı düşündüğü icraatları etrafındaki kişilerle payması sebebiyle düşmanları artmıştır.

    Hotin seferinde istenilen başarının elde edilememesi Sultan Osman’ın Askeri düzende de yenilik yapma isteğini ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında Sultan Osman’ın yapmayı düşündüğü yenilikleri şöyle sıralayabiliriz:

    1. Kapıkulu Ocağını kaldırıp milli bir ordu kurmak

    2. Payitahtı Anadolu’ya nakletmek

    3. Ulemayı siyasetten uzaklaştırmak

    4. Haremi yönetimden uzaklaştırmak

    5. Hanedan kızlarını Türk erkeklerle evlendirmek

    6. Kanuniden beri gelen kanunları düzenleyip yeni kanunlar yapmak

    Sultan Osman genç ve fazla tecrübesi olmayan birisiydi. Hacca gideceğini öne sürerek Anadolu’ya geçerek Yapmak istediği bu yeniler için düzenlemeler yapacaktı. Ancak bu konuyu öğrenen yeniçeri ve sipahiler ayaklanarak sarayın bahçesine kadar girdiler. Daha sonra sultanı yakalayıp Yedi Kule Zindanlarına kapattılar… kendisi burada Davut paşa’nın emri ile 20 Mayıs 1622 tarihinde 18 yaşında iken öldürüldü. Bu olay 350 yıllık Osmanlı tarihinde daha önce görülmemiştir ve sayıları 50 bine yaklaşmış olan kapıkullarının devlet idaresini ele geçirmeye başladıklarının katıdır.
  2. Aysell

    Aysell Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    16.337
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    İstanbul
    Cevap: Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

    17.YY ISLAHATLARINA GENEL BAKIŞ

    16.yy sonlarından itibaren Osmanlı Devletinde neredeyse her alanda bir çözülme başlamıştı. Bu çözülmenin sebebi olarak ise şunlar gösterilebilir:

    1.Osmanlı Devleti’nin güçlü zamanlarında sahip olduğu üstünlük psikolojisini çözülme başladıktan sonra bile üzerinden atamamış olması

    2.Doğu ve batıyla yapılan uzun savaşlar

    3.Osmanlı Devletindeki fiyat devrimi

    4.Amerikanın keşfiyle Osmanlı ülkesine giren ucuz gümüşün Osmanlı ekonomisine yaptığı darbe

    5.Coğrafi Keşifler

    6.Askeri teknolojideki değişiklikler.

    7.Osmanlı’nın gerekli tedbirleri alacak düzeyde donanıma sahip olmaması

    8.Osmanlının her alanda Avrupa’da meydana gelen değişiklikleri yakından takip etmemesi.

    Osmanlı Devletinde ciddi anlamda ıslahatlara ilk teşebbüs eden padişah Sultan II.Osman (Genç) olmuştur. Yeniçeri ocağını kaldırarak yerine milli ve düzenli bir ordu kurmak istemiş ancak bunu hayatıyla ödemiştir.IV. Murad ise boş kalan hazineleri doldurmaya çalışmıştır. Ayrıca sert kişiliği ile devletin geçici bir süre çözülmesine engel olmuş ve Koçi Bey’den çöküşün nedenlerini içeren bir risale hazırlamasını istemiştir.

    Tarhuncu Ahmed Paşa çeşitli emirliklerin hesaplarını inceletmiş, masrafları kısmaya çalışmıştır. Köprülü Mehmed Paşa veziriazamlığa getirildiğinde sert tedbirlerle çözülmenin öüne geçmeye çalışmıştır.

    17.yy ıslahatlarının genel özellikleri şunlardır:

    1.Islahatlar yapılırken batı örnek alınmamıştır

    2. Islahatlar gerçekleştirilirken şiddete başvurulmuştur.

    3. Islahatlarla köklü çözümler değil günü kurtaracak önlemler alınmıştır

    4. Yeniliklerin merkezini askeri ve ekonomik konular oluşturmaktadır

    5. yapılan yenilikler geniş kitlelere göre değil kişilere göre yapılmıştır

    6. Yeniçeriler ve ulema bu yenilikler karşısındaki en büyük engeldir

    7.Yeniliklerle eski sisteme (Kânun-ı Kadime) dönülmeye çalışılmıştır

    17. ASIR RİSALELERİ,

    (NASİHATNAME, LAYİHA)

    1. Nushatus Selatin, Sultanalra Tavsiyeler, Gelibolulu Mustafa Ali

    2. Usulü’l-Hikem Nizam-il Alem, Dünya Düzeni İçin Hikmetli Usuller, II.Mehemed’e sunulmuştur

    3. Kiteb-ı Müstetab, Güzel Kitap, Anonim, Genç Osman’a sunuldu.

    4. Koçi Bey Risalesi, Koçi Bey, IV.Murad’a sunuldu.

    5. Habnâme, Veysi, I.Ahmed’e sunuldu.

    6. Kitabu mesalihi Müslimin ve Menafihil Müminin, Anonim, Kara Mustafa Paşa’ya verildi

    7. Düsturu’l Amel li-İslahil-Alel, Bozuklukların Düzeltilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar, Katib Çelebi

    8. Müsayinül Vüzera Ve Ümera, Defterdar Sarı Mehmet Paşa

    Osmanlı nasihat yazarları Osmanlı kamu düzenin bozukluk ve karışıklığa düştüğünü ileri sürmüşlerdir. Osmanlı tarihinin bir döneminde devlet teşkilatının ve toplum yapısının mükemmel bir halde bulunduğuna, o zamanlar sıkıca riayet edilen “kanun-ı Kadim”e uyulmadığı için düzenin bozulduğunu ileri sürerler.

    Osmanlının bu mükemmel çağının ne zaman olduğu tam bilinmemekle birlikte kısmen bozulmaların Kanuni Sultan Süleyman’ın ikinci saltanatlık döneminde başladığı ileri sürülür. Ancak bozulmanın bir bütün olarak etkili bir hale geldiği dönem olarak III.Murad dönemi gösterilir.

    1.NASİHAT YAZARLARININ DEĞİNDİĞİ ORTAK BOZULMA SEBEPLERİ:

    A) Padişah ve Sadrazamlar eleştirilir: Risale yazarlarına göre bozulma idari yapının tepesinde başlamış ve giderek diğer tabakalarada sıçramıştır

    B) Daire-i Adliyedeki sistemin bozulması eleştirilir: Halka adil davranılmazsa üretim azalacak ve bu da hazine gelirlerinin düşmesine, ordunun zayıflamasına, devletin çökmesine sebep olacaktı

    C) Rüşvet ve devlet işlerinin ehline verilmemesi eleştirilir: Bozuklma yukarıdan aşağıya doğru indikçe devlet işleri rüşvet ve iltimasla görevin ehli olmayan kişilere verilmeye başladı. Buda devlet yapısını bozdu

    D) Toplum tabakasındaki bozulma eleştirilir: Özellikle Tımarlı kemsine rüşvet sayesinde kanunlarla girmesi yasaklanan kişilerin alınmasıyla toplum düzeni alt üst olmuştur.

    E) Hazinenin dengesi ve ekonomik bozukluk eleştirilir: Layihaların ana teması hazine gelirini arttırmak ve orduyu eski kudretine kavuşturmaktır. Bunun içinde vezir sayısının azaltılması, vakfa dönüştürülen miri arazinin yeniden devletleştirilmesi, timarların ulufeli kullara verilmesi gibi tavsiyelerde bulunulmuştur.

    F) Askeri sistemdeki bozulma eleştirilir:

    G) Ahlaki bozulma eleştirilir: Rüşvet, iltimas, adam kayırma yollarıyla devlete ehil olmayan kişilerin alınması zaten bununla bağlantılı olarak görülüyordu. İdarecilerin zulmü, alt tabaka kişilerinin hadlerini aşmaları, halkı fitne fesadın kaplaması ahlaki çökümtünün sebepleri olarak gösteriliyordu.

    2. NASİHAT YAZARLARININ BOZULMAYA KARŞI TAVSİYELERİ

    Nasihat yazarlarına göre bu bozulmanın önlenmesi için:

    -Padişah devlet işleri ile bizzat ilgilenmeli

    -İşinin ehli ve dindar birini bularak veziriazam ilan etmeli

    -Veziriazamda işleri ehli kişilerine vermeli

    -Tımar ve zeametler hak eden kişilere verilmeli

    -Gayrımeşru vakıf ve mülkler tımar ve zeamete dönüştürülmeli

    Tüm bunlar yapılırsa ordu yeniden güç kazanacak ve reaya rahat olacaktı. Yine bu işler yapılırken kimseye taviz verilmemeli kanuna aykırı davranılmamalıydı.

    3. NASİHAT YAZARLARININ ESERLERİNDEKİ EKSİKLİKLER

    Risale yazarlarının bazı konularda eksiklikleri olduğu görülmektedir. Bu yüzden bu eserlere riayet edilmemesi gerekmektedir. Bunlar:

    -Nasihat yazarları olayları tarafsız bir şekilde ele alamamışlar, görevleri ve çeşitli korkularının tesiri altında kalmışlardır.

    -Risaleciler çözülmenin temel sebeplerinden biri olarak tımar sistemine gereken özenin gösterilememesini ileri sürmüşlerdir. Ancak tımar sistemi artık değişen dünya düzenine ayak uyduramaz duruma gelmiştir. Özellikle ateşli silahların kullanılmaya başlamasıyla sipahi sistemi son bulmuştur. Bu silahları kullanan yeni bir ordunun gerekliliği şarttır. Devlet ileri gelenleri bunu görmüş ve sistemin üzerine o kadar düşmemişleridir.

    -Aynı durum iltizam usulü içinde geçerlidir. Layihacılar iltizam usulunu gereğinden fazla eleştirmişlerdir. Ancak devlet yöneticileri hazinenin nakit ihtiyacını karşılayabilmek için onların bu eleştirilerine kulak asmamışlar ve usulü yaygınlaştırmaya çalışmışlardır.

    -Layiha yazarlarının bir diğer eksiklikleride Osmanlı ülkesi dışındaki gelişmelere ve bu gelişmelerin uzağında kalan Osmanlı’ya ne derece etkili olduğudur.

    -Nasihat yazarları her ne kadar idealleştirilmiş bir geçmişe bağlı kalsalarda devlet yöneticileri içinde bulundukları devrin gereği neyse onu yapmaları gerektiğini bilmektedirler.

    Mehmet Öz yazmış olduğu eserinde layihacıların bu eksikliklerine değinmiş ve onların eserlerine körü körüne bağlanmadan nesnel bir eser yazmıştır.
  3. Aysell

    Aysell Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    16.337
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    İstanbul
    Cevap: Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

    LALE DEVRİ

    Lale devri; Osmanlı yenilik hareketleri içerisinde askeri kısım dışında kalan kısımlarda da yenilik yapılması gerekliliğinin ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönemdeki reform hareketleri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa önderliğinde yürütülmektedir. Bu dönemde:

    1. Batıyı daha iyi takip edebilmek için Damat İbrahim Paşa, Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yi Fransa’ya elçi olarak gönderdi.

    2. Matbaa kuruldu. Osmanlıda daha önceleri Aydın kesim yoktu. Dolayısıyla basacağı kitabı alıp okuyacak kimsede yoktu. Bu yüzden matbaa bu kadar geç geldi.

    3. Kağıthâne’de Sadabat Sarayı inşa edildi. Daha sonrasında devlet erkanı da padişaha yakın olabilmek için burada köşkler yaptırdl.(Meşhur Lale Devri eylenceleri buralarda yapılıyordu)

    4. Cont De Bonneval (Humbaracı Ahmet Paşa) bu dönemde askeri ıslahat için çağrıldı.

    5. Dönemin ünlü şairi Nedim’dir

    6. Sultan Ahmed Camii bu dönemde inşa edilmiştir.

    7. Resim ve minyatür gelişmiştir.

    Bu devir çözülme devrinde değilde klasik dönemde yaşanmış olsaydı halk ve yeniçeriler tarafından bu derece tepki almazdı. Reaya sırtına bindirilmiş vergilerden dolayı aç kalmaya başlamışken ve yeniçerilerin ulufe meselesi ortada dururken devlet erkanının bu denli rahat ve şaşalı yaşamaları devrin sonunu getirmiştir.

    III.SELİM DÖNEMİ ISLAHATLARI

    NİZAM-I CEDİD DEVRİ (1789-1807)


    Nizam= Düzen Cedid=Yeni =Yeni Düzen

    III.Selim dönemiyle özdeşleştirilmiş bir tabirdir. Daha önceleri kullanılmamaktadır. Bu isimde bir ordu kurulması ve her türlü alanda ıslahat yapılmaya çalışılması onun dönemine bu ismin verilmesine sebep olmuştur. Dar ve geniş olmak üzere iki anlamı bulunmaktadır.

    Dar Anlamı=III.Selimin kurmuş olduğu orduya verilen isim

    Geniş Anlamı= bu dönemde yapılan yeniliklerin bütününe verilen ad

    1. ÖN HAZIRLIK DÖNEMİ

    III.Selim 1789’da tahta çıkmıştır. İlk yaptığı iş 1791’de Avusturya’ya geçici elçi olarak Ebu Bekir Ratıb Efendi’yi göndermektir. III.Selim kendisinden Avusturya’daki kurum ve kuruluşların nasıl işlediği, Osmanlıdan ne gibi değişiklikleri olduğu konusunda bir rapor hazırlamasını istemiştir. Oda 8 ayda 490 sayfalık bir rapor hazırlamıştır. Rapor askeri, idari ve sosyal alanları içerir. Dikkatini çeken kısımları nasihatname olarak raporuna eklemiştir. Yerli malının kullanılması gibi. Bu raporun önemi ise:

    1.Islahatların başlamadan az önce padişaha sunulmasıyla ıslahatlarda etkili oluşudur. Ayrıca bir Türk tarafından ilk defa Avrupa kurum ve kuruluşları bu denli derinlemesine incelenmiştir.

    2.III.Selim’in ıslahat fikirlerini netleştirmesini sağladı.

    3.Nizam-ı Cedid ıslahatları için bir kaynak görevi gördü.

    Yapılan bu ilk işten sonra III.Selimin Avrupa şeması şekillenir. III.Selim ikinci olarak devlet erkanı hakkında rapor istemiştir. Yazılacak bu raporlarda şu sorulara cevap verilmesi istenmiştir:

    1. Devlet niye bu hale geldi

    2. Bundan sonra ne yapılabilir

    III. Selimin bu isteği karşısında 22 kişi rapor hazırlamıştır. Genel olarak askeri konulara değinilmiş, ayrıca idari, mali ve sosyal konularada değinilmiştir. Herkes genel olarak ordunun düzenlenmesinde hemfikirdir. Ancak bunun yapılış tarzı hakkında farklı fikirler vardır. Bunlar:

    1.Grup: Muhafazakarlar; Ordunun eski kanunlara göre ihya edilmesini istiyorlardı.

    2.Grup: Uzlaşmacılar; eski kanunların yanı sıra batılı tarzda askeri tekniklerin kullanılmasını isteyenler

    3.Grup: İnkılapçılar; Yeniçeri ocağının kaldırılıp bunun yerine Avrupa tarzında eğitim veren bir ordunun kurulmasını isteyenler.

    III.Selimin aklındaki yöntemde 3. grubun söyledikleri gibidir. Ancak o anda bunun yapılmasının zor oldu için oda 2. grubun söylediklerini göz önünde bulundurur.

    2. ASKERİ ALANDAKİ YENİLİKLERİ

    III. Selim ilk olarak Şubat 1793’te Nizam-ı Cedid Ocağını Bostancı Ocağına bağlı olarak kurar. Bu ordunun finansmanı için 1 Mart 1793’de İrad-ı Cedid Hazinesini oluşturur. Hazinenin gelirleri içinde tımar, zeamet, esham, pamuk verigisi, içki vergisi gibi merkez hazineye giden vergilerin bir kısmının bu hazineye gönderilmesi kararlaştırıldı.

    Ordu Levend çiftliğinde 1600 kişiyle kurulmuştu.6 ay sonra ikinci bir grup daha oluşturuldu. Bu gruptaki 3000 kişinin barınması için Selimiye Kışlası oluşturuldu.1801’de Üsküdar’da üçüncü bir ocak daha kuruldu ve bu ocak bundan sonra Anadolu’da kurulacak ocaklar için merkez haline geldi.

    Nizam-ı Cedid’deki en büyük yenilik Türk gençlerinden oluşuyor olmasıydı. Yeniçerilerden fazla maaş veriliyor, askeri bazı vergilerden muaf tutuluyorlardı.1807’de 23 bin er ve 1600 subay haline geldi. Böylece Osmanlıda iki ayrı ordu bulunuyordu. Ordunun bu şekilde iki ayrı hale gelmesi sonucunda 1807’de çıkan isyana yeniçerilet tam destek verdiler. Bunun sonucunda da Nizam-ı Cedid ordusu kaldırılmak zorunda kaldı.

    A)Topçu, Humbaracı, Lağımcı Ocaklarıyla Baruthane: Devlet için son derece önemli olan bu ocaklar için yeni kanunnameler yayınlandı. III.Selim Topçuluktan anlayan yeni mühendisler getirterek tophaneyi ıslah etti ve yeni toplar döktürttü. Barut sistemi başlatıldı.

    B)Askeri Eğitim Kurumları: III.Selim almış olduğu raporlarda anlatıldığı gibi askeri eğitim kurumlarına da önem verir. 1795’te Mühendishane-yi Berri Hümayun’u (Kara Harp Okulu) kurar. Avrupa’dan hocalar getirterek burada eğitim verirdir.

    C)Denizcilik: III.Selim donanmayı yeni baştan düzenleyerek 17.yydan beri gelen gerilemeyi durdurur. Modern Osmanlı denizciliğinin kurucusu olan Küçük Hüseyin Paşa’yı Kaptan-ı Deryalığa getirir. Yeni gemiler inşa ettirir. Çanakkale’de dahil olmak üzere 15 tersaneyi yeniden kurdurur. 1804’te “Nizam-ı Donanma-i Hümayun“ adında bir kanunname yayınlar. Bu dönemin tersane ve donanma masrafları Hazine-i Amire tarafından karşılanmaktadır.

    3. İDARİ ve SOSYAL ALANDAKİ YENİLİKLER

    A)Osmanlı Sınırlarının 28 ile bölünmesi: Bu dönemde Osmanlı sınırları 28 ile bölündü. Böylece Osmanlı, Anadolu ve Rumeli olarak iki eyalet ve 28 il haline geldi. Çünkü o zamanlar Osmanlıda 33 vezir bulunuyordu. Böylelikle bunların 28ine iş bulunmuş diğer beşide merkezde bekler duruma gelmişti.

    B)Vüzera Nizamnamesi: III. Selim 28 il uygulamasından sonra bir nizamname yayınlayarak bu ,illerde çalıştırılacak kişilerin hangi niteliklere haiz olması gerektiğini belirtiyor. Böylelikle aldığı raporlarda bahsedildiği gibi hem işin ehline verilmesini, hemde rüşvet ve iltimasın önüne geçmeye çalışıyor.

    C)Rüşvet Nizamnamesi: III. Selim Vüzera Nizamnamesinden sonra devlet adamları için hangi hediyenin rüşvet olup olamıyacağını belirten bir nizamname daha yayınlamıştır.

    D)Adaletnameler: III.Selim çok sık bir şekilde taşra yöneticilerine adaletnameler göndererek halka zulüm yapılmaması, adalet ve merhametin elden bırakılmaması konusundan onları uyarmıştır.

    E)Hatt-ı Hümayunlar: III.Selim pek çok Osmanlı padişahının yaptığı gibi tebdil ile İstanbul’da dolaşır, saraya gelince gördükleri hakkında hatt-ı humayun yayınlardı. Bunu pek çok defa yapmıştır. Enver Ziya Karal bu humaytunları “III.Selim’in Hatt-ı Humayunları” adlı eserinde toplamıştır.
  4. Aysell

    Aysell Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    16.337
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    İstanbul
    Cevap: Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

    4.DİPLOMASİ ALANINDAKİ YENİLİKLER

    Şüphesizdir ki bu alanda yapılmış en önemli yenilik bu dönemde Avrupa’da daimi elçiliklerin kurulmaya başlanmasıdır. Osmanlı Devleti artık ortamın kurallarını kendi koyamıyordu. Üstünlük psikolojisinin son bulduğu dönemlerdi. Bu yüzdende batıyı iyi takip etmesi gerekiyordu.

    Daimi elçilikler kurulmadan önce de Osmanlı batıyı takip ediyordu. Ancak yöntemleri farkıydı. Bunlar:

    1.Müslüman tüccarlar sayesinde batıdan haberler alıyordu.

    2.Sınırlardaki yerleşim yerlerinin beylerinden gelişmelere dair bilgiler alıyordu. Hatta bu beyler bazı haftalık gazeteleri çevirerek padişaha yolluyorlardı.

    3.Divan-ı Hümayun tercümanlarından gerekli bilgileri alıyordu.

    21 Aralık 1793te ilk olarak Londra’ya Yusuf Agah Efendi daimi elçi olarak gönderildi. 1795te Prusya ve Avusturya’ya daimi elçiler gönderildi. III.Selim göndermiş olduğu bu elçilerdin gittikleri devletlerde kurumsal olarak neler yaptıklarını ne gibi değişiklikler olduğunu bildirmelerini istemiştir. Giden bu elçilerde III.Selime askeri, ekonomik siyasi kurum ve kuruluşlar hakkında bazı sefaretnameler sunmuşlardır.

    III.Selimin bu denemesi maalesef başarısız olmuştur. Bunun en önemli sebepleri ise gönderilen elçilerin çoğunun siyasi tecrübelerinin olmayışı ve yabancı dil bilmiyor olmalarıdır. Daha sonraları bu elçilikler kapatılmış ve yerlerine konsolosluklar kurulmuştur.

    Ancak her şeye rağmen bu elçiliklerin açılması çok önemlidir. Çünkü:

    1. Batıyı tanıyan bir kadronun oluşturulmasına zemin hazırladılar.

    2. Batıdan Osmanlıya askeri ve sivil uzmanların gelmesini kolaylaştırdılar.

    3. Avrupaya giden Türk öğrancilerin işlerini düzenleyip kolaylaştırdılar.

    4. Reform zihniyetinin ortaya çıkmasını sağladılar.

    5.İKTİSADİ ve TİCARİ ALANDAKİ YENİLİKLER

    III.Selim başa geçtiğinde Osmanlı Devleti Abdulhamid devrinden beri Rusya ve Avusturya ile savaşıyordu. Bu yüzden de mali bakımdan çökmüş, hazine boşalmış ve Osmanlı savaşa devam edemeyecek duruma gelmişti. Bu yüzden bazı tedbirlerin alınması şarttı. Bunlar:

    1. Seferberlik ilan edilerek şeyhülislamdan fetva alınmış ve halktan değerli altın ve gümüşleri toplanarak eritilip, paraya çevrilmişti.

    2. Daha önceleri Sultan Selim’e sunulan raporlarda bahsedildiği gibi yerli malının kullanılması yönünde reaya ve devlet adamları uyarılmıştı

    3. Rüşvetin engellenmesi ve harcamaların önüne geçmek için devlet adamlarının birbirine hediye vermeleri yasaklanmıştı.

    4. İstanbul’da erzak sıkıntısı çekilmemesi için ilk defa Zahire Nazırlığı Kuruldu. Böylelikle bu malzemeleri toplamak, dağıtmak ve satmak tekel haline gelmişti. Buda Osmanlının fiyatları kontrol edebilmesi sağlıyordu

    5. Yabancı tüccarladan daha az vergi alındığı için Osmanlı vatandaşı olan gayrimüslimler zaman zaman yabancı devletlerin tebasına geçebiliyorlardı. Bunun önüne geçilmeye çalışıldı.

    6.İLMİYE ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER

    İlmiyye=Ulema

    Osmanlı Devletinde eğitimin en önemli kurumu olan medreseler XVIII.yyda dini bilgilerin okutulduğu ve yeniliklere kapalı bir durumdaydı. Ulema İstanbul dışına atanmışsa oraya gitmiyor, yetiştirdiği bir öğrenciyi naip olarak ders vermesi için orya gönderiyordu.

    Mühendishane-i Berri Hümayun kurulmuştu. Duraklayan matbaa işleri yeniden düzenlendi ve canlandırıldı. Üsküdar’da mühendishane matbaaları tekrar açıldı. Müteferrika Matbaası’nda İpsilanti tarafından Türkçeye çevrilen Fenn-i Harp, Fenn-i Lağım, Fenn-i Muhasara gibi kitaplar bastırıldı. Fransızca, Arapça ve Farsçadan çeşitli eserler dilimize çevrildi.

    Bu dönemde Sultan Selim’in yapmış olduğu yenilikleri destekleyenler arasında dönemin ünlü şairi Şeyh Galib’te bulunmaktadır.

    III.Selim döneminde çok ıslahat yapılmıştır.Ancak yeniçeri ocağı Nizam-ı Cedid’e karşıdır. Halta bu durumdan rahatsızdır. Ulemalar da yeniçerilere destek vermektedir. Bu üç grubun da desteği ile yeniliklere karşı Kabakçı Mustafa isyanı başlar. Sultan Selim bu isyanı önleyebilecek durumdadır. Ancak Rusya ile savaşırken askeri askere kırdırmak istemez. Sonuçta isyan İstanbul’a ulaşınca Nizam-ı Cedid ordusu kapatılır. Sultan Selim tahttan indirilir ve yerine Mustafa tahta geçirilir

    II.MAHMUD DÖNEMİ ISLAHATLARI

    III.Selimin en büyük destekçisi Alemdar Mutsa paşa ise Rusya ile savaşmaktadır bu yüzden isyana yetişemez. Mustafa, Alemdar Paşa’nın geldiğini duyunca korkar ve III.Selim ile II.Mahmud’un öldürülmesini ister. III.Selim öldürülür. II. Mahmud son anda kurtulur. İsyan bittikten bir yıl sonra Alemdar Mustafa Paşa geri gelir ve III.Selimi tekrar tahta geçirmek ister. Ancak öldürüldüğünü duyunca II. Mahmud’u tekrar tahta geçirir.

    Alemdar Mustafa Paşa artık yönetimde çok güçlü bir hale gelmiştir. II.Mahmud kendisini tahta geçirmiş olsada Alemdar Mustafa Paşa’nın bu gücünden çekinir ve ilk fırsatta onu ortadan kaldırmak istemektedir.

    Böyle bir ortamda ayanlar ile padişah arasında Sened-i İttifak imzalanır. Bu dönemde ayanlar Anadolu’nun her yerinde söz sahibi durumdadır. Alemdar Mustafa Paşa’da böyle bir güç sahibi olunca padişah istemeyerek Sened-i İttifak’ı imzalamak zorunda kalır. Bu belgeyle padişah hakları ilk defa kısıtlanmıştır. Önemi:

    1. Ayanlar padişahın emirlerine uyacaklarına biat ederler.

    2. Ayanlar asker toplama işinde devlete yardım edeceklerdir.

    3. Ayanlar vergi toplama işinde devlete yardım edeceklerdir.

    4. Ayanlar sadrazamın emirlerine uyacaklardı. Ancak Osmanlı Literatüründe ilk defa olarak eğer padişahın temsilcisi olan sadrazam kanun dışı bir emir verirse ayanlar buna karşı çıkacaktı

    5. Ayanlar haksız yere cezalandırılmayacak, eğer haksız yere devlet tarafından saldırıya uğrarlarsa birleşip buna karşı koyacaklardı.

    6. istanbuldaki yeniçeri ocaklarında isyan çıkarsa ayanlar isyanı bastırmak için yardımda bulunacaklardı.

    Önemi:

    1. İlk defa bir Osmanlı padişahı tebasıyla görüşüp,pazarlığa oturmuş ve onların gücünü kabul ederek mutlak yetkilerindeki sınırlamayı onaylamıştır.

    2. Padişah bu belgeyi ayanları kontrol altında tutmak için bir araç olarak kullanmıştır. Sultan mahmud şayet bu belgeyi imzalamazsa başka sorunların ortaya çıkacağını tahmin etmektedir. Zaten en kısa sürede bu biatı iptal edip ayanlarıda ortadan kaldırmak istemektedir.

    Sened-i İttifak imzalandığı sırada Alemdar Mustafa Paşa sadrazamdır. II.Mahmut onun önerisi üzerine Nizam-ı Cedid yerine Sekban-ı Cedid ordusunu oluşturur. Ancak yeniçeriler yine huzursuzluk yaratır ve kuruluşundan 4-5 ay sonra ayaklanırlar. Hedefleri Alemdar Mustafa Paşa’dır. II.Mahmud zaten kendisinden çekindiği için bu ayaklanmayı bastırmak için hiçbir şey yapmaz. Yeniçeriler Alemdar Mustafa Paşa’yı öldürürler. Sekban-ı Cedid Kaldırılır. Sadrazamın öldürülmesi Ayanların kaldırılması için atılan ilk adımdır. Ayanların gücü kırılmıştır. Sultan 1814 yılından itibaren kademeli olarak Balkanlar, Anadolu ve Ortadoğu’da devletin buyruklarını yerine getirmeyen ayanları ortadan kaldırır. Bu dönemde ayanlar halen halk ile devlet arasındaki ilişkiyi yürüttükleri için birden ortadan kaldırılamadı.1826’da kurulan “Sandık Eminliği”ne bunların görevlerinin bazıları aktarıldı. Daha sonra oluşturulan muhtarlık örgütü ile fonksiyonları son buldu.

    1. ASKERİ ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR

    A)Alemdar Mustafa Paşa’nın isteği ile Avrupa tarzında eğitim veren Sekban-ı Cedid ordusu kurulur.

    B)1826 da yeniçeri ağaları ile görüşüp onları ikna ederek onları yeni bir ordunun kurulmasına ikna edip Eşkinci Ocağı’nı kurar.

    C)Temmuz ayında yeniçeriler ocağın kaldırılması için ayaklanırlar. II.Mahmud ya Eşkinci ocağını kaldıracak yada büyük bir risk alıp yeniçeri ocağını kaldıracaktır. Devlet erkanında desteğiyle yeniçeri ocağının kaldırılması kararlaştırılır. Sanca-ı Şerif çıkartılır. Halk sancağın altında toplanır. Yeniçeriler görüldükleri yerde öldürülmeye başlanırlar. Bu olay tarihe vaka-ı Hayriye olarak geçer.

    D)7Temmuz 1826da ordu tek orduya indirgenir ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında bir ordu kurulur. Bu milli ordunun kurulması yönünde atılan büyük bir adımdır.

    2. İDARİ ve HUKUKİ ISLAHATLAR

    Sultan Mahmud yeniçeri ocağını kaldırınca kendine sadık, modern, bürokratik bir devlet idaresi kurmak ister. Bunun içinde devlet idaresinde ve hukuki yapıda bazı değişiklikler yapar. Bunlar:

    A) Devlet İdaresinde Yapılan Islahatlar:

    - Meclisleri oluşturur:

    Yasama işlerini yürüten meclis-i Vala, yürütme işlerini yürüten Darp-ı Şura-i Babıali’yi kurar. Padişahın hususi danışma meclisi olarak Meclis-i has kurulur. Nazırların bir araya gelip görüştüğü Meclis-i Vukela’yı kurar. Askeri işlemler için Darp-ı Şura-i Askeriye’yi kurar.

    - Meclis Sistemini getirmek için bakanlıkları kurar. Dahiliye, hariciye, maliye, Deavi Nezaretleri 1836-38 arasında kurulur. Sadrazam ünvanı Başvükelalığa çevrilip bu nezaretlerin yürütücüsü olan bir memuriyet haline getirilmiştir. İktisat Nezareti kurulur. İstanbul’da belediye güvenlik ve vergi toplama bu nezarete verilir.

    - Bürokratik yapıları yetıştırmek için çalışmalar yapar. Bunlar:

    İhtisaslaşmayı sağlamak için Memurların dahiliye ve hariciye oılarak ikiye ayrılması ve Rütbe ve derecelerine göre memurlara maaş bağlanmasıdır.

    B) Hukuki Alanda Yapılan Islahatlar:

    - Hukuk alanında sultan iki tane kanun çıkartır. Bunlar:

    Kadıların rüşvet ve görevlerini kötüye kullanmalarına karşı İlmiye’ye dair ceza kanunnamesi ve memurine mahsus ceza kanunnamesi’dir. Bu kanunnameler Osmanlı’nın hukuk devleti olması yönende önemlidirler.

    - Müsadere usulu kaldırılmıştır. Böylelikle kamu görevlileri güvence kavuşmuş ve görevlerini daha sağlıklı düşünerek yapar duruma gelmişlerdir.

    C) Sosyal Alandaki Islahatlar:

    - Devlet erkanının nasıl giyineceğine dair bir kanunname çıkartılır.

    - Masa, sandalye halk evlerine girmeye başlar.

    - Sultan Devlet dairelerine resimlerini astırır.

    - ilk defa 1831’de resmi nufus sayımı yapılır.

    - Posta teşkilatı 1832 de kurulur.

    - Mürur Nizamnamesi çıkartılır ve ülke içi seyahatler düzenlenir.

    D) Eğitim Alanındaki Yenilikler:

    -Osmanlı Devletinin kuruluşundan Tanzimat’a kadar geçen sürede medreseler devletin her türlü eleman ihtiyacını karşılamaktaydı. Ancak yapılacak yeniliklere en büyük engelde yine medreselerdi. Sultan Avrupa tarzında bir eğitim sistemi kurmak istiyordu. Bunun için ilk iş olarak çıkarttığı bir ferman ile ilköğretimi zorunlu hale getirdi.

    -Yüksek okullara öğrenci yetiştirmesi için rüşdiye adı verilen okullar açtı

    -Sivil memur yetiştirmeyi amaçlayan Mekteb-i Maarif-i Adliye isimli okulu açtı

    -1827 yılında ordunun doktor ve cerrah ihtiyacını karşılamak için Tıphane-i Amire’yi kurdu. Bir yıl sonra Cerrane’yi kurdurdu. II.Mahmud ordunun eğitimine ve yenileşmesine önem veriyordu. Mektep yada Sıbyan Bölükleri denen askerler ayrı bir binaya yerleştirildi ve bunlara daha ciddi bir program uygulanmaya başlandı. Kurulan bu teşkilata Mekteb-i Herbiye denildi.

    -Yeniçeriler ile birlikte kaldırılan mehterhane yerine Mızıka-i Humayun Mektebi kuruldu.

    E) Basın Yayın Alanındaki Islahatlar

    -1831 yılında Takvim-i Vekayi Osmanlı Devletinde resmi gazete olarak yayınlanmaya başlamıştır. Türkçe’den başka Arapça, Farsça, Fransızca, Rumca, Ermenice, Bulgarca da nüshaları vardı. Sultan Mahmud’un bu gazeteyi çıkarmasında amaç ise; Hem halkı yapılan işlerden haberdar etmek hem de yabancı devletlere kendisini tanıtabilmekti. Sultan gazeteyi halkın anlayabilmesi için sade bir dille yazılmasını istemişti.

    -1840 yılında devlet desteği ile ilk yarı resmi gazete olan Ceride-i Havadis yayınlanmaya başlandı.

    -1860’tan itibaren ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval çıkmaya başladı

    -1860 lardan itibaren Genç Osmanlılar gazetecilik işine girmeye başladılar. Daha sonraki dönemlerde sürgüne yollandıkları zamanda Avrupa’da çeşitli yerlerde gazete çıkartmaya başladılar.,

    -1864 Vilayet Nizamnamesi ile vilayet merkezlerine birer matbaa kuruldu. İlk vilayet gazetesi 1876 da Mithat paşa tarafından Tuna’da çıkarıldı.

    -1857’de matbaa nizamnamesi yayınlanmıştır.

    II.meşrutiyetin ilanı ile yayın izni alan 726 gazete vardır.
  5. Aysell

    Aysell Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    16.337
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    İstanbul
    Cevap: Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

    ABDULMECİD DÖNEMİ YENİLİKLERİ

    19.yy reform dönemidir. Reformların her alanda aynı anda başlaması ayrıcalık yaratmıştır. Tanzimat döneminde Osmanlı bürokratları yapılması gereken yenilikleri belirlemişler, çok fazla alanda yenilik yapılmıştır. Ancak yapılan bu yeniliklerin başarılı olduğu söylenemez. Bunun temelde 3 sebebi vardır:

    1)Yeterli zamanın olmaması

    2)Yenilikleri gerçekleştirecek yeterli kadronun olmaması

    3)Mali yapının yeniliklere uygun olmaması

    Osmanlı bir yöneyle dış devletlere bağlı olduğundan yapılan reformlarda onların çıkarları da ön plandaydı.

    1. İDARİ VE MÜLKİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    Abdulmecid Efendi iyi yetiştirilmiş birsiydi. Yapılacak reformlara katkıda bulunmak istiyordu. Bu dönemde yapılacak reformları planlayan ve denetleyen çeşitli meclisler kuruluyor. Bunlar:

    1) Mevlis-i Vala

    2) Meclis-i Vükela

    3) Nezaret Meclisleri

    Bu kadar çok meclisin kurulmasının sebebi ise en küçük memurun dahi fikrinin alınmak istenmesidir.

    2. HUKUKİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    Bu dönemde yapılan reformlar şunlardır:

    1)1840 yılında bir Ceza Kanunnamesi yayınlanıyor. Buna göre; Osmanlı vatandaşları birbirine eşittir. Yani milliyetçilik akımları Osmanlıya girmeye başlayınca Osmanlılık kavramı oluşturulmaya çalışılıyor.

    2)1846 yılında memurlara ilişkin bir İdare Kanunnamesi çıkartılıyor.

    3)1846 da Ticaret Kanunnamesi çıkartılıyor.

    4)1846 da önce İstanbul’da daha sonra diğer vilayetlerde karma mahkemeler kuruluyor. Bu mahkemeler Osmanlı tüccarı ile yabancı tüccarlar arasındaki anlaşmazlıklara bakıyorlar. Mahkeme üyelerinin yarısı Müslüman diğer yarısı da gayrimüslim olarak seçiliyor.

    5)1847 de Osmanlıda köle ticareti yasaklanıyor.

    6)1858 de Arazi Kanunnamesi yayınlanıyor. Bu kanunname ile devlet topraklarında mülkiyet hakkı ortaya çıkıyor.

    Bu alanda yapılan ıslahatların önemi:

    1)Osmanlı Tanzimat ile birlikte hukuk devleti olabilmek için önemli adımlar atmıştır.

    2)Ceza kanunnamesi reformları yapmada itici güç olmuştur.

    3. MALİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    A)İltizam Sisteminin Kaldırıması

    İltizam sistemine göre devlet, hazineye nakit para girişini sağlamak için bir bölgeden alınacak vergiyi açık arttırma usulü ile bir kişiye devreder. Bu kişi devlet adına vergi topluyormuş gibi bu bölgeden vergi toplamaya başlar. Ancak zamanla bu sistem suistimal edilmiştir. Vergi toplama hakkını kazanan kişi bölge halkından gereğinden fazla vergi toplamaya başlar. Buda halkı mali bakımdan sarsmaktadır. Tanzimat Fermanı ile bu usul kaldırılmış, yerine Muhassallık Sistemi getirilmiştir. Bu sisteme göre merkezden vergi toplama memurları gönderilir. Ancak bu sistem de 2 yıl içinde iflas eder. Devlet amaçlanan verginin yarısını bile toplayamamıştır. Bu yüzden de İltizam sistemine geri dönülmüştür. Bunun sebepleri ise şunlardır;

    1)Muhassılların idarecilerden yardım görmemesi

    2)Muhassılların eski sisteme dönülmesini istedikleri için vergiyi düzgün olarak toplamaması

    B)Örfi Vergilerin Kaldırılması

    Eskiden beri gelen 90’ın üzerindeki örfi vergi kaldırılarak “an-cemaatin vergi” adıyla tek bir vergi alınmaya başlandı.

    C)Para Ayarının Düzenlenmesi

    1844 yılında para ayarına ilişkin bir Nizamname çıkartıldı. “Mecidiye” adı verilen yeni sikkeler tedavüle sürüldü. “Kaime” adı verilen ilk kağıt paralar basılmaya başlandı.

    D)Dış Borçlanmaya Gidilmesi

    Osmanlı Devleti Rusya ile yaptığı Kırım Harbi sırasında 1854 yılında ilk defa dış borçlanmaya gidiyor. Bunu 1855-58-60 yıllarında üç borçlanma daha izlemiştir. Bu borçlanmalara karşılık devletin önemli gelir kaynakları ipotek ettiriliyor.

    E)Bankaların Kurulması

    Merkezi Londra’da bulunan ve İngiliz sermayesi ile kurulan “Otoman Bank” ın merkezi Fransa’nın da desteği ile İstanbul’a taşınmış ve ismi “Bank-ı Osmani-i Şahane” olarak değiştirilmiştir.

    F)Sanayinin Güçlendirilmeye Çalışılması

    Bu dönemde devletin ihtiyaç duyduğu malları üretmek amacıyla fabrikalar kurulmaya başlanıyor. 1846’da İzmir’de ikinci kağıt fabrikası, Beykoz’da ayakkabı fabrikası, Zeytinburnu’nda demir fabrikası gibi fabrikalar kurulmuştur.

    4. ASKERİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    A)Askerliğin Süreye Bağlanması

    1843’te çıkartılan kanun ile askerlik süresi 5 yıla indirildi. 5yılın ardından 7 yıllık redif süresi düzenlendi. Kura usulü sistemine geçildi.

    B)İmparatorluk Genelinin 5 Ordu Bölgesine Ayrılması

    İmparatorluk geneli 5 ordu gölgesine ayrıldı. Bunlar:

    - Birinci ordu bölgesi

    - Dersaadet Ordusu

    - Rumeli Orduları

    - Anadolu Orduları

    - Arabistan Orduları

    1848’de bunlara Irak ve Hicaz Orduları da eklendi.

    C)Her Bölgeden Alınacak Asker Sayısı O Bölgenşn Nufusuna Göre Belirlenmesi

    Her aileden bir çocuğun askere alınması, tek çocuklu ailelerden asker alınmaması kararlaştırıldı.

    D)Gayrimüslimlerin Askere Alınması

    Ferman ile gayrimüslimlerin askere alınıp cizye vergisinden muaf tutulması kararlaştırıldı. Ancak çıkan huzursuzluklar sonucunda bir süre askıya alınan karar Islahat fermanı ile kesinleşti. Uygulamada zorluklar çıkınca gayrimüslimlere askerlik yapmama karşılığında “bedel-i askeri” adıyla bir vergi alınması kararlaştırıldı.

    5. EĞİTİM-ÖĞRETİM ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    Sultan Abdulmecid meclis açılışlarında Babıali’ye girerek bu konuda da yenilikler yapılmasını istemiştir. Bu konuda yapılan yenilikler şunlardır:

    1)1845’te eğitim-öğretim işlerinin düzenlenmesi için “Meclis-i Maarif-i Umumiye Nezareti” kuruldu.

    2)1847 yılında ilk ve ortaöğretim işlerinin yürütülmesi için “Mekteb-i Umumiye Nezareti” kuruldu.

    3)1848 yılında öğretmen ihtiyacını karşılamak için “Dar’ül-Muallimin” adıyla bir öğretmen okulu kuruldu.

    4)1845’te kararlaştırılan ve medresenin dışında çağdaş ilimleri okutan bir okul kurulması fikri 1846’da gerçeğe geçirilmeye çalışıldı ve Darülfünun binasının temelleri atıldı. Darülfünun 1851’de açılıncaya kadar bu okulda nelerin okutulacağının düzenlenmesi için “Encümen-i Daniş” adı ile ilk Osmanlı İlimler Akademisi kuruldu.

    5)Osmanlıda kızlar 1858 yılına kadar sadece ilkokul eğitimi alıyordu bu tarihte kızlar için rüştiye okulları açılmaya başlandı.

    6)Ara eleman yetiştirmek için meslek okulları açıldı. 1842’de ebe okulu, 47’de ziraat mektebi, 59’da baytar mektebi, 60’da orman mektebi açıldı.

    Sultan Abdulmecid döneminde eğitim alanında yapılan bu yeniliklerde istenilen başarı sağlanamadı. Tıpkı hukuk alanında olduğu gibi eğitim alanında da ikililik meydana geldi. Maarif Nezaretine bağlı modern tarzda eğitim veren okulların yanında Şeyhülislam’a bağlı medreselerde varlığını devam ettirmekteydi. Buda eğitimde iki başlılığı ortaya çıkartıyordu.

    6. SOSYAL ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    1)1840’ta Posta Nezareti oluşturuldu. Hemen ardından Nezaretin görev ve sorumluluklarını bildiren bir nizamname düzenlendi.

    2)1853 yılında İstanbul-Edirne arasında ilk telgraf bağlantısı hizmete girdi.

    3)1849 yılında boğazda yolcu taşımacılığı için “Şerket-i Hayriye” kuruldu.

    4)1845 yılında genel sayım yapıldı. İnsanlara “Mecidiye” denen kimlikler dağıtıldı.

    Gülhane Hatt-ı Hümayun (GHH) yeni anlayışın ipuçlarını vermiş, Tanzimat dönemi reformları da onun uygulamasını oluşturmuştur. GHH daha çok yönetim ilkelerine ayrılmış bir kılavuzdur, Tanzimat ise pek çok alanda yayılan geniş bir uygulamalar bilançosudur. Bu yüzden ikisi iki farklı konu olarak ele alınır.

    GÜLHANE HATT-I HÜMAYUN

    1. ORTAM


    II. Mahmut dönemindeki yeniliklere karşın yönetimde ve yönetilenlerin durumunda esaslı bir iyileşme olmamıştı.

    -Yöneticiler için "kulluk" sistemi devam etmekteydi; bu bireysel hakların ve özgürlüğün de yokluğu demekti.

    -Müslüman olmayanlar, yasa önünde eşit değildi.

    -Can ve mal güvenliği yok. Kişilerin yargılanmadan öldürülmelerine ve mallarının müsaderesine son verilebilmiş değildi.

    -Vergiler de ağır ve keyfîydi. Mültezimlerin keyfî davranışlarıyla halkı sömürmeleri, tarımın ve üretimin gelişmesini engelliyordu.

    -Askerlik hizmetine alınmada keyfîlik, ordunun halka karşı zorbalığı egemendi. İmparatorlukta yalnız Müslümanlar askerlik yapar, diğerleri bir vergi (cizye) karşılığında muaf sayılırdı. Bu, söz konusu yükümlülüğün eşit olmayan biçimde dağıtılmış olması demektir.

    -Bürokrasisinde görev yapanların çoğu (subaylar, paşalar, memurlar, kadılar, vb.), çeşitli nüfuz suiistimalleri, iş aracılığı, rüşvet ve hediye kabulü gibi yollardan hesapsız servet biriktirmeye devam ediyorlardı. . Memuriyet satışı, devlet gelirlerinin ve kişisel servetin önemli kaynaklarındandı. Satışa çıkartılan bir memuriyete aday olan kişi, vilayetleri sömürürdü. Merkezî otorite de bunların, verdikleri paraları çıkarmaları için göz yumardı

    2. OLAYLAR

    Batılılaşmayı tek çözüm sayan II.Mahmud kendisine yardımcı olacak iki danışman bulmuştu. Bunlar İstanbul’daki İngiliz elçisi ve Mustafa Reşid Paşa’ydı. İngiliz elçisi dağılmanın önüne geçilmesinin tek yolunun batının yönetim usüllerinin benimsenmesinden geçtiğini söyler. Mustafa Reşid Paşa ise II.Mahmud’a verdiği layihada ticarette tekelin vergide iltizamın kaldırılması, karantina usulünün kabulünü önermiştir.

    Osmanlı düzeninde yönetim ve halk arasındaki ilişkiler din temeline dayalıydı. Batılı devler ise din ayrımına ve hukuk eşitsizliğine dayalı bu sistemin bırakılıp tebaa eşitliliği ilkesinin kabul edilmesini istiyorlardı. Bu eşitsizliğin ortadan kalkması ve hukuki değer kazanabilmesi bir belgeyle tanınıp ilan edilmesine bağlıydı. Mustafa Reşid Paşa bu yolda yapılacak yeniliklerin ismini “Tanzimat-ı Hayriye” olarak belirlemişti. Bunun sonucunda Gülhane Hatt-ı Hümayun’u 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane’de Mustafa Reşid paşa Tarafından okunup ilan edildi.

    3. ÖZELLİKLERİ

    Padişah Tanzimat Fermanında “amaç mülk ve milleti ihya etmektir. Bunun için de bir düzenleme gerekmektedir” demektedir. Bundan önceki fermanlarda amaç “Din ve Devleti” ihya etmek iken Tanzimat Fermanı ile amaç “Mülk ve Devleti” ihya etmek olmuştur. Böylece “Devlet Millet İçindir” anlayışının ilk belirtileri ortaya çıkmaktadır.

    A)Yeni Yönetim Usulleri

    1)Yasa Üstünlüğü ve Yasalara Saygı: Padişah yetkilerinin sınırlandırılmasını kabul edip yasaların üstünlüğünü onaylamıştır.

    2)Yasalar Önünde Herkesin Eşit Olması: Müslümanlar ile gayrimüslimlerin eşit olması sayesinde teokratik yapıdan uzaklaşıp laik bir yapıya geçişin ilk belirtileri ortaya çıkmıştır.

    3)Yasaların Kurullarca Yapılacak Olması: Yasalar meclislerce tartışılıp yapılacaktır. Son söz yine padişahın olsa da padişah Tanzimat Fermanı ile yasalara onay vermeyi kabul etmiştir.

    B) Haklar Ve Dokunulmazlıklar

    1)Halka ve Yöneticilere Kişi Dokunulmazlığı ve Güvenliği: yargılamadan kimseye ceza verilmeyecek, cezalar ceza kanunnamesine göre verilecekti. Böylece padişah bu devre kadar olan örfi ceza yetkisinden feragat etmişti. Müsadere kaldırılmış, memuriyet kanunu çıkarılmıştı. Böylece görevden alma ve azletme buna göre yapılacaktı.

    2)Maddi Dokunulmazlıklar: Mal güvenliği, müsaderenin kaldırılması, adil vergi düzeni, iltizamın kaldırılması Tanzimat’ın getirdiği kazanımlardır.

    4. İLK TEPKİLER

    Gülhane Hatt-ı Hümayun içte ve dışta değişik tepkiler uyandırdı. İçte, iltizam ve angaryanın kalkacağını duyan Müslüman ve gayrimüslimler umut ve sevinçle karşıladılar. Ek vergi vermeyi, angaryaya koşmayı, cizye vermeyi reddettiler. Dışarıda ise Rusya’nın yayılmacı politikasına karşı Osmanlı Devletinin bir set oluşturmasını isteyen İngiltere ve Fransa Tanzimat’ı olumlu karşıladılar.
  6. Aysell

    Aysell Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    16.337
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    İstanbul

    Cevap: Osmanlı Devletinin Yenilik Hareketleri

    ISLAHAT FERMANI

    1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile tanınan hakları yetersiz ve verilen sözlerin de tutulmamış olduğunu iddia eden bazı Batılı devletler, 1856 tarihli Paris Konferansı öncesinde, Osmanlı İmparatorluğunu Rusya’nın müdahalelerine karşı korumanın bedeli ve Avrupa devletleri topluluğuna kabulün şartı olarak, yeni bazı isteklerde bulunmuşlardır. Ancak, devletin egemenlik haklarına zarar vermemek için reformu dolaylı yandan önermeyi uygun gördüler. özellikle dış baskı sonucunda 18 Şubat 1856 tarihinde “Islahat Fermanı” adı ile Abdülmecit tarafından bir Hattı-ı Hümayun şeklinde Paris görüşmeleri öncesinde ilan edilmiştir. İsteklerindeki ana tema, yine Hıristiyan azınlıklara tanınması istenilen haklardır. Taleplerin dış baskı sonucu değil, bir iç hukuk belgesi ile gerçekleştiği görüntüsü verilerek, padişahın konumunu sarsmaması düşüncesiyle, uluslar arası bir antlaşma fikrinden vazgeçilmiştir. Böylece, fermanının esasları Ali Paşa ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız elçileri tarafından belirlenmiştir.

    -Tanzimat Fermanı ile bütün din ve mezheplere verilen hak ve imtiyazlar bu fermanla yenileniyor ve bunun uygulanması için gerekli önlemlerin alınacağı vurgulanıyor.

    -Müslim ve Gayrimüslim Osmanlı tebaası kanun önünde eşit olacaktır.

    -Hiçbir mezhep diğerinden üstün sayılmayacak.

    -İmparatorluk içinde bulunan her toplum okul açabilecek.

    -Vergiler eşit alınacak, iltizam usulü kaldırılacak.

    -Gayrimüslimlerin askeri ve sivil bütün okullara girme hakkını elde etmeleri ve kendi okullarını açarak devlet memuru olabileceklerdi.

    -Müslümanlarla gayrimüslimler veya gayrimüslimlerin kendi aralarındaki ceza ve ticaret davalarının "muhtelif divanlarda" görülmesi

    -Müslüman olmayanların da askerlik hizmetiyle yükümlü olması; fakat "bedel" vererek askerlikten kaçınmak imkanının tanınması

    -Yerli mevzuata uymak şartıyla yabancılara gayrimenkul edinme hakkının tanınmasıydı.

    ABDULAZİZ DÖNEMİ YENİLİKLERİ

    Sultan Abdulaziz devri on beş yıllık bir barış devridir. Saltanatın ilk devrinde görev alan Ali ve Fuad Paşa’lar, sultan ve onun yaptığı yenilikler üzerinde etkili olmuşlardır. Yönetimde Babıali’nin etkisi artmıştır.

    1. İDARİ VE MÜLKİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    Kazaskerler daha önce Sadrazam başkanlığında şer’i davalara bakarken bu dönemde davalara Şeyhülislam başkanlığında bakılmaya başlandı. Öylece Şeyhülislam artık siyasi, adli idari ve ilmi yetkilere sahip bir şehsiyet haline geldi. Bu dönemde paılan diğer önemli yenilikler ise şunlardır:

    1)II. Mahmud devrinde kurulan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye’yi (Adalet Yüksek Meclisi) Abdulaziz, 1868 yılında, Meclis-i Vala-yı Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Aliye isimleri ile ikiye ayırmıştır. Başkanlığına Mithat paşa’nın getirildiği Şura-yı Devlet yasama işlerine, Divan-ı Ahkam-ı Adliye ise adalet işlerine bakmaktaydı. Böylece bu meclis bünyesindeki siyasi ve adli işler birbirinden ayrılmıştır. Böyle bir düzenlenmenin yapılmasının sebebi ise; devlet otoritesinin ve işleyişinin daha düzenli hale getirilmeye çalışılması ve Genç Osmanlılar’ın eleştirilerinin önüne geçilmeye çalışılmasıydı.

    2)1863 yılında Rumeli ve Anadolu’da teftiş yapıldı. Fransız idari teşkilatı örnek alınarak 1864’te Tuna Vilayeti kuruldu. Vilayetin başına Mithat Paşa getirildi. Aynı yıl Vilayet Nizamnamesi çıkartıldı. Böylece bu tarihte eyalet sisteminden vazgeçilerek vilayet sistemine geçilmiş olundu.

    3)1864 Vilayet Nizamnamesi ile modern anlamda belediye hizmetleri başladı.

    4)1864,69,71 tarihlerinde Vilayet İdare Meclislerinin yapısında değişiklikler yapıldı. Vilayet İdare Meclislerinin yanında Liva idare Meclisleri ve Kaza İdare meclisleri kuruldu.

    2. MALİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    1)Sultan Abdulmecid devrinde çıkartılıp 23 yıl yürürlükte kalan kağıt para, bu devirde kaldırılmıştır. 1862 tarihinden itibaren “kaime” kullanılmamaya onun yerine madeni para kullanılmaya başlanmıştır.

    2)1867’de Mithat paşa tarafından Tuna Vilayetinde çiftçiyi desteklemek amacıyla Ziraat Bankasının temellerini oluşturan “Memleket Sandıkları” kurulmuştur.

    3)Osmanlı Bankası’nın ve Memleket Sandıklarının yanında özellikle İstanbul’da yabancı devlet bankaları oluşmaya başlamıştır. Ancak bu bankalar Osmanlıya hiçbir ekonomik katkı sağlamamış, yatırım yapmamış, sadece Osmanlı Devleti’ne yenilik hareketleri sırasında gereken parayı faizli olarak tedarik etmişlerdir.

    4)1863 yılında sanayiyi geliştirmek için “Islah-ı Sanayi Komisyonu“ kurulmuştur.

    5)Çoklu hazine sistemi terk edilerek tek hazine tek bütçe ilkesi benimsenmiş ve bu amaçla “Hazine-i Celile-i Maliye” kurulmuştur.

    6)1862 yılında posta pulu uygulamasına geçilmiştir.

    Ali ve Fuad Paşa’lar Sultan Abdülaziz devrinde ellerinden geleni yapsalar da yenilikler kişilerle sınırlı kaldığı için uzun süreli bir başarı sağlanamamıştır.

    3. ASKERİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    1)Bu dönemde gayrimüslim halktan asker toplama teşebbüsünde bulunuldu ancak özellikle Hıristiyanlar buna karşı çıktığı için nakdi bedel usulüne devam edildi.

    2)Tanzimat Devrinde ordu için kabul edilen kıyafeti gösterişsiz bulan sultan, Cezayir askeri tarafından kullanılan kıyafeti kabul etmiştir.

    3)Yeni kışlalar inşa edilmiş, “Osmani” adı verilen yeni bir nişan verilmesi uygulamasına geçilmiştir.

    4)Prusya’dan uzman subaylar getirilerek Mekteb-i Harbiye yeniden düzenlenmiştir.

    5)Tophane-i Amire ve fabrikalarda askeri üretim verimli olmadığı için düzenlemeye gidilmiş, 1863’te Tophane’de “Sanayi Alayları” oluşturulmuştur.

    6)Prusya’nın icat ettiği iğneli tüfeklerden 600.000 adet alıp askerlere dağıtılmıştır.

    7)1867’de Bahriye nezareti kuruldu. Osmanlı deniz gücü nicelik bakımından büyük gözükmesine rağmen nitelik bakımından hiçbir şey ifade etmemektedir.

    8)1869’da yeni bir kanun çıkarılmış ve Osmanlı ordusu Nizamiye, Redif ve Müstahfız olmak üzere üçe ayrılmıştır. Nizamiye sınıfında askerlik 4 yıl, Redif sınıfında 6 yıl, Müstahfız sınıfında ise 8 yıl olmuşur.

    4. EĞİTİM-ÖĞRETİM ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    1)1869 yılında “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” çıkartıldı. Bu nizamnameye göre:

    -İlköğretim zorunludur.

    -Okulların sınıf ve dereceleri şu şekilde ayrılmıştır: Birinci kademe mahalle ve köylerde açılacak “Sıbyan Mektepleri” (ilkokul); ikinci kademe beşyüz haneli kasabalarda açılacak “Rüştiye Mektepleri”; üçüncü kademe beşyüz haneli kasabalarda açılacak “İdadiler” (ortaokul); dördüncü kademe vilayet merkezlerinde açılacak “Sultaniler” (lise); beşinci kademe İstanbul’da açılacak “Darülfünun” (üniversite).

    2)1860’ta Mithat Paşa’nın gayreti ile Niş’te kimsesiz ve yetim çocuklara eğitim verilmesi amacıyla daha sonra “ıslane” adı verilen sanat okulu açıldı.

    3)1864’te Sultanahmet’te çeşitli mesleklerin öğretildiği Sanayi Mektepleri kuruldu.

    4)1867’de kazaların doktor ihtiyacını karşılamak amacıyla “Mekteb-i Mülkiye-i Tıbbiye” açıldı

    5)Yabancı okullar kurulmaya başlandı.1863’te Robert Koleji, Merzifon Amerikan Koleji, 1864’te Saint Joseph Kolejleri açıldı.

    5. HUKUKİ ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

    1)1868’de çıkartılan beş maddelik bir kanun ile yabancılara Hicaz bölgesi haricinde mülk edinme hakkı verilmişti.

    2)1868 yılında Ahmed Cevdet Paşa tarafından “Mecelle” adı verilen ilk medeni kanun 16 cilt olarak yayınlanmıştır. 1926 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

    3)1869 yılında hukuk ve cinayet davalarına bakmak üzere Ahmed Cevdet Paşa tarafından “Nizamiye Mahkemeleri” kuruldu.

    4)1870 yılında savcılık kurumunun temelleri atıldı.

    6. BAYINDIRLIK ve İSKÂN ALANDAKİ YENİLİKLER

    Yabancı devletler Osmanlı içinde yapacakları ticarette daha fazla hak elde edebilmek ve ticaretin daha iyi yapılabilmesi için sürekli Osmanlıya demir yolu, kara yolu ve liman işletmeciliği konusunda baskı yapmaktadırlar. Yabancılar bu yolları ticaret için istese de Osmanlı özellikle çıkan ayaklanmalara daha çabuk müdahale edilmek için bu alanda pek çok düzenleme gerçekleştirmiştir. Karayolları 3 katına çıkartılmıştır. 1872’de Demiryolu İdaresi kuruldu. Sultan Abdulmecid döneminde başlayan telgrafçılık 15 yıl içerisinde imparatorluğun tamamına yayıldı. Bu dönemde Çırağan Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Valide Sultan Cami inşa edildi.

    Sultan Abdülaziz yurt dışına iki önemli seyahat gerçekleştirdi. İlki 1867 yılında Mısır’a oldu. Yavuz Sultan Selim’den sonra Mısıra giden ikinci padişah oldu. İkinci Seyahati ise Avrupa’ya oldu. 46 gün süren bu seyahat bir Osmanlı padişahının Avrupa’ya gezi amacıyla yaptığı ilk seyahattir. Önce Paris’e ordan Londra’ya daha sonrada Berlin ve Viyana’ya geçmiştir. Daha sonra Rumeli üzerinden geri döner. Bu seyahat esnasında Avrupa’yı yakından görmüş ve geri döndüğünde de Avrupa’ya olan düşünceleri az da olsa değişmiştir.

    I.MEŞRUTİYET

    Sultan Abdülaziz’in 1870’ten sonraki dönemi zor geçmiştir. 1869’da Ali Paşa, 1871’de Fuat Paşa ölmüştür. Bu kişiler 30 senelik devlet adamlarıdır. Kayıpları Osmanlı için çok önemlidir. Bu dönemde ayrıca Genç Osmanlılar Meşrutiyetin ilan edilmesi yönündeki baskılarını arttırmışlardır.

    1. I.MEŞRUTİYETİ ORTAYA ÇIKARAN SEBEPLER

    1)İÇ DİNAMİKLER: Tanzimattan beri gelişen özgürlük ve meşrutiyet düşünceleri artık yaygın bir muhalefeti oluşturuyordu. Bu dönemde Genç Osmanlılar kamuoyunu etkilemeye başlayan önemli bir muhalefet hareketi haline gelmişti. 1876’da “Talebe-yi Umum Hareketi” adı altında bir ayaklanma çıkış ayaklanmaya halk ve öğrenciler katılmışlardır. Bu ayaklanma Meşrutiyetin ilanı için büyük bir baskı yaratmıştır.

    2)HÜKÜMET VE SARAY DARBELERİ: Talebe-i Umum Hareketinden sonra Mahmut Nedim Paşa azledilerek yerine Mütercim Rüştü getirilmişti. Mithat, Rüştü ve Hüseyin Avni Paşalar Sultan Abdülaziz’i tahttan indirip yerine V.Murad’ı padişah ilan etmişlerdi. Ancak Sultan Murad’ın ruhsal bozukluğu Meşrutiyetin ilanı zorlaştırıyordu. Bu yüzden Sultan Abdulhamid tahta geçirilecekti.

    3)DIŞ ETKENLER: Avrupa devletleri 1876’da verdikleri bir nota ile tekrar Meşrutiyetin ilanını istemişlerdir. 1876 yılında gerçekleşen “Tersane Konferansı”nda bu isteklerini resmi olarak da dile getirmişlerdir. Sadrazam Mithat Paşa’ya göre Anayasa Konferanstan önce ilan edilirse Avrupa Devletlerinin müdahaleleri önlenebilirdi. Nitekim 23 Aralık 1876 günü Tersane Konferansı ile aynı tarihte I.Meşrutiyet ilan edilmiştir. Konferans ile aynı tarihe denk getirilmesinin sebebi ise yabancı devletlerinin isteklerinin yerine getirilmeden yapılan bir takım yenilikler ile iç işlerimize karışılmanın önüne geçilmeye çalışılmasıdır.


    2. KANUN-İ ESASİ

    Meşrutiyet anayasası olan Kanun-i Esasi, II.Abdülhamid’in isteği üzerine başkanlığını Mithat Paşa’nın yaptığı Cemiyet-i Mahsusa tarafından hazırlanmıştır. Cemiyetin üyelerini padişah bizzat kendisi atamıştır. Kanun 119 maddeden oluşur.

    A)Kanun-İ Esasi’nin Genel Özellikleri

    NİTELİĞİ: Kanun-i Esasi bir “ferman anayasa”dır. Çünkü; hem padişahın tayin ettiği kişilerden oluşan bir komisyon tarafından çıkartılmış hem de kanunun kabulü için halk oylamasına gidilmemiştir.

    HÜKÜMDARIN YETKİLERİ: Kanunda hükümdarın yetkileri korunmuş hatta genişletilmiş. Bunlar:

    -Hükümdar meclisi tatil ve fesh etme yetkisine sahiptir.

    -Hükümdar gerekli gördüğünde istediği kişileri sürgüne yollayabilir.

    -Hükümdar verdiği kararlarda sorgusuzdur.

    Bu da devletin halen monarşik ve teokratik özelliklerini koruduğunu göstermektedir.

    YÜRÜTME: Yürütme yetkisi padişahın elindedir. Çünkü Meclis-i Vükela’nın üyeleri onun tarafından atanıp azledilmektedir.

    YASAMA: Yasama işlemleri iki meclis tarafından yapılacaktır. Bunlar:

    -Heyet-i Ayan: Üyeleri Padişah tarafından atanıp azledilecektir.

    -Heyet-i Mebusan: 80i Müslüman, 50si gayrimüslim olmak üzere 130 kişiden meydana gelmektedir. Üyeleri İstanbul’dan ve taşradan seçimle işbaşına gelecektir.

    Bunlara göre padişah yasama ve yürütmede son derece etkilidir. Oluşumunu padişah iradesine borçlu olmayan tek meclis Meclis-i Mebusan’dır.

    Meclis 20 Mart 1876’da açılmıştır. Beklenmedik bir tartışma ve müzakere gözlenmiştir. Osmanlı Rus savaşı bile gündeme gelmiş, savaşın kaybedilmesine sebep olan paşalar meclise davet edilerek savaşın neden kaybedildiği konusunda açıklama yapmaları beklenmiştir. Resmi dilin Türkçe olması, basın özgürlüğü konularında tartışılmıştır. Meclis konuşulan konulara hakimdir. Zaten meclis üyeleri kırk yıldır taşra meclislerinde görev aldıklarından bu konuda deneyim kazanmışlardır.
    Bu sırada Abdülaziz tahttan indirilip yerine II.Abdulhamid tahta çıkarılmıştır.


    Alıntı