Osmanlı Devletinin Felaket Yılları

'Osmanlı Tarihi' forumunda Ezlem tarafından 31 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlının Felaket Yılları
    Osmanlı Devletinin Felaket Yılları nedir
    Osmanlının Felaket Yılları hakkında bilgi

    Osmanlı Devletinin Felaket Yılları

    1683-1699 büyük savaşına Felaket Seneleri denir. Bu yıllarda Türkiye, tek başına kudretli bir koalisyonla savaşmıştır. Almanya İmparatorluğu, Rusya imparatorluğu, Polonya krallığı ve Venedik Cumhuriyeti, bu koalisyonun büyük devletleridir. Bunlara, Türkiye'nin hemen daimî denecek şekilde harp halinde bulunduğu İspanya krallığı ile bir sürü orta ve küçük boyda devlet de eklenebilir. En büyük cephe Alman-Türk harbinini cereyan ettiği Macaristan idi. 1684 kuşatmasını savuşturan Budin, 18 Haziran 1686'da Müttefiklerce yeniden kuşatıldı ve çok şiddetli bir savunmadan sonra 2 Eylülde düştü. Şehirdeki (Budapeşte) bütün Türkler kılıçtan geçirildi. Bir kısmı Tuna yoluyla kaçabildi. Budin Beylerbeyisi Vezir Abdurrahman Abdi Paşa, şehitler arasında idi. Şehirdeki 81 cami ve bu adede uygun binlerce Türk bayındırlık eseri temellerine kadar tahrip edildi. 161 yıl önce Kanûnî'nin Macaristan'ı kazandığı Mohaç sahrasında geçen meydan muharebesinde (12 Ağustos 1687) Türk ordusu bozuldu. Macaristan'ın büyük kısmı Almanlarca işgal edildi. Diğer cephelerde de durum iyi değildi. Venedikliler, Atina'yı (25 Eylül 1687) ve Mora'yı aldılar. Yalnız Polonya ordusu Kamaniçe'de bozuldu (3 Eylül 1687). IV. Mehmed tahttan indirildi. 46 yaşında idi ve 39 yıldan fazla bir zamandan beri tahtta bulunuyordu. Yerine sırasıyla kardeşleri III. Süleyman (1687-1691) ve II. Ahmed (1691-1696) geçti.

    Almanya cephesinden kötü haberler gelmekte ve İstanbul'u alt üst etmekte devam etti. Eğri (14 Aralık 1687), İstolni-Belgrad (6 Eylül 1688) düştü. 1688'de bugünkü Macaristan'ın hemen hemen tamamı kaybedilmiş bulunuyordu. Bozgun devam etti. Belgrad (8 Eylül 1688), Banyaluka (4 Eylül), Zvornik (4 Ekim) birbiri ardı sıra Almanların eline geçti. III. Süleyman sefer-i hümayuna çıkmaya karar verdi. Edirne'den Sofya'ya geldi (6 Haziran-25 Haziran 1689). Fakat ileri gitmedi. Batucina ve Niş'te Türk orduları Almanlarca bozuldu (30 Ağustos ve 24 Eylül 1689). Çare olarak Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa, sadarete getirildi (25 Ekim 1689). Köprülü Mehmed Paşa'nın ortanca oğlu ve Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın kardeşi idi. Sert tedbirler aldı, sefere çıktı (13 Temmuz 1690) ve Belgrad'ı geri aldı. Bu sırada Almanlar Erdel'i de işgal ettiler (4 Aralık 1691). Köprülüzade Almanlar üzerine ikinci seferine hareket etti (14 Haziran 1691). Fakat Salankamen'de şehit olması üzerine Ordu-yı Hümayun bozuldu (19 Ağustos). Venedikliler Girit'e asker çıkarmak istediler. Fakat defedildiler (28 Ağustos 1692). Ama Sakız adasını işgal edebildiler (21 Eylül 1694). Bu günlerde IV. Mehmed'in büyük oğlu II. Mustafa amcasının ölümü üzerine tahta çıktı (6 Şubat 1695). Vesir Mezomorta Hüseyin Paşa Venedik donanmasını Sakız Boğazı ve Koyun Adaları açık deniz muharebelerinde ard arda iki defa bozdu (9 ve 18 Şubat 1695) ve Sakız'ı geri aldı (22 Şubat). Yera'da Venedik donanmasını bir defa daha bozdu (19 Eylül). II. Mustafa ilk seferine çıktı. Transilvanya'da Lugoş meydan muharebesinde Alman ordusunu yendi (22 Eylül 1695). Çar Büyük Petro ise Azak (Rostov Hanlıkları) önünde bozuldu (13 Ekim 1695). Fakat ikinci teşebbüsünde Azak'ı aldı (6 Ağustos 1696). II. Mustafa, Almanlar üzerine ikinci sefer-i hümayuna çıkıp Olaş'ta Alman ordusunu bozdu (27 Ağustos 1696). Ertesi yıl üçüncü seferini yaptı. Ancak Senta'da (11 Eylül 1697) Tuna köprüsünün çökmesi üzerine iki yakada kalan Türk ordusu bozuldu. Bu suretle Macaristan'ı geri almak için açılan sonuncu sefer netice vermedi. II. Mustafa bir yıl içinde çok büyük hazırlıklar yapıp Macaristan'ı almak istiyordu. Fakat herkes harpten bıkmıştı. Dehşetli bir sulh isteği vardı. Padişah boyun eğdi.

    Sulh müzakereleri uzun sürdü, çetin geçti. Türk baş murahhası Reisülküttab Mehmed Rami Efendi tarafından büyük dirayetle idare edildi. Bu suretle Karlofça Barış Anlaşması imzalandı (26 Ocak 1699). Osmanlı devletinin toprak verdiği ilk anlaşmadır. Bu suretle 16 yıl devam eden ve Osmanlı tarihinde Felaket Seneleri diye anılan büyük savaş bitti. Türk kaybı çok mühimdi: Almanya'ya 249.000, Venedik'e 42.000, Polonya'ya 45.000, Rusya'ya 20.000, toplam 356.000 km2 toprak veriliyordu ki, en mühimleri Macaristan, Hırvatistan, Slovenya, Slovakya, Transilvanya (Almanya'ya), Mora (Venedik'e), Podolya, Türk Galiçyası (Venedik'e), Azak (Rostov) çevresi (Rusya'ya) idi. II. Mustafa Edirne Vakası (22 Ağustos 1703) denen uğursuz bir ihtilalle tahttan indirildi ve bir kaç ay sonra kederinden öldü. Yerine kardeşi III. Ahmed (1703-1730) padişah oldu. 40 yıla yakın bir zamandan beri padişahların daa çok Edirne'de oturmak adetlerine de son verildi. II. Mustafa, şehzadeliğinde seferlerde bulunarak yetişmiş son harp adamı padişahtır ve ondan sonra padişahların bizzat orduya kumanda etmeleri, sefere çıkmaları adeti kalkmıştır. XVIII. asrın eşğinde Türkiye devleti, Viyana Bozgunu ile patlak veren büyük ve derin zaaflarını ortaya koymuş durumdadır. Eski gücünden çok şey kaybetmiştir. Ancak temelleri o derece sağlam atılmıştır ki, gerilemesi ve çökmesi için daha asırlar gerekecektir. İkinci cihan harbinden sonra İngiliz ve Fransız imparatorluklarının bir kaç yıl içinde ve Türkiye'nin karşılaştığı dış baskı ve tecavüzler olmaksızın nasıl yıkılıverdiği hatırlanırsa, Osmanlı devletinin yaşama gücü anlaşılır. Osmanlı gücünün, dünyanın geri kalan güçlerinin üzerinde veya onlara eşit olduğu XVI. asır çok geridedir. Fakat hala devlet, kendisinden sonra gelen en kudretli iki devletin toplam gücü üzerindedir. Ancak Avrupa, müspet bilgi ve tenkidî görüş, teşebbüslerindeki azim ve devamlılık, çalışkanlık ve ileriyi görüş, hırs ve istekle, çoktan Doğu'yu ve Doğu'nun en büyük ve ileri temsilcisi Türkiye'yi geçmişti veya geçmek üzereydi. XVIII. asır içinde hemen bütün müesseseleriyle Avrupa'nın Türklere üstünlüğü açığa çıkacaktır. Üstelik Okyanusları ele geçirmesi, Batı'ya büyük bir maddî güç ve zenginlik kazandıracak, sermaye birikmesi yoluyla dünyanın en büyük kısmını ele geçirmeye hazırlanacaktır. XVIII. asrın ortalarından itibaren Hindistan'daki pek kudretli Türk imparatorluğu birden çöküvermiştir.

    1700'de dünya nüfusu 684 milyon kadardır.
    Asya'da 454.9 milyon, (%67.5),
    Avrupa'da 134.4 milyon (%19),
    Afrika'da 71.1 milyon (%10.4),
    Kuzey Amerika'da 10.8 milyon (%1.6),
    Güney Amerika'da 10.6 milyon (%1.5),
    Okyanusya'da 3.1 milyon (%0.5).
    Büyük devletlerin yüzölçümü ve nüfusları şöyledir:
    Türk imparatorluğu (15.914.606 km2 , 77.985.000 nüfus),
    Hindistan Türk imparatorluğu (Timuroğulları) (4.622.885 km2 , 170.000.000 nüfus),
    İran Türk Safevî İmparatorluğu (1.956.791 km2 , 18.000.000 nüfus),
    Çin İmparatorluğu (12.268.208 km2 , 120.000.000 nüfus),
    Fransa krallığı (4. 494.364 km2 , 21.406.000 nüfus),
    Büyük Britanya krallığı (1.833.478 km2 , 9.011.000 nüfus), (ilaveten aynı kralın hüküm sürdüğü
    Hollanda: 1.021.274 km2 , 7.530.000 nüfus),
    Almanya imparatorluğu (803.821 km2 , 22.479.000 nüfus),
    İspanya krallığı (15. 086.003 km2 , 30.405.000 nüfus),
    İsveç krallığı (1.278.023 km2 , 4.500.000 nüfus),
    Venedik Cumhuriyeti (72.683 km2 , 4.800.000 nüfus),
    Rusya İmparatorluğu (14. 568.540 km2 , 12.000.000 nüfus),
    Polonya krallığı (760.407 km2 , 12.000.000 nüfus),
    Fas imparatorluğu (3. 051.699 km2 , 8.000.000 nüfus).

    III. Ahmed devrinde dış siyasetin esası Karlofça ile verilenlerin geri alınmasıdır. Bu siyaset silahla yürütülmüş, Rusya ve Venedik'e Karlofça'da verilenler geri alınmış, Almanya'ya verilen topraklar ise büyük gayretlere rağmen geri alınamamış, Polonya'ya verilenler ise alınmak istenmemiştir. Zira Bâbıalî'nin siyaseti Polonya'yı var gücüyle Almanya ve Rusya'ya karşı desteklemek ve bu iki devlet arasında ezilmesini sağlayabilmektir. Prut seferi (1711) ile Rusya'ya baş eğdirilmiştir. Bu sefere kumanda eden Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Baltacı Mehmet Paşa, bugün tamamen masal olduğu kesin şekilde anlaşılan ithamlarla lekelenerek düşürülmüştür. Bu yıllarda İsveç kralı XII. Karl'ın yıllarca Türkiye'de kalması, Avrupa diplomasisinin en mühim davalarından biri haline gelmiştir. Sonra Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Damad İznikli Şedid Şehid Silahdar Ali Paşa, Mora'yı Venedik'ten geri almıştır (1715). Macaristan'ı Almanya'dan geri almak üzere ertesi yıl çıktığı seferde ise Petervaradin meydan muharebesinde (5 Ağustos 1716) şehid düşmüş ve ordu bozulmuştur. Almanya ve Venedik ile savaş, Pasarofça anlaşması (21 Temmuz 1718) ile sona ermiştir. Bu anlaşma ile Venedik Karlofça ile aldıklarını (Mora vs.) geri veriyor ve bu suretle büyük devletler arasından çıkıyordu. Almanya'dan ise verilenlerin istirdadı şöyle dursun Banat (Tameşvar), Belgrad ve Semendire gibi mühim topraklar ve şehirler bırakılıyordu. Bu anlaşma ile III. Ahmed saltanatının ilk devri kapanır.

    III. Ahmet'in ikinci saltanat devrine "Lale Devri" denir (1718 - 1730). Sadrazam Damat Nevşehirli İbrahim Paşa'nın iktidar yıllarıdır. İbrahim Paşa, iç huzur sağlanılmadıkça ve Avrupa'nın teknik bakımından bazı üstünlükleri alınmadıkça, fütuhat, hatta istirdad siyasetinin mümkün olmadığı inancındaydı. Lale Devri, parlak bir devredir. Savaşlardan, ihtilallerden bunalan İstanbul'un ve onu taklit eden Türk şehirlerinin, hayatın maddi zevklerinden faydalanmak istemesidir. Türk sanatları ve kültürü için bir canlanıştır. Sulh siyasetine rağmen İbrahim Paşa, 1722'den itibaren Doğu'da fütuhata başladı. İran'da Safevi hanedanının çökmesinden doğan büyük buhran, bu fütuhatı mümkün kılıyordu. Batı İran ve Kafkasya'nın İran'ın elinde bulunan ülkeler, toplam olarak 290 000 km2 büyüklüğünde çok değerli topraklar, Türkiye'ye geçti.
    Yeniden Hazar'a dayanan Osmanlı devleti, XVI. Asır sonlarındaki doğu sınırını buldu. Hemedan Anlaşması (4 Ekim 1727) ile İran, bu fütuhatı tanıdı. Fakat bu sırada ortaya çıkan, Türklük'ün son cihangiri Nadir han (sonra Şah), Tebriz'i geri aldı. Bu ortamda, uzayan İbrahim Paşa iktidarını kıskananlar, çok aşağılık bir ihtilal çıkartarak, Paşa'yı idam ettirdiler. III. Ahmed, tahttan indirildi (1 Ekim 1730). Tahta, III. Ahmet'in yeğeni (II. Mustafa'nın oğlu) I. Mahmud (1730 - 1754) geçti. "Patrona İhtilali'ni çıkaranları az zamanda temizledikten sonra, daha mûtedil şekilde Lale Devri'nin hemen bütün geleneklerini devam ettirdi. Onun çeyrek asrı bulan saltanatı, Türkiye'nin son şevket ve bahtiyarlık çağlarından biridir. Almanya ve Rusya imparatorluklarına karşı Türkiye'nin tek başına yaptığı savaş (1736 -1739), Osmanlı devletinin zaferiyle kapandı. Böylece Türkiye henüz, çok güçlü iki imparatorluğu birden tek başına yenebileceğini açıkça ortaya koydu. Belgrad Anlaşması (18 Eylül 1739), Pasarofça ile Almanya'ya verilmiş toprakları Türkiye'ye iade etti. 22 yıl sonra Belgrad, Türkiye'ye dönmüş oldu. İran ile savaş, 1746'ya kadar sürdü. İran'dan yapılan fütuhatın terki ve Kasr-ı Şirin (1639) esaslarına dönülmesi ile son buldu.

    XVIII. asrın ortasında, 1750'de, dünya nüfusu 700,4 milyona erişmişti:
    Asya 447,1 milyon (% 64),
    Avrupa 152,3 milyon (% 21,7),
    Afrika 75,1 milyon (% 10,7),
    Kuzey Amerika 11,7 (% 1,7),
    Güney Amerika 11,1 milyon (% 1,6),
    Okyanusya 3,1 milyon (% 0,3),
    Büyük Devletlerin durumu - ehemmiyet sırasıyla - şöyledir:
    Türkiye İmparatorluğu (15,538,000 km2, 76,2 milyon nüfus),
    Fransa Krallığı (1,871,962 km2, 22,7 milyon),
    Büyük Britanya Krallığı (5,396,262 km2, 13 milyon),
    Çin İmparatorluğu (10,797,408 km2, 180 milyon),
    İran Türk İmparatorluğu (1,751,791 km2, 16,5 milyon),
    Almanya İmparatorluğu ( 834,009 km2, 26,3 milyon),
    Hindistan Türk İmparatorluğu (3,103,243 km2, 140 milyon),
    Rusya İmparatorluğu (16,517,455 km2, 15 milyon),
    Afganistan İmparatorluğu (1,652,042 km2, 15 milyon),
    Polonya Krallığı (790,400 km2, 15,6 milyon),
    Prusya Krallığı (121,224 km2, 2,4 milyon).
    I. Mahmut'un yerine kardeşi III. Osman (1754-1757), sonra amca oğulları - III. Ahmet'in oğlu - III. Mustafa (1757-1774) ile kardeşi I. Abdülhamit (1774-1789) geçti.