Osmanlı Devleti yükselme dönemi

'Osmanlı Tarihi' forumunda Ezlem tarafından 29 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Osmanlı yükselme dönemi tarihi

    Osmanlı Devleti yükselme dönemi

    Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi, II. Murat'ın (1421 - 1444, 1446 - 1451) ölüp de yerine oğlu Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmed) (1444 - 1446, 1451 - 1481) padişah olduğunda, artık Osmanlı Devleti, pasinler Savaşı'nın tüm sarsıntılarını atlatmış ve kuruluş dönemini tamamlamış bir imparatorluk olarak dünya tarihindeki yerini almaya hazır bulunuyordu. 1451'de II. Mehmed, atalarının pek çok defa girişip de başaramadıkları İstanbul'u alma işini düşünebilecek ve bunu gerçekleştirebilecek kadar kendini güçlü hissediyordu.

    II. Mehmet (Fatih) Dönemi (1451-1481)

    Murat'ın ölümünden sonra 19 yaşındaki oğlu fatih ilk iş olarak İstanbul'un fethi için hazırlıklar başlatır.

    İstanbul'un Fethi (29 mayıs 1453)

    Fethin Sebebleri:

    1) Bizansın sürekli olarak avrupa devletlerinin Osmanlı alehine kışkırtılması
    2) Bizansın Anadolu beylikleri ve şehzadelerini Osmanlı yönetimi aleyhini kışkırtarak karışıklık çıkartması
    3) İstanbul'un boğazı üzerinde bulunan Bizans'ın Osmanlı ticareti için büyük bir denge oluşturması
    4) Osmanlı sınırları içerisinde kalan Bizans topraklarının bütünlüğünü bozması
    5) Bizans engelinin ortadan kaldırarak balkan fethlerinin dahada kolaylaştırmak istenmesi
    6) Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.)'ın övdüğü komutan olmak

    Yavuz Sultan Selim Dönemi (1512-1520)
    Kardeşleri Ahmet ve Korkud'u yenerek Şah İsmail'e karşı Çaldıran'da kazandığı zaferden (1514) sonra Tebriz'e kadar ilerledi. Dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği ile Turnadağ Şavaşı yapıldı(1515). Bunu gören Ramazanoğulları Beyliği savaşmadan teslim oldu ve Anadoluda Türk birliği sağlandı. Bundan sonra I. Selim, Memlûklar'a karşı harekete geçti. Yavuz'un Batı' da tehlike görmemesi nedeniyle doğu sınırlarını kontrol altına almak istemiştir. Bu sebeple doğuya yönelik fetih politikası izlemiştir.

    Mısır Seferi
    Nedenleri:

    Yavuz Sultan Selim'in İslam Dünyasının lideri olmak istemesi
    Baharat Yolu ve zengin bir tarım bölgesi olan Mısır'ı almak istemesi
    Dulkadiroğullarının Osmanlı egemenliğine girmesi
    Memlüklerin Şah İsmail ile ittifak kurması

    Mercidabık Savaşı (1516) Memlük sultanı Kansu Gavri yenildi,Suriye,Filistin Osmanlılara geçti.

    Ridaniye Savaşı (1517) Yeni sultan Tomanbay güçlü bir savunma hattı oluşturdu.Yavuz Sultan Selim müthiş bir taktikle ateşhattının arkasına geçti. Memlük devleti sona erdi,toprakları Osmanlının oldu.

    Sonuçları:

    Memlük toprakları alındı.
    Memlük hazinesi alındı,hazine altın doldu.
    Kutsal Emanetler İstanbula taşındı.
    Halifelik Osmanlı'lara geçti.
    Osmanlı devleti teokratik devlet yapısı kazandı.
    Venedikliler Kıbrısa ödedikleri 10,000 altını Osmanlı'ya ödemeye başladılar.
    Baharat Yolu, Mısır alındı.

    Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (1520-1566)

    Kanuni Sultan Süleyman, I. Selim döneminde duraklayan Batı'ya karşı gazâ siyâsetini yeniden yürürlüğe koydu. Belgrad'ın zaptı (1521) Orta Avrupa'da; Rodos'un zaptı (1522) ise Akdeniz'deki etkinlikleri için Osmanlı Devleti'ne elverişli bir konum kazandırdı. Macar ordusunu Mohaç'ta yok eden (1526) Kanuni, Macaristan'ın başkenti Buda'ya (Budin) girdi ve Macaristan'ı Zapolya'nın krallığında himâyesine aldı. Mohaç Şavaşı (Meydan Muharebesi) tarihin en kısa süren şavaşıdır. Bu, Osmanlı Devleti'ni Macaristan egemenliği için Habsburglar'la karşı karşıya getirdi. Kanuni, Zapolya'yı korumak için 1529'da Viyana'nın kuşatılmasıyla sonuçlanan seferi, 1532'de de Alman Seferi'ni yaptı. 1541'de ise Osmanlı egemenliğindeki Macaristan topraklarını bir Osmanlı eyaleti (Budin Eyaleti) yaparak ilhâk etti; ölen Zapolya'nın oğluna, kendisine bağlı olması koşuluyla Erdel Prensliği'ni verdi. 1543'teki Macaristan seferi sırasıda ise Estergon Kalesi'ni zapt etti. 1547'de Avusturya ve Almanya ile imzalanan barış antlaşması ile Kanuni, ellerinde tuttukları Macaristan topraklarını yılda 30,000 altın haraç ödenmesi koşuluyla Habsburglar'a bıraktı. Ancak savaş, 1551'de yeniden başladı.

    Rodos'un Fethi
    Kanunî Sultan Selim Hanın, Rodos şövalyelerinin elindeki Rodos ada ve şehrini, 29 Aralık 1522de ele geçirmesi. Anadolunun güneybatısında bulunan Rodos Adası, ilk olarak 672'de, Emevîler zamanında, Bizanslılardan alındı. Ada, 680'de tekrar Bizanslılara geçti. Daha sonra Akkadan kovulan Hospitalier şövalyeleri, buraya yerleştiler (1291). Hıristiyanların en kuvvetli ileri karakolu oldu. Anadolu ve Mısıra yönelik Haçlı seferlerinde üs olarak kullanıldı. Fethi için, birçok seferler düzenlendiyse de muvaffak olunamadı. Fatih Sultan Mehmed Han zamanında fethe yaklaşıldı ise de, yine muvaffak olunamadı (1480). Cem Sultanın, Rodos şövalyelerinin eline geçmesi, onları daha da azgınlaştırdı. Bayezid Han'dan sonra tahta geçen Yavuz Sultan Selim Hanın Mısırı fethetmesiyle, Rodosun önemi daha da arttı. Anadoludan Mısıra giden deniz yollarının emniyetinin tam olarak temin edilmesi, artık katî bir zaruret hâlini almıştı. Yavuz Selim Han, bu maksatla hazırlıklara girişilmesini emretti. Ömrünün vefa etmemesi yüzünden, Rodosun fethi, oğlu Kanunî Sultan Süleyman Hana kaldı. Kanunî, Belgradı fethettikten sonra, Avrupalıların kendi içişleriyle uğraşmalarından da istifade ederek, Rodosu fethetmeye karar verdi. Kanunînin bu niyetini öğrenen şövalyelerin başı Vilye dö Lil Adam, hazırlık yaparak, şövalyeleri topladı ve yiyecek stoku yaptı. Seferin serdarlığına İkinci Vezir Mustafa Paşa tayin edildi. 300 harp ve 400 nakliye gemisinden meydana gelen donanmanın sevk ve idaresi ise, Barbaros Hayreddin Paşa'nın yanında yetişen meşhur amiral Kurdoğlu Muslihiddin Reise verildi. 4 Haziran 1522de, İstanbuldan donanmayla harekete geçen Mustafa Paşa, 24 Haziranda Rodosa geldi. Kanunî Sultan Süleyman ise, 16 Haziranda kapıkulu ve eyalet askerleriyle birlikte, İstanbuldan kara yoluyla harekete geçti. Mustafa Paşa, Rodosa gelince, gemi kaptanlarıyla ve Kurdoğlu Muslihiddin Reisle görüşerek, adanın yardımına gelmesi muhtemel Avrupa gemilerine karşı, limanın icap eden yerlerine muhafaza gemileri koyduktan sonra, Öküzburnu mevkiinden karaya asker çıkardı. Rodos şehrinin etrafına metrisler kazılıp, getirilen büyük muhasara topları yerleştirildi. Kanunî, Kütahya yoluyla Marmarise, oradan da gemilerle Rodosa çıktı (28 Temmuz). Teslim teklifinin şövalyeler tarafından reddi üzerine, Ağustosun birinci günü kale dövülmeye başlandı. Bütün Ağustos ayı, karşılıklı top ateşi ve yine karşılıklı lağım açmakla geçti. Açılan top ateşiyle, kalede mühim tahribat yapılmasına rağmen, bu tahribat kısa zamanda düşman tarafından kapatılıyordu. Türk lağımcılarının, devamlı, Rodos burçlarının altına açtıkları lağımlar, Avrupanın en meşhur mühendisi olup, şövalyelere yardıma gelen Gariele Martinengonun mukabil lağımlarıyla karşılaşıyor ve yer altında korkunç boğuşmalar oluyordu. Bu sırada, 4 Eylül günü, İleki Adasının da Kara Mahmud Reis tarafından zaptı haberi geldi. Kahraman Reis, kendisi de ön saflarda çarpışırken şehit olmuş, fakat ada ele geçirilmişti. 6 Eylülde ise, Rodosun kuzeybatısında bulunan İncirli Adası teslim oldu. Mısır Beylerbeyliğine tayin edilen Mustafa Paşanın yerine, Ahmed Paşa serdar oldu. Bu günlerde Rodos Kalesinin İngiliz Burcunun güney kısmı, başarılı bir Türk lağımı ile havaya uçuruldu. Şövalyelerin topçu generaliyle Üstad-ı âzamın (Rodos şövalyelerinin başı) alemdarı da ölüler arasındaydı. Eylülün 12sinde yapılan bir hücumda, bu burca beş zafer bayrağı dikildi. 24 Eylülde yapılan umumî hücumda Yeniçeri Ağası Bâli Ağa, İspanyol Burcuna girip, Türk bayrağını, burcun tepesine diktiyse de netice alınamadı.

    10 Aralığa kadar, şiddetli top atışları, lağımlar ve sık sık tekrarlanan umumî hücumlarla, kale iyice yıpratıldı. 18 Aralıkta yapılan bir umumî hücumda şövalyeler, şehir içindeki istihkam ve hendeklerin arkasına çekilmeye mecbur kaldılar ve artık mukavemet etmenin imkânsızlığını da anladıklarından, kaleyi teslim etmeyi kabul ettiler (20 Aralık 1522).
    Teslim şartları arasında; şövalyelerin eşya ve top dışındaki silahlarını alıp, on gün içinde Rodostan ayrılmaları; bu günler zarfında şehirdeki istihkâmların 4,000 yeniçeri tarafından emniyete alınması ve asıl kuvvetlerin iki kilometre mesafede beklemesi yer alıyordu. Kalenin boşaltma işlemlerinden sonra şövalyeler, Üstâd-ı âzam gemilerine binip gittiler. Rodos Kalesiyle beraber Oniki Adanın tamamı ve şövalyelere ait olan Bodrum da Osmanlı Devletine bırakılmıştı. Osmanlı Devletine, 20,000'den fazla şehide mâl olan bu fetihten sonra, Kanunî Sultan Süleyman Han, 29 Aralıkta şehre girip kaleyi gezdi. 2 Ocak Cuma günü ise, camiye çevrilen Saint Jean Kilisesinde Cuma namazını kıldı. Nâmına okunan hutbeyi dinledi. Aynı gün, adadan ayrılıp Marmarise geçti. 3 Ocak günü Aydın, Midilli, Karasi, Menteşe, Saruhan sancakbeylerine, Anadolu Beylerbeyi Kasım Paşanın nezaretinde Rodostaki inşaat, imar ve iskân işleri bitinceye kadar adada kalmalarını emredip, İstanbula döndü. Rodosa derhal Türk göçmenleri yerleştirilmeye başlandı. Ada bir sancak yapılıp, Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaletine bağlandı. Sancakbeyi olarak Mehmed Bey tayin edildi. Bundan sonra birçok cami, imaret, mektep, medrese ve yol yapılıp ada imar edildi.

    Hint Deniz Seferleri (1538-1669)

    Akdeniz'de Osmanlılar'la Hristiyan Akdeniz devletleri arasında her iki taraf için de yıpratıcı deniz savaşları yapılırken, Osmanlı Devleti 1538'den başlayarak Hint Okyanusu'nda Portekizliler ile mücadeleye girişti Osmanlı Devleti'nin Hint Okyanusu için mücadelesi 1669'a kadar sürdü. Bu süre içinde birkaç kez Hindistan'a, bir kez de Sumatra Adası'na donanma gönderildi; Yemen, Habeşistan ve bazı Afrika ülkeleri Osmanlı Devleti'ne katıldı. Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı bazı deniz başarıları elde edildi ise de, Osmanlılar Hint Okyanusu'nda kesin bir üstünlük sağlayamadılar. Osmanlılar'ın Hint Okyanusu'ndaki başarısızlığı daha sonra hem Osmanlı devleti hem de tüm doğu ulusları için son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır.


    Guney Azerbaycan seferi

    Kanuni döneminde önemli mücadele alanlarından biri de [[Azerbaycan] oldu. Yavuz Sultan Selim zamanında Azerbaycan'a karşı kazanılan Çaldıran zaferine, Osmanlı ordularının Tebriz'e kadar ilerlemesine ve tüm Doğu Anadolu'nun Osmanlı egemenliğine geçmesine karşın Sefeviler ile kesin bir barış antlaşması imzalanmamıştı. Gerek Sefeviler gerekse Osmanlı İmpratorluğu, birbirlerine kuşku ile bakıyorlardı. Guney Azerbaycan, Anadolu'yu ele geçirme planlarından vazgeçmediği gibi, Osmanlılar da Hint Okyanusu'na kuzeyden açılan iki körfezden biri olan Basra Körfezi'ne açılan Irak topraklarını ele geçirme emelleri besliyorlardı. Bu arada iki devlet arasında sınır olayları da eksik değildi; bir takım sınır görevlileri durmadan taraf değiştirmekteydiler. Bütün bu olaylar bir araya gelince 1533'te Sadrazam İbrahim Paşa, Sefevi seferiyle görevlendirildi, arkasından da padişah Sefevi seferine çıktı (1534). "Irakeyn Seferi" denilen bu seferin en önemli ve kalıcı etkisi Bağdat dahil olmak üzere Irak topraklarının Osmanlılar'ın eline geçmesi oldu (1535). Böylece Hint Okyanusu'na açılan önemli körfezlerin ikisi de Osmanlılar'ın eline geçmiş oldu. Guney Azerbaycan savaşları 1555'teki [[Amasya] Antlaşması ile sona erdi; antlaşma sonucu Azerbaycan ile merkezi Tebriz, bir kısım Doğu Anadolu toprakları Osmanlılar'ın eline geçti. Bu barış 1576 yılına kadar sürdü.