Osman Aysu Türkçe Kitapları

'Kitap özetleri' forumunda Sitem tarafından 14 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Osman Aysu nun Eserleri



    Osman Aysu Kitapları

    Travma
    [​IMG]
    Kapı ardına kadar açıldı. Bu sahneyi daha önce de çok görmüştüm. Manzaranın vahşeti yüreğimi kor gibi yaktı her zamanki dehşetiyle... Sevgilim o ince uzun tahta masanın üzerinde çırılçıplak ve bağlı olarak yatıyordu. Ama manzaranın en korkunç yanı hemen masanın başında ayakta duran o iblis herifin elindeki sivri hançerdi. Bu sefer geç kalmıştım. O hain adam yarışı kazanmış ve benden evvel odaya girmeyi başarmıştı. Çaresizlikten gözlerim karardı.

    Kalbimin duracağını hissettim. Artık onu durdurmam imkânsızdı... Polisiye edebiyatımızın güçlü kalemi Osman Aysu'dan heyecanın doruklarında yeni bir gerilim ve aşk romanı...


    Doğum Günü: 15 Aralık
    [​IMG]
    Ölüm her canlının kaçınılmaz sonucudur. Beşer mantığı bu olguyu rahat kabul eder.

    Nitekim genç yönetmen Murat da güzel sevgilisi Sitem'in vakitsiz ölümünü kabullenmek zorunda kaldı. Ama onu hiç unutamadı. İki yıllık anıları aklında tüm tazeliğiyle yaşamaya devam etti. Hatta öyle ki sonunda ruh hastası oldu.

    Ta ki, yağmurlu bir gece Arnavutköy'de Azrail'le karşılaşıncaya kadar. Bu karşılaşma genç yönetmenin hayatını bir anda allak bullak etti. Çünkü Azrail ona insanoğlunun şimdiye kadar hiç duymadığı bir teklifte bulunacak ve Sitem'i geri getirmeyi vaat edecekti. Tabii bunun Murat tarafından ödenmesi gereken bir de bedeli olacaktı.


    Mor Salkımlı Köşk
    [​IMG]
    Salih asla bir Sovyet sempatizanı değildi, olamazdı da zaten. Ama edebiyata düşkün, zamanının çoğunu hikâyeler yazmaya adamış, şiirden zevk alan biri olarak Nazım Hikmet'ten hoşlanması da ona çok tabii geliyordu. Ayrıca şairin ezildiğine inandığı işçi, köylü, emekçi sınıfını savunmasında da ne kötülük olabilirdi ki? Bu da yaşamın bir gerçeği değil miydi? Aslında yabancı memleketteki eğitimi sırasında birkaç Sovyet yanlısı kişi ile tanışmış, komünist rejimin teorik esaslarını onlarla müzakere etme şansı da olmuştu. Bu konuda derinine bilgi sahibi olduğu söylenemezdi yine de.

    Faruk kucağındaki kızı ile sertçe dönüp bahçe kapısına doğru birkaç adım attı. Ayten ümitsizce sokak kapısının önünde kalakalmıştı. Kocasının haklı çıkması onun yüreğinde de bir burukluk yaratmıştı.

    Fakat tam o sırada sokak kapısı birden aralandı. Hepsi merakla başlarını çevirip aralanan kapıya baktılar. Ufacık tefecik cılız bir kadın, titrek sesle soruyordu. 'Faruk... Kardeşim... Sen mi geldin? '

    Polisiye türünün Türkiye'deki usta kalemi Osman Aysu bir 'ilk tarihi roman'la okurlarını İkinci Dünya Savaşı Türkiyesi'ne götürüyor. Tek partili dönemin siyasi atmosferinden çekip çıkardığı karakterleri ve onların yaşanmışlıklarını en canlı, en kalıcı halleriyle anlatarak, bizleri kırkların Türkiyesi'nde tanıklıklarla dolu tanıdık bir yolculuğa çıkarıyor.


    Bir Aşk Masalı
    [​IMG]
    İkisi de aynı kolejde okumuş, aynı sıraları paylaşmıştı. Okulun basketbol takımında da devam eden arkadaşlıkları keyifli bir dostluğun kapılarını açmıştı onlara. Mezun olduktan sonra kendilerine bambaşka yollar çizince, ister istemez bir mesafe girmişti aralarına. Giderek birbirlerinin izini kaybetmişlerdi. Biri avukat olmuş, üst üste kazandığı davalarla İstanbul'da ünlü bir isim haline gelmişti. Diğerinin ise nerede olduğu bilinmiyordu. Yıllar sonra bir gün karşılaştılar! ... Zorunlu bir karşılaşmaydı bu. Eski okul arkadaşı çaresizdi ve avukattan yardım istiyordu. Oğlu bir süredir kayıptı çünkü. Avukat, elbette ki yardım edecekti arkadaşına. Ama olayın üstüne üstüne gittikçe hiç ummadığı sorunların içinde buluverdi kendini. Üstelik, bu gerilim dolu arayışta bir doktor, aşkla da tanıştırdı onu. Asıl macera şimdi başlıyordu..


    Kanlı Pazar
    [​IMG]
    Nefesini tuttu. Tüfeğin kabzasını omzuna iyice yerleştirdi ve adamın arabadan inmesini bekledi. Limuzinin camları içerinin görünmesini engelliyordu. Sonra ak saçlı bir kafanın ağır ağır arabanın içinden çıktığını gördü. Acele etmedi. Hedefinin belirgin hale gelmesini bekledi. Shebalin dükkân kapısına doğru yürüyordu. Rus'un kafası dürbünde gayet net görünüyordu. Hans üst üste iki kere tetiğe asıldı. Tam isabet kaydetmişti. Adamın ak saçları bir anda kızıla boyandı. Mermiler kafatasını paramparça etmiş olmalıydı.'

    Londra'da bir pulcu dükkânı... Dükkân sahibinin yıllardır sakladığı bir paket... Dünyanın dört bir yanından gelerek pakete ulaşmak için birbirleriyle yarışa giren profesyonel tetikçiler... Şehirde staj yapmak için bulunan pul meraklısı Bora Akel, hayatının tehlikeye gireceğini bilseydi o pulcu dükkânına asla gitmezdi. Hiç tanımadığı bir İngiliz'in son isteğini yerine getirmeyi kabul edince birdenbire kendini art arda işlenen cinayetlerin tam ortasında buldu. Başladığı işi bitirmek zorunda olan Bora, bu kanlı insan avından nasıl sağ çıkacaktı? Türk polisiyesinin usta kalemi Osman Aysu'dan nefes kesen bir cinayet romanı...


    Cinayet Sancısı
    [​IMG]
    Genç kadın hançerin ucunu adamın boynuna sürterek ve milim kaldırmayarak iskemlenin arkasına geçti. Şimdi hançer fotoğrafçının tam ense olduğundaydı. 'Onu nasıl öldürdüğümü biliyor musun? ' diye mırıldandı alaycı bir sesle. 'Bilmiyorum...' diye kekeledi Ferruh. 'Bu aleti tam buradan soktum ve içinde kanırtırım. Çok acı çekti, dakikalarca çırpında. Soluk içindeki bu intikam hissinin sonu nereye varacaktı? Planını başarıyla uygulayıp hedefindeki dört kişiyi öldürüse bu azaptan kurtulacak mıydı? Tatmin duygusunun tüm benliğini kaplayacağını biliyordu ama sonra ne olacaktı? Bir seri katil olmanın ağırlığına katlanabilecek miydi? Kendi geleceğini düşünüyor muydu? Kardeşi gibi kendisinin de bir geleceği olmayacaktı. Planladığı cinayetleri işledikten sonra hiçbir şey olmamış gibi yaşayabileceğini hiç sanmıyordu.