Oscar ödül töreni 2011 bu gece

'Haberler' forumunda Violet tarafından 27 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Oscar ödül töreni 2011 bu gece,
    Oscar ödül töreni ,



    [​IMG]


    Bu yıl 83'üncüsü düzenlenecek Oscar Ödül Törenine yalnızca saatler kaldı. İlk kez 1929 yılında bir Otel salonunda düzenlenen on beş dakikalık mütevazı bir törenle sahiplerini bulan ödüller, bugün yüz milyonların merakla bekleyip, aylarca konuştuğu bir nümayişe dönüştü. Peki, 35 cm boyunda, 3.85 kg ağırlığındaki bu heykel sinema dünyası için ne anlama geliyor ve bu yılki törende bizi neler bekliyor?


    Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi hemen her kurum gibi, 1929 yılından itibaren hizmet verdiği sektörde ödül verme işine girişti. 5 dolarlık biletlerle girilen bir tören olduğu günlerden bugünlere her türlü reklâm unsurunu başarıyla kullanıp, marka değerini yükselterek geldi. Aylarca üzerinde çalışılıp özenle hazırlanan tören, filmlerden tanıdığımız Hazırlıkları, spekülasyonları, konukları ve tabiî ki kırmızı halısıyla düşündüğümüzde Oscar ödülleri sinema filmlerini aratmayacak türden bir senaryoya benziyor. Filmler, oyuncular, Amerikan değerleri ve "Oscar kültürü" bu senaryo yardımıyla tüm dünyaya aktarıyor. Düşündüğümüzde düğünlerde yapılan dedikoduları çok da aratmayan kırmızı halı faslının ülkemiz televizyonlarında canlı yayınlanıp, kelli felli sinema yazarlarınca ciddiyetle konuşulması bu kültürün ne denli yaygınlaştığının en somut göstergelerinden.

    6 Bin kişi oylıyor ve dünya konuşuyor

    Bugün sinema dünyasının en önemli ödülü kabul edilen Oscar, yalnızca kazananlara değil, aday olanlara da ciddi bir prestij sağlıyor. Buradaki prestij sözcüğüne dikkat edelim. Nitekim bazı filmlerin dünyaya pazarlanmasında bu tip bir prestije ihtiyacı olduğu aşikâr. Akademi üyelerinin bunu es geçtiklerini hiç zannetmiyorum. Akademi üyeleri demişken, yüz milyonlarca insanın kilitlendiği bu ödülün altı bin kişilik akademi üyelerince değerlendirildiğini ve bu üyelerin sektörden insanlar olduğunu hatırlatalım. İçlerinde oyuncular, yönetmenler, kurgucular gibi sinema sektörünün farklı kollarından isimlerden oluşan üyelerin filmlere oy verirken sadece sinemasal kalitesini baz aldıklarına inanmak çok da mümkün değil.

    Gelelim bu yılın adaylarına... Bazı yılların aksine bu yıl gerçekten sinemasal değeri yüksek, kaliteli yapımlarım olduğunu söylemek mümkün. 2009 yılından beri adayları ona çıkarılan en iyi film kategorisinde zorlu bir mücadeleye tanık olacağız. 83. Oscar töreninde 12 daldaki adaylığıyla öne çıkan isim hiç şüphesiz The King's Speech. Seyirciyi derinden etkileyen, başarılı yönetmenlik çalışmasıyla sinema tarihine geçecek bu yapım, politik arka planıyla da Akademi üyelerinin görmezden gelemeyecekleri özelliğe sahip. Nitekim fona döşenmiş Nazi karşıtı söylem daima Hollywood'da prim yapıyor. Ancak orijinalliği ve tüm başarısına rağmen filmden rekor sayıda ödül beklememek lazım diye düşünüyorum.

    Facebook çılgınlığı yollarda

    Bence şaşırtıcı ödülleri eve götürecek olan film The Social Network olacak. 8 dalda adaylığı olan David Fincher imzalı film ne anlatımı ne de sinematografisiyle seyirciye daha önce görmediği bir şey vaat etmiyor. Ancak film tüm dünyaya yayılan Facebook çılgınlığının promosyonu niteliğinde. İnsanlar modern oyuncakları Facebook'ta kişisel reytinglerini yükseltmenin hazzını yaşarken, Facebook işlevini sessiz ve derinden yerine getiriyor. Bir yandan teşhir kültürünü tüm dünyaya taşırken, diğer yandan dünyanın en ücra köşesinde yaşayan sıradan insanların dahi hakkındaki her türlü bilgiyi arşivleme işlevi görüyor. Facebook gibi büyük bir projenin filmde anlatıldığı gibi üç beş gencin içip sızıp bulduğu bir fikir olduğuna inanmak güç. Ancak Facebook'u basite indirgemek için hakkında böyle bir film yapmak oldukça akıllıca. Üstelik de önemli bir gelir kaynağı. Dediğim gibi film değeri açısından en sıradan adaylardan biri olmasına rağmen politik değerinin yüzü suyu hürmetine filmin törenden boş ayrılacağını zannetmiyorum.

    Inceptıon kendi rüyasında

    Hatırlarsınız 2010'un tüm dünyada merakla beklenen filmi Inception oldu. Daha vizyona girdiği hafta kült filmler listesinde ilk ona girdiği yönünde haberler yapılan film, Oscar için çok da iddialı bir aday gibi görünmüyor. Senaryosundaki her şeyi sığdırma gayreti dışında oldukça başarılı bir çalışma olmasına rağmen Inception'ın adını Oscar'ın haşmetli kategorilerinde göreceğimizi pek zannetmiyorum. Ancak böyle bir yapım teknik kategorilerde ödülsüz kalmayacaktır. Bu değerlendirmemde filmin konusunun fazla kişisel olmasının ve büyük sözler etmekten kaçınmasının katkısı var.

    Tıpkı Inception gibi, Black Swan'ın da fazla kişisel bir film olmasının yanında "cesur" ahlaki söyleminin katkılarıyla törenden ödülsüz ayrılmayacağını zannediyorum. Ancak bu ödülün filmden ziyade önceki ödüllerde olduğu gibi Natalie Portman'a gitmesi muhtemel. Patolojik karakterleri çok seven Akademi jürisinin Portman'ın performansına karşılık Anette Bening'in canlandırdığı eş cinsel karakter de ilgi çekecektir. The Kids are All Right filmi hiçbir kategoride vasatın üzerine geçemediği halde dört dalda Oscar'a aday oluşu da üzerinde durulması gereken noktalardan. Konu aldığı eşcinsel evliliği ve alternatif ahlak anlayışıyla adaylık hakkı kazanan filmin adını törenin herhangi bir yerinde duyarsanız fazla şaşırmayın, derim.

    Sayfamızdaki yer darlığından diğer adayları ve kategorileri tek tek değerlendirmek fazla mümkün değil. Kısaca değinecek olursak Coen Kardeşlerin True Grit'i 10 daldaki adaylığıyla dikkat çeken yapımlardan. Klasik bir western filminin yeniden çevrimi olan film, süssüz fakat yerinde anlatımıyla dikkat çekiyor. Film en iyi film, yönetmen ve erkek oyuncu kategorilerinde rakiplerini zorlayacaktır. Slumdog Millionare filmi ile 2009'da Oscar'ları silip süpüren Danny Boyle'un filmi 127 Hours'un adını ise törende duymamayı umuyorum. Bir mekânda sıkışıp kalma öyküsünü hareketli hale getirmek için her türlü sinema klişesinden yararlanan film, diğer adayların yanında son derece vasat kalıyor. The Fighter ve Winter's Bone filmleri ise daha çok oyunculuk performanslarıyla ödüle yaklaşan yapımlar. Toy Story 3 ise en iyi film kategorisinde Oscar'a aday olan üçüncü animasyon filmi özelliği taşıyor. Filmin ödülü kazanması ise büyük bir sürpriz olacağı gibi, ödüle de yeni bir soluk getirecektir.

    Ödüllere dair ne söylersek söyleyelim yapacağımız değerlendirme oturduğumuz koltuktan gördüğümüz kadarıyla sınırlı kalacaktır. Ancak oylamada bizim gördüğümüz ve göremediğimiz birçok kriterin göz önünde bulundurulduğunu unutmamak lazım. Bu kriterlerin sırf kalite ya da estetik olduğuna inanarak kimse kendini kandırmasın. Ama bunu yaptığı için Akademi'yi lanetlemenin de bir anlamı yok. Sonuçta onca emek ve para harcayıp Oscar'ı bu günlere getirdiler. Bir düşünelim ödülleri biz versek kriterlerimiz farklı mı olurdu? Dürüstçe cevap verecek olursak, bence olmazdı. Yine ideolojiler, zevkler ve ilişkiler devreye girerdi. Peki, burada bir yanlış var mı? Bence yok... Oyunu kuran, kuralları koyar!