Orman Haftası Skeçleri

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Ceylan tarafından 18 Mart 2013 tarihinde açılan konu


  1. Orman Haftası İle İlgili Skeçler


    Orman haftası ile ilgili skeç örnekleri:

    ORMANLAR HEPİMİZİN

    ARZU: Ne kadar şanslıyız, öyle değil mi? Bizim parkımızda birçok ağaç var. Küçük bir ormanda oynayabiliyoruz.

    BURÇİN: Evet temiz havayı ciğerlerimde hissedebiliyorum. Kuş cıvıltıları, yaprakların hışırtısı…...

    ARZU: Biliyor musun? Yetişkin bir ağaç 1 saatte 1,5 kilogram oksijen üretir. Hava kirliliğini ve gürültüyü emer.

    BURÇİN: Sadece havayı temizlemiyor ki … Ağaçların faydası saymakla bitmez. Kökleri toprağı sımsıkı tutuyor, toprak kaybına engel oluyor. Canlıların yuvasıdır, mevsimleri de dengeler.

    FURKAN: Susun artık! Kafamı şişirdiniz, bii uyutmadınız; car car carrr….

    ARZU: Aaa siz kimsiniz?

    FURKAN: Ağaçların bekçisiyim. Görmüyor musun ağaçlara zarar verecekleri engelliyorum.

    ( O sırada karalar içinde bir adam, sessizce sahneye girer. Elinde balta ile sinsice ağaçlara yaklaşır…. Sahnedeki ağaç çocuklar tirtir titrer.)

    BURÇİN: (Ağaçları arkasına alarak adamın önüne atılarak) Sen ne yapıyorsun? Nasıl kıyıyorsun? Neden kesiyorsun?

    (Ağaçlar titremeye devam etmektedir)

    EMİR: Sen ne karışıyorsun, şşşt! Karışma işime . Çekil!

    ARZU: Bekçi Bey! Bekçi Bey! Bakın ağaçlarımıza zarar veriyor.

    FURKAN: Kardeşim kesme yau.. Git arkalara! Vardır oralarda daha güzelleri,.. kuru yaşlı ağaçlar bul!

    BURÇİN: Git bul mu? Kamera şakası yapıyorlar herhalde bize..

    ARZU: Evet kesinlikle! Şuralarda bir yerlerde olmalı kamera.

    FURKAN: Yok çocuklar, geçenlerde söylediidiler. Birileri gelip ağaç kesiyormuş diye. Bu o herhalde….

    BURÇİN: Ay ne kadar rahatsınız. Bekçi Amca (sesini yükselterek söyler), Bekçi Amca! Siz söylediniz; Benim görevim ağaçları korumak diye… Eee bu ne?

    FURKAN: Uyyy…Yahu koskoca park, bir sürü ağaç. Adam yakacak odun topluyoo..Baksanıza..

    ARZU: Bekçi Bey, yakacak odun genç ağaçlardanolmaz. Ee burada da bütün ağaçlar genç ve sağlıklı.

    FURKAN: Ee amma da uzattınız, ne bilmiş şeylersiniz siz!

    EMİR: Hah ne güzel söylediniz; (kızlara dönerek) Siz ne bilmiş şeylersiniz! Başkasının işine ne karışıyorsunuz?

    BURÇİN: Ne demek ne karışıyorsun? Bu ağaçlar hepimizin. Ben karışmazsam, sen karışmazsan; bu ağaçlara kim sahip çıkacak.

    ARZU: (Bekçiye dönerek) Arkadaşlarımla az önce konuştuklarımızı duymadın mı? Bir ağacın bize sağladığı yararları bilmiyor musun?

    EMİR: Ağaç işte… Ha ot, ha ağaç. Otun büyümüşü işte..

    (Kızlar çok şaşırmış olarak birbirlerine bakarlar)

    BURÇİN: Hava kirliliğini emer, gürültüyü emer. Oksijen üretir.

    ARZU: Toprak kaybını önler, mevsimleri dengeler.

    FURKAN: (Kaşlarını yukarı kaldırarak, alaycı bir şekilde) Canlıların yuvasıymış bi de..

    EMİR: Peh peh peh….. Bu ot mu?

    BURÇİN: Ot diyor hala.

    ARZU: Amcacığım, bir ağaç kaç senede yetişiyor biliyor musunuz?

    BURÇİN: 1 dakikada kesiyorsun. Ama tohumun fideye, fidenin fidana ulaşması için 2 yıl; yetişkin olmasına ise onlarca yıl gerekiyor.

    EMİR + FURKAN: (İkisi aynı anda çok şaşırmış olarak) Onlarca yıl mı?

    EMİR: O kadar çok mu?

    ARZU: O kadar çok! Sizler hayatınızda (yüzü seyirciye dönük sorar) kaç tane ağaç diktiniz?

    BURÇİN: Yangınlar, bilinçsiz kesimler.. ormanlarımız her geçen gün hızla azalıyor.

    EMİR: Anladım. Çok iyi anladım.

    FURKAN: Ben de.

    EMİR: Haklısınız. Ormanlarımız geleceğimiz…

    FURKAN: Şu andan itibaren sadece bu parktaki ağaçları değil, tüm ağaçların bekçisi olacağım. Onlara gözüm gibi bakacağım.

    EMİR: Ben sadece onları korumakla kalmayacğım, her yıl onlarca ağaç dikeceğim…

    FURKAN: Ben de dikeceğim. Herkese örnek olacağım.

    (Sahnedeki kızlar, Bekçi hep bir ağızdan): Biz de biz de…. Çoğalsın ormanlarımız... Yaşasın geleceğimiz…
     



  2. Cevap: Orman Haftası Skeçleri

    AVCI

    Oyuncular:

    Anne

    Komşu kadın Avcı Oduncu

    Geyik (Geyik maskeli çocuk}

    Ormandaki koyunlar

    (Maskeli çocuklar)


    Sahne: Bir köy odası


    Birinci Perde



    Anne, komşu kadın, sonra avcı (Anne, kulübenin kapısından dışarıya bakar Komşu kadın sedirde oturmuş, yün eğirmektedir}



    ANNE - Ortalık nerede ise kararacak!



    KOMŞU - Eh ne yapalım, vakit akıyor Gözümüzü açıp kapayıncaya kadar akşam ofuyor!



    ANNE - Aman ne söylüyorsun komşu! Bugün saatler geçmesini bilmiyor!



    KOMŞU - Herhalde işin yoktu da sana saatler uzun geldi Yoksa ben, sabahtan beri o kadar çalıştım ki bana gün pek kısalmış gibi geldi



    ANNE - Bugün işim yoktu, ama bir iş tutacak gönlüm de yoktu!



    KOMŞU - Ne vardı komşucuğum? Bir derdin mi vardı yoksa!



    ANNE - Bir derdim vardı ya!



    KOMŞU - Vah vah Geçmiş olsun! Ne İdi derdin?



    ANNE - Annelerin derdi ne olur ki! Ben avcıyı düşünüyorum?



    KOMŞU -Avcıyı mı? Anlayamadım! Hangi avcıyı?



    ANNE - Bizim çocuğu düşünüyorum! Ona siz köyde avcı demiyor musunuz? Benim de dilim alıştı Çocuğumun adını bile unuttum! Ben de onu "avcı" diye çağırıyorum



    KOMŞU - Peki! Senin avcıya ne olmuş ki? Bu kadar üzülüyorsun!



    ANNE - Bir şey olmadı! Ama



    KOMŞU-Aması ne?



    ANNE - Aması şu: Bizim çocuğun zihnine koymuşlar! Güya ormanda bir yaban domuzu türemiş Bütün çiftliklere, çubuklara, tarlalara, bağlara ziyan yapıyormuş Köylülerin canı İçin de tehlike oluyormuş Bu köyde ve yakın köylerde, oğlum gibi bir avcı yokmuş Ona, "Bu yerleri olsa olsa sen kurtarırsın! Senden başka kimse onu alt edemez!" demişler O da bu sözlere kapıldı, önceki sabah tüfeğini yüklendi, Çarıklarını giydi, canavarı avlamaya ormana gitti "Yapma oğlum, etme oğlum" dedim, dinletemedim Dün sabah giderken: "Bu hayvanı vurmadan dönmeyeceğim" dedi Ama, ne kadar zaman dağda, ormanda kalabilir? Çantasındaki azık da pek azdı Dün gece gelmeyince, çok üzüldüm, ama "Belki de ormanda domuzun çıkışını bekliyor!" diye kendimi avuttum "Gün ışırsa gelir!" dedim Şimdi gün kavuşuyor, bizimki hAlA görünürlerde yok! İşte anun için durmadan kapıdan bakıyor, yolunu gözlüyorum



    KOMŞU - Üzme kendini komşucuğum! Avcı oğlun arslan gibidir Üç köy avcısının öldüremediği o koca domuzu senin uşak, Allah bağışlasın; tek başına öldürür!



    ANNE - Evet, Allah korusun! Şimdiye kadar başına böyle bir şey gelmemişti! Ama analık dedik ya!



    (Onlar böyle konuşurken sahne hafifçe kararmaya başlar)



    KOMŞU - Evet, akşam kavuşuyor Ben de kalkıp gideyim! Ocağa bir çorba koyayım!



    ANNE - Ah sen de mi gidiyorsun? Yalnız kalınca daha da güç olacak beklemek!



    KOMŞU - Yemekten sonra sana yine uğrarım!



    ANNE - Haydi güle güle!



    (Anne, arkasını kapıya çevirmiştir, bu sırada ava içeriye girer)



    KOMŞU-İşte avcı geldi!



    (Anne sevinçle kapıya koşar)



    ANNE - Sen mi geldin yavrum? Oh ne kadar merak ettim!



    (Avcının suratı asıktır, omzundaki torbayı yere bırakır; gelir, annesinin ve komşusunun ellerini öper)



    KOMŞU - Çok yaşa yavrum



    AVCI - Siz de çok yaşayın teyze!



    ANNE - Nerelerde kaldın dün gece?



    AVCI-Merak mı ettin?



    ANNE - Elbette!



    AVCI - Ben sana canavarı yakalamadan dönmeyeceğim dememiş miydim?



    ANNE - Dedin, dedin ama, ben canavarla boğuşmaya gittiğini biliyordum, nasıl rahat ederim?



    AVCI - Ben sana canavarı vurmadan geri dönmeyeceğimi önceden söylemiştim Canavarla da buluşmak için sözleşmiş değildik ya! Onu, bir günde yakalayamayacağımı düşünürsün ve kendini üzmezsin sanmıştım



    ANNE - Bari canavarı vurdun mu?



    AVCI - Ne gezer? Dağda, ormanda dolandım durdum!



    KOMŞU - Ben torbayı görünce canavarı öldürdükten sonra kafasını kesip şu çuvala koydun sanmıştım



    AVCI-Hayır!



    KOMŞU - Sonra annen lAmbayı yakınca çuvalda: "Canavarın başı bu kadar küçük olamaz!" dedim



    AVCI - Doğru düşündün teyze, bunun içinde canavar değil, minik bir geyik yavrusu var!



    ANNE - Ne dedin, ne dedin? Bir geyik yavrusu mu?



    (Yere eğilir, çuvalı aralar, hemen kapatır) Sahi! imiş Nasıl yaptın avcı bunu? Nasıl kıydın bu yavruya?



    (Komşu kadın gelir, çuvalı aralar, bakar)



    KOMŞU - Eyvah avcı! Şu yavrucağı nasıl vurdun? Hem kimseyi rahatsız etmeyen, ormanlarımızı süsleyen, bu minicik yavruya nasıl kıydın? Senin hiç de mi acıman yok?



    ANNE - Şimdi onun annesi nasıl yanıyordur? Bilsen, anlasan bunu yapmazdın!



    AVCI - Anne ben bunu öldürmek istemedim!



    ANNE - O kendi kendini mi öldürdü?



    AVCI - Sana nasıl olduğunu hemen anlatayım Bütün gün canavarı aradığım için başka hayvan vurmamıştım Ertesi gün, yani bugün de böyle oldu öğleden sonra, köye dönmek için yola düşmeden önce, karşıma bir geyik çıktı Ben de köye boş dönmeyeyim diye ona nişan aldım Fakat çalıların arasında yavrusu varmış, anasını tehlikede görünce birden çalılar arasından fırladı Anasına koştu, silAh onu vurdu, ben de fena oldum, bir kaza oldu Oldu ama!



    ANNE - Sen iyi bir avcı değilsin! İyi bir avcı olsaydın ne yavrulu bir hayvanı vurur, ne yavruyu öksüz bırakırdın! Ne de böyle suçsuz bir yavruyu öldürür, annesinin gönlünü dağlardın Zaten, avcılık, ancak herkesin tarlasını harman, çorman eden muzur hayvanlar için, insanlara karşı tehlikeli olanları yok etmek İçin yapılmalıdır Keyif cin hiç bir can öldürülemez Ben senin böyle kalpsiz olmanı istemiyorum Ben sana böyle yabancıler gibi davran diye avcı olmana İzen vermedim



    AVCI - Ben de çok üzgünüm anne! Ben bu yavruyu öldürmek istemedim



    ANNE - Ama öldürdün Ben, sana verdiğim avlanma iznini geri alıyorum Eğer benim iznim olmadan yine avlanırsan, işte komşumuz da şahit, ben sana analık hakkımı helAl etmem!



    AVCI-Anneciğim, ben küçükten beri avcılık yaparım, avı çok severim, Fakat mademki benim avcılık yapmama izin vermiyorsun, o hAlde sana söz veriyorum, artık avcılık yapmayacağım



    ANNE - Teşekkür ederim oğlum, ama söz vermek yetmez, bu köyümüzün avcılarının bir töresi vardır Onlar avcılığa tövbe edecekleri zaman köyün etrafını çeviren Yedidağ'ın en tepesine tırmanırlar ve tüfeklerini yedi kere havaya boşaltırlar Sonra evlerine gelirler ve tüfeği kapının arkasına asarlar Eğer sen de avcılıktan vazgeçmeye karar verdinse, yarından (bilgi yelpazesinet) tezi yok tüfeğini alırsın, Yedidağ'a tırmanır, tepeye gelince törenin emrettiği gibi havaya yedi el ateş edersin ve gelip kapının ardına tüfeğini asarsın, benim günlüm de rahat olur! Beni iyice anla, hiç sebepsiz yere seni öldürseler ben ne hAle gelirdim Düşün ki hayvanların da onları da seven anneleri var



    AVCI - Avcılıktan vazgeçmek bana güç gelecek ama mademki sen istiyorsun, yarın vazgeçiyorum avcılıktan!



    ANNE - Haydi geç sini başına, benim sana pişirdiğim çorbayı İç (Avcı sini başına geçerken perde kapanır)



    İkinci Perde



    Sahne: (Bir koru Bir ağaç altında oduncu balta ile odun yarmaktadır Ava omzunda tüfekle sağdan girer)



    ODUNCU -O Merhaba avcı başı Nasılsın?



    AVCI-Sağ ol! İyiyim! Ya sen?



    ODUNCU - Şükürler olsun, ben de iyiyim Ama seni biraz keyifsiz görüyorum nen var?



    AVCI-Bir şeyim yok!



    ODUNCU - Yoksa önceki akşam canavarı vuramadın diye mi kederlisin?



    AVCI - Vuramadım değil, bulamadım diye canım sıkkın!



    ODUNCU - (Gülerek) Ben bu ormanda canavarın peşindeyiz diyen nice avcılar gördüm, hiçbiri onunla boy ölçüşemedi Sen de yıldın işte! Ayıp değil!



    AVCI - Ben yılmadım ama bugün avcılığa tövbe edeceğim de canım ondan sıkılıyor



    ODUNCU - Demek korkun benim sandığımdan daha kuvvetli imiş (Güler)



    AVCI - Ben yılgınlıktan değil, ana hatırı için bunu yapıyorum



    ODUNCU - Hep korkanlar böyle söyler, ben bugüne kadar korkup da korktuğunu söyleyeni hiç görmedim



    (Tam bu sırada ormanın içinden bir geyik çıkar Avcının karşısına dikilir, ona dik dik bakar!)



    ODUNCU - (Alayla) Bak hele şuna! Avcıbaşı, sana şu geyik kafa tutuyor yahu! Tövbe etmiş bir avcı olduğunu anladı galiba! Seni umursamıyor, alay ediyor



    AVCI - (Avcı birden parlar, tüfeğini çevirir, geyik kaçar) Ben daha tövbe etmedim



    ODUNCU - Hey avcıbaşı, mademki tövbe etmedin, seninle alay eden geyiğin ardına düşsene Ama ey avcı, nerde sende öyle koşacak bacaklar?



    (Ava, geyiğin arkasından fırlar)



    ODUNCU - (Bağırır) Koş bakalım koş, sende eski soluk kalmamış arkadaş! Sen o geyiğe yetişemezsin!



    (Perde kapanır)



    Üçüncü Perde



    (Sahneye baştanbaşa eğik bir kalas konulmuştur



    Dağın tepesine çıkan bir patikadır bu Kaçıp kovalamanın, uzun olduğunu göstermek için Geyik sağdan girer, sola tırmanır, soldan çıkar Yine aynı biçimle, geyikle ava sahneye bir taraftan girer bir taraftan çıkarlar En sonunda geyik yüksek noktaya gelince birdenbire durur, başını geriye çevirir, avcı İleri atılır)



    GEYİK - Dur! İlerleme, silaha da davranma ey merhametsiz, ey zalim avcı! İlerleme! Olduğun yerde dur! Bu çalıların bir karış ötesi derin bir uçurumdur Ben seni buraya kadar evladımın intikamını almak için getirdim! Durmayıp da koşsaydım, sen de peşimden (bilgi yelpazesinet) koşacaktın ve bilmediğin için, uçuruma yuvarlanıp ölecektin, ama ben seni değil, seni kaybedince her şeyini kaybedecek anacığını düşündüm, Seni ölümle cezalandırmak, onu cezalandırmak olacaktı! Kendi acım kadar bir acıyı başka bir anneye tattırmamak için, seni öldürmekten vazgeçtim



    AVCI - Ey bağrını yaktığım geyik, beni bağışla! Ben yavrunu değil, seni vurmak istemiştim O, anacığını kurtarmak için kendisini silahımın önüne attı Onu öldürdüğümü gören annem, iyi ve zararsız hayvanları öldürmemek şartıyla vaktiyle benim avcı olmama izin verdiğini söyledi Fakat iznini geri aldı ve kendi izni olmadan bir daha avlanırsam bana analık hakkını helal etmeyeceğini de bildirip beni Yedİdağ'ın tepesine yolladı ve her tepede yedi kere havaya ateş ettikten sonra avcılığa tövbe etmemi istedi Ben, onun İçin yollarda idim, yine şeytana uydum Ama artık bir daha annemin sözünden çıkmayacağım Beni affet, yaptığımı düşünemedim İşte bak! Dağın tepesindeyiz, İlk tepeden havaya doğru tüfeğimi birinci kere boşaltarak tövbe törenine başlıyorum .
     



  3. Cevap: Orman Haftası Skeçleri

    ORMAN

    Sahne:1( anne arkada mutfakta yemek yapıyor. Çocuk arabayla oynuyor. Abla ders çalışıyor.)

    Anne: kızım ne yapıyorsun işin yoksa yardıma gel

    Çocuk: Çok işim var anneciğim orman haftası ile ilgili kompozisyon ödevi verdi öğretmen.

    Hımm. Ormanlar oksijen kaynağıdır. Ormanları koruyalım. ... yok bu giriş olmadı cart..

    ormanlar birçok hayvana yuvadır. Erozyonu önler havayı temizler öff klasik oldu cart

    ormanları kesmeyin ormanları kesene ölüm. Yok canım daha neler. Cart.
    ormanların ekolojik dengeye büyük yararı vardır...

    Yok bu da hızlı bir giriş oldu.

    Ormanların kesilmesi küresel ısınmaya neden olmaktadır. Küresel ısınma yüzünden gelecekte dünyanın büyük bölümü çöl olacaktır. Maalesef Türkiye de çöl olacak ülkelerin arasındadır.

    Anne: Çocuklar size süt getirdim biliyorsunuz her gün İKİ bardak süt çocukların büyümesi içi çok yararlıdır.(çocuklar sütü alır içerler. Anne elindeki süt kabını çöpe atar.)
    şu sür kabınıda çöpe atayım bari

    baba: tak tak tak(anne kapıyı açar.)
    anne:hoşgeldin kocacığım.

    Baba:hoşbulduk hanım.(baba çocukların yanına gelir ve)
    -çocuklar size hediye aldım.

    Çocuklar:sevinerek zıplarlar.(babaların elindeki hediyeyi alırlar ve açarlar ve ambalaj kutularını çöpe atarlar.)
    Anne kırıtarak: kocacığım bugün çok güzel bir mobilya gördüm bizim mobilyalarımızda eskidi artık. Yeni mobilya alalım.

    Baba: peki karıcığım sen bilirsin senden değerli mi?
    Çocuk: (babasına ödevini gösterir )
    -babacığım ödevim nasıl olmuş

    baba : afferim kızım çok güzel yazmışsın. insanlar bilinçsizce ormanları kesiyorlar aslında geleceğimizi kesiyorlar.
    Çocuk: baba defterim bitti bana yeni bir defter alırmısın
    baba tabi kızım sen ne istersen alırım ben.

    Sahne 2:

    Fabrikada sekreter masasında oturur. Yazı yazar patron başka masada oturur para sayar. İşçilerde içeride çalışırlar.
    Sekreter: lü lü lü alo burası Doğa kağıt fabrikası ben sekreter Aslı nasıl yardım edebilirim. Peki efendim müdür beye bağlıyorum.

    Müdür bey patlamış defter fabrikası müdürü sizinle görüşmek istiyor.

    Müdür: Alo fabrika müdürü Kemal Paragöz. 100 bin ton kağıt istiyorsunuz tabi efendim siz isteyeceksiniz biz üreteceğiz. Siz paradan haber verin. Tamam efendim iki hafta içinde siparişiniz hazır.
    bütün işçiler gelsin.

    Arkadaşlar yeni bir sipariş aldık patlamış defter fabrikası yeni sipariş verdi 100 bin ton kağıt üreteceğiz izinler kaldırıldı gece herkes zorunlu mesaiye kalacak.

    Mühendis: ama efendim o kadar çok üretim yapıyoruz ki işçiler çok yoruldu.

    Arkadaşlar siz işinize bakın bu bizim ekmek paramız çalışmazsak ekmek nereden alacağız.

    (Patron masasına gider işçiler işlerine döner ve çalışmaya aşlarlar)

    patron telefonu açar: kızım bana orman işletme müdürünü bağla
    sekreter telefonu çevirir.

    İşletme müdürü:
    Alo ben orman işletme müdürü Kazım Keser.

    Alo keser ben müdürün paragöz. Yeni sipariş var çok acele 100 bin ton kağıtlık odun ayarla.
    İşletme müdürü yan taraftan çıkar :ama efendim memlekette orman kalmadı daha geçen hafta kestik 500 hektar orman.

    müdür: Bana laga luga yapma be.. benmi yiyom ağaçları insanlar istiyo biz yapıyoruz atmim şimdi işten seni.
    ( işletme müdürü telefonu kapatır ve üzgün bir şekilde ortaya gelir arkadaşlar toplanın der.

    İşletme müdürü:

    Arkadaşlar biliyorum ormanları bizler kadar seven insan yok. Ormanlar bizim ekmek kapımız. Ormanda bir yangın çıksa ormanı söndürmek için ilk biz ateşin işine atlarız. Ama insanlar o kadar çok tüketiyorlar ki yakında orman kalmayacak diye korkuyorum. Maalesef yeni bir sipariş aldım. 200 hektar ağaç kesmemiz gerekiyor.
    Oduncular üzülerek ortaya gider şef yana çekilir.

    Oduncu 1: her gece rüyamda kestiğim ağaçlar rüyama giriyor ve yapma bizleri kesme bizler olmasak dünyada hiçbir çanlı kalmaz diyor.

    Oduncu 2: bende ormanda yaşayan hayvanlara acıyorum onların evlerini kesiyoruz. Birde insanlar bize katil mişiz gibi bakıyorlar sanki kağıtları çöpe atan, her yıl mobilya değiştiren, ormanda bilinçsizce ateş yakıp yangın çıkaran biziz.

    Ormancılarellerine balta vurur gibi kaldırırlar ve donarlar
    perde
    sahne 3:
    bir tv haber programı haberler sunulmaktadır.
    Spiker bugün 27 mart 2040 salı ana haber bültenini sunuyoruz.
    Önce özetler:
    Amerikan uzay dairesi nasa uzay boşluğunda yaşanabilir gezegen arayışlarına hız verdi.
    Su savaşları yüzünden geçen hafta 3 milyon insan öldü
    Dün İsveç ve Norveç su yüzünden savaşa başladı.
    Su ihraç eden ülkeler suyun varilini 100 dolara çıkarttı.
    Ülkemizde su dağıtımı yüzünden izdiham çıktı izdihamda 43 kişi ezilerek hayatını kaybetti. Şimdi olay yerine bağlanıyoruz. Söz sende Esra:
    Esra: evet Gülde senin de dediğin gibi bugün Antalyada su dağıtılırken insanlar birbirlerini ezdiler. Üç yıldır hiç yağmur olmadığı için susuzluk had safhada. Bu yüzden yardım için gelen gemiden bir litre su almak için insanlar bugün birbirlerini ezdiler.
    Şimdi yanımızda su alamayan bir vatandaş bulunyor.
    (vatandaş ve iki çocuğu yanında bitap bir şekilde duruyorlar)
    Esra: çıkan kargaşa hakkında ne düşnüyorsunuz.
    Vatandaş:
    Çok zor durumdayız. Çocuklarım günlerdir aç susuz. Bir yudum suyumuz bile kalmadı yardım bekliyoruz.

    Donduk..
    Ben orman perisi Maalesef insanların bilinçsizce tüketmeleri Dünyamızı yaşanmaz hale getirdi. Böyle olmamalı.
    Sihirli sopasını yukarı sallar ve
    Zaman geri aksın insanlar her işini doğru yapsır. Bibili babili bu. (perde)

    Sahne:1( anne arkada mutfakta yemek yapıyor. Çocuk arabayla oynuyor. Abla ders çalışıyor.)
    Anne: kızım ne yapıyorsun işin yoksa yardıma gel
    Çocuk: Çok işim var anneciğim orman haftası ile ilgili kompozisyon ödevi verdi öğretmen.
    Hımm. Ormanlar oksijen kaynağıdır. Ormanları koruyalım. ... yok bu giriş olmadı silgim neredeydi he buldum( siliyor)
    ormanlar birçok hayvana yuvadır. Erozyonu önler havayı temizler öff klasik oldu sil
    ormanları kesmeyin ormanları kesene ölüm. Yok canım daha neler. Sil.
    ormanların ekolojik dengeye büyük yararı vardır....
    Yok buda hızlı bir giriş oldu
    Ormanlar ın kesilmesi küresel ısınmaya neden olmaktadır. Küresel ısınma yüzünden gelecekte dünyanın büyük bölümü çöl olacaktır. Maalesef türkiyede çöl olacak ülkelerin arasındadır.
    Anne: Çocuklar size süt getirdim biliyorsunuz her güniki bardak süt çocukların büyümesi içi çok yararlıdır.(çocuklar sütü alır ve içerler. Anne elindeki süt kabını atık kağıt kutusuna atar.)
    şunuda atık kağıt kutusuna atayım .
    baba:tak tak tak(anne kapıyı açar.)
    anne:hoşgeldin kocacığım.
    Baba:hoşbulduk hanım.(baba çocukların yanına gelir ve)
    -çocuklar size hediye aldım.
    Çocuklar:teşekür ederim babacığım .şunlarıda atık kağıt kutusuna atayım. (babaların elindeki hediyeyi alırlar ve açarlar ve ambalaj kutularını atık kağıt kutusuna atar.)
    Anne kırıtarak: kocacığım bugün çok güzel bir mobilya gördüm bizim mobilyalarımızda eskidi artık. Yeni mobilya alalım mı.
    Baba: Hanım istersen mobilyalarımızı boyahaneye gönderelim istediğin gibi boyatalım mobilyalarımız yeni olsun. Üstelik ağaçlarda kesilmesin.
    Çocuk: (babasına ödevini gösterir )
    -babacığım ödevim nasıl olmuş
    baba : afferim kızım çok güzel yazmışsın.
    Çocuk: baba defterim bitti bende geçen seneki defterimi sildim bir daha kullanıyorum nasıl ama. Aferim kızım biliyormusun eskiden bizlerde defterlerimizi siler siler kullanırdık ama biz fakirlikten böyle yapardık.
    Sahne 2:
    Fabrikada sekreter masasında oturur. Yazı yazar patron başka masada oturur para sayar. İşçilerde içeride çalışırlar.
    Sekreter: lü lü lü alo burası Doğa kağıt fabrikası ben sekreter Aslı nasıl yardım edebilirim. Peki efendim müdür beye bağlıyorum.
    Müdür bey patlamış defter fabrikası müdürü sizinle görüşmek istiyor.
    Müdür: Alo fabrika müdürü Kemal Paragöz. 50 bin ton kağıt istiyorsunuz tabi efendim siz isteyeceksiniz biz üreteceğiz. Siz paradan haber verin. Tamam efendim iki hafta içinde siparişiniz hazır.
    bütün işçiler gelsin.
    Arkadaşlar yeni bir sipariş aldık patlamış defter fabrikası yeni sipariş verdi 50 bin ton kağıt üreteceğiz izinler kaldırıldı gece herkes zorunlu mesaiye kalacak.
    Mühendis: ama efendim o kadar çok üretim yapıyoruz ki işçiler çok yoruldu.
    Arkadaşlar siz işinize bakın bu bizim ekmek paramız çalışmazsak ekmek nereden alacağız.
    (Patron masasına gider işçiler işlerine döner ve çalışmaya aşlarlar)
    patron telefonu açar: kızım bana atı kağıt işletme müdürünü bağla
    sekreter telefonu çevirir.
    İşletme müdürü:
    Alo ben Atık kağıt işletme müdürü Kazım Keser.
    Alo keser ben müdürün paragöz. Yeni sipariş var çok acele50 bin ton atık kağıt ayarla.
     



  4. Cevap: Orman Haftası Skeçleri

    Sahne 3:
    İşletme müdürü :tabi efendim hemen topluyoruz atık kağıtları gönderiyorum size

    ( işletme müdürü telefonu kapatır ve sevinçli bir şekilde ortaya gelir arkadaşlar toplanın der.
    İşletme müdürü:
    Arkadaşlar yeni bir sipariş aldım. 50 bin ton atık kağıt gerekiyor.
    Oduncular atık kağıt kutularını toplamaya başlar.
    Oduncu 1: her gece önceden kestiğim ağaçlar rüyama giriyor .Biliyormusun artık kağıt kesmediğimiz için çok mutlular
    Oduncu 2: artık ormanda yaşayan hayvanlar evlerinde mutlu mutlu yaşıyorlar.
    Ormancılar : hafta kent ormana gidiyoruz sizde gelin çocuklar oynasınlar beraber.
    Ormancı2 : bi hanıma sorim de.haber veririm.


    sahne 4:

    bir tv haber programı haberler sunulmaktadır.

    Spiker bugün 27 mart 2040 salı ana haber bültenini sunuyoruz.

    Önce özetler:
    amerikan uzay dairesi nasa uzay boşluğunda yaşanabilir gezegen arayışlarına devam ediyor.
    Orman haftası neşe ile kutlanıyor
    antalyadaki havuzlarda insanlar neşe ile vakit geçiriyor. Turizm gelirlerimiz geçen seneye göre arttı.
    Şimdi Antalyaya bağlanıyoruz.

    Söz sende Esra:

    esra: evet gülde senin de dediğin gibi bugün Antalyada insanlar neşe içinde havuz keyfi sürüyor şu an sıcaklık 29 derece

    Şimdi yanımızda çocuklarıyla havuzdan yeni çıkmış bir vatandaş bulunuyor.

    (vatandaş ve iki çocuğu yanında mutlu şekilde duruyor.

    Esra: çocuklarınızla beraber havuzdan çıktınız ne düşünüyorsunuz.

    Vatandaş: Çok zor durumdayım çocuklar günlerdir havuzdan çıkmıyorlar hasta olacaklar. Send e gitsene işine ya kafafamın dibinde (arkada ikide bir kafa çıkaran kişiye)

    Donduk..


    orman perisi Ne kadar güzel bir Dünya heryer yemyeşil ( seyirciye dönerek sizlerde dünyanın gelecekte de güzel kalmasını istiyorsanız tutumlu olun ve kağıtları atık kağıt kutusuna atın.