Örf ve Adetlerimiz

'Sorularla İslamiyet' forumunda YAREN tarafından 9 Nisan 2009 tarihinde açılan konu


  1. Dünyaya geldikten sonra insan,hayatını tanzim eden kurallarla karşılaşır. Bu kurallardan bazıları yazılı, bazıları ise yazılı olmayandır.

    Örf ve adetler yazılı olmayandır. Bir toplulukta benimsenmiş ortak alışkanlık ve usullerin tamamına örf denir. Örneğin; evliliklerde düğün yapmak bir örf'tür. Adet ise topluluklar da yerleşmis usul, kaide ve göreneklerdir. Örneğin; bazı bölgelerde gençlerin erken evlendirilmeleri bir adettir.

    Dini konularından biri de insan davranışlarıdır. İnsan davranışlarının bir kısmı örf ve adetlere dayalı yapılır. Dolayısıyla örf ve adetlerde din ile doğrudan ilgilidir. Şöyle ki dinin koymuş olduğu değerlere ters düşen örfler ve adetler terkedilmiş ve bırakılmıştır. Örneğin; kan davası ve tefecilik yapmak, islam öncesinde birer örf ve adet halini almıştı. Ancak islam geldikten sonra bunlar kaldırılmıştır.

    Buna rağmen özellikle kan davası kolay kolay terk edilmemiştir. Müslüman bir toplumun islam'ı kabul edişlerinden günümüze kadar islam dininin etkisi ile oluşmuş örf ve adetleri de bulunmaktadır. Genelde örf ve adetler islam'a ters düşmez.

    Bunun yanında islam öncesinden gelen ve islam'a ters düşmeyen örflerde varlıklarını deva ettirmişlerdir. Ebu Hanife ve İmam Malik gibi fıkıhçılar Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ''Müslümanların güzel gördüğü herşey, Allah katında da güzeldir. ''hadisini ölçü olarak, fıkıh usulünde örfleri hüküm vermeden başvurulacak bir kaynak olarak görmüşlerdir. Denilebilir ki toplum hayatını tanzim eden kurallardan biri de örf ve adetlerdir.

    Bizde büyük tecrübeler sonunda oluşmuş bu değerlere sahip çıkmalı ve yaşatmalıyız. Unutmayalım ki bir toplumu ayakta tutan, geçmişiyle geleceği arasındaki köprü görevi gören, kültürü, örf ve adetleridir. Tabi ki güzel örf ve adetlerimizi unutmayalım.
    Alıntı