Omurgasız Hayvan Süngerler ve Süngerlerin Özellikleri

'Ders notları' forumunda Burcu tarafından 5 Haziran 2015 tarihinde açılan konu


  1. Hayvanlar aleminin en geniş kısmını (yaklaşık %95'ten fazlası) omurgasızlar kapsar. Bu gruptaki hayvanlarda omurgalılarda olduğu gibi gelişmiş bir iskelet bulunmaz yani omurgası olmayan canlılardır. Omurgasız hayvanların büyük bir çoğunluğu vücudun dış kısmını örten ve destekleyen dış iskelet bulundurur. Bazı türleri belli bir yere tutunmuş olarak yaşasa da birçok türü aktif olarak hareket edebilir.
    Omurgasız hayvanların bazıları suda, bazıları karada yaşamaya uyum sağlamıştır.
    Omurgasız hayvanlar;
    1-) Süngerler
    2-) Sölenterler
    3-) Solucanlar (Yassı solucanlar, Yuvarlak solucanlar, Halkalı Solucanlar)
    4-) Yumuşakçalar
    5-) Eklem Bacaklılar (Kabuklular, Araknitler, Çok Ayaklılar, Böcekler)
    6-) Derisi Dikenliler
    olmak üzere 6 gruba ayrılırlar.

    Süngerler en basit yapılı ve dünya üzerinde 540 milyon yıldır yaşayan hayvanlardır. Günümüzde süngerlerin çoğu okyanusların güney kutbundan, kuzey kutbuna uzanan bölgelerden, sığ sulardan, yüzlerce metrelik derin deniz diplerine kadar farklı ortamlarda yaşayabilir. Süngerlerin yalnız 20 kadar türü (Spongilla cinsi) tatlı sularda, geriye kalan büyük bölümü denizlerde yaşar. En derin denizlerde bile rastlanabilen süngerler, en çok denizlerin tropik ve astropik kesimlerinde yaygındır. Birçok türün uzunluğu birkaç santimetreyi aşamazken, bazılarının boyu 2 metreyi geçmektedir.
    Parlak sarı, turuncu, kırmızımtrak, siyah ve menekşe renkli olabilirler. Belli bir şekilleri yoktur. Vazo, kadeh, torba, boru, çalı gibi muntazam olmayan kümeler meydana getirirler. Hakiki doku ve organları yoktur. Duyu, sinir ve hareketi sağlayan hücreleri bulunmadığından yapıştıkları zeminlerde sabit yaşarlar. Hayvanlardan çok bitki hissini verirler. Boyları birkaç milimetreden, 3 metreye kadar değişir. Büyük çoğunluğu sıcak denizlerde yaşar. Çok azı tatlı sularda bulunur. Bir sünger zemine yapışan kapalı bir kısımla vücut boşluğuna açılan oskulum denen bir açıklıktan ibarettir. Yanlarda da suyun girip çıkmasını sağlayan delikler/porlar vardır. Bu delikli yapıdan dolayı süngerlere porifera denir. Küçük ağız vazifesini gören yan deliklerden giren su, vücut boşluğunu dolaştıktan sonra, oskulumdan tekrar dışarı atılır.
    Fil kulağı süngeri (portakal rengi)Vücut yapıları iç ve dış olmak üzere iki tabakadan meydana gelir. Aralarında dış deriden hasıl olan mezenşim adı verilen jelatinsi bir ara tabaka da vardır. ıskelet ya basit bir iğne, ya da ışınsal uzantılı birçok iğneden meydana gelir. Silisyum veya CaCO3 bileşimlidir. Süngerlerin iskelet elemanları bu kısımdan meydana gelir. Destek vazifesini gören iskelet sistemi; kalker, silis veya keratin bileşiminden hasıl olan iskelet iğneleri spikül ve spongin denilen proteinli bir maddeden ibarettir. Spongin maddesi, spikülleri bir ağ gibi örerek iskelet sistemini meydana getirir. Bazı süngerlerde iskeletteki spiküller tamamen kaybolarak destek maddesi olarak yalnız spongin kalır. Bu tür süngerler temizlendikten sonra, halk arasında temizlik süngeri olarak kullanılır. ıskeletsiz olan pek az sünger vardır.
    Sünger olarak bildiğimiz kısım aslında hayvanın yumuşak kısımlarından ayrılmış iskeletinden başka bir şey değildir. Suyu emdiğinde şişme özelliği vardır. Plastik süngerlerden önce daha çok kullanılanlar doğal süngerlerdir.
    Çoğalmaları
    Süngerler eşeyli ve eşeysiz olarak iki şekilde ürerler. Eşeyli çoğalmada mezenşimatik tabaka içinde yumurta ve spermatozoitler meydana gelir. Her iki çeşit üreme hücresi de aynı veya ayrı ayrı hayvanlarda bulunabilir. Döllenme vücut içinde olur. Yan deliklerden suyla giren spermatozoonlar göçmen hücreler tarafından taşınarak yumurtayı döllerler. Eşeysiz üreme vücudun yanlarında olan tomurcuklarla meydana gelir. Tomurcuk ana hayvandan ayrılarak yeni bir sünger hasıl eder. Ayrılmadığı takdirde sünger kolonisi meydana gelmiş olur. Tatlı su süngerlerinde sert iklimlere karşı gemula denen bir üreme şekli görülür. Sonbahara doğru mezenşim tabakası içinde toplu iğne başı iriliğinde renkli kürecikler meydana gelir. Bunlar bol besinli embriyonal hücrelerdir. Gemula denen bu küreler dış taraftan iki katlı bir spongin zarla çevrilir. Ana hayvan öldükten sonra, bunlar çok soğuklarda dahi hayatını sürdürürler. ılkbaharda gemula içindeki üreme hücreleri etrafındaki zarın deliklerinden çıkarak yeni süngerleri meydana getirirler.
    Tanıtıcı Özellikleri
    1. Tatlı suda yaşayan iki familyası hariç, tümü denizlerde yaşar.
    2. Gevşek şekilde bir araya gelmiş olan hücrelerin oluşturduğu organizmalardır.
    3. Erginleri bir yere bağlı olarak (sesil) yaşar.
    4. Çoğu asimetrik, bir kısmıda ışınsal simetrilidir.
    5. Bunların vücudunda, su akıntısına olanak sağlayan delikler (porlar), kanallar ve odacıklar bulunur.
    6. Vücut boşluğu, kısmen veya tamamen bir sıra kamçılı hücre tabakasıyla astarlanmıştır.Bu hücrelere koanosit hücreleri (yakalık hücreleri) adı verilir.
    7. Kristalin spikül veya organik fibrillerden oluşan iskelet elemanları vardır.
    8. Sinir sistemleri yoktur.
    9. Oldukça yüksek regenerasyon yeteneğine sahiptirler.
    10. Bilinen tür sayısı 5 bin dolaylarındadır.
    11. Porifera şubesi Calcarea, Hexactinellida, Demospongiae ve Sclerospongiae olmak üzere dört sınıfa ayrılır.
    Erginlerinde Vücut Şekilleri
    Süngerlerde vücudun yüzeyi çok sayıda delik taşır. Suyun, vücut içine girdiği küçük deliklere ostium, vücudu terk ettiği büyük deliklere ise oculum adı verilir. Ostiuml ile osculumlar, vücudun içindeki kanal sistemi ve odacıklar aracılığıyla birbirlerine bağlanır.
    Süngerlerin en ilkel tipi vazo şeklinde olan ve ışınsal simetri gösteren ascon tipi süngerlerdir. Daha ileri yapılıları ise asimetrik, yassı, yuvarlak veya dallanmış biçimde olup, çok sayıda ascon tipinden meydana gelmiş gibidir.
    Ascon tipi süngerlerde vücudun dışı bir sıra epitel hücresiyle örtülüdür. Kamçı taşımayan bu hücrelere pinacosit hücreleri, oluşturdukları vücut örtüsüne de pinacoderm adı verilir. Vücudun iç tarafını ise kamçılı bir sıra hücreyle astarlanmıştır. Kamçı taşıyan bu hücrelere koanosit hücreleri (yakalık hücreleri), oluşturdukları iç örtüye de koanoderm adı verilir. Bu iki hücre tabakası arasında jelatinimsi mezofil tabakası yer alır. Mezofil tabaka, iskelet elemanları ile amöboid hareketli çeşitli hücrelerden oluşur (arkeosit ve tesosit hücreleri gibi). Ostiumların çeperlerinde dıştan içe kadar uzanan porosit adı verilen hücreler yer alır.
    Ascon tipi süngerde, vücut duvarının dışa doğru genişlemesiyle daha kompleks yapılı sünger tipleri ortaya çıkar. Bunlara sycon ve leucon tipi sünger adı verilir. Bu tip süngerlerde porosit hücreleri yoktur.
    Beslenme
    Süngerlerde sindirim kanalı yoktur. Porlardan vücut boşluğuna giren su içindeki küçük organizmalar ve detrituslar, koanosit hücrelerinin kamçılarıyla süzülerek alınır ve mezofil tabakasındaki amöboid hücrelere iletilir. Birhücrelerde olduğu gibi, besinler amöboid hücrelerdeki besin vakuolleri içinde sindirilir. Muhtemelen süngerler su içinde erimiş haldeki besinleri de kullanırlar.
    Süngerler, tesosit adı verilen özel amöboid hücreler içinde besin depo ederler. Sindirilmemiş besin artıkları besin vakuollerinin çeperinden sitoplazma içine, oradan da vücut boşluğundadaki suyu dışarı atan kanallara boşaltılır.
    Su Düzenlenmesi ve Boşaltım
    Süngerlerde su düzenlenmesi ve boşaltım, her hücre tarafından ayrı ayrı yapılır. Tatlısu süngerlerinin vücut hücrelerinde kontraktil vakuoller bulunur. Osmos yoluyla hücrelere giren fazla su bu vakuoller aracılığıyla dışarı atılır. Vücut boşluğu içindeki suyun sirkülasyonu, koanosit hücrelerine ait kamçıların hareketi ile sağlanır.
    İskelet ve Hareket
    Süngerlerin iskelet elemanlar, kristalin spiküller ile skleroplast adı verilen organik fibriller halindedir. Organik fibriller amöboid hücreler tarafından salgılanırlar. Sınıflandırılmalarında istelet elemanlarının kimyasal bileşimi, spiküllerin şekli, büyüklüğü, eksen veya ışın sayısı, vücut içindeki dağılımı esas alınır.
    Genel olarak ergin süngerler bir yere bağlı olarak yaşarlar. Ancak, bazal pinacosit hücrelerinde basit amipsi hareketle bir dağılma meydana gelebilir.
    Sinir Sistemi
    Süngerlerde sinir hücrelerinin varlığını gösteren fizyolojik bir kanıt yoktur. Ancak, sinir hücrelerinin bulunabileceği hakkında bazı iddialar vardır. Değişik tipteki uyaranlar karşısında, vücudun her hücresi bağımsız olarak tepki gösterir. Kuvvetli bir dokunma uyartısı, sadece birkeç milimetre taşınabilir. Bunlarda hormonların bulunmadığı da bilinmektedir.
    Solunum
    Süngerlerde özel solunum organı yoktur. Gaz değişimi her hücre tarafından ayrı ayrı yapılır.
    Dolaşım ve Sölom
    Süngerlerde dolaşım sistemi ve sölom yoktur. Vücut içindeki kanal ve odacıklara giren su, osculumdan dışarı atılırken, hücrelerden buralara boşaltılmış olan artık maddeleri de beraberinde götürülür.
    Üreme
    Süngerlerde özel üreme organı yoktur. Arkeosit veya koanosit hücreleri tarafından oluşturulan cinsiyet hücreleri genellikle mezofil tabakası içinde bulunurlar. Eşeyli ve eşeysiz olmak üzere iki tip üreme görülür.
    a-Eşeyli Üreme: Süngerlerin çoğu hermafrodittir. Yumurta ve spermler farklı zamanlarda meydana getirildiğinden döllenme iki ayrı fert arasında oluşur. Su akımıyla vücut içine giren spermler yumurtaları döller. Döllenmiş yumurtalar bazılarında dışarı atılır. Büyük bir kısmında ise vücut içinde tutulur.
    b-Eşeysiz Üreme: Süngerlerde üç çeşit eşeysiz üreme görülür.
    1. Tomurcuklanma yoluyla çoğalma: Vücudun herhangi bir yerinden meydana gelen tomurcuk şeklindeki kabartının koparak ayrı fert oluşturmasıdır.
    2. Parçalanarak çoğalma: Elverişsiz ortam koşullarda süngür vücudu parçalanır. Koşullar normale döndüğünde esas hücre kütlesi ana süngeri, diğer parçalarda genç süngerleri meydana getirirler.
    3. Gemmula oluşturarak çoğalma: Daha çok tatlısu formlarında ve bazı deniz süngerlerinde gemmula oluşturarak çoğalma görülür. Bu süngerler, elverişsiz yaşam koşullarında içi arkeosit hücreleriyle dolu olan, kese şeklinde ve sert örtülü yapılar oluştururlar. Gemmula adı verilen bu yapılarda tıkaç görevi yapan mikropil kısmı bulunur. Yaşam koşulları normale dönünce mikropil açılır, içindeki hücreler dışarı çıkarak genç süngerleri oluştururlar.
    Ekonomik Önemi
    Banyo süngeri olarak kullanılaları ticari açıdan değerlidir.
    Porifera Şubesinin Sınıflandırması
    1. Sınıf: CALCAREA- CALCISPONGIAE (Kalkerli Süngerler)
    Kalsiyum karbonattan yapılmış olan bir, üç veya dört ışınlı kristalin spikülleri vardır. Basit yapılı ascon, leucon ve sycon tipi formları içine alır. Örnek cinsler: Leucoselenia, Sccon, Leuconia.
    2. Sınıf: HEXACTINELLIDA-HYALOSPONGIAE (Camsı Süngerler)
    Silisten yapılmış altı ışınlı spikülleri vardır. Ayrı ayrı veya bir ağ biçiminde biirleşmiş kanalları ve koanosit hücreleriyle asterlanmış olan parmak şeklindeki odacıkları bulunur. Derin denizlerde yaşarlar. Örnek cinsler: Euplectella, Hyalonema.
    3. Sınıf: DEMOSPONGIAE (Keratinli Süngerler)
    Silisten yapılmış 1-4 ışınlı spikülleri veya kologen fibrillerden oluşan organik iskeletleri vardır. Vücutları leucon tipindedir. Örnek cinsler: Plakina, Halichondria. Bu sınıf bazı tatlısu forumlarını da içine alır. Örnek cins: Spongilla.
    4. Sınıf: SCLEROSPONGIAE (Mercan Süngerleri)
    İç kısımdaki silis spikülleri ve organik fibrillere ilaveten, vücudun yüzeyi kalsiyum karbonat içeren taşlaşmış bir örtü taşır. Leucon tipindeki bu süngerler deniz dibinde tünel ve mağara gibi yerlerde mercanlarla birlikte bulunurlar.