Ömer Seyfettin

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 7 Haziran 2008 tarihinde açılan konu


  1. Ömer Seyfettin Ömer Seyfettin 28.2.1884 tarihinde Gönen`de doğdu. Asker olan Ömer Şevki Bey`le Fatma Haınm`ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen`de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey`in görevinin nakli dolayısıyla Gönen`den ayrılan aile inebolu ve Ayancık`tan sonra İstanbul`a geldi. Bu sırada henüz sekiz yaşında olan Ömer Seyfettin, dedesinin Kocamustafapaşa`daki konağına yerleşildikten sonra, önce Mekteb-i Osma-nî`ye, ardından 1893 ders yılı basında Askerî Baytar Rüştiyesi`ne kaydedildi. Bu okulu 1896`da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi`ne devam etti. 1900`de İdadî`yi bitirerek İstanbul`a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahane`ye başladı. 1903 yılında Makedonya`nın karışması üzerine “Sınıf-ı müstacele” denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.

    Piyade Asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik`te bulunan Üçüncü Ordu`nun İzmir Redif Tümeni`ne bağlı Kuşadası Redif Taburu`na tayin edildi. 1906`da İzmir Jandarma Okulu`na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemli bir hadiseydi. Zira bu vesileyle İzmir`deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktı. Nitekim bu yıllarda batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik`ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü. Mehmet Necip (Türkçü)`ten ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı. Ömer Seyfettin Ocak 1909`da Selanik Üçüncü Ordu`da görevlendirilir. Bu sırada Balkanlar`da batılı devletlerin de teşvikiyle Osmanlı aleyhinde milliyetçilik hareketleri başlamıştı. Bunların neticesi olarak ortaya çıkan kargaşa üzerine bu bölgenin farklı yerlerinde görevler yaptı. Bu yıllarda edindiği izlenimler de yazar için son derece önemliydi. Zira Osmanlı aleyhindeki milliyetçilik hareketleri, kurulan komitalar ve onların yaptığı faaliyetlerle ilgili gözlemleri sonradan yazacağı hikayeleri, daha önemlisi fikrî ve edebî alanda açacağı yolu hazırlayan birikimler oldular. Selanik`te çıkmakta olan Hüsn ü Şi`r dergisinin ismi Akil Koyuncu`nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler’e çevrildikten bir süre sonra 11 Nisan 1911`de Ömer Seyfettin`in “Yeni Lisan” isimli ilk başyazısını imzasız olarak yayımladı. Bizzat yaşadığı hayatın ve o güne kadar devam eden arayışlarının cevabını Ziya Gökalp`ın düşüncesinde sistemleştirilmiş bir halde bulunca Gökalp`la birlikte Yeni Hayat kadrosunu oluşturdular. Genç Kalemler dergisi sayesinde bu hareket bir gençlik ve edebiyat faaliyeti halini aldı. “Bahar ve Kelebekler”, “Pamuk ipliği”, “İrtica Haberi”, “Bomba”, “Primo Türk Çocuğu”, “Ant” ve “Aşk Dalgası” adlı hikayeler de “Genç

    Kalemler”de yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı`nın başlaması üzerine zarurî olarak dağıldılar. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı ve esir düştü. Nafliyon`da geçen esaret hayatı sırasında sürekli okudu. “Piç”, “Mehdi”, “Hürriyet Bayrakları” gibi hikayelerini bu yıllarda yazdı. Bu hikayeler Türk Yurdu’nda yayımlandı. Ömer Seyfettin 1913`te esaret hayatı bilince İstanbul`a döndü. Bir süre sonra da Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi. Burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi`nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 1915`te yalnızlıktan kurtulmak ve hayatına çeki düzen vermek maksadıyla İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Beşim Ethem Bey`in kızı Calibe Hanım`la evlendi. Fikrî ve ruhî anlamda uzaklıkları bulunan bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozuldu. Yazar tekrar yalnızlığına döndü. “Münferit Yalı” dediği Kalamış koyundaki bir yalıda sık sık uğrayan edebiyatçı dostları ve özellikle Ali Canip ve onun annesiyle yaptığı sohbetlerle yalnızlığını gidermeye çalıştı. 1917`den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920`ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikayecilik dönemi oldu. Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gibi gazetelerde hikaye ve makaleleri yayımlandı. Fakat diğer bir taraftan hastalığının artan belirtileri ile rahatsızdı. Mütareke yılları, işgal adındaki İstanbul ve Anadolu`daki kurtuluş mücadelesi gibi Türklüğü derinden etkileyen olayları bu fiziksel sıkıntılarının arasından algıladı. Hastalığı 25 Şubat 1920`de arttı, 4 Mart`ta hastahaneye kaldırıldı. Türk hikayeciliğinin bu unutulmaz ismi 6 Mart 1920`de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı`na defnedildi. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya tramvay garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939`da Zincirlikuyu Asrî Mezarlığı`na nakledildi.

    Eserleri;

    Sağlığında, Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910), Harem (1918), Efruz Bey (1919) adlı hikâye kitapları yayımlandı. Bilgi Yayınevi Bütün Eserleri adıyla yazarın tüm çalışmalarını 16 kitapta topladı. Ömer Seyfettin’in bu seriden basılan öykü kitapları şunlar: Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet
    .
     



  2. Tşkler BELİNAY yüreğine sağlık :f58:
     



  3. Emeğine sağlık Belinay
    Bilgi ve paylaşım için teşekkürler.
     



  4. Emeğine sağlık belinaycım teşekkürler...
     



  5. bilgilendirdiğin için teşekkürler Belinaycım:f40: :f118:
     



  6. Emeğine sağlık canım güzel paylaşımdı :f40:
     



  7. bilgi ve paylaşımın için teşekkürler belinay emeklerinize sağlık olsun