Ömer Seyfettin Diyet Özeti

'Kitap özetleri' forumunda Merve tarafından 4 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ömer Seyfettin Diyet Özeti

    Ömer Seyfettin Diyet Hikayesinin Özeti


    Koca Ali uzun boylu,iri pençeli,kalın pazılı bir pehlivandı. On senedir ham demirden dövdüğü kılıçları her yerde nam kazanmıştı. Onun çeliğe çifte su vererek yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur kırılmazdı. Bu “ Çifte su vermek” sanatının ona has bir sırrı idi. Yanına çırak almaz,dükkandan dışarı çıkmaz, kimse ile konuşmazdı. Pazarlık yapmaz, ne verilirse alırdı. Şehirde onunla ilgili bir çok söylenti vardı ama kimdi? Nereden gelmişti? Kimse bilmiyordu. On iki yaşındayken beylerbeyi olan babası öldürülmüştü. Amcası vezirdi. Koca Ali’yi okutmak istedi ama o kimseye minnettar kalmak istemiyordu. Bir gece amcasının evinden kaçtı. 30 yaşına kadar gezmediği yer, yapmadığı iş kalmadı. En son Erzurum’ da ihtiyar bir demircinin yanında işe girdi. O para için değil yaptığı sanatının zevki için çalışıyordu. ”Çifte su vermek ” onun aşkıydı. Bir gün yine sabah namazından beri durmadan çalışmıştı. Sönen ocağına baktı sonra karşıdaki mescitten gelen akşam ezanını duydu. Bu mescide genelde fakirler gelirdi. İkindi abdesti duruyordu. Ellerini yıkadı, kapısını çekip çıktı. Kapısını kilitlemeye gerek duymazdı. Mescite girdi daha saflar tutulmamıştı. Kenara çekilip oturdu. Yanındakilerin konuşmalarına kulak misafiri oldu. Konya’dan iki derviş yatsı namazına kadar mesnevi okuyacaktı. Zaten başı ağrıyordu.” Biraz dinler açılırım” dedi. Akşam namazından sonra mescit biraz boşaldı sonra dervişler mesnevi okumaya başladı. Koca Ali okundukça kendinden geçiyor, garip duygular içinde ruhu ürperiyordu. Yatsıdan sonra mescitten çıktı. Dükkana uğramadan köprünün yanına gitti. Suyun üzerinde parlayan yıldızları izleyip kuşların sesiyle tekrar kendinden geçti. Sonra bir ses duydu. Bunlar şehir subaşısının adamlarıydı. Geceleri afyon yutan bu serseriler, hırsızlardan, uğursuzlardan daha korkunçtu. Gece yolda gördüklerini dayaktan geçirirlerdi ama Koca Ali'ye kötü davranmadılar. Sadece buralarda dolaşmamasını söyleyip gittiler. Koca Ali dükkana girdi, yorgundu. Hemen yatağına yattı. Kapı vuruluyordu uyandı. Bunlar dizdarbaşı ve adamlarıydı. Dün gece Budak Beyin mandırasında hırsızlık olmuş, hırsızlar çaldıkları bir kuzuyu köprünün yanında kesmişler. Bekçiyi de dövüp sol kolunu kırmışlar. Bekçi adamlardan birini Ali’ ye benzetmiş dükkanın önünde de kan lekeleri vardı.

    Koca Ali'‘nin sol kolunun kesilmesine karar verilmişti. Sipahiler kolunun diyetini verecek zengin bir kasap buldular.

    Ama kasap Ali’nin ömür boyu kölesi olmasını istemişti. Kabul ettiler. Koca Ali çalışıyordu ama kasabın kolunun diyetini vermesini başına kakması onu deli ediyordu. Koca Ali kimseye minnettar kalmak istemiyordu. Bir gün sinirlenmişti kasaba ve yerde gördüğü satırı alıp sol koluna vurdu. Kasap şaşırmıştı Koca Ali “Al şu diyetini verdiğin şeyi “ dedi ve gitti. Koca Ali ‘yi o günden sonra kimse haber alamadı. Geldiği yer gibi gittiği yeri de kimse öğrenemedi.


    alıntı