Ölüm terapisi

'Kitap özetleri' forumunda HazaN tarafından 22 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Hayatımızın şu veya bu evresinde ölüm fikri üzerine mutlaka düşünmüşüzdür. Kuşkusuz bu düşünceye sürekli olarak bir korku da eşlik etmiştir.

    Dinsel inanışlarımızın bile ketleyemediği, kimi zaman hayatımıza büyük bir kaygı olarak yerleşen, giderek “ölüm anksiyetesi” şekline bürünen bu korkunun birçok insanın hayatında nasıl da temel bir belirleyen olduğunu kendimizde veya yakınlarımızda mutlaka görmüşüzdür. Ölümün tekil bir deneyim olmakla birlikte mutlak ama tarif edilemez oluşu nedeniyle ölümlülük düşüncesi insanoğlunun en temel sorularından biri olarak durur. Yüzleşilmesi gereken, hayatın idamesi için şart olan bu yüzleşme edimi bile içinde birçok zorluğu barındırır.

    Psikiyatri ile ilgili teorik çalışmaları kadar, bu teorik çalışmaları roman gibi edebi türlerin yardımıyla geniş kitlelere ulaştıran ve bunda da büyük başarı yakalayan Irvin D. Yalom, yeni kitabı Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek’te ölüm korkusuna değiniyor. Her daim çeşitli disiplinlerin ilgisini çeken ve genellikle bir çözüm bulunamayan ölüm korkusunun, zamanla bir anksiyeteye dönüşmesini, insan yaşamını engelleyen bir kaygı bozukluğuna evrilmesini ele alıyor yazar. Bu kitabı yetmiş altı yaşında kaleme almaya başlayan Yalom, bir bakıma kendi ölüm korkusundan ve ölüm eşiğinden yola çıkarak bu fikirle yüzleşmeyi deniyor. Bunu yaparken de, klinik vakalardan, edebi metinlerden ve filmlerden yola çıkarak ürkütücü bir konuyu, daha serinkanlı bir bağlamda ele alıyor. Irvin D. Yalom, son derece kişisel olan bu kitabını ölüm korkusuna karşı verdiği mücadele sırasında öğrendiklerinden yola çıkarak yazmış. Yalom, hastalarıyla yaptığı ve sıkça kendisini de dahil ettiği seanslarda edindiği deneyimler yardımıyla ölümle korkmadan yüzleşmenin yollarını sunuyor okura. Sadece okurlara değil, terapistlerin kendisine de yeni bir yöntem öneriyor yazar.

    Freud nerede yanıldı?

    Varoluşçu psikoterapi eksenli bir yöntemi esas alan Irvin D. Yalom, “kendi varoluşları problem oluşturan tek yaratık olan biz insanlardan” yola çıkarak, Freud’un teorisindeki bir açığa veya eksikliğe vurgu yapıyor. Freud’un, ölüme gerekli önemi vermediğini belirten Yalom, bastırılmış cinsellikten ziyade ölüm korkusunun ruhsal sorunların asıl belirleyeni olduğunu öne sürüyor. Gerek psikoterapi uygulamalarında ve gerekse de özel hayatındaki kimi deneyimlerden yola çıkarak, ölüm anksiyetesine karşı en etkili yaklaşımın varoşsal yaklaşım olduğunu vurgulayan Yalom, bu tezini kanıtlamak için de, psikanalizin yeterince üzerinde durmadığını iddia ettiği ölüm anksiyetesini tanımlayarak işe başlıyor. Çoğu insan için ölüm anksiyetesinin açık ve kolayca tanımlanabilir ama stres yaratan bir durum olduğunu belirten Yalom, bununla birlikte ölüm korkusunun diğer insanlar için gizli ve örtülü olduğunu, başka semptomların ardına gizlendiğini ve yalnızca keşif, hatta kazı işlemiyle ortaya çıkarılabileceğini belirtiyor kitabında. Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek, bir bakıma bu kazı işleminin yöntemini gerek okurlara gerek terapistlere sunması bakımından ilginç bir deneyimi barındırıyor içinde.

    Yedi bölümden oluşan kitap, Irvin D. Yalom’un kendine has yalın üslubuyla her bölümde ölüm anksiyetesi üzerine gerek klinik vakalardan, gerekse de felsefi tartışmalardan yola çıkarak bu deneyimle baş etme yollarını sunuyor okura. Kendi ölüm anksiyetesi deneyimini de çekinmeden okurla paylaşan Yalom, bu deneyimin alt edilmesinin ön koşulunu ölümle yüzleşmek olduğunu belirtiyor. Kitabın sonunda terapistlere yönelik olarak yazılan ve okurun da kolayca anlayabileceği “Terapistlere Tavsiyeler” başlıklı bölümde, terapistin kendisini de bu deneyimin içinde yer almaya çağırıyor yazar. Yalom’un terapistlere önerdiği yol, sınırlı da olsa karşı aktarıma başvurarak kendi deneyim ve korkularını da bu yönteme dahil etmeleri.

    Kitabın yalnızca bir bölümünde, ölüm korkusuyla baş etme konusunda dinsel referanslara kısaca değinilmiş, daha açık söylemek gerekirse bu referansların dışarıda bırakılmış oluşu bu kitabın belirgin handikaplarından biri. Ölüm fikriyle tanışma ve dinin bu korkuyla baş etmek için sunduğu referansların benzersizliği bu kitabın dışında tutulmuş. Örneğin, ahiret inancı, ölümün neliği, ölümü bir kavuşma olarak algılayan çeşitli dinsel inanışların insan psikolojisi üzerindeki etkileri gibi konular da bu sorunun çözümünde önemli bir belirleyen olarak ele alınabilirdi. Ama yazar, bunu yapmak yerine sonuçta ölüm anksiyetesi ile baş etmenin tek yöntemi olarak varoluşsal psikoterapiyi öneriyor kitap boyunca.