Ölmekle İlgili Şiirler

'En Güzel Şiirler' forumunda YAREN tarafından 26 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. ölmek ile ilgili şiirler,en güzel ölüm şiirleri,ölümle ilgili şiirler,ölüm üzerine şiir,ölüm hakkında şiirler
    ÖLÜM ŞİİRLERİ
    [​IMG]
    Var Git Ölüm

    Ölüm ardıma düşüp de yorulma
    Var git ölüm bir zaman da gene gel
    Akıbet alırsın komazsın beni
    Var git ölüm bir zaman da gene gel

    Şöyle bir vakitler yiyip içerken
    Yiyip içip yaylalarda gezerken
    Gene mi geldin ben senden kaçarken
    Var git ölüm bir zaman gene gel

    Çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım
    Yalan dünya sana çıkışamadım
    Eşimle dostumla buluşamadım
    Var git ölüm bir zaman da gene gel

    Karac'oğlan der ki derdim pek beter
    Bahçede bülbüller şakıyıp öter
    Anayı atayı dün aldın yeter
    Var git ölüm bir zaman gene gel

    KARACAOĞLAN

    Ölümün Yükselişi Ve Çöküşü


    Ne zaman bir yakını ölse birinin,
    Onu ilk-olum sanır kalır o.

    Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
    Onu en-ölüm alır kalır o.

    Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
    Onu hep-ölüm bulur kalır o.

    Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
    Onu son ölüm sayar kalır o.

    Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
    Onu yok-ölüm duyar kalır o.

    Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
    Kendini ölümlere yaşar kalır o.

    Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
    Ölümlerde kendini yaşar kalır o.

    Özdemir Asaf


    Ölüm Noktürnü


    seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
    yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm

    çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
    ellerine dokundun; sana inandı ölüm

    o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
    uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm

    akkor dudaklarından ağı düştü içime
    yollarında yürürken sanki insandı ölüm

    viran eylediğin gün yorgun hayallerini
    ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm

    bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
    bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm

    süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
    benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm

    her akşam tufanında harap oldu güneşim
    gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm

    sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
    dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm

    ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
    bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm

    Nurullah Genç
     



  2. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    Son Durak

    Kilitlenmiş beton kanatları kuşların
    Oksit gibi yakışkan bir mayışmayla ağarmış gün
    Pas tutan kelimeler için bir iksir belki de
    Ya da aklına susamış sevgililerin safdilliği
    Acıtmış ömrünü çekirgelerin
    Medyatik soruşturmalardaki enflasyonist yargılar
    Haber değeri taşımıyor haber spikerinin ölümü
    Herkes kendi manşetinde satır arası
    Hiçbir bakışı aydınlatmıyor florasan buğusu

    Burası son durak inecekler için son fırsat
    Bir daha ne süper ne mega kupon verilecek
    Kalanlar şoförün evini göremeyecekler hiçbir zaman
    Oları sonsuza götürecek,afaroz edilmiş bir merak
    Burası son durak

    Hafızada kalan tek numara için
    Telefona uzanır elleri
    Ölümüne randevulu insanların
    Temize çekilemez not defterleri

    Yılmaz Erdoğan

    CENAZE

    Omuzlanınca tabutun
    İlk defa kurtuldu ayakların topraktan
    Muhteşem oldu medreseden çıkışın
    Dikildiler yol üstüne
    Bir dilim ekmeği çok görenler
    Yüzüne bakmayanlar sağlığında
    Bir selâmla ödediler bütün borçlarını
    Üzülme gelmiyor diye çelenkler
    Mevsimsiz oldu ölümün
    Ne olurdu bir kış daha bekleseydin
    Bahar gelir çiçekler açardı
    Ölümün kimseyi sevindirmedi
    Atsız arabasız kalktı cenazen
    Alçak gönüllü adamdın
    Herkesten uzak yaşadın
    Cami avlusunda
    Ölümün de gürültüsüz olsun

    Rıfat Ilgaz

    MİSAFİRLİK

    Kaydı, göğün maviliği içinden
    Zamanı çizerek bir yıldız
    Havuzlarda, göllerde, denizlerde . . .
    Misafirliği bitti!forumdas.net

    Düştü, dalın yaprakları arasından
    Oluşunu tamamlıyan bir meyva
    Ağaçlarda, köklerde, toprakta. . .
    Misafirliği bitti!

    Sustu, hastaların başı ucunda
    Hâtıraları fısıldayan bir şarkı
    Gönüllerde, içlerde, ruhlarda . . .
    Misafirliği bitti!

    Öldü, yatak yorgan arasında
    Aramızda yaşamış bir kişi
    Evlerde, sokaklarda, kahvelerde. . .
    Misafirliği bitti!

    Celal Sılay
     



  3. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    BESBELLİ

    Besbelli ölümüm sabahleyindir
    İlk ışık korkuyla girerken camdan,
    Uzan, baş ucumda perdeyi indir,
    Mum olduğu gibi kalsın akşamdan.

    Sonra koş terlikle haber vermeye,
    "Kiracım bu sabah can verdi" diye,
    Üç beş kişi duysun ve belediye
    Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.

    Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut,
    Sen de eller gibi adımı unut,
    Kapımı birkaç gün için açık tut,
    Eşyam bakakalsın diye arkamdan


    Ahmet Kutsi Tecer


    GELİNLİK KIZIN ÖLÜMÜ

    Salâ verilirken kalktık kahveden,
    Cumaydı, yılın en beklemiş günü,
    Yemeni gibi üstünde tabutun,
    Gölge veren ağaçsız bir gökyüzü.
    Kızın babası yanımızda, boyu uzun,
    Zayıf, ağzında mırıltılar.
    On köylü, iki subay, bir tezkereci er,
    Sıralandık ahşap mescidin avlusunda,
    Namaz kılmadı adam, ağlamıyordu da,
    Alnı bir uzun sabrın kabaran gelgiti,
    Sürgün duvarı bekleyişin,
    Dünyaya çok yakın bir gece gibi.
    Aldık cenazeyi sarsmadan, iğreti
    Ve hafif, gözlerimiz yerde,
    Kayıp bir tayın izini süreriz sanki.
    Kapılarda başları çatkılı kadınlar
    Sallanıyorlardı sisli giysilerinde
    Yüklüğe saklanmış çevreler gibi soluk,
    Bölünmüş gibi yılın en katı ekmeği
    İmece sofrasında hıçkırığın,
    Kim bilir kaç ölümden kalma saçı gibi.
    Susmuştu çekirgelerin kabuğu,
    Toprak kumruları güneşin,
    Ve köpeklerin yediği kemiksiz sabah,
    Susmuştu göğün sarnıcı, boş.
    Cemaat yürüyordu kaplumbağa gibi,
    Mezarlığa doğru yüzyıldan,
    Sarısabırların yanından, acelesiz.
    Ayrık otu yolmaya gidiyor sanırsın,
    Davul vurmaya, ay tutulmuş,
    Tarladaki yarılmış toprağı görmeye,
    Susuzluğun kirli rengini, ayıbını,
    Dağa taşa vurmuş açlığı.
    Dayanan dayanır, yağsız bulgular ve ahlat,
    Gençleri alır ölüm ilk ağızda,
    Sabah yıldızının uğrağı.
    Böğürtlensiz mezarlığa vardığımızda,
    Bir melek lale sümbül dikiyordu,
    Lalelerden birini aldı adam,
    Girdi kızının mezarına,
    Sarıldı, öptü, bıraktı laleyi sonra,
    Kefenin üstüne, uykusuz.
    Yedi çocuğu gömülüymüş, söylediler,
    Bizi aç bırakan bu toprak
    Açlıktan ölenlerle beslenir, dediler.
    Dönüşün bir kişi omuzladı tabutu,
    Toz toprak içinde vardık kahveye,
    Yaşlı adam doğru çeşmeye gitti,
    Elini yüzünü yıkadı konuşarak
    Kendi kendine, duasız, bir tanrı gibi.

    Melih Cevdet Anday


    DOĞUNUN ÖLÜMLERİ


    ölüm bir aşirettir doğuda
    ay ışığı gülden hoyrat
    gölleri güzelden talandır
    ve asi , durak bilmez ağıtlarıyla
    uçsuz bucaksız turnalarını
    kat kat gurbete durmuş evvel baharla
    sevdası göçer olandır

    ve bu nasıl bir serencâmdır
    satılır umudu beye
    hasreti bir meta gibi
    ve alınandır
    ve tuzdan, bozkırdan ninelerini
    bir çığlık gibi mengeneden mengeneye
    sokup çürüten rüzgârdır

    türküsü ki eşkıyaya geniş
    ve bir kekliğe dardır
    ovayı çelen bakışlı
    ve bir fişekliğe dizilmiş
    gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla
    acıya pusu kurandır

    ölüm bir aşirettir doğuda

    Hilmi Yavuz
     



  4. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    DÜŞÜNCE

    Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
    Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
    İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
    Kalsaydı terkeşimde eğer tek bir altın ok
    En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
    Dalsın yakından gözlerim artık son uykuma!
    "Yalnız duyan yaşar" sözü derler ki doğrudur;
    "Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.
    Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
    Bâkiyse ruh eğer dilemezdim bekasını.
    Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
    Bitsin hayırlısıyla bu beyhude sonbahar.
    Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
    Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

    Yahya Kemal Beyatlı


    FANİ DÜNYA

    İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
    Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
    Her sabah başlayan şeye doymadık,
    Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.

    Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
    Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
    Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
    Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

    Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
    Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
    Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
    Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    GİDERAYAK

    Handan, hamamdan geçtik,
    Gün ışığında hissemize razıydık;
    Saadetinden geçtik,
    Ümidine razıydık;
    Hiçbirini bulamadık;
    Kendimize hüzünler icadettik,
    Avunamadık
    Yoksa biz...
    Bu dünyadan değil miydik

    Orhan Veli
     



  5. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN

    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!

    Cahit Sıtkı Tarancı


    HER ŞEY UZAKTADIR


    Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
    Her an peşimizden koşan gölgemiz,
    Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
    Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

    Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
    Her yerde, her an yakınımız, ölüm.


    Ahmet Muhip Dıranas


    KUŞUN ÖLÜMÜ

    Kuş damdan düşünce
    sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün
    bir yağmurdur açılan kuraklığa
    bir yağmurdur kulübesi nisandan
    ve onun ayaklarina dolanan o gökyüzü
    kansız yüzleridir diri kuşların
    kuş düşünce camdan

    kuş düşünce damdan
    kızlar saçlarıyla ölümü düşünürler
    uzun bacaklı tanrılar koşuşur sokaklarda
    kuş öldü herkes mi arıyor
    gençlik mi yürüyor herkese ve mi arıyor
    onun gözlerini satılan çarşılarda
    kuş öldü kanadının altındaki o yara
    yağmurun karanlığını getiriyor geceye
    yagmurun ırmaklarını getiriyor geceye
    kuş öldü
    küçücük bir yorgunluktu ölmeden önce

    öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
    suların aynasında üşüyen ellerini
    suların saygısıyla üşüyen ellerini.

    İsmet Özel

     



  6. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim:
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayâl meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.forumdas
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

    N'eylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak
    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak.
    Taht misali o musalla taşında.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    SANATKÂRIN ÖLÜMÜ

    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    SESSİZ GEMİ

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
    Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli,

    Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicrânlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler;
    Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    Yahya Kemal Beyatlı
     



  7. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    RİNDLERİN ÖLÜMÜ

    Hâfız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
    Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
    Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
    Eski Şirâz'i hayal ettiren ahengiyle.

    Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
    Ve serin serviler altında kalan kabrinde
    Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

    Yahya Kemal Beyatlı


    ÖLÜMÜ DÜŞÜNMEK

    Mümkün mü ağlasın annem
    Mezarımın başucunda
    Ben sesimi çıkarmıyayım
    Hayırsız bir evlat gibi

    Bir bulut uçsun da
    Ben başımı kaldırmıyayım
    Yağmur dindikten sonra
    Gezinmiyeyim caddelerde

    Ah, mümkün mü bir güzel kadın
    Geçsin de yanımdan
    Ben seyretmiyeyim
    İçimi çekerek


    Muzaffer Tayyip Uslu


    ÖLÜMDEN SONRA

    Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
    Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
    Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
    Şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz forumdas
    Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
    Akar suda aksimizden eser yok.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    KORKTUĞUM ŞEY

    Gün çekildi pencerelerden;
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden;
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden;
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmayan ejderha?

    Ne yardan geçilir, ne serden;
    Korkuyorum bu gecelerden.
    Bel bağladığım tepelerden
    Gün doğmayabilir bir daha.

    Cahit Sıtkı Tarancı
     



  8. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    ŞAŞIRDIM KALDIM

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet.

    Cahit Sıtkı Tarancı


    SONBAHAR

    Fani ömür biter,
    Bir uzun sonbahâr olur.
    Yaprak, çiçek ve kuş dağılır,
    târümâr olur.
    Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
    Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
    Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
    Günler hazînleşir,
    geceler uhrevîleşir;
    Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
    Anlar ki yolcu yol görünür serviliklere.
    Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.
    Her gün sürüklenip yaşamak ruha bâr olur.
    İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
    Bir başka mûsikîye geçiş farzeder bunu.
    Teslim olunca vadesi gelmiş zevaline,
    Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

    Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
    Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
    Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
    Farketmez anne toprak ölüm mâcerâmızı.

    Yahya Kemal Beyatlı


    SEVİNSİN

    Aldık nasibimizi hüzünden
    İşte geldik gidiyoruz
    Sevinsin.
    Halbuki ne güzel başlamıştı hikâye
    Şerbet gibi bir gök üstümüzde.
    Ve bütün lezzetleriyle toprak
    Gözümüzde nur, dizimizde takat
    On parmağımızda on hüner vardı
    Biz onun sevgili kulları.
    Dünyasını abad eyledik
    Bir can verdi bize bin alır
    Gideriz gözümüz arkada kalır
    Sevinsin.
    Açın kapıları açın
    Gidin haber verin meleklere
    Can çekişip durmasın beyhude yere
    Elbet bir tutam ot biter üstümüzde
    Mezara göre ayağını uzatır ölülerimiz.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu
     



  9. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    ÖLÜMLÜ İNSANLAR İÇİN

    Hepiniz öleceksiniz!
    Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
    Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
    Topraklara gömüleceksiniz.

    Kurtlar, böcekler, solucanlar
    Sevinçle saldıracak üstünüze.
    Elleriniz bomboş kalacak,
    Kimse bakmayacak resminize.

    Sevilmiş kadınların hayali
    Dumanlar gibi dağılacak;
    Faydaydı, şöhretti, merhametti
    Semtinize uğramayacak.

    Gözleriniz yok artık! forumdas
    Dünyamızı göremeyeceksiniz!
    Okşamak, gülmek, konuşmak
    Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

    Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

    Cahit Külebi


    ÜŞÜR ÖLÜM BİLE

    Bir ormanda tutup onu
    Bağladılar ağaca
    Yumdu sanki uyur gibi
    Gözlerini usulca

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle

    Diz çöktüler karsısına
    Sonra ateş ettiler
    Parçalanan yüreğine
    Yuva kurdu mermiler

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle

    Gelip kondu bir güvercin
    Ellerine o gece
    Kırmızı bir çelenk oldu
    Bileğinde kelepçe

    Bir soğuk yel eser
    Üşür ölüm bile
    Anlatır akan kanı
    Beyaz sesiyle


    Ülkü Tamer


    ÖLÜME EĞİLMEK

    Uyumaya değil
    Rüyalarıma gidiyorum
    Orada yaşayacağım isteğimce
    Uyanıkken hiç yaşayamadığım

    Hepsi de gençti güzeldi
    Sevdim sevildim diye aldanarak
    Son gördüğüm onlar olacak
    Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım

    Ölüme değil
    Sonsuzluğa gidiyorum
    Orda dinleneceğim gönlümce
    Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim

    Kalemim yine elimde
    Kağıtlarım da önümde
    Son uykusunda düşecek başım
    Sağlığımda hiç eğmediğim

    Nazım Hikmet Ran

     



  10. Cevap: Ölmekle İlgili Şiirler

    KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

    I

    Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
    Nasırdan çektiği kadar
    Hatta çirkin yaratıldığından bile
    O kadar müteessir değildi;
    Kundurası vurmadığı zamanlarda
    Anmazdı ama Allah´ın adını,
    Günahkar da sayılmazdı.
    Yazık oldu Süleyman Efendiye

    II

    Mesele falan değildi öyle,
    To be or not to be kendisi için;
    Bir akşam uyudu;
    Uyanmayıverdi.
    Aldılar, götürdüler.
    Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
    Duyarlarsa olduğunu alacaklılar
    Haklarını helal ederler elbet.
    Alacağına gelince...
    Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

    III

    Tüfeğini depoya koydular,
    Esvabını başkasına verdiler.
    Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
    Ne matarasında dudaklarının izi;
    Öyle bir rüzgar ki,
    Kendi gitti,
    İsmi bile kalmadı yadigar.
    Yalnız şu beyit kaldı,
    Kahve ocağında, el yaz işiyle:
    ´Ölüm Allah´ın emri,
    ´Ayrılık olmasaydı.´

    orhan veli kanık


    BİLİR MİSİN?

    Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
    Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
    Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
    Ama... Bir adım daha atamazsın.
    Uzanıp tutamazsın;
    Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
    Planların, kaçışın, kurtuluşun
    Ve deler sevgi dolu yüreğini
    Sevgi bilmeyen bir kurşun.
    Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
    Batan bir gemiye el sallayamamak,
    Oturup ağlayamamak,
    Birkaç kulaç ötedeki
    Bir tahta parçasını tutamamak,
    Nedir bilir misin?
    Sevmek nedir bilir misin?
    Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
    Bütün benliğini sarar, ısıtır.
    Her gülüşte yeniden doğarsın
    Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
    Nasıl anlatsam bilmem ki.
    Yani ´sevmek´ işte.
    Duymak nedir bilir misin?
    Duymak, ama anlatamamak
    Çemberini kıramamak kelimelerin.
    Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
    ´Seviyorum´ diyememek
    Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

    ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


    Tabut


    Tahtadan yapılmış bir uzun kutu:
    Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
    Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
    Yarın kendileri dolduracaklar.

    Her yanından küçülen bir oda gibi,
    Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
    Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
    Hayalim, içinde uzanmış gitmiş.

    Cılız vücuduma tam görünse de,
    İçim , bu dar yere sığılmaz diyor.
    Geride kalanlar hep dövünse de,
    İnsan birer birer yine giriyor.

    Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
    Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
    Bu ağır hediye kime gidecek,
    Çakılır çakılmaz üstüne kapak?


    NECİP FAZIL KISAKÜREK