öğretmenler ve öğretmenler günü ile ilgili kompozisyon

Konusu 'Kısa Yazılar' forumundadır ve Dark tarafından 21 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Dark Üye


    öğretmenler günü ile ilgili kompozisyon


    24 Kasım her yıl ülkemizde Öğretmenler Günü olarak kutlanır, geçmiş ve geleceğimizde emeği geçen öğretmenlerimiz sevgiyle anılır, ziyaret edilir. 24 Kasım, 1928 yılında Latin harflerinin 1 Kasım 1928 tarihinde kabulünün ardından Millet Mektepleri’nin açıldığı ve okuma yazma seferberliğinin başladığı gündür. Bugün sadece Millet Mektepleri açılmamış ayrıca Mustafa Kemal Atatürk Başöğretmen olarak kabul edilmiştir. Bu önemli tarih 1981 yılından itibaren her 24 Kasım günü öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.
    Mustafa Kemal Atatürk öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmada toplumu şekillendirme adına öğretmenlere nasıl önemli bir görev düştüğünü şu sözlerle açıklanmıştır: “Arkadaşlar, yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askerlik, siyaset ve yönetim alanlarındaki devrimler, sizin; sayın öğretmenler, sizin toplumda ve düşünce yaşamınızda yapacağınız devrimlerdeki başarınızla gerçekleşecektir. Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.” Böylesine mühim bir görevi olan öğretmenlere toplumsal açıdan çok önemli görevler düşmektedir.
    İşte 24 Kasım böylesine önemli bir iş yapan öğretmenlerimizi bir kez daha hatırladığımız, onlara olan sevgi ve saygımızı gösterdiğimiz, kutlamaların yapıldığı bir gündür.



    Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte, bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini

    Öğretmenin vazifesi, gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı, en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibi Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir

    “Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır

    Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız

    Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde, bir yürek soyluluğu içerisinde, yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz

    Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz

    Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir
    Son düzenleyen: Moderatör: 23 Kasım 2012
  2. gülşade_61

    gülşade_61 Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2011
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Cevap: öğretmenler ve öğretmenler günü ile ilgili kompozisyon

    DÜNDEN BUGÜNE ÖĞRETMEN

    İnsanın bu güne gelmesi, yeryüzünde belirmesinden başlayarak bu güne ulaşması milyonlarca yıldır uygarlaşması sonucu olmuştur. Çevresine ve kendisine yabancı, bilinçsiz insan, iğneyle kuyu kazmak örneği karanlıkları adım adım aydınlatarak, kafasındaki düğümleri, bilmeceleri çözerek çevresini, dünyasını genişletmeye çalışmıştır. Her çözülen düğüm, bir başka düğümün başlangıcı olmuş, genişleyen ufuklar, insanı insanlaştırmıştır. İnsanoğlu, elde ettiği bilgilerin, yaşamında ne denli önemli olduğunu çabuk kavramış, bu bilgileri o kadar titizlikle korumuş, üzerinde titremiştir ki aynı zamanda bu bilgileri gelecek kuşaklara aktarmayı, varlığının birinci koşulu saymıştır. Taş baltanın uçunu keskinleştirmeyi öğrenen, birlikte avlanmanın yararırı yasayarak kavrayan, giderek düşünmeyi öğrenen insan, bu hazineleri çocuklarına aktarmayı akıl etti. Böylece insanlığın uygarlığa adımım atmasıyla doğdu öğretmenlik mesleği. Öyle ise öğretmenlik, insanlaşmakla başlar. İlkçağdaki toplumları incelersek hepsinde de bilge kişi olarak bildiklerimizin aynı zamanda birer öğretmen olduklarını görürüz. İşte Sokrates, işte Platon, işte Aristo! ilkçağın en büyük bilgini sürekli araştırıyor; inceliyor, düşünüyor ve sonunda yaratıyordu. Bunu yaparken de öğrencileri yanındaydı hep. Bilgiyi, düşünceyi dantel dantel örüyordu onlarla. Ve biliyordu ki bunlar, öğrencileri aracılığıyla geleceğe yol bulup uzanacaklardı.

    Sokrates'in savunmasını izleyen öğrencisi Platon olmasaydı, onun neler düşündüğünü, ne denli yiğitçe bir savunma yaptığını hiçbir zaman öğrenemeyecektik. İnsanın uygarlaşma aşamalarında bu denli önemlidir öğretmenin yeri. Her yüzyılda karanlığa karşı bilimin, sevginin, insanlaşmanın yanında olan;kafaları kilitleyen boş inançların zincirlerini kırmak için mücadele eden öğretici insan, geçmişten bugüne onurlu savaşımım sürdürüyor. O, her devirde ileridir. Çünkü bilgidir, bilime olan inançtır, sevgide yürektir, erdemde insanlıktır. Bugün de insanlığın gelişmesinde özgürlüğün ne denli önemli olduğunun bi-lincinde olan öğretmen "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller yetiştirmeyi, insan toplumunun geleceğinin garantisi olarak görür. Bilir ki bilim ancak özgür kafalarda yeşerecek ve yerini bulacaktır. Bu yüzden özgürlüğe aşıktır öğretmen. Özgürlüğün inançlı bekçisi ve bilimin yiğit savaşçısıdır.

    ( Kamuran Vural, Millî Eğitim Dergisi)



    ÖĞRETMEN HER ZAMAN ÖĞRETMENDİR

    Öğretmen, yalnız okul içinde değil, özel hayatında ve toplum karşısında da bir öğretmen ve eğitimcidir.

    Öğretmen, her zaman için hareket ve davranışları ile halka ve öğrencilerine iyi, doğru, güzel ve yararlı, nezih ve olgun olanlarda örnek teşkil eden; cemiyetin haklı olarak kendisinde böyle bir oluş aradığı yüce bir meslek sahibidir.

    Öğretmen için, evvela öğrencilerine kazandırması gereken yüksek vasıfları bizzat kazanmış olmak, buna ömrü boyunca gayret etmek vicdanî bir vecibe ve insani bir vazifedir.

    Öğretmenin, okula ve çevresine olumlu bir şekilde etkili olabilmesi için kendi meslek vakarım zedelemeyecek durumlarda okuluna ve çevresine intibak etmesi, bunun için de muhitini sürekli bir incelemeye tabi tutup tanıması gerekir.

    Öğretmenlik mesleği, daima yeni görüş ve davranışlara yakından vakıf olmayı gerektiren, kendini her an kontrol altında tutmayı ve sık sık muhasebeye çekmeyi gerektiren bir sanattır.

    Öğretmenlik öyle güzel bir meslektir ki, onun konusu insan, malzemesi insan, işçisi insan, işleneni insan, işleyeni insandır.

    Her mesleğin kendi çapında toplum üzerinde bir etkisi vardır, fakat öğretmenlik mesleği doğrudan doğruya toplumun öz unsurunu hazırlayan, dolayısıyla cemiyetin bileşimini hazırlayıp mayasını kuran, hamurunu yoğuran işçiliktir.

    Herkesten ziyade yeni neslin yetiştiricisi olan öğretmenin, kendi tecrübe ve görüşlerinden diğer meslektaşlarının da yararlanmasını arzulaması, buna fırsat ve imkan hazırlaması, meslekî ve millî bir ödevdir.

    Öğretmenin aynı zamanda her biri kendine özgü bir teknik ve tecrübe, kendine özgü bir bilgi sahibi olan diğer meslektaşlarından yararlanmayı arzulaması ve kabullenmesi gerekir.

    Öğretmen, hem kendisinin ve meslektaşlarının, hem de öğrencilerinin ve velilerinin öğretmeni bulunduğunu bir an dahi aklından çıkarmamalıdır.

    (Necati TAMER)



    ÖĞRETMENİM

    Kalkınma yolunda her ülke birtakım zenginlik kaynaklarına muhtaçtır. Bu kaynakların bulunması ise, o ülke insanlarının tutum ve davranışlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu tutum ve davranışların iyi yönde gelişmesin! sağlayan eğitimdir.

    Eğitimin temeli şüphesiz öğretmenlerdir. O öğretmenler ki, insanları cehaletten kurtarıp onlara gerçeği anlatırlar. Üzerinde yaşadığımız ve fedakar atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu yurdu sevmeyi, onun için gerekirse canımızı vermeyi, bize öğretmenlerimiz öğretirler. Bağımsızlığımızı simgeleyen ve Türk'ün her zaman özgür yaşayacağını göklerde dalgalanarak bütün dünyaya haykıran şanlı bayrağımızı sevmeyi, ona saygı göstermeyi bize ilk kez kim öğretti?

    Öğretmenlik mesleği, mesleklerin en kutsalıdır. Özveri ister, yurtseverlik ister. Öğretmen, karşılıksız vermeyi bilen yüce bir varlıktır. Bize düşen görev, öğretmenin bu çabalarına çok, daha çok yardımcı olmaktır. Büyük Atatürk: "Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" derken öğretmene olan güvenini vurgulamamış mıdır? Bu eserin Atatürkçü doğrultuda yücelmesi, öğretmenlerin kutsal çabasına bizim de gönülden katılmamızla mümkün olacaktır.

    Öğretmenim, sana sevgi, sana saygı... Bize güven, sen bizim dünümüz, bugünümüz ve yarınımızsın. Senin kutsal ellerinle biçimlenen bizler, yarının güzel Türkiye'sini mutlaka yaratacağız; şüphen olmasın...

    (İlhan ÖZPOLAT, Kompozisyon Yarışması Birincisi)




    ÖĞRETMENİM

    Siz bugün benden çok uzakta sonsuzluk yolunda ağır ağır ilerlerken, koyu karanlık kalbimi tümüyle kaplayan büyük gölgeniz olduğu yerde hiç kıpırdamadan öylece kalıyor.

    Siz huysuz bir çocuğu şefkat dolu tatlı bir sesle, tatlı bir gülümsemeyle okşarken, ben sizi üzüldüğüm için unutmaktayım.

    Okula girdiğim ilk günden, sizden ayrıldığım güne kadar öğrendiklerimin bana bugün sahip olduğum şekli verdiğine inanırım. Siz bana... Hayır, hayır hepimize hayatın sözlük anlamı dışında da bir anlam taşıdığım öğrettiniz. Güneşin sadece parlak sarı olmadığını, daha pek çok rengi olduğunu da söylediniz. O gün gözlerimiz tecrübesizde zihnimizdeki kayalıklar da çok sarp; söylediklerinizi dinleyip anlayamadık. Oysa bugün çok iyi anlıyorum. Size minnet duyuyorum. Eğer o öğütleri, beni hayat yolunda tecrübeli kılacak bilgileri öğrenmeseydim, hayatın gül bahçesindeki dikenlere takılır kalırdım.

    Bizleri yarının ışıklı günlerinin meşaleleri olarak yetiştirdiniz. Bize "Vatanın, Milletin, Bayrağın" kandan, candan üstün olduğunu, "Dinin, Namusun, Ülkünün" her ne pahasına olursa olsun korunması gerektiğini anlattınız.

    Hep söylerdiniz: "Ben bir ağacım, siz de benim meyvelerimsiniz. Siz olgun, yararlı meyveler olun. Millet sizi toplasın. Vatana yarayın."
    Yarayacağız, yarayacağız. Bu vatanda her derde şifa olacağız.

    Elimizden geldiğince size olan minnet borcumuzu ödemeğe çalışacağız. Sonsuzluktan bizi izlerken size gurur duyurabilirsek ne mutlu bize.

    - Kalbimizde yaşayacaksınız.
    "Güneş severken toprağı,
    Işıkları canlı,
    ışıkları gururlu,
    ışıkları yarından ümitli.
    Tıpkı sevinçten ağlayan Öğretmenim gibi."

    (Nalan YILDIZ, Kompozisyon Yarışması İkincisi)




    ATATÜRK'ÜN 25 AĞUSTAS 1924’TE
    ANKARA’DA TOPLANAN
    I. ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA

    Bayanlar, Baylar!
    Seçkin topluluğunuzun içinde bulunmaktan doğan sevincim sonsuzdur, "Türkiye Muallimler Birliği"nin Ankara'da topladığı ilk kurultayım büyük sevinçle karşıladım. Yurdumuzun sizler gibi değerli bay ve bayan Öğretmen lerinin burada toplanması, Cumhuriyet için çok verimli sonuçların doğmasına yol açacaktır.

    Bayanlar, Baylar!
    Türkiye Muallimler Birliği'nin bütün yurtta örgütlenmesini, Konya'yı olduğu gibi Van'ı da Hakkari'yi de kuruluşu içine almasını ve her köyde üyesi bulunmasını derin bir ilgi ile bekleyeceğim.
    Öğretmenler yeni nesli Cumhuriyet'in fedakar öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin değeri, sizin uzmanlığınız ve fedakarlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet düşünce, bilgi ve beden yönünden güçlü ve yüksek seciyeli koruyucular ister. Yeni nesli bu nitelik ve yetenekte yetiştirmek, sizin elinizdedir. Üstün ödevinizin yerine getirilmesine yüksek çabalarla kendinizi adayacağınızdan hiç kuşkum yoktur.
    Ben, ulusal eğitim ve öğretimimizle ilgili görüşlerim!, çeşitli zamanlarda ve çeşitli imkanlardan yararlanarak söyledim. Gene de bu görüşlerimi birkaç sözcükte toplayarak yeniden söylemeyi yararsız görmüyorum.
    Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın eşit olarak, bütün öğrenim basamaklarındaki eğitim ve öğrenimlerinin iş ilkesine dayanması önemlidir. Yurt çocukları, her öğrenim basamağında, tutumsal alanda yapıcı, etkili ve başarılı olacak biçimde donatılmalıdır. Ulusal törelerimiz, uygarlık ilkeleriyle ve özgür düşüncelerle geliştirilmeli, güçlendirilmelidir. Bu, çok önemlidir; özellikde dikkatinizi çekerim. Korkuya dayanan ahlak, bir erdem olmadıktan başka, güvenilir de değildir.
    Baylar, bu görüşümde sizin yüzde yüz benimle birlikte olduğunuzdan kuşkum yoktur. Genel eğitim ve öğretim programımız da bu ilkeleri kapsamaktadır. Gene de biliyorsunuz ki, bu görüşlerin, bu programların kesin ve açık olması, çok önemli olmakla birlikte, yararlı ve verimli olabilmesi,onlarn, yeterli, anlayışlı ve fedakar öğretmenlerce, okullarımızda çok büyük bir özen ve çaba ile uygulanmasına bağlıdır. İşte, özellikle sizden rica edeceğim şey budur. Sizin basarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.
    Arkadaşlar, yeni Türkiye'nin birkaç yıla sığdırdığı askerlik, siyaset ve yönetim alanlarındaki devrimler, sizin; sayın öğretmenler, sizin toplumda ve düşünce yaşamımızda yapacağınız devrimlerdeki başarınızla gerçekleşecektir. Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.




    ATATÜRK'ÜN 27 EKİM 1922'DE
    BURSA'DA İSTANBUL'DAN GELEN
    ÖĞRETMENLER YAPTIĞI KONUŞMA

    İstanbul'dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul'un feyz meşalelerinin temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum sevinç sonsuzdur. Yüreklerinizdeki duyguları, kafalarınızdaki düşünceleri, doğrudan doğruya gözlerinizde ve alınlarınızda okumak, benim için olağanüstü bir mutluluktur. Bu anda karşınızdaki en içten duygumu, izninizle söyleyeyim: İsterdim ki çocuk olayım, genç olayım, sizin nur saçan sınıflarınızda bulunayım. Sizden feyz alayım. Siz beni yetiştiresiniz. O zaman ulusum için daha yararlı oturdum. Ne yazık ki elde edilemeyecek bir istek karşısında bulunuyoruz. Bunun yerine sizden başka bir istekte bulunacağım: Bugünün çocuklarım yetiştiriniz. Onları yurda, ulusa yararlı insanlar yapınız. Bunu sizden istiyor ve diliyorum.

    Muallim Hanımlar, Muallim Beyler,
    Yurdu ve ulusu kurtarmak isteyenler için yurtseverlik, iyi niyet, özveri yok gerekli niteliklerdir. Nedir ki bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek, toplumu çağımızın isteklerine uygun olarak yükseltmek için bu niteikler yetmez bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teklikle ilgili çalışmaların başladığı ve geliştirildiği yerse, okuldur. Bunun için okul gereklidir. Okul adım, hep birlikte, büyük saygı ile analım... (Dinleyiciler, bir ağızdan "okul!.." diye bağırdılar.) Okul, genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düşünce, onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir. Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca, işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak bu yolla, girişilecek her türlü işin usa uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur.

    Bayanlar, Baylar!
    Yurdumuz içinde uygarlıkla ilgili düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin, bir an bile yitirilmeden, yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun içindir ki bilimle, teknikte uğraşanların bu alanlarda çalışmayı, birer namus borcu bilmeleri gerekir.
    Öğretmenlerimiz, şairlerimiz, edebiyatçılarımız, yazarlarımız, durup dilenmeden, ulusa bu acı günleri ve onun gerçek nedenlerim" açık ve kesin olarak yazacaklar, anlatacaklar, bu kara günlerin dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye'nin varlığım tanımak istemeyenlere, onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.
    Bayanlar, Baylar! Acı da olsa söyleyelim ki, biz üç buçuk yıl öncesine değin, bir "topluluk" olarak yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya, bizi, yöneticilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır, tam bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunun elle tutulur, gözle görülür kanıtı, hükümetimizin biçimi, hükümetim izi n niteliğidir ki kanun onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı.
    Bütün dünya, bir an bile şüphe etmesin ki, Türkiye Devleti'nin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için, ulus ve yurdun bağımsızlığını duşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen, bağımsızlığımıza son veren koşulları kapsayan Sevr Antlaşması'nı onayan yöneticilerin, sultanların, padişahların öykülerini, bu zorbaların yasa dışı davranışılarını Türk ulusu, artık, ancak ve yalnız tarihte okur.

    Bayanlar, Baylar!
    Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için, yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız. Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım, sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. Son bir söz: Sizin, seçkin bir topluluk olarak Bursa'ya gelmeniz, yalnız Bursa'yı değil, bütün Anadolu'daki kardeşlerinizi sevindirdi. İstanbul'dan getirdiiğiniz selamları, bütün ulusa duyuracağız. Ben de sizden rica
    edeceğim ki, oradaki kardeşlerimize selamlarımızı iletiniz. İstanbul'un alın yazısı, İstanbul'da yaşayan gerçek Türklerin gönüllerinde ve duygularında yaşattıkları dileğe uygun olarak çizilecektir.





    GÜZEL SÖZLER

    Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmenlerdir. (Atatürk)

    Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. (Atatürk)

    Öğretmenler!.. Sarsılmaz imanla sizi izleyeceğiz ve karşılaştığınız bütün engelleri kaldıracağız. (Atatürk)

    Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. (Atatürk)

    Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakar ve saygıdeğer insanlarıdır. (Atatürk)

    Öğretmenler bir milleti kurtaran en büyük unsurlardır. (Atatürk)

    Yeni nesil en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
    (Atatürk)

    Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben, öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa
    kazandığım zaferler, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir. (Atatürk)

    Öğretmen, taze ruhları işleyen ustadır. Nesiller yaratır; ülkeler değil, gönüller fetheder. (Arif Hikmet Par)

    Öğretmen kandile benzer. Kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Rufini)

    Dünyada her şeye bir değer biçilir. Ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Onun eseri hem her şeydir ve hem de hiçbir şeydir.
    (Socrates)

    Herkesi aydınlatmak isteyen öğretmenler, mum gibi erimeğe razı olmalıdır. (Cenap Şahabettin)

    İyi bir öğretmen, kendini yavaş yavaş gereksiz yapabilen biridir. (T. J. Carruthers)

    Dünyada işlenmesi güç üç şey vardır: Elmas, çelik, insan ruhu. (Benjamin Franklin)

    Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. (Hz.Ali)

    Öğretmen nasılsa sınıf da öyledir. (Alman atasözü)

    Heykeltıraş mermere ne ise, öğretmen de çocuğa odur. (Atasözü)

    Yeryüzünde öğretmenlikten başka onurlu bir meslek tanımıyorum. (Diyojen)