Öğretmenler Günü Şiirleri Uzun

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve EyLüL tarafından 12 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. EyLüL Üye


    Öğretmenler Günü Şiir
    Öğretmenler Günü Şiirleri
    Uzun Öğretmenler Günü Şiirleri


    ÖĞRETMENİM BEN

    Dağların arasında, bayırında, düzünde
    Yine bir başkayım ben Öğretmenler gününde
    Boy boy çiçeklerim var, umut var gözlerinde
    Öğretmenim diyorum, korkmak yakışmaz bana
    Kara tahta önünde duruşun yeter bana.


    Ekmeğim olmuşsun sen, okyanusum, limanım
    Okuttuğum kitapsın, damarımdaki kanım
    Sen bir beden değilsin, hakka yürüyen canım
    Öğretmenim diyorum, para pul sorma bana
    En büyük bahtiyarlık gülüşün yeter bana.


    Öğretmenim bir mumum, ışıdıkça eririm
    Tek başına neyim ki, seninle ben büyürüm
    Mevlana aşığıyım, herkesi bir bilirim
    Öğretmenim diyorum, seni sorsunlar bana
    Allah’ın emaneti varlığın yeter bana.


    Ana, baba, arkadaş, sırdaşın ben olmuşum
    Sabah sekiz akşam beş seninle yoğrulmuşum
    Cehaletle savaşta kendimi unutmuşum
    Öğretmenim diyorum, uykuyu sorma bana
    Muhammed’in aşkına bakışın yeter bana.


    Yarınlarda insanlık seninle yücelecek
    Kardeşlik tohumları, umutlar yeşerecek
    O tertemiz dünyanda sevgiler büyüyecek
    Öğretmenim diyorum, yaşın fark etmez bana
    Yeter ki bir çağır sen, yine koşarım sana.

    Fatih TAN


    DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Bütün çiçekleri getirin buraya,
    Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
    Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
    Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
    Son bir ders vereceğim onlara,
    Son şarkımı söyleyeceğim,
    Getirin, getirin… ve sonra öleceğim.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum.
    Kaderleri bana benzeyen,
    Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
    Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
    Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
    Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
    Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Ben bir köy öğretmeniyim, bahçıvanım,
    Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
    Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
    Ne güller fışkırır çilelerinde,
    Kandır, hayattır, emektir benim güllerim
    Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
    Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    En güzellerini saymadım çiçeklerin,
    Çocukları, öğrencilerimi istiyorum
    Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
    Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
    O bakımsız ama kokusu eşsiz çiçek.
    Kimse bilmeyecek seni, beni kimse bilmeyecek
    Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
    Ama ben dünya üstündeyim, toprakta.

    Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
    Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım.
    Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım,
    Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
    Şimdi ustum, örtün beni, yatırın buraya,

    Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
    Bacımın suladığı fesleğenleri,
    Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
    Avluların pembe entarili hatmisini,
    Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
    Aman Isparta güllerini de unutmayın,
    Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum
    Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Baharda Polatlı kırlarında açan,
    Güz geldi mi Kop dağına göçen,
    Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
    Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
    Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
    Çiçek getirin, örtün beni,
    Eğin türkülerinin içine gömün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
    Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
    Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
    Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
    Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
    Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
    Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

    Ceyhun Atuf KANSU

    [​IMG]

    ÖĞRETMENİM

    Küçük bir çocukken geldik yanına,
    Kucakladın bizi sardın canına,
    Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
    Okuryazar olduk ilk öğretmenim.

    Tüm bildiklerini bize öğrettin,
    Millete faydalı bireyler ettin,
    Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
    Çareler ürettin sen öğretmenim.

    Ödevler yaptırıp asıl talibe,
    İmkân hazırlayıp her bir talep'e,
    Feraset gösterip seçtin talebe,
    Sanatkâr adayı hep öğretmenim.

    Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
    Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
    İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
    Bilimden yelpaze sen öğretmenim.

    İstikbale giden bilgi selinde,
    Kitaplık dolusu her eserinde,
    Derin ilim varken ana dilinde,
    Neye başka talep var öğretmenim.

    Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
    İlim denizinde hep seferdesin,
    Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
    Benim de gönlümü al öğretmenim.

    Saymakla tükenmez faziletlerin,
    Zamanen ödenen o bedellerin,
    Kıvancındır üstün talebelerin,
    İftihar ediniz siz öğretmenim.

    Atam sen de dahi bir öğretmendin,
    Bütün yenilikler senin eserin,
    Layık insanlarda bil şaheserin,
    Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.

    Zeki İ.KIZILIŞIK


    ATATÜRK VE ÖĞRETMENİM


    Sevgili öğretmenim
    Heyecanla beklerdik seni her sabah
    "GÜNAYDIN" derdin, seslerin en güzeliyle,
    "BUGÜNKÜ KONUMUZ" diye, başlardın söze
    Kara tahta Önünde akbilgilerle
    Çırpınırdın, birşeyler öğretmek için bize.

    "BAYRAK" derdin öğretmenim
    Heyecandan dalgalanırdı sesin BAYRAK gibi
    "ATATÜRK" deyince coşardın sen
    Yatağına sığmayan IRMAK gibi.

    "ATATÜRK" deyince öğretmenim
    Nefes almaz seni dinlerdik
    Anlatırdın hayatını devrimlerini
    Cepheden-cepheye koşardın sen
    Daha bir büyürdün gözümüzde
    Sanki ATATÜRK'Ü yaşardın sen.

    Ellerinden öperim öğretmenim.
    En güzel duygularla en güzel bilgilerle
    Yetiştirdin bizi
    Şimdi içimizde inanç başımızda BAYRAK
    Bu Yurt sevincimiz tasamız bizim
    ATATÜRK ilkeleri en büyük yasamız bizim
    ATATÜRK yolundan dönmeyiz biz
    MEŞ'ALEMİZ ATATÜRK sönmeyiz biz...

    Özkan GÖNLÜM

    BEN ÖĞRETMENİM


    Ben öğretmenim,
    Sevdalısı bu yurdun.
    Dolaşırım sınırlarında yurdumun
    En yüksek burçlarına çıkar,
    Bayrak olurum.

    Ben öğretmenim,
    Bir rüzgâr olur eserim,
    Erzurum yaylasından.
    Bütün yaylalarımda dolaşırım.
    Özgürlük olurum.

    Ben öğretmenim,
    Yalnızlık türküleri söylerim, mezralarda...
    Kemeraltı çarşısındaki insan seline karışır,
    Karışır yüreğim...
    Umut olurum.

    Ben öğretmenim,
    Göçmen kuşlar gibi dolaşırım yurdumda,
    Geceyle biter yolculuğum.
    Aydınlık olur her yan.
    Işık olurum.

    Ben öğretmenim,
    Baharların sevdalısı...
    Çocuklarımın gözlerinden akıp içeri,
    Can veririm.
    Hayat olurum.

    Ben öğretmenim,
    Gökyüzü hepimiz için mavi...
    Bulut olur dolaşırım göklerde.
    Sonra indiğim yerde,
    Rahmet olurum.

    Adem AKYOL


    DİMDİK AYAKTASIN ÖĞRETMENİM


    Tebeşirle boyanan ellerini öpsem,
    Sevgi bağından gülleri derip yollarına sersem,
    Sen yücelerin yücesi, mesleklerin en ulvicesi,
    Senin için çok şey yapsamda, bir şey yaptım diyemem.
    Sana kurşun sıksalar da kanın mürekkep olur,
    Seni namerde muhtaç etselerde azmin yaşam kaynağın olur.

    Yorgun olsan,şakaklarına ak saçlar düşsede,
    Sen yine mutlu ve umutlusun öğretmenim,
    Senin umudun parıl parıl parıldayan gözler,
    Senin umudun gülücükleri eksik olmayan yüzler.
    Sana kurşun sıksalar da kanın mürekkep olur,
    Seni namerde muhtaç etselerde azmin yaşam kaynağın olur.

    Sen mimarların dahi mimarı sevgili öğretmenim,
    Bir harfin için kırk yıl mı ? Kaç yıldır bilmem kölenim,
    Senede bir gün değil, her gün senin için ölenim,
    Eller bilmesede kıymetini ben bilenim.
    Sana kurşun sıksalar da kanın mürekkep olur,
    Seni namerde muhtaç etselerde azmin yaşam kaynağın olur.

    Cemil AYDINü

    [​IMG]

    EMMİME MEKTUP

    Bir köy öğretmeninin yaşadıkları


    Emmi, Karlı dağların tepesinden
    Soğuk suların gözesinden,
    Dağların bittiği,ufukların tükendiği yerden,
    Köyümü sana anlatayım mı?

    Yaya yürünen karlı yolları
    Geçiyor insanların sabırla şükürle yılları,
    Gelmeyecek yolcuyu bekleyen gözleri
    Mustafa emmiyi İsmail dayıyı sana anlatayım mı?

    İstersen anlatmayayım yavruların yalın ayağını
    Anlatayım sana ineklerini, koyunlarını
    Doktoru isteyen yok veteriner arayanı
    Çocuklarınsa şamarlandığını anlatayım mı?

    Bunların yok başka düşüncesi karınları doydumu
    Hele birde bol demlediysen demsiz çayı
    Ama sen beceremezsin kırtlamayı
    Yeğeninin çektiklerini anlatayım mı?

    Defter yok kalem yok, Nasıl okutursan okut
    Dimağlara birşeyler ek sonra unut
    Ben beceremiyorum okutabilirsen gel sen okut.
    Çalışsanda emeklerinin boşa gideceğini anlatayım mı?

    Fatma yine dersine çalışmamış,
    Murat kalemsiz gelmiş,
    Ali defterini evde unutmuş.
    Bunlardan banane diyemediğimi anlatayım mı?

    Yanlızlıkla geçen günlerimi,
    Elbisesi yırtık, lastiği delik öğrencilerimi.
    Birde beni mektupsuz bırakan EMMİMİ
    Vefasız çıkan sevdiklerimi anlatayım mı?

    Yinede güzeldir diye kendimi avuttuğumu
    Bekliyorum,gelmeyeceğini bildiğim yolcuyu
    Zaten kaybedersem birde umudumu
    Burada yok olup gideceğimi anlatayım mı?

    Ama ben ayakta durmalıyım anlatmalıyım davamı
    Eğitmeliyim yarının büyüğü yavruları
    Ben erisem bile saçmalıyım etrafıma ışığımı
    Sen bilirsin davamı ama sanada anlatayım mı?


    Öğretmenim

    Yolsuz köye gittin yaya
    Gönül verdin çağdaşlığa
    Karanlığı del dedinya
    Deleceğim öğretmenim

    Olur ettin olunmazı
    Deldin kaleminle taşı
    Bil dedinya bilinmezi
    Bileceğim öğretmenim

    Karanlığı yırta yırta
    Çıkacağız aydınlığa
    Işık ol da ak dedinya
    Akacağım öğretmenim

    Kin gütmedin yüreğinde
    Hoş gördün hep densizi de
    Her bir cani sev dedinya
    Seveceğim öğretmenim

    Sor dedinya sen her şeyi
    Gör dedinya gercekleri
    Yik dedinya hurafeyi
    Yikacagim ögretmenim

    Kuru ekmek zeytin yedin
    Karda kışta sürgün gittin
    Bildiğinden hic dönmedin
    Ne büyüksün öğretmenim

    Süleyman Apaydın

    Öğretmenler Günü

    Bir gün sizleri anlatmaya yetmez,
    Sizin sevginiz asırlarca geçmez,
    Hayatım sayfa sayfa eseriniz,
    Nasıl unuturuz anıları biz.

    Öğretmenim gününüz kutlu olsun,
    Öğrendikçe bu millet mutlu olsun,
    Defter, kitap, kalemler neye yarar,
    Siz olmazsanız yetişmez dimağlar.


    O zaman; devlet millet seni anar,
    Çünkü her makamda bir öğrencin var.
    Cumhurbaşkanı senin talebendir,
    Başbakan hesabı senden öğrenir.

    Yıllar geçmiş bir zat elinizi öper,
    Ben Milli Eğitim Bakanıyım der.
    Sizleri yazarken titrer ellerim,
    Sanki gene imtihanda gibiyim.

    Hatalı yazdıysam özür dilerim,
    Satırlarda sınırlanmaz bu sevgim.
    24 Kasım sonbahara rastlar,
    Yapraklar döküldükçe sevginiz artar.

    Gönlünüz ikinci baharı yaşar,
    Tarih böyle mutlu günlerde dolar.
    Öğretmenim, gününüz kutlu olsun,
    Öğrendikçe bu millet mutlu olsun...

    Muhittin YEGÜL

    [​IMG]

    24 Kasım

    Bu gün 24 Kasım, yine başlar tacısın.
    Tüm gönüllere sultan, dertlerin ilacısın.

    Elleri öpülesi çok mübarek insansın.
    Çok kutsaldır mesleğin, korunacak ilk cansın.

    Her büyük işte imzan, her iyide sen varsın.
    Bu gün 24 Kasım, her gönüle sığarsın.

    Aslında herkes bilir, ışıttıkça erirsin.
    Ömrün bitene kadar doğruyu gösterirsin.

    Senin yol gösterdiğin, bir yere getirdiğin,
    Ancak bu gün hatırlar onca emek verdiğin.

    Diktiğin fidanların meyvesini yemezsin.
    Kimseye boyun bükmez, asla "aman" demezsin.

    Bu gün bunca övenler, yarın bakmaz yüzüne.
    Hep dışına bakarlar, hiç bakmazlar özüne.

    Her 24 Kasımda, övülmektir kaderin.
    Eserinin kalbinde bir gündür ancak yerin.

    Elinin dokunduğu işler hep güzel olur.
    Bu millet bu zilletten ancak senle kurtulur.

    Bu gün 24 Kasım, çıkarırlar göklere.
    Oradan paraşütsüz bırakırlar yerlere.

    Bu gün 24 Kasım, bütün başlara taçsın.
    Yarın yine yalnızsın, ailene muhtaçsın.

    Her 24 Kasımda seni yücelten kafa,
    25 Kasım günü kaldırır tozlu rafa.

    Bu gün ne kadar güzel, ne büyük bir insansın.
    Senede bir gün anan insanlıktan utansın.

    Bu gün 24 Kasım, anladık artık yeter.
    Seni bu hale koyan, olsun senden bin beter...

    Enver ÜSTE

    Öğretmen Olmak İstiyorum

    Ben, öğretmen olmak istiyorum,
    Ben, şairimin mısralarında dil
    Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
    Aşığımın sazında tel
    Öpülesi bir el olmak istiyorum.
    Ben, öğretmen olmak istiyorum...

    Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
    Korkunun mayalandığı yerde yürek,
    Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum.
    Ben öğretmen olmak istiyorum...

    Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
    Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
    Çorak topraklara yağan yağmur,
    Azgın sulara, bend,
    Mehmed'imin elinde çağlar açan kılıç,
    Ben ana, ben baba, ben Fatih, ben İbni Sina,
    Ben Mimar Sinan olmak istiyorum.
    Ben öğretmen olmasam diyorum,
    Kim ekecek tohumları toprağa.

    Ben ressamımın elinde fırça, tualinde renk
    Bestekarımın en içli şarkısında nağme,
    Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem;
    Ben Hoca Ali Rıza,
    Ben Itri, Leyla Hanım,
    Ben öğretmen olmak istiyorum.

    Ben zehirli mantarların,
    Deve dikenlerinin,
    Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil,
    Ben,
    Kırlarda elvan elvan çiçeklerin açtığı,
    Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
    Pınarlarından susayanın içtiği,
    Yollarından yiğitlerin geçtiği
    Çiftçisinin başak, başak kardeşliği biçtiği
    Bir vatan olmak istiyorum;
    Ben, öğretmen olmak istiyorum.

    Ben Hakk'a yönelen alınlarda nur,
    Vatan topraklarını çevreleyen sur,
    Mehmetçiğin göğsünde "iman"
    Gençliğimin damarlarında "asil kan"
    Bu zulme eğilmeyen baş,
    Ben vatan için ağlayan gözlerde yaş,
    Barışta güvercin, savaşta kartal olmak istiyorum;
    Ben, öğretmen olmak istiyorum.

    Nejat SEFERCİOĞLU

    [​IMG]

    VAZGEÇMEMELİYİM SENDEN


    Sana anlamlar yüklemeliyim
    Tadılmamış, bilinmemiş
    Tomurcuklar getirmeliyim dallarına.
    Sen öldürsen de beni kışları
    Baharları başkasına versen de
    Vazgeçmemeliyim senden.

    Sana ışıklar getirmeliyim
    Bozulmamış, koklanmamış
    Masallar anlatmalıyım saçlarına.
    Sen incitsen de beni sözlerinle
    Şefkatimi küçümsesen de
    Bırakmamalıyım seni.

    Sana ırmaklar getirmeliyim
    Yüzülmemiş, kirletilmemiş
    Denizlere ulaştırmalıyım ellerini.
    Sen görmezlikten gelsen de
    Sevgimin karşılığı var zannetsen de
    Düşündürmemeliyim seni.

    Sana sağlıklar bulmalıyım
    Söylenmemiş, yazılmamış
    Tazelikler açtırmalıyım yollarına.
    Sen bilmezlikten gelsen de
    Günahlarını bana yüklesen de
    Vurmamalıyım seni.

    Sana oyuncaklar almalıyım
    Yapılmamış, oynanmamış
    Düşler bulmalıyım geleceğine.
    Sen hazırlıksız yakalansan da
    Gözyaşlarını savunmasız bıraksan da
    “Ben artık büyüdüm” desende
    Ne bırakmalı, ne düşündürmeli seni
    Vurmalarına izin vermemeli.

    Ben kimim biliyorsun yavrucuğum
    Saçlarını düşünmeliyim.
    Düşlerinin yollarını hazırlamalı
    Tüm kapıları açık tutmalıyım.
    Sana imgeler yüklemeliyim
    Ve seni sevmeliyim bu halinle
    Vazgeçmemeliyim yüreğinden.

    BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM

    Ben öğretmen olmak istiyorum.
    Ben şâirimin mısralarında dil,
    Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül.
    Âşığımın sazında tel
    Öpülesi bir el olmak istiyorum:
    Ben öğretmen olmak istiyorum...
    Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
    Korkunun mayalandığı yerde yürek olmak istiyorum
    Ben öğretmen olmak istiyorum...
    Ben öğretmen olmasam diyorum!
    O zaman şu körpe fidan
    Nasıl öğrenecek, çiçek açıp meyve vermeyi?
    Şu gelinlik kızım,
    Şu bıyıkları yeni terleyen delikanlım
    Kimden öğrenecek insan gibi sevilmeyi, sevmeyi;
    Vatan için, millet için, bayrak için
    Göz kırpmadan ölmeyi?
    Sen öğretmen olmalısın kardeşim;
    Sen namussun, vicdansın, adaletsin...
    Sen müsbet ilimsin kardeşim
    Sen irfansın, inançsın geleceğimi aydınlatan...
    Sen buram buram tüten vatan-sevgisi
    Sen burcu burcu kokan Türklük duygususun
    Biz öğretmen olmalıyız kardeşim:
    Biz görmeyenlere göz,
    Duymayanlara kulak,
    Yürüyemeyenlere ayak atmalıyız...
    Biz şairlerimizin mısralarında dil.
    Genç kızlarımızın gergeflerinde nakış nakış gül.
    Âşıklarımızın sazlarında tel.
    Öpülesi bir el olmalıyız.
    BİZ ÖĞRETMEN OLMALIYIZ. .
    [​IMG]

     

Sayfayı Paylaş