öğretmenler günü ile ilgili yazı ve kompozisyon

Konusu 'Kısa Yazılar' forumundadır ve Dark tarafından 22 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Dark

    Dark Üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    6.201

    Öğretmenler günü ile ilgili kompozisyonlar


    ÖĞRETMENİM

    Kalkınma yolunda her ülke birtakım zenginlik kaynaklarına muhtaçtır. Bu kaynakların bulunması ise, o ülke insanlarının tutum ve davranışlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu tutum ve davranışların iyi yönde gelişmesin! sağlayan eğitimdir.

    Eğitimin temeli şüphesiz öğretmenlerdir. O öğretmenler ki, insanları cehaletten kurtarıp onlara gerçeği anlatırlar. Üzerinde yaşadığımız ve fedakar atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu yurdu sevmeyi, onun için gerekirse canımızı vermeyi, bize öğretmenlerimiz öğretirler. Bağımsızlığımızı simgeleyen ve Türk'ün her zaman özgür yaşayacağını göklerde dalgalanarak bütün dünyaya haykıran şanlı bayrağımızı sevmeyi, ona saygı göstermeyi bize ilk kez kim öğretti?

    Öğretmenlik mesleği, mesleklerin en kutsalıdır. Özveri ister, yurtseverlik ister. Öğretmen, karşılıksız vermeyi bilen yüce bir varlıktır. Bize düşen görev, öğretmenin bu çabalarına çok, daha çok yardımcı olmaktır. Büyük Atatürk: "Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" derken öğretmene olan güvenini vurgulamamış mıdır? Bu eserin Atatürkçü doğrultuda yücelmesi, öğretmenlerin kutsal çabasına bizim de gönülden katılmamızla mümkün olacaktır.

    Öğretmenim, sana sevgi, sana saygı... Bize güven, sen bizim dünümüz, bugünümüz ve yarınımızsın. Senin kutsal ellerinle biçimlenen bizler, yarının güzel Türkiye'sini mutlaka yaratacağız; şüphen olmasın...

    (İlhan ÖZPOLAT, Kompozisyon Yarışması Birincisi)


    Merhaba Öğretmenler,

    O hiç bitmek tükenmek bilmeyecek merhabalardan bir tanesi daha...
    Hatırlarmısın öğretmenim gittiğin günü?Hani okulun yanındaki lojmandan eşyalarınıtaşıyordun.Bizim boyumuz yetmiyordu daha...Sıralara çıkmıştık.
    Her pencereden beş-altı kafa,göz yaşlarımız sel olup akmıştı.Kim derdi gideceksin diye?
    Küçücüktük daha...Ayrılığın ne olduğunu bilmezdik.Sen bizim ilk öğretmenimizdin.Ben seni kahverengi gözlerinle ve hafif göbeğinle babama benzetiyordum.Sen,senden sonrada babam gitmişti dünyamda...Ben iki babamı da aynı sene kaybetmiştim.Babam hepten bırakmıştı beni...Sen gitmiştin... Seneler geçecek,yüzlerimiz tek tek silinecekti hafızandan,tıpkı o kahverengi gözlerinin bizim hafızamızdan kaybolduğu gibi...
    Sonra başka bir öğretmen geldi yerine hiç sevmedim...Sana hiç benzemiyordu çünkü...Ben seni istiyordum...
    Kocaman bir seneyi geçirmiştik.Artık bitmişti sene ve yeni seneye iki ayrı sınıf olarak devam edecektik,iki ayrı öğretmenle...
    Ve sen geldin öğretmenim,sen değildin ama öğretmenimdin.Seni de çok sevmiştim.Temiz bir kalbin vardı.Üç seneyi birlikte geçirecektik.Zayıf,uzun,kıvırcık saçlıydın.Yapı olarak hiç benzemiyordun annemeama tıpkı annem gibi melek yüzlüydün.
    Yedi gün vardı okulun açılmasına,annem ölmüştü...Ben okulun ilk günü geç gelmiştim okula...Sen,beni gördün ve adımı söyledin şaşırarak.Ben okula hiç gelmezdim.Benim bir kelime dökülebilmişti '-Anne' ve sana sarılmıştım,anneme sarılır gibi...
    İkinci annemdin,hatta artık tek annem olmuştun.Hasta olduğumda brni doktora götürüp ilaç alıyor,sıkı sıkı örtün diye beni tembihliyordun.Öğretmenimin değerini daha nasıl anlayabilirdim?Artık sen de gidiyordun,daha doğrusu ilk okul bitiyordu bizim için ve ortaokula başlayacaktık.Sen emekli oldun öğretmenim,senden de ayrıldık...
    İşte sen geldin öğretmenim,yine sen değildin ana yine öğretmenimdin.
    hoşgeldin öğretmenim,hayatıma...Ben hatırlayabildiğim şeylerin çoğunu seninle yaşadım.Okul benim ikinci evim değildi,tek evimdi.Arkadaşlarım kardeş,öğretmenlerim abi,anne,babaydı benim için ve ben geçirebildiğim kadar zamanı geçiriyordum sizinle...
    'Öğretmenim'...söylemesi bile ne güzel.Sadece iki sene geçirdik sizinle ama neler yaşadık neler...Ben o iki seneyi çok mutlu geçirdim.İyice alışmıştım size ama gittiniz öğretmenim.Üzüldük ama elimizden bir şey gelmedi...
    Sonra bir bir geldi geçti öğretmenlerimiz hayatımızdan.Hepsi birbirinden iyi...Hepsi birbirinden değerliydi...
    Ben bütün öğretmenlerimi sevdim,öğretmen oldukları için ve öğretmen olmak istedim hep;öğretmenlere verdiğim değeri alacağıma inandığım için...
    SEVGİLİ ÖĞRETMENİM TÜM EMEKLERİNİZ İÇİN SİZE BÜTÜN KALBİMLE TEŞEKKÜR EDERİM...

    Sabahat SOYER


    ÖĞRETMEN HER ZAMAN ÖĞRETMENDİR

    Öğretmen, yalnız okul içinde değil, özel hayatında ve toplum karşısında da bir öğretmen ve eğitimcidir.

    Öğretmen, her zaman için hareket ve davranışları ile halka ve öğrencilerine iyi, doğru, güzel ve yararlı, nezih ve olgun olanlarda örnek teşkil eden; cemiyetin haklı olarak kendisinde böyle bir oluş aradığı yüce bir meslek sahibidir.

    Öğretmen için, evvela öğrencilerine kazandırması gereken yüksek vasıfları bizzat kazanmış olmak, buna ömrü boyunca gayret etmek vicdanî bir vecibe ve insani bir vazifedir.

    Öğretmenin, okula ve çevresine olumlu bir şekilde etkili olabilmesi için kendi meslek vakarım zedelemeyecek durumlarda okuluna ve çevresine intibak etmesi, bunun için de muhitini sürekli bir incelemeye tabi tutup tanıması gerekir.

    Öğretmenlik mesleği, daima yeni görüş ve davranışlara yakından vakıf olmayı gerektiren, kendini her an kontrol altında tutmayı ve sık sık muhasebeye çekmeyi gerektiren bir sanattır.

    Öğretmenlik öyle güzel bir meslektir ki, onun konusu insan, malzemesi insan, işçisi insan, işleneni insan, işleyeni insandır.

    Her mesleğin kendi çapında toplum üzerinde bir etkisi vardır, fakat öğretmenlik mesleği doğrudan doğruya toplumun öz unsurunu hazırlayan, dolayısıyla cemiyetin bileşimini hazırlayıp mayasını kuran, hamurunu yoğuran işçiliktir.

    Herkesten ziyade yeni neslin yetiştiricisi olan öğretmenin, kendi tecrübe ve görüşlerinden diğer meslektaşlarının da yararlanmasını arzulaması, buna fırsat ve imkan hazırlaması, meslekî ve millî bir ödevdir.

    Öğretmenin aynı zamanda her biri kendine özgü bir teknik ve tecrübe, kendine özgü bir bilgi sahibi olan diğer meslektaşlarından yararlanmayı arzulaması ve kabullenmesi gerekir.

    Öğretmen, hem kendisinin ve meslektaşlarının, hem de öğrencilerinin ve velilerinin öğretmeni bulunduğunu bir an dahi aklından çıkarmamalıdır.

    (Necati TAMER)


    Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir. Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini.
    Öğretmenin vazifesi gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır. İnsan yaratılmışların en seçkini en donanımlısı en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi en acımasızen anlaşılmaz davranışların da sahibi. Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir.
    “Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.
    Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız.
    Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz. Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde bir yürek soyluluğu içerisinde yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz.
    Kazanılması gereken asıl büyük servet; para şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimiziruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz.
    Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir.


    24 Kasım her yıl ülkemizde Öğretmenler Günü olarak kutlanır, geçmiş ve geleceğimizde emeği geçen öğretmenlerimiz sevgiyle anılır, ziyaret edilir. 24 Kasım, 1928 yılında Latin harflerinin 1 Kasım 1928 tarihinde kabulünün ardından Millet Mektepleri’nin açıldığı ve okuma yazma seferberliğinin başladığı gündür. Bugün sadece Millet Mektepleri açılmamış ayrıca Mustafa Kemal Atatürk Başöğretmen olarak kabul edilmiştir. Bu önemli tarih 1981 yılından itibaren her 24 Kasım günü öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

    Mustafa Kemal Atatürk öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmada toplumu şekillendirme adına öğretmenlere nasıl önemli bir görev düştüğünü şu sözlerle açıklanmıştır: “Arkadaşlar, yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askerlik, siyaset ve yönetim alanlarındaki devrimler, sizin; sayın öğretmenler, sizin toplumda ve düşünce yaşamınızda yapacağınız devrimlerdeki başarınızla gerçekleşecektir. Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.” Böylesine mühim bir görevi olan öğretmenlere toplumsal açıdan çok önemli görevler düşmektedir.

    İşte 24 Kasım böylesine önemli bir iş yapan öğretmenlerimizi bir kez daha hatırladığımız, onlara olan sevgi ve saygımızı gösterdiğimiz, kutlamaların yapıldığı bir gündür.



    Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir. Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte, bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini.

    Öğretmenin vazifesi, gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır. İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı, en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibi. Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir.

    “Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.

    Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız.

    Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz. Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde, bir yürek soyluluğu içerisinde, yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz.

    Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz.

    Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir.

    Bu vesile ile bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

    Recep ÇELİK