Öğretmenler Günü İle İlgili Etkinlikler

'Çocuk Kulübü' forumunda ZeuS tarafından 12 Kasım 2011 tarihinde açılan konu


  1. Öğretmenler Günü Etkinlikleri,
    24 Kasım Öğretmenler Günü Etkinlikleri,
    Öğretmenler Günü İle İlgili Etkinlik


    Öğretmenler Günü İle İlgili Çeşitli Etkinliklere Öğretmenler Günü Sayfamızdan ulaşabilirsiniz...

    Öğretmenler Günü ile ilgini Konuşma

    SEVGİLİ ARKADAŞLAR!

    Harf devrimini yapan Mustafa Kemal Atatürkümüz yeni harflerin öğretilmesi için yazı tahtasının başına geçti. Milletimize yeni harfleri öğretmek için canla başla çalışmaya başlamıştı. Bakanlar Kurulu 11 Kasım 1928 günü yaptığı bir toplantıda Atamıza “Millet Mektepleri Baş Öğretmenliği” unvanını verdi.

    24 Kasım 1981 yılında 24 Kasımın her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Gününde öğretmenlerimizin değerini, sorunlarını ve hizmetlerini hatırlar, onların emeklerini boşa çıkarmamak için gayret ederiz.

    Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Gerçeği, daima gerçeği, yeniliği, gelişmeyi ve bilimi anlatır. Yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Doğruluk, dürüstlük ve yardımseverlik gibi evrensel değerlere ulaşmamızı sağlar. Bize anne olur, baba olur, kardeş ve arkadaş olurlar. Dünyanın en saygın insanları olan siz öğretmenlerimizin huzurunda saygıyla eğilirim.


    Öğretmenler Günü İle İlgili Şiirler

    ÖĞRETMEN



    Dosttur o çalışanla, dosttur o yarışanla
    Yarınlara el ele beraber koşanlarla,
    Mutludur o, simsiyah saçları olmuşsa ak,
    Dünden daha güçlüdür uyanırken her sabah.

    Doğruya, güzelliğe, odur yolu gösteren
    Odur hep geleceğe güvenle gülümseyen.
    Bir ana, bir babadır çocuklara sunulan.
    Odur eli öpülen, odur fedakâr insan.

    Sarsılmaz bir inançla görevini sevmekte,
    Ömrünü adamıştır milletine hizmette.
    Ruhlara şekil veren, kafaları besleyen
    Uygarlığa yürürken en öndedir öğretmen.



    Nevin EMGEN


    ************


    DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ



    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Bütün çiçekleri getirin buraya,
    Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
    Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
    Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
    Son bir ders vereceğim onlara,
    Son şarkımı söyleyeceğim,
    Getirin, getirin… ve sonra öleceğim.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum.
    Kaderleri bana benzeyen,
    Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
    Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
    Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
    Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
    Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Ben bir köy öğretmeniyim, bahçıvanım,
    Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
    Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
    Ne güller fışkırır çilelerinde,
    Kandır, hayattır, emektir benim güllerim
    Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
    Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    En güzellerini saymadım çiçeklerin,
    Çocukları, öğrencilerimi istiyorum
    Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
    Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
    O bakımsız ama kokusu eşsiz çiçek.
    Kimse bilmeyecek seni, beni kimse bilmeyecek
    Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
    Ama ben dünya üstündeyim, toprakta.

    Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
    Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım.
    Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım,
    Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
    Şimdi ustum, örtün beni, yatırın buraya,

    Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
    Bacımın suladığı fesleğenleri,
    Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
    Avluların pembe entarili hatmisini,
    Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
    Aman Isparta güllerini de unutmayın,
    Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum
    Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Baharda Polatlı kırlarında açan,
    Güz geldi mi Kop dağına göçen,
    Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
    Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
    Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
    Çiçek getirin, örtün beni,
    Eğin türkülerinin içine gömün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
    Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
    Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
    Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
    Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
    Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
    Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
    Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.



    Ceyhun Atuf KANSU




    Öğretmenler Günü İle İlgili GÜZEL SÖZLER
    • Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    • Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.
    • Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
    • Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
    • Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
    • Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
    • Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
    • Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.


    İNSAN TORNASI

    Görüşmeci-Öğretmen
    Dekor; Sıradan bir ev... Kanepe, sehpa, Atatürk portresi
    GÖREVLİ- :'Efendim ben bir kültür dergisinin görüşmecisiyim. Siz bir arkadaşımın oğlunun öğretmenisiniz, Sizden hep övgüyle söz ederdi. Emekli olduğunuzu söyledi. Sizinle bir görüşme yapmak istiyorum; ne dersiniz?
    ÖĞRETMEN- İşinize yarayacaksa yapın.
    GÖREVLİ- Çok teşekkür ederim. Efendim, ne kadar oldu ayrılalı.
    ÖĞRETMEN- İki ay oldu. Ağustosta emekli oldum.
    GÖREVLİ- Sayın hocam, kaç yaşındasınız?
    ÖĞRETMEN- Kaç gösteriyorum?
    GÖREVLİ- Altmış, altmış beş yaşında gösteriyorsunuz.
    ÖĞRETMEN- Elli yaşındayım, erken çöktük.
    GÖREVLİ- Bu elli yılın kaç yılını öğretmenliğe verdiniz?
    ÖĞRETMEN- Otuz yılımı verdim. Dile kolay, otuz yıl!
    GÖREVLİ- Otuz yıl. Geriye baktığınızda ne görüyorsunuz hocam?
    ÖĞRETMEN- Toz.
    GÖREVLİ- Toz mu? Ne tozu?
    ÖĞRETMEN- Tebeşir tozu!
    GÖREVLİ- Ha, evet. Sanatlı ve esprili konuşmayı seviyorsunuz...
    ÖĞRETMEN- Bizim kuşak hep böyledir Boş sözlerden kaçınırız. Geriye baktığımda, gözleri ışıl ışıl parlayan çiçeklerimi, öğrencilerimi görüyorum.
    GÖREVLİ- Ne güzel! Emekli oldunuz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
    ÖĞRETMEN- Yorgun, çok yorgun. Ama mutlu...
    GÖREVLİ- Anlıyorum. Otuz yıl öğretmenlik yaptınız; şu an elinizde ne var?
    ÖĞRETMEN- Bir tesbih!., (Elindeki tesbihi gösterir)
    GÖREVLİ- Yani?
    ÖĞRETMEN- Yani hiçbir şey... Yine kirada oturuyorum. Bir evim bile yok
    GÖREVLİ- Emekli paranızla bir şey yapamadınız mı?
    ÖĞRETMEN- Hiçbir şey yapmaya yetmedi. Bir konut kooperatifine girmek istedim. Sonra vazgeçtim,
    GÖREVLİ- Neden?
    ÖĞRETMEN- Düşündüm; o ev bitinceye kadar, yaş biter. .
    GÖREVLİ- Daha yaşınız gençtir, efendim.
    ÖĞRETMEN- Evet, yaşınız yaşım genç, ama beynim yaşlı.
    GÖREVLİ- Peki emekli paranızı ne yaptınız sonra?
    ÖĞRETMEN- Şimdilik bankaya yatırdım. .Emekli aylığım kiraya gidiyor. Geçimimizi de o parayla sağlamaya çalışıyoruz.
    GÖREVLİ- Eşiniz de öğretmen miydi?
    ÖĞRETMEN- Hayır, ev hanımıdır.
    GÖREVLİ- Biraz da çocuklarınızdan söz eder misiniz?
    ÖĞRETMEN- Üç çocuğum var. İki kız bir erkek. Üçü de evli.
    GÖREVLİ- Sokakta okula giden öğrencileri görünce neler hissediyorsunuz?
    ÖĞRETMEN- Okul benim yuvamdı. Şimdi kendimi yuvasından kovulmuş gibi hissediyorum. Sokağa çıktığım zaman, ayaklarım okulların önüne sürüklüyor beni.
    GÖREVLİ- Bir öğretmen olarak. Öğretmeni tanımlar mısınız?
    ÖĞRETMEN- Öğretmen, insan yapan bir tornadır.
    GÖREVLİ- Çok güzel tanımladınız. Nerelerde görev yaptınız en çok?
    ÖĞRETMEN- Hep doğuda, köylerde çalıştım. Son beş-altı sene kentte çalıştım.
    GÖREVLİ- O köylerde kuşkusuz ilginç şeylerle karşılaştınız. Rica etsem birini anlatır mısınız?
    ÖĞRETMEN- Ahh! Ne köyler ne insanlar gördüm! Bir köyde soyadı yüzünden çok zorluk çektim. Toprak. Köyde soyadı değişik bir ben vardım. Köy bir aşiretten ibaretti. Yabancıya kız vermediklerinden hepsi akrabaydı. İşin asıl yadırganacak yanı adlarının çoğunun da aynıydı: Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma... Okulda altı tane Mehmet Toprak, dört tane Fatma Toprak vardı. Onları numarasıyla çağırıyordum.
    GÖREVLİ- Çok ilginç! Unutamadığınız bir anınız var mı?
    ÖĞRETMEN- Anım çok. Bir olay beni çok duygulandırmıştı. Olay bir yolculukta oldu. Otobüste bulunan yolculardan biri parasının çalındığını söyledi. Otobüs karıştı. Bir mola yerinde karakola çekildi otobüs. Polisler otobüs yolcularını sıra ile teker teker aramaya başladılar. Sıra bana gelince, o parası çalınan kişi, polise, "Bu beyefendi öğretmendir, onu aramayın" dedi. Diğer yolcular da "O öğretmendir." dediler. Çok duygulandım. Bu olay öğretmene duyulan saygının, güvenin bir göstergesiydi. Tabi, bu olay çok eskilerde oldu.
    GÖREVLİ- Gerçekten anlamlı bir olay. Peki, para bulundu mu?
    ÖĞRETMEN- Evet bulundu. Genç bir yolcunun üzerinde.
    GÖREVLİ- Sizi üzmüş olacağım, hocam; birde acı anınızı anlatabilir misiniz?"
    ÖĞRETMEN- Ne yazık ki acı anımda çok... Bir gün bir öğrencim yanıma: yaklaştı; Utana sıkıla,
    —Öğretmenim çok açım. Bana bir ekmek parası verebilir misiniz? Dedi. Çok üzüldüm. Cebimdeki paranın yarısını zorla verdim. Utanmaması gerektiğini söyledim. Çocuk birkaç ay sonra, aldığı parayı geri vermek istedi. Almadım.
    GÖREVLİ- Yüzlerce öğrenci yetiştirdiniz. Yüksek mevkie gelmiş olan var mı?
    ÖĞRETMEN- 'Var. Bakanlığa kadar yükselen öğrencim, oldu.
    GÖREVLİ- Hocam, en çok neden rahatsız oldunuz öğretmenlik yaşamınızda?
    ÖĞRETMEN- Çocuğum yaşında kaymakamların önünde ceketimi düğmelemek oldu...
    GÖREVLİ- Sağlığınız nasıl?
    ÖĞRETMEN- Ülser, görme zayıflığı, ses kısıklığı, varis var. Posamız kaldı kısacası.
    GÖREVLİ- Peki sayın hocam, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?
    ÖĞRETMEN- Anılarımı yazacağım.
    GÖREVLİ- Milli Eğitim Bakanı olsaydınız, ilk iş olarak ne yapardınız?
    ÖĞRETMEN- Öğretmenlerin sorunlarını öğrenmek için bir anket yapardım.
    GÖREVLİ- Sayın hocam, en güzel görüşmemi sizinle yaptım. Bundan sonraki yaşamınızda size mutluluklar diler, teşekkür ederim,
    ÖĞRETMEN- Ben de teşekkür ederim. Arkadaşınızın oğluna da selamlar...
     



  2. Cevap: Öğretmenler Günü İle İlgili Etkinlikler

    EN BÜYÜK İNSAN (ÖĞRETMEN)


    HÜKÜMDAR : Vezir, bugün ülkemizin en büyük insanını seçecektik. Adaylar belirlendi mi?
    VEZİR : Evet Hükümdarım. Kapıda adaylar içeriye alınmayı bekliyorlar.
    HÜKÜMDAR : Tek tek girip kendilerini anlatsınlar bakalım. En faydalı, en büyük İnsan kimmiş karar verelim.
    VEZİR : Emredersiniz efendim. Şimdi birini içeriye alıyorum.
    MİMAR : Merhaba Hükümdarım. Ben Mimarım. Yüzlerce eserim var. Ülkemizin her köşesinde bir şeyler inşa ettim.
    HÜKÜMDAR : Neler yaptın mesela?
    MİMAR : Su taşkınlarını önlemek için barajlar yaptım. Akarsuların üzerine dev köprüler kondurdum. Şehirlere içme suyu taşıyan kanallar yaptım. Ayrıca hastaneler, hamamlar, camiler, okullar yaptım. Bundan sonra da ülkeme bu şekilde hizmet etmeye devam edeceğim.
    HÜKÜMDAR : Güzel. Yaptıkların gerçekten takdire layık şeyler. Ama dur bakalım. Diğerleri neler yapmış?
    DOKTOR : Hükümdarım, ben bir doktorum. Alanımla ilgili olan her şeyi okuyup öğrendim. Şimdi ise ülkemizin insanlarına kendimi adadım.
    HÜKÜMDAR : Neler yapıyorsun?
    DOKTOR : Doğuştan kör olanların gözlerini açabiliyorum. Felçlileri, kötürümleri ayağa kaldırabiliyorum. Veremden kansere tüm hastalıkların tedavisini yapabiliyorum. Üstelik her gün şehir şehir dolaşıp hastaların ayağına gidiyorum. Bundan sonra da hizmetlerim bu şekilde sürecek.
    HÜKÜMDAR : Aferin. Ülkemde senin gibi fedakarlar olduğu için mutluyum. Bakalım diğerleri neler yapmış?
    MÜHENDİS : Hükümdarım, ben bir mühendisim. Ülkemi teknoloji bakımından yükseltmeye çalışıyorum.
    HÜKÜMDAR : Sen neler yapıyorsun?
    MÜHENDİS : İnsanların işlerini kolaylaştıracak iş makineleri icat ediyorum. Eskiden 100 kişinin yaptığı işi bu makinelerle artık bir kişi yapabiliyor. İnsanlar bu teknolojik imkanlarla daha rahat yaşıyorlar. İşlerine daha kolay gidiyor,daha basit şekilde haberleşiyorlar. İnşallah yeni yeni icatlarımla yine ülkeme hizmet edeceğim.
    HÜKÜMDAR : Çok güzel. Ülkemizin senin gibi insanlara ihtiyacı var. Bakalım diğerleri ne yapmış?
    VALİ : Hükümdarım, ben bir valiyim.
    HÜKÜMDAR : Anlat bakalım sayın Vali, sen neler yaptın?
    VALİ : Efendim, gece gündüz demeden ülkemin sorunlarıyla uğraştım. İşsizlere iş, evsizlere ev, dertlilere çare dağıttım. Karmaşaya son verip şehrimde huzuru hakim kıldım. Bu ülkeye hizmet eden herkesin işini kolaylaştırdım. Bundan sonra da bu şekilde ülkeme hizmet etmeye devam edeceğim.
    HÜKÜMDAR : Aferin, çok güzel. Yönetici dediğin öyle olmalı. Bakalım başka kim kalmış.
    ÖĞRETMEN : Şu yaşlı halimden olsa gerek siz de dahil hiç biriniz beni tanımadınız.
    HÜKÜMDAR : Daha önce karşılaşmış mıydık?
    ÖĞRETMEN : Evet karşılaşmıştık.
    HÜKÜMDAR : Kimsin sen?
    ÖĞRETMEN : Ben şu gördüğün mimarın, doktorun, mühendisin valinin ve sizin yani bu ülkenin hükümdarının öğretmeniyim. Bu yüzden yaptığınız her şeyi sizi yetiştirmiş olmamdan dolayı sizin kadar ben de yapmış sayılıyorum. Bilmem anlatabildim mi?
    MİMAR : Hocam, siz ha?
    DOKTOR : Hocam, kusurumuzu bağışlayın, bir an tanıyamadık.
    MÜHENDİS : Affedin hocam...
    VALİ : Evet, aradan çok zaman geçti, tanıyamadık...
    HÜKÜMDAR : Evet arkadaşlar. Hocamızın sözlerini duydunuz. Bizler onun eseriyiz. Dolayısıyla yaptıklarımız da onun eseridir. Bu yüzden ülkemizin en büyük insanı olarak...


    TOPLUCA : Öğretmenimizi seçiyoruz...