ödevimizi ne zaman yapacağız

'Güncel Bilgiler' forumunda polima tarafından 23 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. 29 Ekim 1914–30 Ekim 1918. Tam dört yıl.
    Dört savaş yılı boyunca patlayan bombalardan ufuklar kararmış, gökyüzünü dumanlar kaplamış, denizler-akarsular kızıla, topraklar ala boyanmış.
    Dört savaş yılı boyunca anaların, babaların, eşlerin yüreği yanmış, çocuklar boynu bükük öksüz kalmış.

    Çocuklar aç, sefil, yoksul; amansız hastalıklara yenik düşmüş.
    Osmanlı devleti de, 3 kıtada 9 cephede yaptığı savaşlarda yenik düşmüş ve 30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla resmen olmasa da fiilen tarih sahnesinden silinmiş.
    Dili ve dişleri kanlı sömürgeciler, kan kokusu almış prinalar gibi Anadolu topraklarına üşüşmüşler, önce İstanbul’u işgal etmişler, ardından da Yunanlılara İzmir’i işgal ettirmişler.
    Damat Ferit şaşkın ve çaresiz… Vahdettin de şaşkın ve çaresiz…
    Padişah ve Halife Vahdettin, tahtını bir de kendisini düşünmekte, önce Allah’a sonra İngiliz’e güvenmekte…

    Damat Ferit de, Vahdettin de İngilizlerin bir dediğini iki etmemekte.
    İngilizlerin isteğiyle Yozgat Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey’i tutuklatmışlar, düzmece bir yargılama sonunda idam ettirmişler.
    Anadolu kan ağlamaktadır.
    Anadolu halkı; devleti gibi, kendilerinin de tarih sahnesinden silinmek istendiğini görmüştür.
    Anadolu halkı; yalnız sömürgecilerle değil, hastalıklarla, açlık ve yoksullukla da savaşmak zorunda ama direncini yitirmemiş.

    Çanakkale Zaferi Anadolu halkına güven ve direnme gücü katmış.
    Anadolu halkı yoksul, aç ama Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’e inanıyor, güveniyor.
    Gazi Mustafa Kemal de halkına güveniyor, inanıyor.
    Böyle olmasaydı, ilkelerinden biri “Halkçılık” olur muydu?
    Gazi Mustafa Kemal bu inançla, bu güvenle ve kararlılıkla 16 Mayıs 1919 da İstanbul’dan Samsun’a gitmek ve kurtuluşun ateşini orada yakmak üzere ayrılır.
    19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin atıldığı tarihtir.
    19 Mayıs 1919 Anadolu coğrafyasının gerçek sahibi halkın, millet olma bilincinin yeşerdiği tarihtir.
    19 Mayıs 1919; emperyalizmin, kanlı dişleri arasında parçalayarak yok etmek istediği Türk Ulusu’nun dirilmeye başladığı tarihtir.

    19 Mayıs 1919 ezilen, horlanan, aşağılanan, aç ve açıkta bırakılan yoksul Türk Ulusu’nun, emperyalizmi yenmek için şahlanışının tarihidir.
    19 Mayıs 1919 dünyanın ezilen tüm uluslarına, emperyalizmin yenilebilirliğini gösteren Çanakkale Zaferi’nden sonraki ikinci en büyük zaferin başlangıcıdır.
    Bu nedenledir ki, her yıl 19 Mayıs’ta bayram yapıyoruz.
    19 Mayıs Bayramı’nın temeli Türk Gençliğidir.
    Türkiye Cumhuriyeti, Türk Gençliğinin kanı ile elde edilen zaferin tacıdır.
    Böyle olduğu içindir ki bu bayramın adında “Gençlik” yer almaktadır.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk BURSA NUTKU’NDA ve GENÇLİĞE HİTABE’SİNDE Cumhuriyetin ve Devrimlerin sahibinin Türk Gençliğinin olduğunu belirterek, korunmasını ve yüceltilmesini Türk Gençliğine ödev olarak vermiştir.

    Peki, bugün Cumhuriyetimiz ve Devrimlerimiz ne durumda?
    Hepimiz de görüyoruz ne durumda olduğunu! Anlatmaya gerek var mı?
    1919 koşulları ile bu günkü koşullar biçimsel farklılıklarla hemen hemen aynı değil mi?
    O gün toplarıyla işgal ettiler, bu gün şirketleriyle ve silahsız…
    Türk Gençliği işsizlik, yoksulluk denizinde boğuluyor.
    AB ve ABD emperyalistleri hemen her konuda iç işlerimize karışıyor, akıl veriyor.
    Onlar akıl verdikçe ve onların verdiği aklı uygulayanlar yöneten oldukça, batarız- batıyoruz.
    19 Mayıs 1919, Ulusal egemenliği elde etmek için atılan adımın tarihidir.
    19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türk Milleti’nin bayramıdır.
    Bu bayram bizim, bizim bayramımız.

    Haklı olarak coşkuyla kutlayacağız.

    Kutlarken bir kere daha düşünecek ve önce kendimize sonra birbirimize soracağız;
    Türk Gençliği, Türk Ulusu;

    ÖDEVİMİZİ NE ZAMAN YAPACAĞIZ?
    GEÇ KALIRSAK EĞER, YOK OLACAĞIZ…

    Ali ÇEVİKYİĞİT
     



  2. Yıllar süren savaşlar, dökülen kanlar, sönen hayatlar hepsi bu vatan içindi, hepsi gelecekte bizlerin ve bizlerden sonraki neslin daha rahat bir hayat sürmesi, ferah içinde yaşaması içindi...
    Çok şükür bir bayrak altında özgür ve rahat yaşamaktayız bunu bize sağlayan herkesten Allah bin kez razı olsun, mekanları cennet olsun...
    Zorlu mücadelelerle kazanılan bu topraklar bizimdir ve bizim kalacaktır her bir birey bir mum yaksa dünya aydınlanır diye düşünürüm kendi başıma birşey yapamam ki demeyip bir mum yakmayı denemeliyiz
    Teşekkürler polima
     



  3. 19 Mayıs 1919'da, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük kahramanlık yolculuğuna çıkan Mustafa Kemâl, "Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar!" diyordu.

    Bu yolculuk için 16 Mayıs 1919 günü, Bandırma Vapuru ile İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e açılmak üzere düşman zırhlı gemilerinin arasından geçerken, arkadaşlarına şunları söylüyordu:

    Bunlar, yalnız demire, çeliğe, silah gücüne dayanırlar. Bildikleri şey, yalnız madde. Bunlar, özgürlük uğruna ölmeğe karar verenlerin gücünü anlayamazlar. Biz, Anadolu'ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ülkü ve inanç götürüyoruz."

    Önderi olduğu Türk Kurutuluş Savaşının ve bütünüyle Türk Devriminin, yalnız Türk ulusu için değil, yalnız sömürlen mazlum uluslar için de değil, bütün insanlık için gerçek bir yeni güneş değerinde olduğunu biliyordu. Yakında dünya da tanık olacaktı.
    Verilen savaş tam anlamıyla bir uygarlık savaşıdır; bütün insanlığın, bugün hâlâ özlemini çektiği bir uygarlık projesini ortaya koyup gerçekleştirme savaşıdır. Demokrasi'nin hem siyasal, hem de ekonomik gereklerini birlikte yerine getirebilecek, bütün insanlığa özgürlük, barış ve gönenç getirebilecek bir uygarlık güneşi!
    Özür dileriz Atam çok mahcubuz, kabahatimiz büyük. "En büyük eserim " dediğin CUMHURİYET'İkoruyup kollayamıyoruz.Ödevimizi yerine getiremiyoruz.

    GEÇ KALIRSAK EĞER, YOK OLACAĞIZ…
    Emeğine sağlık POLİMA:f40: çok güzel bir konuya değinmişsin:f40: