Nurettin Topçu Hayatı, Çalışmaları ve Eserleri Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 13 Nisan 2012 tarihinde açılan konu



  1. Nurettin Topçu

    Doğum 7 Kasım 1909-İstanbul
    Ölüm 10 Temmuz 1975-İstanbul
    Meslek Fikir Adamı, akademisyen

    Nurettin Topçu, Türk fikir adamı, ahlak felsefecisi ve akademisyen. Hareket Dergisi'nin kurucusudur. Avrupa’ya tahsile giden Türkler arasında ahlak üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbonne’da felsefe doktorası veren ilk Türk Nurettin Topçu’dur. Topçu’nun devlet ve siyasete ilişkin fikirleri şahsiyet olarak insan ve millet üzerinden inşa edilmiş gibidir. Hegel’in, “Devlet ilahi iradenin yeryüzünde gözükmesidir” cümlesini eserlerinde birkaç defa zikreden Topçu, “milletin şuuru, millet iradesinin gözüktüğü yer” diye nitelendirdiği devleti ferdiyetin yüce Allah’a ve sonsuzluğa doğru hareketinin bir durağı, bir menzili şeklinde telakki eder. 1960 ihtilalinin ardından Ali Fuat Başgil’le birlikte Adalet Partisi’nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve 1961 seçimlerinde Konya’dan senatör adayı gösterildi. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimi esnasında Başgil’e yapılan muamele ve Süleyman Demirel’in parti başkanlığına getirilmesi sırasında takınılan tavırlar yüzünden bu çevreyle münasebetlerini kesti.

    HAYATI
    7 Kasım 1909’da İstanbul Süleymaniye’de doğan Topçu’nun çocukluğu Süleymaniye’de ve I. Dünya Savaşı yıllarında taşındıkları Çemberlitaş’ta geçti. 1922 yılında Büyük Reşid Paşa Numune Mektebi’ni bitirip, orta öğrenimine Vefa İdadisi’nde devam etti. Lise tahsilini yaptığı İstanbul Erkek Lisesi’nde felsefeye meyletti ve 1928 yılında bu okuldan mezun oldu.

    Avrupa’da öğrenim görmek amacıyla girdiği imtihanı kazanarak Fransa’ya gitti. Önce Fransızca öğrenmek için Aix Lisesi’ne kaydedildi. Görüşlerini benimseyeceği ve uzun zaman mektuplaşacağı aksiyon (hareket) felsefesinin kurucusu Maurice Blondel’i bu sırada tanıdı. Bir müddet Aix Fakültesi’ne devam etti. 2 yıl sonra Strasburg Üniversitesi’ne geçerek felsefe öğrenimi gördü, ahlak kurlarını tamamladı, sanat tarihi lisansı yaptı.Tezini bitirdikten sonra Fransa’da kalması yönündeki teklifleri kabul etmeyip 1934 yazında Türkiye’ye döndü ve Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmeni olarak göreve başladı (29 Eylül 1934); sosyoloji dersi okuttu.

    1939 yılında İzmir’de bulunduğu yıllarda Hareket dergisini yayımlamaya başladı. Derginin 4. sayısında yayımlanan ve Cumhuriyet’i kuran kadroyu eleştirdiği ileri sürülen “Çalgıcılar” yazısından dolayı İstanbul Vefa Lisesi felsefe öğretmenliğine nakledildi. Burada 4 yıl çalıştıktan sonra 1943 yılında Denizli İsmet İnönü Lisesi’ne tayin edildi. 4 Ekim 1944 tarihinde İstanbul Erkek Lisesi’ne nakliyle birlikte 10 yıllık sürgün hayatı sona erdi. Arada Vefa ve Haydarpaşa liselerindeki öğretmenlikleri dışında emekliliğine kadar 18 yıl burada çalıştı. 20 Kasım 1974 tarihinde yaş haddinden emekli olan Topçu, kısa süren bir hastalıktan sonra 10 Temmuz 1975 tarihinde hayatını kaybetti.

    ÇALIŞMALARI
    Celal Hoca’dan (Ökten) İslami ilimler, İslam tarihi, kelam ve felsefe yönünden faydalandı, daha sonra İmam-Hatip Okulu’nun kuruluşu sırasında programların hazırlanmasında onunla beraber çalıştı. Fikri ve siyasi faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı ve Milliyetçiler Derneği’nde sürdüren Topçu; Milli Türk Talebe Birliği, Aydınlar Ocağı ve Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın bazı faaliyetlerine katıldı, seminer ve konferanslar verdi; fetih-Fatih, Mehmed Akif ve Çanakkale anma toplantılarının yapılmasına öncülük etti. Nurettin Topçu’nun coğrafya olarak Anadolu’yu, tarih ve kültür olarak Selçuklu-Osmanlı tecrübesini merkeze alan, buradan en geniş ve belirleyici daire olarak İslam’a ve özellikle tasavvufa intikal eden, Batı dünyasına ve insanlık tecrübesine uzanan bütüncül bir düşünce dünyası vardır. Meselelere ahlak üzerinden yaklaşır.



    FİKRİYATI VE ESERLERİ
    İlk yazılarından itibaren bir taraftan Osmanlı-Cumhuriyet modernleşmesini hesaba katarak fakat onu aşmayı hedefleyerek tenkitçi bir bakış açısıyla yeni bir insan, millet, devlet modeli inşa etmeye çalışırken diğer taraftan bunların o günün şartlarında ve tarihten gelen sağlam zeminler üzerine oturmasını mümkün kılacak bir rönesans fikri, bir tarih, ilim, sanat, ahlak, felsefe, tasavvuf ve din anlayışı geliştirmeye yönelmiş, metafiziği dışlayan felsefî temayüllere karşı çıkmış; duygu, akıl, sezgi ve aşk kavramlarını yeniden yorumlayıp ahlak ağırlıklı bir felsefe kurmuştur. Topçu, bütün Batılılaşma tarihini kuşatan kültür-medeniyet ayırımı meselesini yeniden ele alan düşünürlerden biridir. En önemli vurgusu bu ayırımın yüzeyselliğine dair olanıdır. Ona göre evrensel denilen ve büyük ölçüde bilim ve teknoloji üzerinden tanımlanan medeniyet zorba ruhundan ve kapitalist bağlamından ayrı ele alınamaz.

    Millet ve milliyetçilik meseleleri, Topçu’nun eserlerinde hem isyan ahlâkıyla irtibatı olan ferdiyetin yükselip sonsuzluğa uzanması süreçlerinin bir parçası, hem de Türkiye’nin modernleşme döneminde kendini yeniden anlamak ve tanımlamak için yıllardır tartıştığı önemli bir problem ve bir eleştiri konusu olarak yer alır. Ziya Gökalp’in Turancılık davası ile başlayan maddeci ve ütopik milliyetçiliğin Cumhuriyet döneminde kaba maddeci ve realist milliyetçiliği doğurduğunu düşünen Topçu, İslâmcılar’ın dini milletten ayıran gayretlerinin de ayrı bir zihin karışıklığına sebebiyet verdiğini ileri sürmektedir.

    Başlıca eserleri; Garbın İlim Zihniyeti ve Ahlak Görüşü, Türkiye’nin Maarif Davası, Komünizm Karşısında Yeni Nizam, Yarınki Türkiye, Büyük Fetih, Var Olmak...