Nizamülmülkün devlet anlayışı hakkında bilgi

'Bilgi Rehberi' forumunda chemist tarafından 21 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Nizamülmülkün devlet anlayışı hakkında bilgi

    Hukukun hayata geçirilmesi için devletin varlığı kaçınılmaz bir zorunluluktur. İmametin varlık gayesi, “dini korumak ve toplumu siyaset etmek (idaresini üstlenmek, kamu yararı) tir. Dinî ve dünyevî maslahatların korunup geliştirilmesini devletin varlığını gerekli kılan temel amaçlar olarak görmektedir.

    Toplum düzeninin sağlanması, insanın bireysel olarak güven ve huzur içinde yaşaması ile mümkündür.

    Nizâmülmülk de hükümdarda bulunması gereken vasıfları sıralarken; Hükümdarın; toplumun haklarına riayet etmesi gerektiğini vurgular; halkını asla mağdur etmemesi, dinî hükümlerden asla sapmaması, ilim ehline saygıda kusur etmemesi gerektiğini belirtir.

    Hükümdarın görevlerini bu prensiplerle ortaya koyan Nizâmülmülk bu prensiplerin ihlalinde neler yapılması gerektiğini, iktidarın nasıl kontrol ve teftiş edileceğini, hangi kurum ve kuruluşların bu işi yapacağını belirtmez. O eserinde sadece tek bir yaptırım gücü olan maneviyata sıkça vurgu yapar, idarecileri Allah’ın gazabını celb edecek davranışlarda bulunmamaları hususunda ikaz eder. Aksi takdirde mülklerinin ellerinden alınabileceğini hatırlatır.

    Nizâmülmülk, İslâm toplumunun siyasî ve idarî işlerinin yürütülmesi, her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi için devlet başkanlığının gerekliliğine değinir ve devlet başkanlığının sadece insanların müşterek hayatının gelişmesine yardım eden sosyal bir organizasyon olduğunu ifade eder.

    Nizâmülmülk’e göre sultanın otoritesi öncelikle Allah’ın direkt yetkilendirmesinden, ikinci olarak da kendisinin siyasî iktidarı kazanma yeteneğinden kaynaklanmaktadır. Ona göre sultanlık görevi hem kutsal, hem de irsîdir ve eski İran’da olduğu gibi babadan oğula geçmelidir. Dolayısıyla onun sultanın egemenlik iddialarını ilahî teyid, iktidarın kazanılması ve irsî haleflik şeklinde üçlü bir meşruiyete dayandırdığı görülmektedir. Öyle ki o bunu, İranlı kral Nuşirevân’ın, ileri gelenlere kendisinin sultanlığa liyakatini anlatmak üzere yaptığı konuşmada söylediği “İlkin, bu krallığın kendisine Yüce Tanrı tarafından bağışlandığı, ikinci olarak onu babasından miras olarak aldığı, üçüncü olarak da krallığı kılıçla ele geçirdiği” şeklindeki sözleri naklederek daha açık bir şekilde ortaya koyar.

    Burada Nizâmülmülk’ün siyasî toplumdaki üstün otoriteyi açıklarken insanın seçmesine değil de ilahî nasb ve irsî halefliğe inanan monarşik bir yaklaşım içerisinde olduğu gözükür. Sultanlığın bu şekilde izahı bir başka açıdan da dikkat çekicidir. O da Nizâmülmülk’ün itaati, halkın yöneticiye karşı en önemli görevi olarak görmesidir. Ona göre, halkın yönetimini ve siyasî hayatı kontrol etmede ilahî olarak tayin edilmiş ve bu yönüyle de sınırsız bir otoriteye sahip olan sultan, halkından itaat görmeye hak kazanmıştır. Nizâmülmülk, sultanı bütün ülkenin huzur ve refahından doğ- rudan doğruya sorumlu bir kişi olarak sunmakla birlikte siyasî icraatı konusunda onu halka karşı sorumlu görmemektedir. Sultanın kamu işleri ile ilgili sorumlulukları konusunda da onun kutsal hakkını savunan bir tutumu benimsemekte ve sultanları halka karşı değil Allah’a karşı sorumlu kabul etmekte ve bunu da kıyamet gününde sultanın Allah’ın huzuruna çıkarılacağı ve teb’asına nasıl davrandığı konusunda sorgulanacağı hükümet yetkililerinin sultana karşı sorumlu olduğu buna karşılık sultanın da Allah’a karşı sorumlu olduğu yolundaki ifadeleriyle belirtmektedir.