Ninja Gaiden: Dragon Sword

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Boyun ağrısı, sol omuzda hafif sızı, sol elde uyuşukluk ve gözlerde yorgunluk. Tüm bu olumsuzlukların nedeninin ufak ekranlarda zıplayan, hoplayan karakterlerin olabileceğini inanın tahmin bile edemezdim. Tecmo'nun uzun zamandır beklenen ve bizi yayımladıkları demo ile oyalayan Ryu Hyabusa'nın Dragon Sword macerası en sonunda NDS için özel olarak piyasaya çıktı ve bir çırpıda bitirildi. Tabii bu 'bir çırpı' sürecinin tahmin edilenden kolay ve kısa oluşu bizleri biraz üzdü.

    Storm

    Dragon Sword'u oynamaya başladığınızda ilk dikkat çeken şey NDS'nin yan tutulma zorunluluğu ve oynanışın %99 gibi bir oranının sadece kalemimize dayalı oluşu. Bu düzenin gerçekten çok iyi işlediğini söylemek zorundayım. Sağ ekranın (normalde alt ekran) dikey olarak kullanılması kamera açılarının ve görüşün çok daha geniş olmasına olanak sağlamış. Sol ekranda bulunan harita ise yine dikey tutulduğu için yeterince büyük ve detaylı hazırlanmış. Oynanışın sadece kalemimize endekslenmesi ise şaşırtıcı derecede sağlıklı ve etkili bir seçim olmuş. En basit yürümeden, en karmaşık gibi görünen kombolara kadar her şeyi, NDS üzerindeki herhangi bir tuşa ihtiyaç olmadan yapabiliyoruz. İstediğimiz yöne gitmek için, o yöne doğru kalemimizle dokunmamız yeterli oluyor. Aynı şekilde zıplamayı da yukarıya doğru bir çizgi çekerek hallediyoruz. (Çift-zıplama için iki çizgi). Saldırılar ise yine aynı temele bağlı. Düşmanların üzerine çektiğimiz her çizgi Ryu�nun saldırmasını sağlıyor. Oyun süresince öğrendiğimiz çeşitli komboları da bu doğrultu da gerçekleştiriyoruz. Hepsi fazlasıyla basit ve eğlenceli. Sadece karakterimizin korunması için kolayımıza gelen herhangi bir tuşa basmamız gerek.

    Oynanışın verdiği bu güven ile birlikte bize anlatılmak istenen hikayeye de daha rahat odaklanıyoruz. Oyun içi sinematiklerinden çok iki ekrana da dağıtılmış çizgi-roman tarzı resimlere dayalı bir hikaye anlatımı benimsenmiş Dragon Sword için. Ryu'nun fazlasıyla değer verdiği Momiji adlı bir Ninja'nın başına gelenleri konu alan olaylarda bizim amacımız temel olarak onu kötülerden kurtarmak. Tabii ki bu basit kurtarma operasyonunun zamanla çok daha derinlere inişi, özellikle serinin eski oyunları ile bazı bağlantıların su yüzüne çıkışı hikayeyi çok daha anlamlı bir hale getiriyor. Tüm bu olan bitenlerin, türe yatkın bir oyuncu tarafından 6-7 saat içerisinde bitirilmesi ise ne yazık ki üzücü bir durum.

    Static
    NDS'nin belki de yapımcıları en çok zorlayan tarafı (her konsolda olduğu gibi) sistemin zorlanması durumunda görüntülerin hissedilir derecede yavaşlaması. Örneklerini birçok oyunda gördüğümüz üzere gayet rahatsız edici bir durum. Tecmo, belki de bu durumdan uzak durmak için güzel bir seçim yapmış ve karakterler hariç tüm dünyayı 2B tasarlamış, aynı Onimusha'da olduğu gibi. İlk başta ufak bir tereddüt yaratsa da bu seçim, zamanla tasarım çeşitliliği ile bu korkunun yerini tebriklere bırakıyor. Toplamda 13 bölümden oluşan Dragon Sword'da piramitlerden buzullara, kalelerden lavlarla kaplı dağlara kadar birçok yer ziyaret ediyoruz. Hepsinin içinde barındırdığı mekanlar özenle hazırlanmış ve birbirlerinin tekrar etmeyecek şekilde düzenlenmişler. İçinde yer alan yaratıklar da yine o yöreye(!) uygun. Piramitlerde mumyalar gelirken, ormanda maymun-insan tarzı düşmanlarla karşılaşmak mümkün. Düşman çeşitliliği açısından hayli tatmin edilir bir düzeyde. 3B olarak tasarlanan karakterler ise yeterli miktarda poligon sayısına sahip, göze batmayan güzellikteler. İşin en can alıcı noktası ise ekrana yansıyan animasyon başarısı. Karakterimiz Ryu'dan en pasif isme kadar herkesin oyun içindeki animasyonu takdiri hak eder cinsten. Fazlasıyla yumuşak, çevre ile uyumlu tepkiler veren ve karakter sayısı çoğalsa da kesinlikle hiçbir yavaşlamaya neden olmayan kusursuz bir güzellik. Özellikle bölüm sonu yaratıklarının tasarımları, büyük boyutlarının hakkını verir derecede başarılı. Tüm bunların yanında ekrana yansıyan diğer görsel efektler de yine üst düzeylerde.

    Imperium Romanum
    Platform: PC
    Tür: Strateji
    Multiplayer: Yok
    Yayıncı: Kalypso Media
    Yapımcı: Haemimont
    Çıkış Tarihi: 2008 Şubat
    Min. Sistem: Windows XP/2000/Vista, Pentium 4 1.7 Ghz ya da eşdeğeri, 512 MB RAM, Geforce 3 ya da Radeon 9550 üzeri ekran kartı, 1.5 GB HDD Alanı

    Şehir simulasyon oyunları Simcity ile başlayan uzun soluklu bir hikaye oyun dünyası için. Ancak bu türün gelişimi açısından 2006 yılı çok önemlidir. Özellikle Roma eksenli oyunlar için ayrı bir önemi var 2006 yılının. Civcity:Rome, Glory of the Roman Empire ve Ceasar serisinin en başarılı oyunu Ceasar 4 oyunları ile Roma halkına dağ bayır demeden hizmet ettik, su isteyene şarap , un isteyene ekmek verdik. Bu saydığım oyunlarla artık sadece şehir kurmuyor, antik Roma İmparatorluğunu tarihsel olarak canlandırıp, Roma'nın bir günde kurulmadığının şahitliğini yapıyorduk. Tüm bunları yaşayan bir oyuncu olarak Imperium Romanum'u gördüğümde içimdeki Sezar olma isteği tekrar alevlendi ve büyük bir hevesle başladım oyuna ancak farkettim ki Glory of the Roman Empire ile aynı geliştiricinin elinden çıkmış oyun ilkinin adeta kopyası , geliştirme sadece Latince isimle sınırlı kalmış. Oyun detaylarına girmeden önce, oyunun vasatı aşamadığını belirteyim. Grafikler kimi zaman göze hoş gelsede, artık zamanın dışında kalmış basit dizaynlar, Roma devri kokusunu oyun boyunca verememesi, inanılmaz derece sınırlı ordu sahibi olabilmemiz hele bu orduları hareket ettirmenin tam bir eziyete dönüşmesi oyunun eksileri. Imperium'dan yeni birşeyler bekliyorsanız, hani daha önce tatmadığınız bir Roma oyunu lezzeti; hayal kırıklığı sizi bekliyor.

    Imperium'da geniş olarak bir campaign oyunu bulunmuyor. Yerine üç farklı oyun tipi var. İlk olarak "History" seçeneğinde Roma tarihinden sayfalar görüyoruz. Belirli bir tarihten başlayarak bu zamanda ilerlemek yoluyla farklı bölge ve zamanlara ait oyunları açıyor. Rome in 509 BC, Rome in 146 BC, and Pompeii in 70 BC yıllarından birini seçerek başlıyoruz. Bu tarihsel oyun seçeneği Roma'nın doğuş yıllarını en tanınmış şehirleriyle oynamamızı sağlıyor. Tarihsel süreç içerisinde ilerledikçe farklı görevler veriliyor ve bizlerde bunları tamamlayıp oyunu bitiriyoruz. Bu konuda pek esneklik tanınmamış maalesef. Diğer oyun seçeneğimiz "Scenerio" da ise Caesarea, Pompeii , Genoa , Odessos, Verona, Venice gibi önemli Roma İmparatorluğu şehirlerini yönetiyoruz. Şehirler karışık olarak kolay, orta, zor gibi oyun seviyeleri ile düzenlenmiş ve bütün bu Roma şehirleri arasındaki ticaret ilişkisi ise tarihle aynı paralelde yapılmış. Örneğin Sparta şehri Thessalonica'ya şarap satıyor, Odessos ise Genoa'dan mermer alıyor, tarihtede bu ticari ilişki olduğu düşünülerek uyarlanan bir oyun düzeni kurulmuş. Yine tarihe uygun olarak şehirlerin coğrafi yapıları birebir aynı olarak tasarlanmış.(Bunu bilecek kadar ne tarih nede jeoloji bilgim var, ben yapımcının yalancısıyım yinede inanmayan arkadaşlar araştırabilir). Son olarak, bence esas olarak alınması gereken oyun seçeneği "Rome" dan hayal kırıklığı ile bahsetmek istiyorum. Oyun açılır açılmaz birşey yapmanıza gerek kalmadan görevlerin çoğu tamam lanmış oluyor. Bir kaç tık ile geri kalan görevler en fazla 10 dk içinde, en sona kalan Colosseum yapma görevini ise toplamda 15dk içinde yapıyoruz ve oyunumuzu tamamlıyoruz. Üzülerek söylüyorum daha fazlası yok.

    Imperium'un üretim kaynakları ise türün diğer oyunlarıyla aynı. Taş, odun, şarap, un, et, mermer, altın ve demir ham maddelerimiz ile hem ticaret yapıyor hemde Roma halkının hizmetine koşuyoruz. Bu türe yabancı olanlar için biraz bahsetmek gerekirse, amacımızın sadece şehir kurmak değil aynı zamanda halka iş bulmak, gerektiğinde para vererek ekonomlerini düzeltmek olduğu söylemek istiyorum. Halkın ihtiyacı demişken oyunun bir diğer özelliği ise Roma zamanında yaşanan sınıf farkınıda yansıtması. Temel olarak dört sınıfa ayrılmış olan halkın istekleride sınıfına göre değişiyor. Köle sınıfının isteği yok, sadece çalışıyorlar ve slave shelter'larda konaklıyorlar. Alt tabaka genel olarak Casa ve Magalia evlerinde, şehrin dışında çoğu imkandan uzak yaşıyorlar ve genelde domuz-tahıl çiftliklerinde çalışıyorlar. İstekleri ekmekle sınırlı. Orta sınıf ise kısmen daha problemli oluyor oyuncuya. Domuse evlerinde şehrin içerisinde yaşıyorlar ve fırın, kasap gibi yerlerde çalışan bu sınıfın ekmek, et gibi istekleri oluyor. Aynı zamanda dua etmek için tapınak taleplerini karşılamadığınızda hemen bir isyan hareketi oluşuyor.


    [​IMG]
     



  2. Cevap: Ninja Gaiden: Dragon Sword

    çok güçlü herkezi yener