niğdenin nesi meşur?

'Soru Cevap' forumunda Merve tarafından 25 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Niğde Kalesi:
    Alaaddin Tepesi’nin kuzeyindeki kale 13. yy başında Selçuklular tarafından yapılmıştır. 1470 yılında onarım, 1955 yılında restorasyon görmüştür. Büyük bölümü çökmüş olan kalenin ayakta olan kuzeyde kulesi Cumhuriyet’e kadar hapisane olarak kullanılıyordu. Alaaddin Tepesi’nin doğusunda burçlar, güneyinde sur kapısı ayakta kalmıştır. Kalenin güneyinde Rahmaniye Camisi ile Alaaddin Camisi (1223) görülmektedir.
    Alaaddin Tepesi’nin güneybatı eteğinde Sungur Bey Camisi (Ulu Cami) 1335’de yapıldı, 1470’de onarım, 1970’de restorasyon gördü.
    Hüdavent Hatun Türbesi 1312’de yapıldı, 1962’de esaslı bir onarım gördü. Dış Cami Alaaddin Tepesinin batı eteğindedir. 14. yy başında yapıldı.
    Arkeoloji Müzesi 1409 yılında yapılan Ali Bey Medresesi’ndedir. (Ak Medrese) Müze, Öğretmen Okulu karşısında yapılan yeni binaya taşınacaktır. Hitit, Roma, Bizans eserleri yanında Ihlara’da bulunmuş rahibe mumyası ilgi çekicidir.
    Gümüşler kasabasında Bizans dönemi eseri Kaya Manastırı iyi korunmuş güzel örneklerinden biri. Değirmenli Kasabası’ndaki doğal mağara belediyenin ışıklandırması ile gezilebiliyor. Fakat kazı ve temizlenme işlemleri tamamlanmamış. Değirmenli yolundan gidilen Kavlaktepe’de bir yeraltı şehri ortaya çıkarıldı 1990 yılında. İki katı ortaya çıkarılan yeraltı şehrinin yeni bölümlerinin ortaya çıkarılması için çalışmalar sürdürülüyor. Hasandağı’nın eteklerinde Altınhisar ilçesine bağlı Keçikalesi Köyü adını tepenin zirvesindeki kaleden alıyor.
    Alâaddin Câmii: Birinci Alâaddin Keykubâd zamânında Niğde Sancakbeyi Zeyneddin Başara tarafından 1233’te yaptırılmıştır. Selçuklu sanatının günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden olup, mihrap ve minberi çok güzel bir sanat âbidesidir. Niğde’nin en eski câmisi olup Mîmar Sıddık bin Mahmûd ve kardeşi Gâzi yapmıştır. Sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan câminin doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. Câmi süslemeleri bakımından Selçuklu devrinin en kıymetli eserlerinden biridir. Damalı minâresi câmiye ayrı bir güzellik katmaktadır.
    Sungur Bey Câmii ve Türbesi: Moğol asıllı Sungur Bey tarafından 1335’te yaptırılmıştır. On sekizinci asırda geçirdiği yangından sonra yeniden yapılmıştır. Mîmârî özelliği ve taş işçiliği şahâne olan câminin süslemeleri çok zengindir. İlk yapıldığında iki minâreliydi. Câminin yanında Sungur Beye âit sekiz köşeli bir türbe vardır.
    Paşa Câmii: On beşinci asra âit Osmanlı eseridir. Ali Paşa tarafından yaptırılan câmiyi oğlu Murâd Paşa genişletmiştir. 1909’da tâmir gören câminin yanında türbe ve çeşme vardır.
    Şah Mescidi: Sungur Bey Câmii yakınında olup 1413’te yaptırılmıştır. Kare plânlı bir câmidir.
    Hanım Câmii: Alâaddin Tepesinin doğusunda olup 1452’de yapılmıştır. Arife Hanım tarafından tâmir ettirildiği için Hanım Câmii olarak bilinir. Karamanoğulları devri eseridir.
    Dışarı Câmii: On altıncı asır Osmanlı eseridir. Tek kubbelidir. İnce işçilikli ve sedef kakmalı minber Sungur Bey Câmiinden getirilmiştir.
    Ulu Câmi: Bor ilçesindedir. Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından 1410’da yaptırılmıştır. Câmi dikdörtgen biçimindedir.
    Ak Medrese: Karamanoğlu AlâaddinAli Bey tarafından 1409’da yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu mîmârî tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de denir. 1936’da restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Geometrik motiflerle süslü giriş kapısı çok güzeldir.
    Hüdâvend Hâtun Kümbeti: Moğol İlhanlı vâlisi Sungur Bey zamânında, Dördüncü Kılıç Arslan’ın kızı HüdâvendHâtun tarafından 1312 senesinde yaptırılmıştır. Sekizgen plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Doğusunda bulunan taçkapı yıldız geçmeler ve çeşitli motiflerle süslenmiştir.
    Gündoğdu Türbesi: Hüdâvend Hâtun Kümbetinin yanındadır. 1344’te ölen Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı geometrik, bitki ve örgü motiflerinden meydana gelen kuşaklarla çevrilidir.
    Sungurbey Kütüphânesi: Emîr-ül-ümerâ Seyfeddîn Sungur Ağa tarafından 1335 senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphânesi olarak kullanılmaktadır.
    Niğde Müzesi: 1976’da yapılmıştır. Antik Çağa âit eserlerle, Selçuk ve Osmanlı devrine âit 12 bin eser sergilenir. Akmedrese de müze olarak kullanılmaktadır.
    Tyna Harâbeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki şehir kalıntıları, Hititlere âit ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir merkez olan Tuvana şehrine aittir.
    Güllüdağ Harâbeleri: Niğde’nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü köyleri arasında Güllüdağ’da bir Hitit şehridir. Şehir kalıntıları 3 km2dir ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda yangın neticesi yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır. Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.
    Kaya Kilise ve Manastırlar: Roma ve Bizans devrinde Ihlara Vâdisinde kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar olup, bâzısı bir saatte gezilecek kadar büyüktür.
    Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma devrinden kalma su kemerleridir.
     



  2. Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrâfı mermerle çevrili Roma devrine âit bir havuzdur.
    Gümüşler Manastırı: Niğde’ye 8 km mesâfede Gümüşler kasabasındadır. Roma devrinde yapılmıştır.
    Demirkazık : Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış ayrı güzelliklere sâhiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış sporlarına müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme çiftliği vardır.
    Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater gölü vardır. Kış sporlarına müsâittir.
    Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli köyü yakınında yeşillik ve sulak bir mesire yeridir.
    Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.
    Kaplıca ve İçmeler:
    İl toprakları şifâlı su kaynakları bakımından zengin bir bölgede yer alır. Başlıca kaplıcaları şunlardır.
    Kocapınar Suyu ve Çamuru: İl merkezine 2 km uzaklıkta Niğde-Bor yolu üzerindedir. Suyu mîde, barsak ve romatizmal rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Tesisi yoktur.
    Kemerhisar İçmesi: Bor ilçesine 10 km mesâfede Kemerhisar köyü yakınındadır. Suyu içme olarak mîde, barsak, karaciğer ve böbrek hastalıklarında faydalıdır.
    Çiftehan Kaplıcaları: Ulukışla ilçesine 35 km uzaklıkta Çiftehan köyünde olup, Ankara-Adana kara ve demiryolu üzerindedir. Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıcanın suyu içme olarak, böbrek ve metabolizma bozukluğundan ileri gelen şişmanlık ve gut hastalığına, banyo ile romatizma, nefrit, nevralji, kadın ve cilt hastalıklarına, eklem kireçlenmesine, bâzı bel fıtıkları ile siyatik ağrılarına, kalça ve eklem kireçlenmelerine iyi gelmektedir.
    Kayardı Bağları Mesire Alanı: İl merkezinin 2km. batısında, Hamamlı Köyü'ne kadar devam eden, Uzandı Deresi kenarındaki yeşillik alandır ve gezi-mesire için çok elverişli bir bölgedir.
    Fertek Fatih Parkı (Mandilmos): İl merkezine 10 km. mesafedeki Fertek Kasabası'ndadır. Belediye tarafından yapılan çevre düzenlemeleriyle, mesire için uygundur.
    Bahçeli Gezi ve Mesire Alanı: Bor îlçesi sınırları içindeki. Bahçeli Kasabası'na çok yakın bir alandır. Niğde'nin çok önemli tarihi değerlerinden biri olan Roma Havuzu etrafındaki yeşil alan, mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bu bölge yakın bir zamanda çevre düzenlemesi yapılarak, geniş halk kitlelerinin kullanımına açılacaktır. Ayrıca bölgeye 2 km. uzaklıktaki Kemerhisar Kasabası'nda bulunan M.S. II. yüzyıl Roma Dönemi eserleri olan Su Kemerleri ile birlikte Roma Havuzu çok önemli bir gezi bölgesidir.
    Gebere Barajı Mesire Alanı: İl Merkezinin 12 km kuzeyindeki baraj göletinin çevresindeki bölgedir.
    Gümüşler Barajı Mesire Alanı: İl merkezine 9 km. uzaklıktaki Gümüşler Kasabasına yakın baraj göletinin çevresindeki bölgedir.
    Ketençimen Mesire Alanı: Niğde ve Çiftlik İlçesi sınırları arasında, Tepeköy’e yakın konumdaki bölgedir.
    Demirkazık Gezi ve Mesire Alanı: Dağçılık ve Kış Turizmi açısından önem taşıyan Aladağlar’ın eteklerinden geçen Ecemiş Çayı ve Demirkazık Dağevi çevresindeki bölge, mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Dağevinden başlayıp Kayseri-Yahyalı Kapuzbaşı Şelaleleri’nde son bulan trekking ve gezi rotası, Niğde turizmi açısından büyük önem taşır. Çamardı İlçesi’ndedir.
    Darboğaz-Meydan Gezi ve Mesire Alanı: Yine dağçılık ve kış turizmi açısından önem taşıyan bir bölgedir. Ulukışla İlçesi sınırları içinde bulunan Bolkarlar da trekking için oldukça elverişlidir. Darboğaz Kasabası çevresin ve kasabaya 8 km. uzaklıktaki Meydan Yaylası mesire alanı olarak kullanılmaktadır.
    Aladdin Cami (Merkez): Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alaaddin Keykubat zamanında, Niğde Sancak Beyi (valisi) olan Ziynettin Beşare tarafından 1223 yılında, il merkezindeki Alaaddin Tepesi üzerine yaptırılmıştır. Selçuklu bezeme sanatının tüm inceliklerini yansıtan cami, özellikle mimari açıdan türünün ilk ve ilginç örneklerinden biridir.
    Caminin en zengin kısmı, geleneksel Selçuklu sundurma örneğine göre yapılmış olan portalidir. Doğuya bakan portalin en büyük özelliği güneş ışıklarının belirli bir açıyla, belirli bir saat ve dakikalarda (yalnızca yaz ayları saat 10.00-11.00 civarında), portaldaki taş oymaları üzerinde bıraktığı gölgelerle "Taçlı Kadın Başı" oluşturmasıdır. Cami bu özelliği ile Selçuklu yapıları içinde ayrı bir öneme sahiptir. Taç giymiş ve örgülü saçı olan bu kadın başından dolayı kapıya "Taç kapısı" denir.
    Anlatılan efsaneye göre; camiyi yapan usta, zamanın Niğde Sancak Beyinin kızına yani prensese aşık olur. Usta, prensesle hiçbir zaman evlenemeyeceklerinin de bilincindedir. Bir gün ustaya Sancak Beyi tarafından kentte bir cami yaptırılması için emir verilir. Usta ise prensese olan aşkını anlatmak için bir fırsat aramaktadır. Aşkının sonsuza dek süreceği anlamına gelecek şekilde, portalin üzerine prensesin yüz kısmını taşlara mükemmel bir şekilde işler.
    Caminin eski kapısı Müzededir. Kapının üzerinde beyaz mermerden yapılmış ters "T" şeklinde bir kitabesi vardır. Kitabede eserin 620 yılında yaptırıldığı yazılıdır.
    Hüdavend Hatun Türbesi (Merkez): Niğde il merkezinde olan Türbe, Selçuklu sanatının en nadide eserlerinden biridir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev oğlu IV. Rükneddin Kılıçaslan kızı Hüdavend Hatun tarafından 1312 tarihinde yaptırılmıştır.
    Pencere üstlerinde insan başlı kuşlar ve çeşitli hayvanlar kabartma olarak oyulmuştur. Bir yerde aslanın yanında ürkek bir ceylan, bir başka yerde kanatlarını açmış çifte başlı bir kartal (Bu kartal Selçukluların sembolüdür.) bulunmaktadır.
    Türbe içinde, dantel gibi işlenmiş süsleme ve bezemelerle görkemleşmiş bir portaldan girilir. Türbede 1332 yılında ölen Hüdavend Hatunun mezarı ile yanında iki mezar daha vardır. Sanat değeri tartışılmayan Hüdavend Hatun Türbesi Anadolu'daki en önemli ve görkemli Selçuklu eserlerinden birisidir.
    Sungur Bey Cami (Merkez): Sungur Bey Cami, İlhanlılar zamanında Niğde Valisi olan Seyfettin Sungur Bey tarafından il merkezinde, 1335 yılında yaptırılmıştır. Doğuda ve kuzeyde bulunan iki giriş kapısı ve mihrabı bulunan caminin kuzeye bakan kapısının orijinal dantel gibi ahşap işlemesi muhteşemdir.
    Gümüşler Manastırı (Merkez): İl merkezine 9 km, Niğde-Kayseri karayoluna ise 4 km mesafededir.
    X. yy. Bizans sanatının en güzel örneklerinden olan Kaya Manastırı ayrıca, günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerden de biridir. X. yy.a tarihlenen manastırın VIII. yy. - XII. yüzyıllar arasında yapımının devam ettiği konusunda belirtiler vardır. Kilise içinde son derece iyi korunmuş, muhteşem renkli freskler bulunmaktadır. Fresklerde; Hz. İsa'nın doğumu, vaftiz edilmesi, kiliseye takdimi, Havariler ve Hıristiyanlığın ileri gelenlerini gösteren konular işlenmiştir. Apsisin solundaki nişte ise "Gülümseyen Meryem ve Bebek İsa" resmedilmiştir. Bu Anadolu'daki tek gülümseyen Meryem freski olarak belirlenmiştir.
    Göllüdağ
    Niğde’nin 20 km. kuzeyinde, Bozköy ile Kömürcü Köyü arasında kalan Göllüdağ’da Hititlerden kalma bir kentin kalıntıları bulunmaktadır. Surların çevirdiği alanda bir de krater gölü oluşmuştur. Kalıntılar arasında caddeler, yapılar, arslan kabartmaları bulunan 110 x 260 m boyutunda saray ya da tapınak olduğu sanılan bir yapı vardır. Roma eseri su kemerleri de ortaya çıkarılmıştır. Kemerhisar bucağında bulunan 1,5 km. uzunluğundaki kemerler kesme taştan yapılmıştır ve kente su taşımak için yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Tyana (Tuvanvua)
    Bor ilçesinin 10 km. güneyinde, Kemerhisar bucağında Hitit kenti olan Tuvanvua’nın kalıntıları görülmektedir. Kentin Hellenistik, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini yaşadığı anlaşılmaktadır. Çevre halkının Kızhisar veya Kilisehisar diye adlandırdığı ören yerinde 1.5 km’lik Roma su kemerleri görülebiliyor
    Aksaray'a yaklaşınca önce Hasan Dağı görünür uzaktan. Tamam dersiniz dağlara geldik galiba. Sonra dağ geride kalır. Hüzünle bakakalır arkanızdan. Hasan Dağı'nı geride bırakarak devam ettiğiniz yol sizi Niğde'ye getirir. Yolunuzu Çamardı ilçesine doğru çevirirsiniz. Yaklaşık bir saat sonra ilk küçük tepeleri görünmeye başlar Aladağlar'ın. Birden tüm görkemiyle bir kütle çıkar karşınıza; 3756 metrelik yüksekliğiyle Demirkazık, sizlere 'hoş geldiniz' der. Eğer akşamüstüyse zaman, Toros Dağları'nın bu orta kesiminde güneşin vurduğu devasa kireçtaşı blokları kızıla dönmeye başlamıştır. Al rengini güneşten alır Aladağlar. Niğde, Adana ve Kayseri sınırları içinde kalan, bünyesinde onlarca 3500 metrelik zirveyi barındıran Aladağlar, Alp-Himalaya dağ oluşum sistemi içinde yer alır. Milyonlarca yıllık bir sedimantasyon döneminden sonra iki levhanın birbirine yaklaşarak çarpışması sonucunda oluşmuştur. Dikkatli bir gözlemle bu çarpışmanın izlerini çok rahat bir şekilde görmek mümkün. Dağcılar için Türkiye dağcılığının mabedidir Aladağlar.
    Yüzlerce metrelik kaya duvarları, görkemli yalçın zirveleriyle her yıl binlerce dağcıyı konuk eder; kimini eğitir, kimine zirvelerine çıkma onuru verir. Aladağlar üç farklı sisteme ayrılır: 'Demirkazık' (3756 m), 'Vay Vay Torasan' (3500 m) ve 'Emli'. Emli sisteminin en yüksek zirvesi, uzaktan hayli ürkütücü görünen Kaldı'nın yüksekliği 3726 metredir. Demirkazık sistemi içinde yer alan Yedigöller Platosu, bu dağların en turistik bölgesi. Platoya ulaşmak için 3200 metrelik bir geçidi aşmak gerekir. Platoda bulunan ve sayıları mevsimlere göre değişen buzul göllerinin çevresi gizli bir cennete benzer. Buzul gölleri ve bir kule gibi yükselen 3500 metrelik Direktaş Tepesi birbirini tamamlayarak muhteşem görüntüler sunar. Güneye doğru Hecer Boğazı'nı geçince önce Barazama köyü, ardından da Barazama Şelaleleri karşılar konuklarını. Yukarı doğru hareket ederek kireçtaşı bloklarının içinde bulunan karstik mağaralardan aşağı dökülen şelaleler Aladağlar'ın en ilginç görüntülerini oluşturur. Yeraltı suları koca bir dağın içinden yukarı çıkar ve oradan da bulabildiği boşluklardan dışarı çıkarak aşağıya doğru akar.
    'Vay Vay Torasan' sistemi ise çok daha yabanıl. Aladağlar'ın orta kesimini oluşturan bu sistem yüksek zirveleri ve dik duvarları ile ürkütücü, ama bir o kadar da güzel görüntüler sunar. Ulaşımı zor olduğu için ziyaretçisi de daha azdır. Aladağlar'ın en çok ziyaret edilen kesimi 'Emli' sistemi. Kaldı, Alaca, Güzeller, Gürtepe gibi Aladağlar'ın önemli zirveleri bu sistem içinde yer alır. Tüm sistem içinde yürümeyi zorlaştıran bir engel var: Aladağlar'da fiziksel parçalanma sonucunda ana kayadan kopan küçük taş parçalarının oluşturduğu çarşak zemin, yürüyüşü bazen çekilmez hale getirir. Ancak çarşağın çıkışı ne kadar zor ve sıkıcıysa inişi de o kadar kolay ve zevkli.
    Aladağlar'ın tüm vadileri içinde buzul şekillendirme izlerine rastlamak olası. Demirkazık Kuzey Buzulu ve Kaldı Kuzey Buzulu, son buzul döneminden kalma. Bölgedeki yaylaların su gereksinimleri de yaz aylarında eriyen bu buzullar sayesinde giderilir. Aladağlar ciddi bir eko-sistemi de barındırır. Çiçekler yüksekliğe göre sıralanmıştır adeta.
    Aladağlar'a sık sık tırmanış yapan dağcılar, etraftaki çiçeklere bakarak yüksekliği tahmin edebilir. Yörede karamık denen ve bir pirinç tanesi büyüklüğündeki yemiş türü oldukça yaygın. Hafif ekşimsi tadıyla ağızda çok hoş bir tad bırakan bu bitkinin tam olgunlaşması için sonbaharı beklemek gerekir. Kartal, şahin ve kızıl akbaba gibi alıcı kuşlarlar Aladağlar'ın en ilginç kanatlılarından. Memeli olarak da iki egemen tür yaşam savaşı vermekte Aladağlar'da. Bunlardan biri koyunlara saldırdığı için avlanarak soyu tükenmeye yüz tutan bozkurt. Küçük gruplar halinde dolaşan kurtları görmek için bir obanın yanında kamp kurmak yeterli olabilir bazen. Bir sabah uyandığınızda büyük bir kayanın tepesinden obayı süzen bir kurt görmek hiç de sürpriz olmaz. Aladağlar'ın gerçek incisi ise, son yıllarda alınan tedbirlerle sayıları yeniden artmaya başlayan çatal boynuzlu dağ keçisi.
    Dağlara hevesiniz varsa eğer, tırmanmasanız bile Emli Vadisi'ne, Demikazık'a, Yedigöller'e, Barazama'ya giderek Aladağlar'ın havasını soluyun, sabah erkenden çadırınızda sizleri kuş sesleri uyandırsın. İşte, o zaman dağcıların neden dağlara tekrar tekrar gitmek istediklerini anlayacaksınız.
    Kavlaktepe köyünün iki saat güney batısında, göklere meydan okur gibi duruşuyla etrafındaki dağları korkutan Torosların biricik sivri kayası "Demirkazık"ın bu köyden görünüşü insana dehşet vermektedir.
    Burada Demirkazık ne kadar kurulsa haklıdır. Çünkü o ince ve uzun dağın etrafı kurşun ve gümüş madenleriyle doludur. Onun için Demirkazık, şerefini gümüşten, gururunu kurşundan almış ve tıpkı bu iki madenin karışımı renge bürünmüştür.
    Demirkazık'ın sert ve haşin tepelerinde geyikten başka hayvan bulunmaz. Demirkazık'ın doğusunda kalan ve güney doğusundan başlayan büyük yaylanın ismine "Başyayla" denir. Bu yayla, halk arasında bir masal yaylası gibidir.
    ALADAĞLAR'IN Demirkazık Zirvesi (3756 m.)
    Yüksekliği: 3756m.
    Tipi: Tektonik
    Bulunduğu il: Niğde
    Çıkış yolları: Çukurbağ, Demirkazık Köyü, Yalak Köyü.