Nietzsche Nin Şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda Sitem tarafından 31 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Nietzsche'nin Şiirleri
    Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin Şiirleri

    ŞAİRİN ÇAĞRISI

    Gençken serinletmek için kendimi,
    Oturdum ben bir dumanlı ormanda,
    Tik sesi duydum, uzak bir tik sesi,
    Zarif, ölçülü, uygun “tak” ardında.
    Çıldıracaktım neydi bu ses neydi,
    Aradım hep aradım da vazgeçtim,
    Sonunda karşısında şair gibi,
    Tiktaklarla konuşmayı seçtim.

    Ben de ne dizeler düzdüm anlayın,
    Hece hece dans ettiler az sonra.
    Bir güldüm bir güldüm ki sormayın
    Gülmem sürdü tam on beş dakika.
    Sen bir şair ha? Şair, böyle sessiz?
    Üşüttün mü kafayı yoksa bir an?
    - “Evet efendim, bir şairsiniz siz”
    Omuz silkip, söylendi ağaçkakan.

    Kimi bekliyorum bu çalılıkta?
    Soyup ta kaçacağım birini mi?
    Bir sözü, bir imgeyi karanlıkta,
    Sessizce uyağımın yerini mi?
    Koşan hoplayan ne varsa seçimsiz,
    Gönderiliyor şiire doğrudan.
    -”Evet efendim, bir şairsiniz siz”
    Omuz silkip, söylendi ağaçkakan.

    Uyaklar, oklar mı onlar, öldüren?
    Nasıl da oynatırlar ne de titrek!
    Gösterirler tüm güçlerini girerek!
    Ah! Ölüyorsun, bil işte çaresiz,
    Sensin bu sersem sersem yalpalayan!
    -”Evet efendim, bir şairsiniz siz”
    Omuz silkip söylendi ağaçkakan.

    Çarpık söz kırıntısı çok acele,
    Şiir sarhoş sözcükler kumkuması!
    Satırdan satıra uçuyor hele
    Tik taklar zincirinde uyak dansı.
    Serserilerden misin, merhametsiz?
    Kötü müdür bu şairler her zaman?
    -”Evet efendim, bir şairsiniz siz”
    Omuz silkip, söylendi ağaçkakan.

    Şaka mı bu, kuş? Ettiğin alay mı?
    Kafamı beğenmedin, kötüledin.
    Kalbim daha da fena, kolay mı?
    Köpür, coş, ey öfkem şiirle geldin.
    Şair, uyaklar bul, sen, bitimsiz
    Ey sen kızgın, kötü ve haklı olan.
    -”Evet efendim, bir şairsiniz siz”
    Omuz silkip, söylendi ağaçkakan.
    Nietzsche


    SOFUCA DİLEKLER


    “Tüm anahtarlar birdenbire
    Uçup ortadan kaybolmalı
    Ve her anahtar deliğine
    Bir maymuncuk uydurulmalı!”
    Hep böyle düşünür kesinkes
    Herkes - maymuncuk olan herkes.

    Nietzsche

    İŞARET ATEŞİ

    Burada, adanın denizlerin ortasında çıkıverdiği,
    bir kurban taşı gibi birdenbire yükseldiği yerde,
    burada, kara göklerin altında tutuşturuyor
    Zerdüşt koca ateşini,
    yollarını kaybetmiş gemicilere işaret ateşi,
    bir cevap verebileceklere soru işareti…

    Beyaz-gri karınlı bu alev
    -arzulaması yalıyor soğuk uzaklıkları,
    hep daha arı yüksekliklere uzatıyor boynunu-
    sabırsızlıkla dikelmiş bir yılan:
    bu işareti takıyorum kendi kendime.
    Benim ruhumdur bu alev:

    Kanmazca susuz hep yeni uzaklıklara,
    durgun yalazını fırlatıyor, yukarlara.
    Ne demeğe kaçtı Zerdüşt hayvandan da insandan da?
    Ne demeğe bıraktı sağlam karaları?
    altı yalnızlığı tanımıştı bile
    ama yetmedi ona denizin yalnızlığı,
    ada bıraktı tırmansın, tepe bıraktı yansın, alev olsun,
    bir yedinci yalnızlığı, yukarıya,
    attı şimdi oltasını arayışla,
    Ey yollarını kaybetmiş denizciler! Ey sönmüş yıldızların artıkları!
    Siz ey geleceğin denizcileri! Ey keşfedilmemiş gökler!

    İşte atıyorum bütün yalnızlara oltamı:
    bir cevap verin alevin sabırsızlığına,
    yakalayın bana, yüksek dağlarda bekleyen balıkçıya
    yedinci, sonuncu yalnızlığımı!

    Friedrich NİETZSCHE

    köprünün üstünde


    Köprünün üstünde durmuşum geçende
    Karanlık geceye bürünmüşüm.
    Bir türkü duyulur uzaklardan
    Altın damlalar yağardı bir de

    Ürperen aynasında suyun
    Gondollar, ışıklar, bir de müzik
    Geçmiş kendinden, yüzdüler alaca karanlığa doğru
    Ruhum, şu görünmez parmakların dokunduğu çalgı,
    Bir venedik türküsü söyledi gizlice,
    Boyam boyam mutluluk içinde ürpererek.
    __Bir duyan varmı dersin?


    Nietzsche

    YENİ DENİZLERE DOĞRU

    Oraya gitmek istiyorum, oraya
    Artık güvenim var koluma, kendime
    Önümde uzanan açık deniz
    Bir gemi taşıyor beni engine.

    Her şey pırıl pırıl, daha yeni
    Uyur mekânda, zamanda öğle vakti
    Yalnız senin gözlerin, ey sonsuz!
    Senin bakışın seyreder beni.

    Friedrich NİETZSCHE



    YURTSUZ

    Dört nala koşan atlar
    Uzaklara götürür beni,
    Korkmadan, doludizgin.
    Gören tanır beni,
    Ve tanıyan
    Yurtsuz Adam diye seslenir.
    Haydi, haydi!
    Asla bırakma beni,
    Yazgım, ey parlak yıldız!

    Kimse bana soramaz,
    Nerelisin diye.
    Asla bağlanmadım bir yere
    Ve geçip giden zamana.
    Özgürüm kartallar gibi.
    Haydi, haydi!
    Asla bırakma beni,
    Yazgım, ey tatlı Mayıs!

    Neden inanayım ki?
    Bir gün öleceğime,
    Kekre ölümü öpeceğime.
    Mezara mı düşeyim,
    Bir daha içmeyeyim mi
    Yaşamın nazenin köpüğünü?
    Haydi, haydi!
    Asla bırakma beni,
    Yazgım, ey renkli düş!
     



  2. Cevap: Nietzsche Nin Şiirleri

    ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ

    Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
    Cenneti de gördüm, cehennemi de
    Öyle bir aşk yaşadım ki
    Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.
    Bazıları seyrederken hayati en önden,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Öyle bir rol vermişler ki,
    Okudum okudum anlamadım.
    Kendi kendime konuştum bazen evimde,
    Hem kızdım hem güldüm halime,
    Sonra dedim ki “söz ver kendine”
    Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
    Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
    Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
    Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.
    Öyle bir hayat yaşadım ki,
    son yolculukları erken tanıdım
    Öyle çok değerliymiş ki zaman,
    Hep acele etmem bundan, anladım…

    Nietzsche

    Türküler

    öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi,
    güler yüzün bir güneş ışığınca
    tatlı ve derin yalnızlığında,
    dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde.
    gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum.
    güler bana o tatlı o sevimli
    güneş ışıltılı yüzün,
    ben bir çocuk gibi mutluyum. gece yarısı bir de rüzgar
    yavaştan yavaştan pencereme çarpar.
    bir sağnak baslamış inceden
    damlar odama yavaşça.
    mutluluğumun düşüdür benim,
    rüzgar gibi yalar geçer yüreğimi.
    bir buğudur o bakışında senin.
    bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.

    Nietzsche

    Yalnız

    Haykırışan kargalar
    Darmadağın uçuşuyor kente doğru.
    Neredeyse yağacak kar
    Yeri yurdu olana ne mutlu!

    Donmuş kalakaldın,
    Hanidir gözlerin arkada!
    Boşuna kaçışın, ey çılgın,
    Kıştan uzaklara!

    Dilsiz ve soğuktur binlerce çöle
    Açılan bir kapıdır dünya!
    İnsan senin yitirdiğini yitirse
    Bir yerlerde duramaz bir daha!

    Sen şimdi solgun, sarı
    Kış gurbetlerine lânetli,
    Hep soğuk gök katlarını
    Arayan bir duman gibi.

    Uç git, kuş, söyle ezgini
    Issız çöl kuşlarının sesiyle!
    Göm, gizle, ey çılgın, kanayan kalbini
    Buzların, alayların içine!

    Haykırışan kargalar
    Uçuşuyor kentten yana, dağınık;
    Neredeyse yağacak kar
    Yeri yurdu olmayana çok yazık!

    F. Nietzsche
    (çev. Behçet Necatigil)