Nicola Malebranche Kimdir?

'Biyografi' forumunda YAREN tarafından 26 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Nicola Malebranche,
    Nicola Malebranche Kimdir,
    Nicola Malebranche Hakkında Bilgi

    Malebranche, 17. yüzyıl felsefesinde Descartes’ten sonra Fransa’daki en büyük filozoflardan birisi olarak kabul edilir. Bu yüzyıl filozoflarının genelinde olduğu gibi Malebranche’nin felsefi çıkış noktası da Descartes felsefesinde temellendirilen “töz” kavramı olmuştur. Occasionalizm olarak adlandırılan Descartesci felsefe eğilimini en son mantıksal sınırlarına kadar götürmüştür. Malebranche, maddi ile ruhsal olanı birbirinden ayırır ve bunları birbirleriyle ilişkili kılanın Tanrı olduğunu söyler.

    Ayrıca her türlü etkinliğin temel nedeni sonsuz töz, yani Tanrı’dır. Gerçek bir felsefe bu tek nedenin geçerliliğini kabul eder ve buna göre çalışır. Buna göre insan bilgisi ne öznenin kendisiyle ilgilidir ne de nesnenin kendisiyle, doğrudan bilgiyi ruha yerleştiren Tanrı’dır. Bilginin temeli bu bakımdan kendi bilincimizi yani Tanrı’yı bilmektir. Açık ve seçik olan yegane tasarım Tanrı’dır ve dolayısıyla kendi var oluşumuzu açık ve seçik olarak bilmemiz, kendimizi sonsuz tözün bir parçası olarak bilmemizden ileri gelir.

    Böylece her tür bilgi Tanrı’nın bizdeki/içimizdeki ışığı olarak açıklanabilir. Malebranche’nin metafizik görüşü, hem bilgi teorisini hem de etik anlayışını temellendirir. Bu etik anlayışına göre, her tür istemimizin sonul ereği Tanrı’dır. İstemlerimiz (doğru ve yerinde olan istemlerimiz) tanrı sevgisinin bir parçasıdır. Mutluluk ve erdem bu dünyayı unutmak ve sonsuz tözü bulmak ve bilmek istemektir. Descartes felsefesinin yanı sıra Malebranche’de Augustinus etkisi görmek mümkündür. Tanrı bilgisi ile insan bilgisinin bir tür kaynaştırımı olan bu düşüncelerde, hem rasyonalizme hem de mistisizme varmak mümkündür. Malebranche iki yolu da birleştirerek bir senteze ulaşmaya çalışır.

    Nicola Malebranche Kimdir?

    Malebranche genç yaşta kendisini düşünmeye ve yalnızlığa vermiştir. Oratorium adındaki bir tarikatta çalışırken Descartes’in felsefesiyle tanışır ve çok etkilenir. Kısa süre sonra da bu öğretiyi geliştirmeye çalışacaktır. O da Descartes’in ruh ve madde kavramı arasındaki bağı Geulincx gibi Tanrı’nın bir vesilesinin sağladığına inanır. Bu ikisi birbirini etkileyemez. Sonlu yapılar birbirini etkileyemezler der. Buradan çıkan sonuç cisimler ruhları etkileyemediği gibi birbirlerini de etkileyemezler. Cisimlerdeki hareket Tanrı’nın bir istemesidir. Evrende tek etkiyen kuvvet Tanrı’dır. Tanrının istemesi olmadan insan ruhu ne algılayabilir ne de isteyebilir. Tek neden Tanrı’dır. Ayrıca Tanrı ruha her türlü bilgiyi koyar, hiçbir bilgiyi biz kendimiz yaratamayız.

    İnsanın ruhuna tüm bilgiyi koyan Tanrı’dır. Malebranche şöyle der: “Biz her şeyi Tanrı’da görürüz.” Tanrı cisimleri yaratmıştır; ancak bunu yaparken kendisinde bulunan cisimlerin ideallerine, örnek bilgilerine göre yaratmıştır. Bizim cisimler üzerine bilgimiz de yaratılmış reel cisimlerin bilgileri olmayıp Tanrı’daki bu örnekleri, idealleridir. Tek tek ruhlar da Tanrı’dan pay almış birer parçadır. Ruhlarda cisimlerde bağımsız değillerdir, Tanrı onların nedenidir. Tanrı ruhların, uzay da cisimlerin yeridir.

    Bizdeki tüm isteme Tanrı’nın bir vesilesidir. Yani Tanrı’nın bir istemesidir. Ancak ruh Tanrı’dan pay almış eksik bir parça olduğu için bu isteme tek tek nesnelere yönelir. Doğru olan bütünü istemektir. En tümel olan, en yetkin olan varlık Tanrı olduğu içinde doğru isteme Tanrı’yı istemedir. İnsan tek cisimlerle olan ilgisini kesmeli ve sadece Tanrı’yı istemelidir. Aslında bu da Tanrı’nın kendi kendisini istemesi ve sevmesidir çünkü isteyen ruh Tanrı’nın bir parçası gibidir.

    Alıntı