Niçin Peygamberler Gönderilmiştir

Konusu 'Sorularla İslamiyet' forumundadır ve Ezlem tarafından 29 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Ezlem

    Ezlem Üye

    Katılım:
    25 Ocak 2008
    Mesajlar:
    11.377

    peygamberler neden gönderilmiştir
    Peygamberler niçin gönderilmiştir.
    Allah insanlara neden peygamber göndermiştir

    Allah niçin insanlara peygamber göndermiştir​


    insanların peygamberlere olan ihtiyâcını her akıllı insan idrak eder. Çünkü insanların doğruyu, iyiyi, güzeli bulabilmeleri, tek başına akılla mümkün olamamaktadır. Akıl, göz gibidir; bir peygamber vâsıtası ile gönderilen din ise ışık gibidir. Yâni, insanın aklı, gözü gibi zayıf yaratılmıştır. Göz, maddeleri, cisimleri karanlıkta göremiyor. Allahü teâlâ, görme âletinden (gözden) faydalanmak için güneşi, ışığı yaratmıştır. Güneşin ve çeşitli ışık kaynaklarının nûru olmasaydı, göz işe yaramazdı. Tehlikeli cisimlerden, yerlerden kaçamaz, faydalı şeyleri bulamazdı.
    Akıl da, yalnız başına mâneviyatı, faydalı, zararlı şeyleri anlayamıyor. Allahü teâlâ, akıldan faydalanmamız için, Peygamberleri, din ışığını yaratmıştır. Peygamberler, dünyâda ve âhirette rahat etmek yolunu bildirmeselerdi, mücerred akıl bunu bulamazdı; tehlikelerden, zararlardan kurtulamazdı. İslâmiyete uymayan veya aklı az olan kimseler ve milletler de, peygamberlerden faydalanamaz; dünyâda ve âhirette tehlikelerden, zararlardan kurtulamazlar.

    Kalpleri tedâvi için...

    Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalplerindeki hastalıklarını tedâvi etmek için, ezelde, merhamet ederek, peygamberler göndermeyi dilemiştir. Peygamberlerin, bu vazifelerini yapabilmeleri için, itâat etmeyenleri korkutmaları, itâat edenlere müjde vermeleri lâzımdır. Âhirette, birinciler için azap, ikinciler için sevap bulunduğunu haber vermeleri lâzımdır. İnsan, kendine tatlı gelen şeylere kavuşmak ister. Bunlara kavuşabilmek için doğru yoldan sapar, günah işler. Başkalarına kötülük yapar. İnsanları kötülük yapmaktan korumak, dünyâda ve âhirette rahat ve huzur içinde yaşamalarını sağlamak için peygamberlerin gönderilmeleri lâzımdır. Dünyâ hayâtı kısadır. Âhiret hayâtı sonsuzdur. Bunun için, âhiret hayâtındaki saâdeti sağlamak önce gelmektedir.

    Cennete çekmek için...

    Büyük İslâm âlimleri İmâm-ı Gazâlî ve İmâm-ı Rabbânî’nin de ifâde ettikleri gibi, peygamberlerin gönderilmesi kahırdır, cebirdir. Yani insanları cebir zinciriyle (tatlı bir şekilde zorlayarak) Cennete çekmek içindir. Nitekim hadîs-i şerîfte: “Zincirlerle Cennete çekilen insanlara hayret mi ediyorsun?” buyuruldu. Din, Cehenneme gitmemeleri için, insanları bağlayan bir kemenddir. Nitekim hadîs-i şerîfte: “Siz pervâne gibi, kendinizi ateşe atıyorsunuz. Ben ise, kemerinizden tutup geriye çekiyorum” buyuruldu. Allahü teâlânın cebbarlık (her istediğini yapmak) zincirinin halkalarından biri de, peygamberlerin sözleridir. İnsanlar, doğru yolu, eğri yollardan, bu sözlerle ayırabilirler. Onların gösterdiği tehlikeden, insanda korku hâsıl olur. Bu temyiz (ayırış) bilgisiyle korku, akıl aynası üzerindeki tozları temizler. Akıl cilâlanıp, âhiret yolunu tutmanın, dünyâ zevklerine kapılmaktan daha iyi olacağını anlar. Bu anlayış, âhiret için çalışmak irâdesini hâsıl eder. İnsanın uzuvları, irâdesine tâbi olduğundan, uzuvlar âhiret için çalışmaya başlar. Allahü teâlâ, bu zincirle insanı zorla Cehennemden uzaklaştırmış, Cennete sürüklemiş olur. Peygamberler, koyun sürüsünün çobanına benzer. Sürünün sağ tarafında çayır olsa, sol tarafında mağara bulunsa, mağarada kurtlar olsa, çoban, mağara tarafında durup, sopa sallayıp, koyunları korkutarak, çayır tarafına kovalar. İşte peygamberlerin gönderilmesi de, buna benzer.

    Saâdet yoluna çekmek için...

    Peygamberler, Yüce Allah tarafından seçilmiş, gönderilmiş insanlardır. Ümmetlerini Cenab-ı Hakk’a çağırmak, sapık, yanlış yoldan, doğru yola, saâdet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir. Dâvetlerini kabûl edenlere, Cenneti müjdelemişler, inanmayanları Cehennem azâbı ile korkutmuşlardır. Onların Allahü teâlâdan getirdikleri her haber doğrudur, yanlışlık ihtimali yoktur.
    Peygamberler hakkında, Kur’ân-ı kerîm’de bazı ayet-i kerimelerde meâlen buyuruluyor ki:
    “(Îmân edenleri Cennetle) müjdeleyici, (küfredenleri de Cehennemle) korkutucu olarak peygamberler gönderdik ki, bu peygamberlerin gelişinden sonra insanların (yarın) kıyâmette: (Bizi îmâna çağıran olmadı) diye Allah’a bir hüccet ve özürleri olmasın. Allah azizdir, hükmünde hikmet sâhibidir.” (Nisâ sûresi: 165) Demek ki Peygamberler, insanlara müjde vermek ve aynı zamanda korkutmak için gönderilmiştir. Böylece, insanların Allahü teâlâya özür, bahâne yapmaları önlendi.

    “...Peygamberler göndermedikçe azap yapmayız.” (İsrâ sûresi:15)

    “Peygamberin, üzerinizdeki (vazifesi) ancak ilâhî emirleri tebliğdir. Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (sözlerle hareketlerinizin) hepsini bilir.” (Mâide sûresi: 99)

    “Allah’ı ve resullerini inkar eden kâfirler, Allahü teâlânın emirleriyle Peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar. Bir kısmına inanırız; bir kısmına inanmayız diyorlar. Îmân ile küfür arasında bir yol açmak istiyorlar. Onlar(ın hepsi) hakikaten kâfirdirler. Kâfirlere, çok acı azâbları (Cehennem azâbını) hazırladık.” (Nisâ sûresi: 150-151)

    Kullarına çok acıdığı için

    Allahü teâlâ, yarattığı bu âlemle varlığını belli ettiği gibi, kullarına çok acıyarak, var olduğunu ayrıca da bildirmiştir. Âdem aleyhisselâmdan başlayarak, her asırda, dünyânın her tarafındaki insanlar arasından en iyi, en üstün olarak yarattığı birisine melekle haber göndererek, kendi isimlerini bildirmiş ve insanların dünyâda ve âhirette rahat etmeleri, iyi yaşamaları için, ne yapmaları ve nelerden sakınmaları lâzım olduğunu açıklamıştır. İnsanlar eski şeyleri unuttukları için ve her zaman bulunan kötü kimseler, peygamberlerin kitaplarını ve sözlerini değiştirdiklerinden, eski dinler unutulmuş, bilinenleri de bozulmuştur. Herşeyi yaratan yüce Allah, insanlara acıdığı için, kullarına son bir peygamber ve yeni bir din (İslamiyet) göndermiştir. Bu dîn-i İslamı kıyâmete kadar koruyacağını, kötü insanların saldırmalarına, değiştirmeye, bozmaya kalkışmalarına rağmen bunu, bozulmamış olarak her yere yayacağını müjdelemiştir.
    Peygamberlerin sonuncusu, Muhammed aleyhisselâmdır. O’nun dîni bütün dinleri nesh etmiş, yürürlükten kaldırmıştır. O’nun kitabı, geçmiş kitapların en iyisidir. O’nun getirdiği din kıyâmete kadar bâkîdir. Kimse tarafından değiştirilemeyecektir. Îsâ aleyhisselâm gökten inecek ise de, O’nun dîniyle amel edecek, yâni O’nun ümmeti olacaktır.