Niçin Dua Ederiz?

Konusu 'Sorularla İslamiyet' forumundadır ve EyLüL tarafından 17 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. EyLüL

    EyLüL Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2006
    Mesajlar:
    26.183

    Niçin Dua Ederiz?
    Niçin ve Nasıl Dua edilir?
    Allaha Niçin Dua Ederiz


    Niçin Dua Ederiz
    Allah bizlere birçok nimetler vermiştir. Bizler, verdiği bu nimetlere karşılık Allah’ a şükretmeliyiz. Verdiği nimetler sebebiyle onu anmalıyız.
    Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. “Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin.” (Furkan, 77) ayeti bunu belirtmektedir.
    Dua ettiğimde içim ferahlar. Kendimi rahatlamış ve mutlu hissederim. Çünkü dua, beni Allah'a yakınlaştırır.
    Ben, Yüce Allah'a olan inancımı, sevgimi dualarımla pekiştiririm. Dua ve ibadetlerim sayesinde Allah'ın beni daha çok sevdiğine ve kötülüklerden koruduğuna inanırım. Annemin, babamın ve yakınlarımın benim sağlıklı ve başarılı olmam için dua ettiklerini görüp duydukça, onlara karşı sevgi ve saygım artar. Ben de onların sağlıklı ve mutlu bir hayat geçirmeleri için dua ederim. Bunun doğal bir sonucu olarak ailemde birlik ve beraberlik duyguları gelişir.
    Arkadaşlarım ve tüm insanlık için de sağlıklı ve başarılı olmaları için dua ederim. Arkadaşlarıma yaptığım dualarla onlar bana yakınlık hissederler. Onların bana ettikleri dua sebebiyle de ben onlara kendimi yakın hissederim.
    Kısaca, dualarım beni Yüce Allah'a yaklaştırdığı gibi anneme, babama, yakınlarıma ve arkadaşlarıma da yaklaştırır. Onların da bana yakın olmalarını sağlar. Bundan büyük bir mutluluk duyarım.



    Duâ, istemek demektir. Aç bir kimsenin, iştihâlı olduğu bir zamanda yiyecek istemesi gibidir. Duâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemektir. Allahü teâlâ, duâ eden Müslümanı çok sever. Duâ etmeyene gadap eder. Duâ mü'minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Hadis-i şerifte, “Duâ müminin silahı, dinin de direğidir.” buyuruldu.

    Duâ, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur.Çünkü, Peygamberimiz, “Duâ belâyı önler.” buyurmuştur.

    Duâ etmek, namaz, oruç gibi ibâdettir. Allahü teâlâ, “Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım” buyurdu. Allahü teâlâ, herşeyi sebep ile yaratmakta, ni'metlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, dertleri def' için ve faydalı şeyleri vermek için de, duâ etmeği sebep yapmıştır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

    “Duâ, ibâdetin aslı ve özüdür. Allah katında duâdan makbûl birşey yoktur. Duâ yetmiş türlü kazâyı önler. Ömrün bereketini artırır.”

    “Kazâ, ancak ve yalnız duâ ile durdurulur.”

    İmâm-ı Rabbânî hazretleri, “Duâ, kazâyı, belâyı defeder” buyurdu.

    Duânın yapılması mukadderata bağlıdır. Takdirde duâ varsa elbette yapılır. Duânın belâyı önlemesi kazâ ve kaderdendir. Nitekim Peygamberimiz, “Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabûl olan duâ, o belâ gelirken korur.” buyurmuştur.

    Peygamber efendimiz, “Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin!” buyurunca, böyle bir dilin nasıl bulunacağı soruldu. Bunun üzerine “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu.

    Duanın halis niyetle yapılması gerekir. Allahü teâlâ, “Bana hâlis kalb ile duâ ediniz! Böyle duâları kabûl ederim” buyurdu.

    Duâ şartlarına uygun yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz, “Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duâyı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helaldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâ kabul olmaz” buyurdu.

    Haram lokma yiyenin duâsı kırk gün kabûl olmaz. Duâ ihtiyacı gideren, saâdete kavuşturan kapının anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri, helâl lokmadır.

    İlâhî! Herkesi sıkıntıdan kurtaran yalnız sensin. Bizi dünyada ve âhıretde sıkıntıda bırakma! Muhtaçlara, herşeyi gönderen, yalnız sensin! Dünyada ve âhıretde hayırlı, faydalı olan şeyleri, bize gönder! Dünyâda ve âhırette, bizi kimseye muhtâç bırakma! Âmîn.

    Allah bizlere birçok nimetler vermiştir. Bizler, verdiği bu nimetlere karşılık Allah a şükretmeliyiz. Verdiği nimetler sebebiyle onu anmalıyız.

    Dua, insanın Allah katındaki değerini artırır. Ey Muhammed, de ki: Duanız olmasa Rabbim size niye değer versin. (Furkan, 77) ayeti bunu belirtmektedir.

    Dua ettiğimde içim ferahlar. Kendimi rahatlamış ve mutlu hissederim. Çünkü dua, beni Allah'a yakınlaştırır.

    Ben, Yüce Allah'a olan inancımı, sevgimi dualarımla pekiştiririm. Dua ve ibadetlerim sayesinde Allah'ın beni daha çok sevdiğine ve kötülüklerden koruduğuna inanırım. Annemin, babamın ve yakınlarımın benim sağlıklı ve başarılı olmam için dua ettiklerini görüp duydukça, onlara karşı sevgi ve saygım artar. Ben de onların sağlıklı ve mutlu bir hayat geçirmeleri için dua ederim. Bunun doğal bir sonucu olarak ailemde birlik ve beraberlik duyguları gelişir.

    Arkadaşlarım ve tüm insanlık için de sağlıklı ve başarılı olmaları için dua ederim. Arkadaşlarıma yaptığım dualarla onlar bana yakınlık hissederler. Onların bana ettikleri dua sebebiyle de ben onlara kendimi yakın hissederim.

    Kısaca, dualarım beni Yüce Allah'a yaklaştırdığı gibi anneme, babama, yakınlarıma ve arkadaşlarıma da yaklaştırır. Onların da bana yakın olmalarını sağlar. Bundan büyük bir mutluluk duyarım.
    Duaya neden ihtiyaç duyduğumuzu maddeler halinde açıklayabiliriz.

    Allah'a yakın olmak, onun sevdiği ve razı olduğu bir kul olmak için dua ederiz.
    Alah'ın verdiği nimetlere şükretmek için dua ederiz.
    Kötülüklerden, bela ve afetlerden korunmak için dua ederiz.
    İyi bir insan olmak, güzel ahlak ve davranışlara sahip olmak, doğru yoldan ayrılmamak için dua ederiz.
    Dileklerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmesi için Allah'a dua ederiz. (A.K.)

    Nasıl Dua Edilir?


    Dua eden kişi gönülden dua etmeli, iyi şeyler istemeli, istediği şeyler doğrultusunda da çaba göstermelidir. Allah insanın gönlünden geçenleri bilir; ama dil ile dua etmenin çok farklı güzellikleri vardır. Dua etmenin belli bir kuralı yoktur. İçimizden geldiği gibi güzel olan her şeyi isteyebiliriz. Allah’a dua etmek için hiçbir aracı kurum ve kişiye de ihtiyacımız yoktur. Namaz kılarken Fatiha suresinde söylediğimiz gibi
    “Biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz.”(Fatiha suresi, 4.ayet)
    Kur’an-ı Kerimde ve Hadis-i fieriflerde bizim için dua örnekleri vardır:
    “Rabb’imiz! Bize dünyada da ahirette de güzellik ver. Bizi ateşin azabından koru.”(Bakara suresi, 201.ayet)
    “Rabb’im! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Duamı kabul eyle. Rabb’imiz! hesap görülecek günde beni, ana-babamı ve bütün inananları bağışla.”(İbrahim suresi, 40-41.ayet)
    Namazda okuduğumuz pek çok sûre ve duâ ile aslında Allah’a dua ettiğimizi biliyor muyuz?
    İnsanlar sıkıntıda dua ettikleri gibi genişlikte de dua etmelidir. Dara düştüğünde Allah’a sığınmak rahata erince Allah’a unutmak çok yanlış bir davranıştır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “İnsana bir sıkıntı dokundu mu gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslü gösterilmiştir.” (Yûnus suresi, 12.ayet) (S.A.)