Nef'i

'Biyografi' forumunda KaRL_ tarafından 20 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. Arkadaşlar bu hafta tanıtacağım divan edebiyatı şairi Nef'i..


    Nef'î (Ömer), (1572-1635) ünlü 17. yüzyıl Dîvân şairi. XVII. yüzyıl ve bütün Türk edebiyatının en büyük kaside şairi olarak tanınan Nef'i, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.

    1572 yılında Hasankale'de doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söze ederler. Babası ülkesinin etrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir.

    Gerçek ismi Ömer olan Nef'î, kaynaklarda Nef'i Ömer Bey adıyla anıldığı gibi mührüne kazdırdığı beyitte de Ömer adı görülmektedir.

    Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Fars edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef'i Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

    Padişah 1.Ahmed zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları 2.Osman ve 4.Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile ünlü olan Nef'î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti.Dönemin müftüsü Nef'i yi öven ancak içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit söylemiştir.Nef'i de buna karşılık olarak; "Müftü efendi bize kâfir demiş. Tutalım ben O'na diyem müselman. Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere, İkimiz de çıkarız orda yalan." diyerek cevap vermiştir. Yine de uzunca bir süre 4.Murad tarafından korundu, daha sonraları 4.Murad kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah 4.Murad'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır.Halk arasında Nef'i efendinin ölümü hakkında şöyle bir rivayet geçmektedir: Nef'i çok iyi bir şair olduğu için infazından vazgeçilmiştir.Padişaha gönderilecek belge yazılırken Nef'i de oradadır.Belgeyi bir zenci yazmaktadır ve kâğıda mürekkep damlatır.Nef'i de bu olay üzerine "Mübarek teriniz damladı efendim" diyerek yaşama şansını kaybetmiştir.


    [​IMG]


    Çalışmaları
    Nef'î hiç kuşkusuz, hiciv dendiğinde Türk edebiyatında öne çıkan isimdir. Onu ölüme sürükleyen hiciv edebiyatında çok başarılı olduğu aşikâr. Hicvin yanı sıra övgü edebiyatıyla da göz doldurmuştur, bugün dîvân edebiyatının en beğenilen kasidelerinden bir çoğu onun eseridir. Yazdığı kasideler güçlü tekniği ve değişik ahenki ile fark yaratır. Zaman zaman kasidelerinde gördüğümüz aşırı süs ve abartılar bile, güzel ahenki ile sunîlikten uzak doğal bir havadadır
    .


    Ölüm Sebebi
    Nef'î'nin ölüm sebebi o zamanın sadrazamına şiir şeklinde küfür ettiği için bir kez zindana atıldı ama padişah bunu öğrenince affet dedi ve çıkarıldı, 1 ay sonra tekrar küfür etti ve yine zindana atıldı ve yine padişah Allah'ın sabrı üç kezdir diyerek bir kez daha affedildi ve 1 ay sonra tekrar küfür edince yine zindana atıldı ama bu sefer sadrazam gizli yapmış ve padişah Nef'i nerde diye araştırırken orda olduğunu bulmuş ve son bir kere daha affetmiş Nef'i o gece son bir şiir yazmış ve ondan sonra tekrar küfretmiş ve ondan sonra boğularak öldürülmüştür.Boğulmasının nedeni padişah soyundan gelenlerin kanının kutsal sayıldığına inanılmasından dolayı kanını toprağa akıtmadan boğularak öldürülmüştür.

    Başlıca Eserleri
    Sihâm-ı Kazâ (Hiciv şiirleri),
    Türkçe Dîvân,
    Farsça Dîvan.


    [SES]http://www.fileden.com/files/2008/5/22/1924437/huzzam.wma[/SES]
     



  2. Eserlerinden örnek

    Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
    Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil.


    Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
    Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil.


    Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
    Rüzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil.


    Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime
    Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil.


    Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î
    Tâb'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil.


    --------------------------------------------------------------------------------

    "Tâhir efendi bize kelb demiş
    İltifâtı bu sözde zâhirdir.
    Mâlikîdir mezhebim zîrâ,
    İ'tîkâdımca kelb tâhirdir."



    --------------------------------------------------------------------------------

    "Bana kâfir demiş müftü efendi
    Tutalım ben diyem ona müselmân
    Vardıkta yarın rûz-ı cezâya
    İkimiz de çıkarız onda yalan"



    --------------------------------------------------------------------------------

    "Benem âşık ki rüsvâlıkda tutdı şöhretim şehri
    Yazanlar kıssa-i Mecnûn'u hep yabâne yazmışlar"
     



  3. Bercesteler

    Gönül ne gök ne elâ ne lâciverd arıyor
    Ah bu gönül bu gönül kendine derd arıyor
    * * *
    Ne tende cân ile sensiz ümmîd-i sıhhat olur
    Ne cân bedende gam-ı firkatinle rahat olur
    * * *
    Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem ölürüm
    Ne gün ki kaametini görmesem kıyâmet olur
    * * *
    Mecnun ne bilir kaaide-i nâz u niyâzı
    Aşık mı sanır kendin o meczûb-ı muhabbet



    Gazel

    Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhat olur
    Ne cân bedende gam-i firkatinde râhat olur

    Ne çâre var ki firâkınla eğlenem bir dem
    Ne tâli’im meded eyler visâle fırsat olur

    Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem ol şeb ölürün
    Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur

    Dil ise gitti kesilmez hevâ-yı aşkından
    Nasîhat eylediğimce beter melâmet olur

    Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül
    Gamın da gelse dile bâis-i meserret olur

    Nedir bu tâli’ ile derd-i Nef’i-i zârın
    Ne şûhu sevse mülâyim dedikçe âfet olur.




    Gazel

    Ârif ol ehl-i dil ol rind-i kalender-meşreb ol
    Ne Müselmân-ı kavî ne mülhid-i bî-mezheb ol

    Akla mağrûr olma Eflâtûn-i vakt olsan eger
    Bir edib-i kâmili gördükde tıfl-ı mekteb ol

    Âf-tâb-ı âlem-ârâ gibi sür hâke yüzün
    Kevkebe basdır cihânı hem yine bî-kevkeb ol

    Lâ-mekan ol hem mahallinde yerin bekle yine
    Gâh mihr-i âlem-ârâ gâh Mâh-ı Nahşeb ol

    Âşık ol amma alâikden beri it gönlünü
    Ne ham-ı gîsûya meftûn ne esîr-i gabgab ol

    Hızr'a minnet çekme var sonra dil-i Nef'î gibi
    Lûle-i âb-ı hayât-ı feyz ile leb-ber-leb ol




    Kaside
    (Der sitâyiş-i Sultan Murâd Rahmet'ullâh-ı aleyh)

    Esdi nesim-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem
    Açsun bizim de gönlümüz sâki medet sun câm-ı Cem

    İrdi yine ürd-i Behişt oldu hevâ anber-sirişt
    Âlem Behişt-ender-Behişt her gâşe bir Bâğ-ı İrem

    Gül devri ayş eyyâmıdır zevk-u safâ hengâmıdır
    Aşıkların bayrâmıdır bu mevsim-i ferhunde-dem

    Dolsun yine peymâneler olsun tehî hum-hâneler
    Raks eylesün mestâneler mutribler itdikçe nagam

    Bu demde kim şâm ü seher mey-hâne bâğa reşk ider
    Mest olsa dil-ber sevse ger ma'zûrdur şeyh-ül-harem

    Ya neylesün bî-çâreler âlüfteler âvâreler
    Sâgar suna meh-pâreler nâş etmemek olur sitem

    Yâr ola câm-ı Cem ola böyle dem-i hurrem ola
    Ârif odur bu dem ola ayş ü tarabla mugtenem

    Zevkı o rind eyler tamâm kim tuta mest ü şâd-kâm
    Bir elde câm-ı lâle-fâm bir elde zülf-i ham-be-ham
     



  4. eline sağlık KarL harika konular :f9::)