Need for Speed Undercover

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu



  1. Her sene yeni bir yapımla karşımıza çıkan Need for Speed (NfS), bu sene de geleneğini bozmadı. ProStreet ile girdiği yenilik denemeleri büyük bir hüsran olarak nitelendirilirken, Black Box bu sefer NfS’nin özüne az da olsa dönmesine karar vermiş. Eski NfS oyunlarından hatırladığımız çoğu şey kaldırıp, tekrar yenilik çabasına giren yapımcılar, bakalım bu sefer nasıl bir ‘eser’ yaratmışlar.

    Her yıl, bir önceki oyuna sadık kalmak şartıyla eklenen yeni özellikler, NfS hayranlarını genelde memnun etmiştir. Fakat son birkaç oyundur oyuncular soluklaşmaya başlayan NfS ruhundan şikâyetçilerdi. Özellikle ProStreet ile büyük yaralar alan NfS serisi, çoğu oyuncunun umudu kesmeye başlamasına dair büyük bir uçurumun ucuna doğru itti. Black Box’ın yapacağı her hareket, belli ki NfS serisinin sonunu getirebilirdi. Bu yüzden ‘yenilikçi’ duygularını bastırarak asfalt yollara geri dönmeye karar verdi yapımcılar. Biraz fazla eskiye dönmeye karar vermiş olacaklar ki, serinin son halkası, polis kovalamacalarının ağırlıkta olduğu bir yapım oldu. Her şeye rağmen, yenilik duygularını bütünüyle bastıramayan Black Box, bir kez daha zar atmayı tercih etmiş ve geçtiğimiz ay, önümüze Need for Speed Undercover oyununu koydu.
    Bu konuyu bir yerlerden hatırlıyorum?

    Undercover (UC), her zamanki gibi bizi giriş videosunun ortasına koyarak oyuna başlatıyor. Yeni oyuncular için oyuna ısınma dakikaları olarak nitelendirebileceğimiz bu bölüm, her zamanki gibi sade ve aksiyonu güzel olmuş. Konu itibariyle biraz ilerledikçe oyun, ortasına bırakıldığımız tek şeyin giriş videosu olmadığını fark ediyoruz. Yapımcıların yenilik çabalarının ilk esintileri daha bu noktadan belli oluyor. Çünkü konunun vasatlığının yanında, konudan hiçbir şey anlamıyor olmamız, “N’oluyoruz hoca!” demenize sebep olabiliyor. Birbirinden kısa ve alakasız konuşmalar içeren videolar, bizi konunun içine alma konusunda son derece başarısız. Kısaca, araba yarışları çetelerinin arasına sızmaya çalışan bir polisiz ve onların güvenini kazanarak ‘büyük balık’a yaklaşmaya çalışıyoruz. Bu arada, efsanevi NfS güzelleri, bu oyun için geçerli değil. 10-15 saniye görünüp, neyden bahsettiği anlaşılmayan Maggie Q isimli oyuncu, tek kelimeyle seriye ‘yakışmamış’. Senaryo konusunda farklı bir yol izleyip Hollywood havası yaratacaklarını söyleyen yapımcılar, umarım bu “Hollywood’”fikrinin ne denli başarısız ve gereksiz olduğunu fark etmiştir.

    Bu şehirde zaman durmuş

    Önceki NfS oyunlarında karşılaştığımız tek zamanlılık, UC içinde geçerli. Oyun sürekli sabahları geçmekte olmayıp, güneşin batışına denk gelmiş olacak ki, bütün şehir turuncular içerisinde. Bu durum ilkin göze hoş geliyor fakat belli ki Black Box, “Eşeğin ağzına suyu kaçırmak” deyimini hiç duymamış, keza bu görsel şölen(!) bir süre sonra gözlerini yoruyor. Yolların sürekli ıslak olduğu bir şehirde, batmakta olan bir güneş, sadece gökte kalmayıp yere de düşüyor çünkü. UC’ın diğer bir garip noktası ise, şehirde iç hava olayları olmamasına rağmen, çevrenin sürekli yağmur ıslatmış gibi görünmesi. Hani şehirde dolaşırken yağmur ile karşılaşsak, bu parlaklığa dair güzel bir açıklamamız olacak. Gerçi, belki de şehirde dolaşsaydık yağmura rastlayabilecektik(!) Çünkü gariptir ki, yapımcıların “Sizi yormak istemedik hacılar” dediklerinden olsa gerek, Underground oyunundaki sisteme kapak atmış hafiften. Yani yarışlara katılmak için şehirde yollar kat edip yarış noktasına gitmiyorsunuz, basit bir “Tab” tuşu, bizim yerimize bu gezme olayını ‘görünmez’ bir biçimde halledip, bizi yarışın ortasına bırakıyor. Yarışlara gelmişken, eski oynanabilirliğin kaybolduğunu söylemek gerek. Zorluk seviyesinin olmayışından gelen dengesiz yarış ve rakipler, bu duruma tuz biber niteliğinde. Fakat UC’ın en büyük bombası (!) tartışılmaz yarış içi yüklemeleridir. Ben daha önce böyle bir şey görmedim. Yarışın en heyecanlı yerinde oyun durdurup “loading” yapmak nedir yahu? NfS UC’ın en büyük darbesini bu noktada alıyor. Resmen kendinizi haberinizin olmadığı bir yarışın ortasına bırakılmış gibi hissediyorsunuz. Saatte 200 km hızlı giderken oyuncuya “Neredeyim, kimim ben” dedirtiyor resmen. Yapımcılar bu oyuncuyu ‘bir şeylerin’ ortasına bırakma konusunu abarttığını, rahatlıkla söyleyebilirim.

    Fazla makyaj, cilde zarar

    UC, makyajı bol bir oyun. Grafikler çok şaibeli, aydınlık ve göz alıcı. Yarışa odaklanamadığınız anlar oluyor anlık ışık patlamalarından dolayı. Yapımcılar oyuncuları romantik ve gösterişli bir şehirde yarış tecrübesi sunmak istemiş olsa gerek çevre ve yarış arasına odaklanmaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi. Gerçi grafikler ve çevre o kadar dikkat çekici ki, siz istemeseniz bile oraya odaklanmanıza sebebiyet veriyor. Oynanışa dair diğer bir yenilik ise, hasar mekanizması. Çok başarılı olmasa da, yeterli diyebileceğimiz bir hasar sistemi oturtulmuş. Bu durumun ayarlanabilir olması çok hoş olmuş fakat. İstediğiniz zaman bu özelliği kapatarak, 24 saat cilalı ve parlak gezen arabanızla baş başa da kalabiliyorsunuz.

    Bu oyunda para kazanmak o kadar da kolay değil

    Hele ki aklınızda, o hayalini kurduğunuz arabayı alabilmek için para biriktirmek varsa. Bahsettiğim dengesiz yarışlardan dolayı, sürekli arabanızı performans olarak yükseltmek zorundasınız. Tabiri caizce, diğerlerinin hızına yetişebilmek çok zor. Fakat bu noktada bile dengesizlikler mevcut. Kimi zaman, vasat arabanızla bile 2. Seviye arabaların bulunduğu bir yarıştan birinci ayrılabiliyorsunuz. Önceki oyunlardan hatırladığımız boss yarışları, UC’da da mevcut fakat sinir bozucu bir özellik ile. Oyun boyunca bütün boss yarışlarını kazanıp araba galerisi açacak kadar araba toplasanız bile, hiçbirini satamıyorsunuz. Bu durum, para kazanmanızı resmen köreltiyor. Araba satamamakla kalmayıp, kazandığınız araba kaliteli ise, onu modifiye etmekle uğraşırken tonla para harcıyorsunuz. Bunun en büyük sebebi, bahsettiğim dengesiz yarışların sizi yeni ve güçlü arabalar edinmeye zorlaması.
    Yapımcılar, yeni bir sistem ile polis faktörünü tekrar eklemiş yapıma. Polislerle çeşitli şekillerde kapıştığımız gibi, şehre zarar verme seçeneği de eklenmiş. Bu noktadaki amacımızın ne olduğunu çok iyi anlamamakla beraber, pek fazla sorgulamamak yerinde olur. En kötü ihtimalle çetenin güvenini kazanmak için arada sırada devlete zarar veriyoruz. Çünkü bir devlet polisinin, suçluları yakalama pahasına kendine devletine zarar veremeyeceği, bütün yarış çetelerince bilinen bir gerçek(!). Çoğu oyuncunun hayranı olduğu Drift ve Draft seçenekleri oyundan kaldırılmış ve Highway Battle, Escape ve Job olaylarına girilmiş. Highway Battle’da tek rakibimizle otobanda onlarca arabanın arasında kapışıyoruz. Belirli bir sürenin sonunda önde kalan oyunu kazanıyor. Gerçektende çok zekice düşünülmüş, müthiş eğlenceli (!) bir bölüm. Drift ile değiştirilir mi? Aynı kefeye koymam bile. Fakat itiraf etmem gerek, job bölümleri, oyuna farklı bir aksiyon katmış. Araba kaçırma, birilerini koruma, kısa bir süre içinde gerekli yere teslimat yapma durumları gerçekten eğlenceli olabiliyor. Bu sırada peşinize diğer çetenin elemanları veya polisler takılıyor genelde. Müzikler tamamen kişisel bir olay olduğu için değinmeye gerek duymuyorum. Yine de, istenildiği zaman müziklerin kapatılabildiğini hatırlatmakta yarar var.
    Gereksiz yenilik çabaları, serinin Undercover halkası ile devam etmiş. NfS serisinin düşüşe geçtiği son yıllarda, UC’ın kurtarıcı bir etken olamadığını itiraf etmek gerek. Seriyi, ProStreet gibi batırmasa da, diğer tüm oyunlardan iyi olduğunu söylemek zor. Yinede NfS hayranlarının bir çırpıda bitireceği bir oyun.

    [​IMG]

    [​IMG]