Nedim

'Biyografi' forumunda KaRL_ tarafından 1 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. ARKADAŞLAR
    BU HAFTA TANITACAĞIM DİVAN EDEBİYATI ŞAİRİMİZ NEDİM



    Nedim, 1680'ta İstanbul'da dünyaya geldi. Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşayan soylu bir aileden geldiği bilinir. Babası Mehmed Efendidir. Dedesi Musluhiddin Efendi, Sultan İbrahim dönemi kazaskerlerindendir. Nasıl bir eğitim aldığı kesinlikle bilinmiyor. Ancak bazı kaynaklardan öğrendiğimize göre Şeyhülislam Ebezade Abdullah Efendi'nin başkanlık ettiği kurul önünde sınavdan geçerek, hariç müderrisliği payesini aldı. Bir süre sonra Mahmudpaşa mahkemesinde naiplikle görevlendirildi.

    Sadrazam Ali Paşa ve Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından korundu. Nevşehirli İbrahim Paşa, şiirlerini çok sevdiği Nedim'i muhasipliğe seçti. Daha sonra ise kütüphanesinde hafızı kütüb görevine getirdi. Bütün zevk ve eğlence meclislerinde sadrazamın ve bazı devlet büyüklerinin nedimi oldu. Ramazan aylarında, sadrazam İbrahim Paşa huzurunda verilen tefsir derslerine katıldı. Sadrazam İbrahim Paşa aracılığı ile Sultan Üçüncü Ahmed'in bulunduğu toplantılara katılmaya başladı.

    Şiirleri Sultan Üçüncü Ahmed tarafından beğenildi. Bu arada Mollakırımı medresesi (1727), Sadiefendi medresesi (1728) ve aynı yıl Nişancipaşayıatik medresesi müderrisliklerine tayin edildi. Son görevi Sekbanalibey medresesi müderrisliğiydi (1730). İbrahim Paşa'nın giriştiği, doğu dillerinden tercümeler, çalışmasına katıldı. Müneccimbaşı Derviş Ahmed Dede'nin Sahaifü'l Ahbar (Haberlerin Sayfaları), Bedrüddin Avni'nin İkdü'l Cuman (İnci Dizisi) adlı eserlerini Türkçe'ye çeviren kurulda çalıştı.

    İçki düşkünlüğü yüzünden irtiaş (titreme) hastalığı ve illeri vahime (korku) hastalığı çeken Nedim'in, Patrona Halil isyanı sırasında bir buhran geçirerek öldüğü ileri sürülür. Müstakimzade'nin, isyanda kaçarken Beşiktaş'daki evinin damından düşerek öldüğünü belirten ifadesi ispatlanmış değildir.

    Nedim dinin bazı yasaklarına karşı çıkmış, bu da onu tasavvufi düşüncelerden uzaklaştırmıştır. Nitekim şair de eserlerinde kadın, içki gibi şuhane unsurları işlemiştir. Ona göre yaşamanın temel amacı dünya zevklerini tatmak, eğlenmekti.

    Başlıca eseri Nedim Divanı'dır. Mahallileşme akımının öncüsüdür. Divan edebiyatındaki soyut sevgili ve mekanlar Nedim'in şiirlerinde somuta dönüşür. Yani sevgilisi hem beşeri aşkı anlatır hem de gerçektir. Zevk, eğlence, içki şiirlerinin temelini oluşturmuştur. Soğuk ve yapmacı anlatımdan kaçınmış, anlatmak istediklerini içten bir şekilde şiirlerine dökmüştür. Bunları da daha çok gazelleriyle anlatmıştır.

    Büyük şair, divan şiirinin katı kurallarına herkes gibi uysa da, bazı yenilikler yapmaktan geri durmamıştır. Örneğin bazı eserlerinde aruz yerine hece ölçüsü kullanmıştır.

    Nedim divan şiirinde çığır açmış büyük bir şairdir. Ne var ki onun değeri öldükten çok sonra anlaşılmıştır. Şair ayrıca İstanbul aşkıyla da tanınır. Zaten İstanbul şivesi akımının da öncüsü Nedim'den başkası değildir


    [​IMG]


    [SES]http://www.fileden.com/files/2008/5/22/1924437/huzzam.wma[/SES]
     


    YAREN bunu beğendi.

  2. BERCESTE

    Bakıp o şûh ile nâz û niyâza meşk ederiz
    Gülün tebessümüne bülbülün terânesine
    ........
    Bir şeker hândeyle bezm-i şevkâ câm ettin beni
    Nîm sun peymâneyi sâkî tamam ettin beni
    ........
    Ayağın sakınarak basma aman sultânım
    Dökülen mey kırılan şişe-î rîndân olsun
    ........
    Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım
    Serd oldu hava çıkma koyundan kuzucağım
    ........
    Pek istedi efendimi iydin üçüncü gün
    Lütfeyle gel Nedimi'ne kurbânın olduğum
    ........
    Ben dedikçe böyle kim kıldı Nedîm'i nâ-tüvân
    Gösterir engüşt ile meclisdeki minâ seni
    ........
    Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden
    Lâlin öpdürtmek bu haletle mûhal olmuş sana
    ........
    Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedim
    Bir perî-sûret görünmüş bir hayal olmuş sana
    ........
    Düşmen ne denlü sahd ise de şâd ol ey Nedim
    Seng üzre gösterir zer-î kâmil ayarını
    ........
    Ey Nedim ey bülbül-ü şeydâ niçin böyle hâmûşsun
    Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi


    BERCESTELER

    Sen bî-haber hayâlin ile gûşelerde biz
    Tâ subh olunca her gece ayş u dem eyleriz
    * * *
    Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
    Benzer esîr-i turra-i cânânsın ey gönül
    * * *
    Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzâr eder
    Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
    * * *
    Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mu’tâdım
    Seni ey gül sever cânım ki cânâne hitâbımsın


    HADDEDEN GEÇMİŞ NEZAKET

    Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
    Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana

    Bûy-i gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu
    Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana

    Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem
    Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana

    Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere
    Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana

    Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş
    El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana

    Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın
    Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana

    Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden
    Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana

    Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
    Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana


    KASİDE (İSTANBUL)

    (18. Yüzyıl - Kaside der vasf-ı İstanbul ve sitayiş-i Sadrazam İbrahim Paşa)

    Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
    Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

    Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
    Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

    Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl
    Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

    Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
    El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

    Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet
    Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır

    İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek
    Gülzarların cennete teşbih hatadır

    Herkes irişür anda muradına ânınçün
    Dergahları melce-i erbab-ı recâdır

    Kala-yı meârif satılır sûklarında
    Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır

    Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî
    Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır

    Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr
    Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır

    Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş
    Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır

    Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul
    Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır

    Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın
    Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır

    Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd
    İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır

    Kûh-sarları bağları kasrları hep
    Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır

    İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç
    Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır
    ..........
     



  3. MÜSTEZAD

    Ey şûh-ı kerem-pişe dîl-i zâr senindir
    Yok minnetin asla
    Ey kân-ı güher anda ne kim var senindir
    Pinhân u Hüveydâ
    Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz
    Baş üzre yerin var
    Gül goncasısın gûşe-i destâr senindir
    Gel ey gül-i rana
    Neylersen edip bir-iki gün bâr-ı cefâya
    Sabreyle de sonra
    Peymâne senin hâne senin yâr senindir
    Ey dil tek ü tenhâ
    Bir bûse-i cân bahşına ver nakd-i hayatı
    Ger kail olursa
    Senden yanadır söz yine bazar senindir
    Ey âşık-ı şeydâ
    Çeşmân-ı siyeh mest-i sitem kakülü pür-hâm
    Ebrûları pür-çîn
    Benzer ki bu dîldâr-ı cefâkâr senindir
    Biçâre Nedîmâ


    RUBAİ

    Sâkî nigehin tamam kâr etdi bana
    Hayretle cihan yüzünü târ etdi bana
    Cahbâya bahane bulma vallah billâh
    Nitdiyse o çeşm-i pür-humâr etdi bana

    Rakkas bu hâlet senin oynunda mıdır
    Aşıkların günâhı boynunda mıdır
    Doymam şeb-i vaslına şeb-i ruze gibi
    Ey sim-beden sabah koynunda mıdır


    ŞARKI

    Bir safa bahşedelim gel şu dil-i na-şada
    Gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abada
    İşte üç çifte kayık iskelede amade
    Gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abada

    Gülelim oynayalım kam alalım dünyadan
    Ma-i Tesnim içelüm çeşme-i nev-peydadan
    Görelim ab-ı hayat akdığın ejderhadan
    Gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abada

    Bir sen ü bir ben ü bir mutrib-i pakize-eda
    İznin olursa eger bir de Nedim-i şeyda
    Gayrı yaranı bugünlük edip ey şuh feda
    Gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abada


    TAHAMMÜL MÜLKÜNÜ YIKTIN

    Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
    Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

    Kız oğlan nazı nazın şehlevend avazı avazın
    Belasın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

    Ne ma'na gösterir duşundaki ol ateşin atlas
    Ki ya'ni şule-i cansuz-ı hüsn ü an mısın kafir

    Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
    Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kafir

    Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler
    Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

    Şarab-ı ateşinin keyfi rüyun şul'elendirmiş
    Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

    Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
    Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

    Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim
    Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kafir


    GAZEL

    Murâdın anlarız ol gamzenin iz'ânımız vardır
    Beli söz bilmeziz ammâ biraz irfânımız vardır

    O şuhun sunduğu peymâneyi reddetmeziz elbet
    Anınla böylece ahd etmişiz peymânımız vardır

    Münâsibdir sana ey tıfl-ı nâzım hüccetin al gel
    Beşiktaş'a yakın bir hâne-i viranımız vardır

    Elin koy sîne-i billura rahm et âşıka zira
    Beyaz üzre bizim de pençe bir fermanımız vardır

    Güzel sevmekte zâhid müşkilin var ise bizden sor
    Bizim ol fende çok tahkikimiz itkanımız vardır

    Kocup her şeb miyânın canına can katmada ağyar
    Behey zâlim sen insaf et bizim de canımız vardır

    Sıkılma bezme gel bî-gâne yok da'vetlimiz ancak
    Nedîmâ bendeniz var bir dahî sultânımız vardır
     



  4. Tanıtım ve paylaşıma tşkler KaRL emeğinize sağlık :f40:

    Şu neyin seside alıp götürüyor beni :(
     



  5. emeğine sağlık KARL:f118: müzik çok güzeldi:f40:
     



  6. Bilgilendirme için teşekkürler Karl her hafta başka bir divan edebiyatı şairimizi tanıtıyorsun hemde bu güzel ses eşliginde bu çok harika tekrar teşekkürler..:f9: :f9: :f9:
     



  7. bilgiler ve paylaşım için teşekkürler Karl...

    müzikte dinlendiriyor insanı...
     



  8. offffffffff bayılıyorum fasıla ve okadarda değerli bir konuyu müzik eşliğinde okumak bana keyif verdi emeğine sağlık karl :f118: :f118: :f118:
     



  9. Bilgi ve paylaşım için teşekkürler Karl
    Divan edebiyatı şairlerimizi ney sesi eşliğinde okumak harika
    Emeğine sağlık tebrikler.
     



  10. Emeğine sağlık KaRL lisedeyken divan edebiyatına merakım çok fazlaydı ve her bir beyitin tercümesini yapardım.Hala okurken herbirinde ne kadar derin anlamlar yüklü ve neler anlattığı az çok tahmin edilebiliyor.
    Ney sesinin eşsiz güzelliğinde başlattığın bu paylaşım için teşekkürler her nekadar yorum yapamasamda ilgiyle takip ediyorum ve devamını da bekleyeceğiz yüreğine sağlık (+rep):f118: :f118: