neden kemalistim

'Güncel Bilgiler' forumunda yalcin26 tarafından 24 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. NİÇİN KEMALİSTİM?"

    Öykümüz Kurtuluş Savaşı yıllarında başlar.

    Kahramanlarımızın ilki, Paris-İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç
    bir Türk işadamı.
    Macaristan'da genç bir bayanla tanışır.
    Evlenme teklif eder ve evlenirler.

    İzmirli işadamı, olayı ailesine açamaz.
    Macaristan'da bir kızı olur.
    Kızına Nermin adını verir..

    Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla
    izlemektedir.

    Baba İzmir'de ölür.
    Aile, geçim sıkıntısına düşer.
    14 yaşındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur.

    Mustafa Kemal'in ülkesinde eğitim parasızdır.

    Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir.
    Annesinin haberi olmadan Türk Büyükelçiliği'ne başvurur. Ona bir pasaportla
    birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verirler. Başı
    sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.

    Olayı öğrenen annesi de ona destek verir. Üçüncü mevki bir tren
    kompartımanının tahta sıraları üzerinde, günlerce sürecek bir yolculuk
    başlar.

    Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu
    olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğun durumunu çok ilginç bulur, giriş izni de
    hemen verilir.

    Öykü uzun...

    Küçük Nermin, İstanbul'da bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan
    Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından
    yararlanır.
    İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar. Türkçe'nin
    arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.

    Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş siyaset biliminin
    Türkiye'ye girmesine öncülük edenler arasında yer alır.

    Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden
    atılmasını isteyenler çıkar.

    Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini
    yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa
    Kemal'i savunur, savunur, savunur...

    Bir oğlu olmuş, adını da Mustafa Kemal koymuştur...

    Prof. Nermin Abadan-Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini
    bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski
    öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği
    burnunda araştırma görevlisi. Deniz Baykal da sonradan yetişmişti.

    Son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yaşam
    öyküsünü anlattı bize...
    Ve sözlerini şöyle noktaladı:
    - Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de
    olmazdım. Niçin Kemalist olduğumu, öyle sanıyorum ki artık
    anlamışsınızdır...

    Çok etkilendiğim bu öyküyü yazdığımda, sonunu şöyle bağlamıştım: "Bu
    sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını
    gösterenlere adıyoruz..."

    Bakıyorum da aradan geçen zamanda, ne Nermin Hoca'nın öyküsü güncelliğini
    yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...

    Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in
    kendisi gibi!..

    Ahmet Taner KIŞLALI
    Cumhuriyet, 15 Kasım 1992