Necip Fazıl Kısakürekin Sözleri

'Güzel Sözler' forumunda ZORBEY tarafından 19 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. Necip Fazıl Kısakürek sözleri




    Necip Fazıl Kısakürek sözleri facebook

    Ne hasta bekler sabahı
    Ne taze ölüyü mezar
    Ne de şeytan bir günahı
    Seni beklediğim kadar

    Sabır, çekilen şeyi duymamak değil, ona dayanmayı bilmektir

    Arı bal yapar, fakat balı izah edemez

    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan, sen öp seccadem

    Yarın elbet bizim, elbet bizimdir;
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
    ‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur’

    Kadın ; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir kanattır

    Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim
    Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim

    Gözler, ya merhamet ya da neferetin ışıldadığı bir kandildir

    Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
    Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın

    Fikir besler, siyaset öldürür Siyaset, fikrin kendisi değil; posasıdır

    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya
    Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi
    Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi!

    imanın ticaretini yapanda, iman arama !

    1400 e bir yıl var, yaklaştı zamanımız
    Bu asırda gelir mi dersin kahramanımız

    Bir hadiseyi düşünebilmek için filozof olmaktan başka çare görmemek, düşünme hakkından vazgeçmek değil midir ?

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
    Onu ‘İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar

    Bir tohumda ; gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesiyle bütün bir ağaç gizlidir

    Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
    Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı

    Ruh, dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde bulunan hakikatlerde değil, en derin ve en gizli yerdedir Ruh, insanın tohumudur


    Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır

    Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir

    Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan
    Dakika düşelim senelik paydan
    Zindanda dakika, farksızdır aydan
    Karıştır çayını zaman erisin
    Köpük köpük, duman duman erisin

    Biz hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik; şimdi ortalık çamurdan geçilmiyor

    Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber( sav )?

    İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir

    Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
    Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?

    Akıldan büyük nimet, zekâdan da ağır yük tanımıyorum