Necip Fazıl Kısakürek Hikayeleri

'Biyografi' forumunda zamaneanne tarafından 2 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Necip Fazıl Kısakürek Öyküleri




    Necip Fazıl Kısakürek Kısa Hikayeleri




    [​IMG]

    Üstadın öğrencilerinden birisi rüyasında bütün herşeyin Allah'a secde ettiğini sadece tütünün secde etmediğini görür.
    Öğrenci rüyasını üstada anlatır.
    Üstaddan müthiş cevap gelir
    "Getir o zaman biz o kafiri yakalım"

    *******

    Kaç yaşındasın, nine?
    -71
    -Demek İstiklâl Savaşı'nda 20-21 yaşlarındaydın
    -Öyle zahir
    -O günden beri çıkmadın mı köyünden?
    -Çıkmadım
    -50 yıldır çıkmadın ha?
    -50 yıldır
    -O gün, bugün, dünya çok değişti
    -Öyleymiş
    -Bir daha da evlenmedin, öyle mi?
    -Öyle
    -Seni, ardı arkası gelmeyen sorularla sıkıyorum, değil mi?
    -Estağfurullah
    -Ne yapayım, sen anlatmıyorsun ki, dinleyeyim
    Niçin anlatmayı sevmiyorsun?
    -Sevmem!
    -Ne seversin?
    -Okumayı
    -Ne okursun?
    -Kur'an okurum
    -Okuman yazman var mı?
    -Yok! Yalnız Kur'an okurum
    -Kim öğretti sana Kur'an okumayı?
    -Babam
    -Peki, Kur'an okuyan, eski harflerle başka şeyleri okuyamaz mı?
    -Ben okuyamam Allah(cc)'ın kelâmı bana kolay gelir Öbürleri çetin, kargacık burgacıklar
    -Baban da kocan gibi zeybek miydi?
    -Babam köy imamıydı Hem zeybek diye ayrı bir cins yoktu ki Burada her mert delikanlı bir zeybekti zamanında
    -Ya şimdi
    -Şimdi herkes bebek
    -Ne oldu, nerede öldü baban?
    -Seferberlikte Hicaz taraflarına gitti, bir daha da dönmedi
    -Ne kaldı babandan sana?
    -Şu köşede gördüğün, yeşil ipek kaplı Kur'an kaldı Bir de söz
    -Nasıl söz?
    -"Kur'an'dan ayrılma!"
    -Sen o zaman 14-15 yaşlarında bir kızdın
    -Öyleydim
    -Sonra evlendin
    -Beni 19 yaşımda dayımın oğluna verdiler, evlendim
    -Tam da Yunanlıların İzmir'e çıktığı yıl
    -Çok geçmeden Yunanlı bu tarafa geldi, bir taburuyla bizim köye yerleşti
    -Anlat, anlat!
    -Ne anlatayım? Sen sor, ben söyleyeyim! Zaten herşeyi öğrenmişsin dışarıdan
    -Evet ama, senin ağzından dinlemek istiyorum Halk bir şeyi renkten renge sokar, gerçek diye birşey kalmaz ortada
    -Doğru! Kimbilir benim için de neler uydurmuşlardır!
    -Sen, tek başına, bir tabur Yunan askerini köyden kaçırmışsın!
    -Yok canım, o benim kuvvetim değil; Kur'an'ın gücü
    -Kur'an'ın gücü mü?
    -Ne sandın ya;
    Koynumda Kur'an olmasaydı hiç o işi becerebilir miydim ben?
    -Kur'an'ın, tüfek gibi, top gibi bir gücü olabilir mi?
    -Yüzbin top onun tek harfine denk olamaz!
    -Kuzum nine; söyle nasıl oldu?
    -Üç aylık kocamı cami avlusunda kurşuna dizdiler
    -Sebep?
    -Kızlara saldıran bir Yunanlıyı bıçaklayıp öldürdü diye
    -Sonra?
    -Kalktım, Yunan kumandanına gittim Sırtıma örtümü çektim, koynuma Kur'an'ımı aldım, gittim
    -Eeee?
    -Yunan kumandanı, meydan yerindeki eski jandarma karakolunda bir masa başında, çizmeli ayaklarını masanın üstüne uzatmış, oturuyordu Yanında da İzmir'in yerlisi bir rum Tercüman
    -Nasıl cesaret edebildin, aralarına girmeye?
    -Cesaret, Kur'an'ın emri Kumandan "ne istiyorsun" diye sordu -"Kocamın kanını dava ediyorum!" dedim
    Kahkahayla güldü Ayaklarını masadan çekerek doğruldu
    Alaycı bir yılışıklıkla "ne yapmamızı emir buyuruyorsunuz?" dedi Ellerimle koyumdaki Kur'an'ı sımsıkı kucaklayarak
    -Ne cevap verdin?
    -"Hemen taburunuzu alıp buradan çıkmanızı istiyorum" dedim
    -Hayret!
    -Evet kumandan, hayretinden ne diyeceğini bilemedi "Nedir, o koynunda sımsıkı kavradığın şey?" diye bağırdı Ben de bağırdım: "Dünyanın en güçlü silahı! Hepinizi tuzbuz etmeye yeter!"
    Müthiş!
    Tam o anda tercüman avaz avaz "bomba!" diye bastı çığlığı
    Akıl alabilecek gibi değil
    Daha neler var bu dünyada aklın alabileceği gibi olmayan
    Devam et!
    Kumandan dehşetle irkildi, yan yana yürümeye başladı; gözleri bende ve koynumdaki gizli silahta, arkasıyla kapıdan çıktı, meydan yerindeki askerlerine doğru yürüdü Tercüman da, iki büklüm ardında
    -Nasıl oldu da üzerine atlayıp bomba sandıkları şeyi koynundan almadılar?
    -Sıkı mı, ya onu yere bırakıp da karakolu havaya uçurtacak olursam?
    -Sonrası?
    -Sonrası, kumandan askerlerine rumca bir takım emirler verir ve onları toplarken, birdenbire müezzinin gür sesi işitildi Öğle ezanı! Kocamın tabutu da musalla taşında O anda bir yaylım ateş Olanları haber alan çeteler bir tepeciğin üstünden kurusıkı ateş ediyor Yunanlı askerler kaynaştı, ne yapacaklarını bilemediler Ben, tam o an, kollarım sımsıkı koynumdaki silahı kavramış, kapıdan çıktım, meydan yerinde göründüm Kumandan haykırdı Rumca bir kumanda Yunanlılar köy dışına doğru kaçmaya başladılar Gidiş, o gidiş
    -Demek Kur'an silahtan üstün geldi İstiklâl Savaşı'nda
    -O savaşı Kur'an'ın gücü kazandı!