Necip Fazıl Kısakürek Anıları

'Sözel Dersler' forumunda Masal tarafından 26 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Necip Fazıl Kısakürek'ün Anıları


    Necip Fazıl Kısakürek'ten Anılar


    Üstad tramvaya biner ve cam kenarında bir koltuğa oturur. Biraz sonra bikaç takım elbiseli adam gelir. bir tanesi:

    -"oradan kalkar mısınız? ben oturacağım"

    Üstad: Neden? Sizin ne ayrıcalığnız var?

    - ben milletvekiliyim!

    Üstad: Ben de MİLLETİM... der



    Üstad birgün konferans verirken cezayirli bir öğrenci kalkar ve fransızca olarak üstada " neden osmanlı yıllarca bizi sömürdü neden osmanlı yıllarca bizi sömürge olarak kullandı..." der... Üstad hiç durmadan cevabı sille misali yapıştırır...

    -" eğer osmanlı sizi sömürmüş olsa idi bugün bu soruyu bana fransızca sormazdın... " der...



    Üstad birgün mahkeme salonunda savunma yaparken baktı ki hakim anlayacak gibi değil hakima karşı yüksek sesle:

    -bu salondakilerin yüzde ellisi eşşektir... der buna bozulan hakim çabuk sözünü geri al der... üstad bu lafın altında kalır mı?... hemen sözünü geri alır ve

    -" sözümü geri alıyorum bu salondakilerin yüzde ellisi eşşek değildir..



    Talebeninin biri "hocam, ALLAH deveyi iğne deliğinden geçirebilir mi" diye sorar. "Geçirir evladım" diye cevap verir üstad. "ne iğneyi büyütür, ne deveyi küçültür. koca dünyayı senin gözbebeklerine sığdırdığı gibi geçirir".



    Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek:

    -"Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.



    Üstad hapishanede koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir, Nazım Hikmet Üstadı görünce gülerek "

    -sendemi buradasın? Şu haline bak maymuna dönmüşsün" der...

    Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet e cevabı yapıştırır...

    -" Ben de pencereye dönerim... "



    Bir akşam Mistik Şair(Necip Fazıl Kısakürek), Rasim Us'a teklifte bulunuyor:

    - Gel seninle hapishaneye kadar gidip Nâzım Hikmet'i ziyaret edelim!
    - Vakit geç... Bırakmazlar...
    - Gazeteci olduğumuzu söyler, kim olduğumuzu belirtir, girer ve görürüz.

    Gittiler, hürmetle karşılandılar ve tel örgünün arkasında Nâzımla karşılaştılar:

    - Nâzım, dedi Mistik Şair; benim rejimim olsaydı seni asardım ve bu, adaletin ta kendisi olurdu. Fakat hiçliğin rejiminden gördüğün mesnetsiz zulmü asla kabul edemeyeceğim için seni görmeye geldim!

    Nâzım Hikmet, parmakları bir maymun kavrayışiyle tel örgünün deliklerinde, çivit rengi gözleri yaş dolu, şu cevabı verdi:

    - Benim rejimim de olsa, ben de seni asardım. Ama inanmış olmanın haysiyetini ve sanatta "eski"nin en yükseği olmandaki değeri inkâr etmezdim.