Nazlı Sevgili

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Pardus tarafından 7 Mart 2010 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG] Üstad Nailî (ö.1666) yazdığı nefis gazellerinden birine şöyle başlıyor:

    Sâkî, fürûğ-ı meyden rûyında tâb göster
    Germiyyet-i hayâdan hurşîdi âb göster


    Aşağı yukarı şöyle demeye gelir: "- Ey sakî!.. Güzelliğinin şarap gibi sarhoş eden aydınlığını yüzüne bir ışık olarak yansıt (veya yakıcı bir ateş gibi yanağına yansıt) da güneş, hayanın hararetinden dolayı bir su (ter damlası) görmüş olsun."

    Sufilerin sembollerle dolu dünyasında sıradan söyleyişlerle alelade hayat hallerini anlatarak derin ruh meseleleri anlatılabilir, felsefi çözümlemeler yapılabilir. Yukarıdaki beyitte Nailî üstat da böyle yapıyor ve on kadar kelimeyle bir yığın meseleye çözüm getiriyor. Ona göre sevgilinin yanağı, güneşin hem ışık, hem de sıcaklığını taşır. Bu durumda yanağın üzerinde gösterdiği su damlacığı o ateşi söndürme maksadını güdüyor olacaktır. Çünkü aradaki ateş ortadan kalkınca, âşık da sevgiliye ulaşmaya yol bulur. Aradaki ateşin sönmesi sevgilinin âşık ile arasında yürürlükte olan utanma ve hayayı bir kenara bırakması demektir ki bu durumda âşık ile maşuk yekvücut olur (vuslat); ikilik ortadan kalkar "bir"lik başlar. Seven ile sevilenin bu yolla buluşmasına sufiler "fena (âşıkın sevgilide yok olması)" derler. Fena ise her iki manada da aşkın sonlandığı nokta sayılır.

    Üstat, beyitteki kelimeleri sıralarken söz konusu ettiği su damlacığını sevgilinin yanağı yanında âşıkın gözünde de düşündürecek şekilde düzenlemiştir. Bu durumda anlam bir kat daha güzelleşir. Sevgilinin güneş yüzüne bakan âşıkın gözünden hemen yaş gelivermesi (çünkü güneşe bakanın gözü yaşarır), sevgiliyi ne derece çok sevdiğine işarettir. Âşık, eğer sevgiliyi görünce ağlaması gelmiyorsa aşkında hakikat sırrı yoktur. Bu yüzden âşıklar sevgiliyi görünce başlarını yere eğer, yüzlerine bakamazlar. Baksalar yanaklarındaki güneş parlaklığı gözlerini alır ve her şeyi sevgili olarak görmeye başlar, onun nurunda boğulurlar.

    Beytin ikinci dizesindeki "hurşîde" kelimesi Nailî divanının elyazması nüshalarından birinde "hurşîdi" biçiminde yer almıştır. Bu durumda beytin anlamı bambaşka bir şekle girer ve şöyle demek olur: "- Ey sakî!.. Güzelliğinin şarap gibi sarhoş eden aydınlığını yüzünde bir ışık olarak yansıt (veya yakıcı bir ateş gibi yanağına yansıt) da utanma hararetinden dolayı güneşi bir su halinde göster (yani güneş sendeki aşk parlaklığının, aşk ateşinin karşısında
    hayasından su gibi erisin)." DEVAMI>>>


    i.pala@zaman.com.tr
     



  2. Cevap: Nazlı Sevgili

    Arzularımızı yerine getirirken naz eden Sevgili'yi (Yaradan'a) şükürler olsun!.. :):)