Nazım Hikmet'in Öteki Defterleri

'Kitap özetleri' forumunda YAREN tarafından 22 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. Nazım Hikmet'in Öteki Defterleri

    Memet Fuat arşivi düzenlenirken, Piraye’ye yazılmış mektupların bulunduğu sandıktan çıkan, yarım kalmış ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış roman ve hikâye parçalarıyla dolu defterlerden 160 sayfalık yeni bir Nâzım Hikmet kitabı hazırlandı. Piraye’nin 5 Mart 1938 tarihli mektubunun görseliyle başlayan kitapta “Orası” adlı yarım kalmış bir roman, kitapta yüz sayfalık bir bölüm oluşturuyor.

    “Bir defter al, her gün duyduklarını yaz. Eminim ki mektupların kadar güzel olacaktır”
    (Piraye)

    “İnsanların arasından ayrıldığım vakit karaya vurmuş hazin bir palamuda benzerim.”
    (Nâzım Hikmet)

    Eylül ayında Yapı Kredi Yayınlar’dan (YKY) çıkacak Öteki Defterler’le ilgili yayınevi notları ve defterlerden alıntılar:

    * Dört defter tutan “Orası”, hapishane ortamını ustalıkla betimleyen, birbirinden ilginç çok farklı tiplerin birarada anlatıldığı bir roman. Buradaki kişilerin ve olayların ne kadar gerçek olduğunu Nâzım’ın hayatını yakından bilenler görebilir. Yani hem kendisinin hem Piraye’nin izini sürmek, sözü edilen bazı siyasi olayları tarihi gerçeklerle karşılaştırmak mümkün.
    * Bir deftere dört bölümü yazılabilmiş “Zeytin ve Üzüm Adası”, İmroz adasında geçen, kısa ama roman kıvamında bir anlatı.
    * Adını “Bayram” koyduğumuz isimsiz metinde 1930’lu yılların Yüksekkaldırım ve Tünel çevresinin renkli dünyası, mübadelenin bıraktığı izler bütün güncelliğiyle aktarılıyor.

    Piraye’ye hitaben yazıldığından, adını “Piraye’ye” koyduğumuz son metinde ise Nâzım, hapishanedeki düşlerini güçlü imgelerle, bir mektup sıcaklığıyla vermiş.


    PİRAYE’YE ADLI BÖLÜMDEN...

    Şimdi bunları ot yatağa o ilk uzanışımdan üç ay sonra yazmaya başladığım için o akşam saatlerin hesabını bitirince daha ne gibi işlerle uğraştığımı iyice hatırlayamıyorum. Fakat mutlaka düşünmüşümdür. Hareket hürriyetinden mahrum edildiğim zaman sınırsız bir düşünce hürriyetine kavuştuğumu ve böyle günlerimde resim seyreder, ses duyar, hatta yemiş yer gibi düşündüğümü sana birçok defalar söylemiştim. Herhalde o akşam da bu eski iptilaya tekrar kavuşmamın zevkiyle işin sefahatına kadar varmışımdır. Buna eminim.

    Soğuk. Soba sönmüş. Dar, uzun battaniyemin altında yapayalnızım. Halbuki bilirsin ki ben en iyi yazılarımı sokakta kalabalığın arasında dolaşarak yazmışımdır, evde okuduğumu anlamak için çocuklarımın gürültüsüne muhtacım ve insanların arasından ayrıldığım vakit karaya vurmuş hazin bir palamuda benzerim.