NATO Ve Türkiye

'Güncel Bilgiler' forumunda Sibel tarafından 28 Nisan 2010 tarihinde açılan konu


  1. Güvenlik ihtiyacı insanoğlunun var olduğu günden beri sürekli olarak söz konusu olmuş, ihtiyaçlar sıralamasında ilk basamakta temel ihtiyaçlar bölümünde- ele alınmıştır.Tarihin her döneminde olduğu gibi, bugün de insan hayatını tehdit eden unsurlar içerisinde tehdit derecesi en yüksek olanı terörizmdir. Çünkü terör, hak, hukuk, insan hakları, masum-suçlu kavramlarını dikkate almaksızın hedefe varmak için legal-illegal bütün yolları kullanabilmektedir. “Terörün ırkı, dini, milliyeti, bayrağı ve ideolojisi olmaz. Neticede masum insanları amacına ulaşmada bir araç olarak kullanır. Dünyada merhamete lâyık olmayan en ağır insanlık suçu terördür.

    Terörün dış destek olmadan varlığını devam ettiremeyeceği gerçeğini göz önünde tutacak olursak “Terörizm, hele hele uluslararası terörizm, mutlaka bir devletin himayesinde gerçekleşir. En azından tarihi açıdan bu böyle... terör artık düşük yoğunluklu savaş şekline bürünmüştür.”

    11 Eylül saldırıları terörün yapısında ve şiddet boyutunda da önemli değişimlere neden olmuştur. Terör örgütleri artık 11 Eylül saldırılarını örnek bir eylem olarak gösterecek ve bu tür eylemleri gerçekleştirme gayreti içine girebilecektir. Dolayısıyla terörün, vurma, kırma eylemlerinden nükleer, biyolojik ve kimyasal terör yöntemlerine başvurma olasılığı artmıştır.

    Dünyanın süper gücü olarak gördüğü ABD’nin bile böylesine korkunç bir eyleme maruz kalmasıyla artık hiçbir devlet kendini güvende hissedemeyecektir. Dolayısıyla ülkeler teröre karşı işbirliği yapmak için kendilerini zorunlu hissedeceklerdir. Böylece küresel terör küresel ittifakı da beraberinde getirmiştir.
    11 Eylül 2001 tarihinden önce terörü önlemeye yönelik uluslararası birçok toplantılar yapılmış ve kararlar alınmıştır. Ancak bu kararlar ülkelerin terörizme farklı bakış açıları nedeniyle etkinlik kazanamamıştır. Çünkü bir devletin terörist kabul ettiğini diğer devlet veya devletler özgürlük savaşçısı kabul edebilmektedirler.

    11 Eylül saldırılarının ardından dünyada teröre karşı yoğun bir hareketlilik başlamış, NATO’da ve AB’de olağanüstü toplantılar düzenlenerek teröre karşı yeni kararlar alınmış ve mevcut tedbirler yeniden gözden geçirilerek güçlendirilmiştir. Terörle ilgili tüm kavramlar ve teröre yaklaşımlar değişmiştir. Bu değişim hem tüm insanlığı hem de tüm devletleri etkilemiş durumdadır.


    NATO’nun Tepkisi:
    Asrın en korkunç terörist saldırılarının ardından bir gün sonra konuyu görüşmek üzere Belçika'nın başkenti Brüksel'de büyükelçiler nezdindeki 19 üyeli NATO Daimi Konseyi acil olarak toplanmıştır. Konsey, tarihi bir karar alarak ittifakın 5'inci maddesini yürürlüğe sokmuştur. Böylece NATO, kurulduğu 1949 yılından bugüne kadar ilk kez üye ülkelerin altına imza attığı ittifak anlaşmasının 5'inci maddesine ilk kez işlerlik kazandırma kararı almış oldu.

    5. Madde özetle şöyle diyor:

    “NATO müttefikleri, Avrupa’da ya da Kuzey Amerika’da bir ya da daha fazla müttefike yapılacak olan bir silahlı saldırıyı, kendilerine, bütün müttefiklere yapılmış bir saldırı olarak değerlendirecekler ve bu çerçevede, Kuzey Atlantik bölgesinin güvenliğini tesis etmek ve korumak üzere saldırıya uğrayan taraf ya da taraflara askeri güç de dahil olmak üzere tek başlarına ya da diğerleriyle birlikte hareket ederek yardımcı olacaklardır.”6

    11 Eylül saldırıları, uluslararası güvenlik yapılanmasında milât sayılan bir dönüşümü etkisi oluşturmuştur. Uluslararası terörizmin başlattığı bu hareket, dünyada terörizmle mücadelenin derinliğinin ve genişliğinin artmasına sebep olmuştur. Terörün barındığı yerde yok etme stratejisi, uluslararası bir tercih halini almıştır. Yani 11 Eylül saldırıları terörizme karşı savaşta ülkelerin ortak hareket etmesine ve ciddi adımlar atmasına sebep olmuştur. Bu da Türkiye’nin yıllardır uğradığı haksızlığın bir nebzede olsa azalmasına sebep olmuştur.

    Yıllardır terör belasından maddi ve manevi anlamda ağır sıkıntılara maruz kalan Türkiye’nin, daha önceden NATO’ya müracaat ederek NATO’nun 5. maddesine işlerlik kazandırılmasını talep etmesine rağmen bu konuda olumlu herhangi bir gelişme sağlanamazken, 11 Eylül saldırılarının ardından NATO’nun düzenlediği olağanüstü toplantılarda, söz konusu 5. madde derhal gündeme getirilip harekete geçirilebilmiştir.

    Bütün bunlar terörle mücadelede güzel gelişmelerdir, ancak 11 Eylül’e kadar bu tedbirler söz konusu olmamıştır. Bu da teröre karşı mücadelede ülkelerin bazı ülke halkı için ne kadar duyarlı olduğunu göstermektedir.

    Sonuç olarak eğer teröre karşı etkin ve köklü çözüm üretilecekse ülkeler ve halklar ayrımı gözetilmemelidir. Dünyanın hangi ülkesinde yaşarsa yaşasın insan her zaman insan olarak algılanmalı ve kimsenin kendisinin diğerinden üstün görmeye hakkı olmamalıdır. Meseleye bu açıdan yaklaşılırsa uluslar arası terörizmle mücadelede önemli bir mesafe kat edilmiş olacak, aynı zamanda insanları teröre iten sebeplerinde önüne geçilmiş olacaktır.