Nasrettin Hocanın Az Bilinen Fıkraları

Konusu 'Komik yazılar' forumundadır ve EyLüL tarafından 9 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. EyLüL Üye


    Nasrettin Hocanın Bilinmeyen Fıkraları



    Nasrettin Hocanın Az Bilinen Fıkralarından Örnekler


    Ağzına Ot Tıkmışlar


    Bir gun Hoca'nin bir koye gidecegi tutmus. Oyle sicak bir gunmus ki, kus bile kanadini kimildatmiyormus. Boylesi gunde yola cikmak delilik degil de nedir! Yorgunluk bir yandan, susuzluk bir yandan Hoca'nin imanini gevretmis, su yokusun basinda, su inisin dibinde derken, Allah onune bir cesme cikarmis.. Hemen, oluguna sokulan tikaci cikarip agzini dayamis ama, oyle bir akisi varmis ki, ustu basi islanmis; neye donduyse donmus. O zaman Hoca bir lahavle cekip:
    Tevekkeli degil, boyle deli deli aktigin icindir ki, agzina ot tikamislar ya senin! demis.


    Bal Ekmek

    Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmis. Nasreddin Hoca bayat ekmegi disi kesmeyince sinirinden bali kasikla yemeye baslamis. Ev sahibinin gözü yerinden oynamis :
    -Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanin içini siyirir, demis.
    Nasreddin Hoca hiç ses çikarmadan bali bitirmis ve :
    -Kimin içinin siyrildigini Allah biliyor, demis.

    Çömlek Hesabı

    Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre
    zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan'da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.
    On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek
    alır bir yığın ufak taş toplar.
    Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan'ın kaçı olduğunu
    öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.
    Hoca'nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca'ya küçük bir şaka yapmak ister.
    Bir gün gizlice Hoca'nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır.
    Sonra doğruca Hoca'nın yanına gider ve sorar:
    -- Hocam, bugün Ramazan'ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık.
    Bana Hoca'ya gir danış. O bilir, dediler.
    Hoca:
    -- Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca., çömleğin yanına gider. İçindeki taşları
    saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
    -- Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz! diye söylenir.
    Soru soran adamın yanına geri gelir:
    -- Bugün Ramazan'ın altmış ikisi der. Adam:
    -- Aman Hocam! Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?
    Hoca:
    -- Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim.
    Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan'ın yüz yirmi dördü idi. der

    Beş Kuruş


    Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle,
    -Ne curetle vuruyorsun!
    Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
    Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
    Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
    -Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
    Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
    Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner.
    Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
    -Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
    Gelirse soyle one, 5 kurusu sana versin


    Kör Döğüşü

    Nasreddin Hoca, gençliğinde dilenen bazı insanlar görür. Epey bir zaman adamları inceler.
    Dilenciler kör oldukları için çevredeki insanlar onlara pek çok yardım verirler.
    Fakat dilenciler bir türlü doymak bilmezler.
    Hoca, dilencilerin yanlarına yaklaşır. Cebinden para kesesini çıkartıp şakırdatır. Sonra dilencilere:
    -- Alın bu paraları da aranızda bölüşün, diyerek yanlarından uzaklaşır.
    Adamları tekrar gözlemeye başlar.
    Kör dilenciler, para kesesinin içlerinden birine verildiğini sanarak parayı kapmak için birbirlerine girerler:
    -- Kese sende!
    -- Ben de yok sende!
    --Çabuk benim payımı verin, yoksa ben size yapacağımı bilirim! gibi sözlerle açgözlü dilenciler, birbirlerine vurmaya, küfretmeye başlarlar ama keseyi de bir türlü ele geçiremezler.
    Hoca bunları gözlerken:
    -- Hey gidi açgözlü iki dünya körleri hey! diye söylenirken biri:
    -- Ne oluyor Hoca? diye soru sorar. Hoca:
    -- Ne olacak, kör döğüşü nedir bilmiyorsan öğren, der.

    Dünya Kaç Metre

    Arkadaslarindan biri Hoca'ya sorar:
    -Hoca, dunya kac metre?
    Tam o sirada bir cenaze geciyormus yanlarindan. Hoca onu gostererek:
    -Ona sor! Bak, ölçmus bicmis, gidiyor!..


    Hatim İndiririm

    Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
    - Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
    - Ne olmus yani?
    - Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
    Hoca güldü :
    - Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!...


    Bu Perdeyi Ben Buldum



    Bir ahbap topluluğunda Hoca'nın eline iş olsun diye, bir saz tutturmuşlar :
    -Hadi bize güzel bir şeyler çal da dinleyelim! demişler.
    Hoca, sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmaya ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmaya başlamış :
    -Ama Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır?Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek...
    Hoca, elindeki sazı dımbırdatmayı sürdürürken :
    -Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben buldum işte.Niçin boşu boşuna gezinip durayım, demiş

    Kadının Adabı

    Bir gün Nasreddin Hoca eşeği ile giderken kadıya rastlamış.Kadı Hocayla alay edip :
    -Hocam, iki kardeş nereye gidiyorsunuz? diye sormuş.
    -Evet efendim, kardeşiniz "canım sıkıldı bir ahbabın evine götürün" dedi de onu sizin eve götürüyorum.Size rastladık yolumuz kısaldı, diye cevap vermiş Nasreddin Hoca

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş