Nasreddin Hoca Kimdir

'Biyografi' forumunda Wish tarafından 29 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Nasreddin Hoca


    Nasreddin Hoca 1208 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğdu. Babası Abdullah efendi köyün imamı idi. Ondan sonra Hoca köyünde imamlık yaptı. 1236’da Konya’nın Akşehir ilçesine göçtü ve Seyyid Mahmud Hayranî’ye bağlandı. 1284 yılında orada öldü. Türbesi de oradadır.


    Fatih’in hocası ve İstanbul’un ilk kadısı Sivrihisarlı Hızır Bey, Nasreddin Hoca’nın sülâlesindendir. Hortu köyünde Hoca’nın neslinden insanların mezarları bulunmaktadır. Oğlunun mezarı Sivrihisar’ın Sultana köyündedir. Kendi türbesinin yanında da kızının mezarı vardır. Hakkında bilgi veren kitaplar onun, iki kere evlendiğini, iki kızı ve bir oğlu olduğunu yazmaktadır.


    Nasreddin Hoca kadar millî kültürümüze mal olmuş ikinci bir kişi yoktur. O, 250 milyonluk Türk dünyasında, İslâm aleminde bilinir, sevilir. Azerbaycan’da Molla Nasreddin, Kazakistan’da Koja Nasreddin, Özbekistan’da Nasreddin Efendi'dir.


    Nasreddin Hoca, “efsaneleşmiş bir halk filozofudur”. Fıkralarının tamamında sağlam bir dünya görüşü vardır. Herhangi bir aşırılığa onun zıddı ile karşılık verir. Yıkıcı değil yapıcıdır. İnsanı önce güldürür, sonra düşündürür. Her sözünde bir hikmet vardır. Günlük hayatın her safhası onun fıkralarında yer alır.


    Nasreddin Hoca, Türk milletinin mizah anlayışının ve zekasının sembolüdür. Bu sebeple de, her çağda yeniden ortaya çıkmakta, kendisine ait olmayan fıkralar bile onun adı ile nakledilmektedir. Nasreddin Hoca hakkında yazılan ilk kitapta (Hikâyat-i Kitab-ı Nasreddin) 43 fıkra var iken, 1676’da yazılan kitapta 112, 1822’de 160, 1958’de ise 445 Nasreddin Hoca fıkrası kayıt edilmiştir. Bugünlerde fıkra sayısının 500’ün üzerinde olduğunu söylemek mümkündür.


    Nasreddin Hoca’nın atasözü olan hikmetli ifadelerinden bazıları:


    Acemi bülbül bu kadar öter.
    Ağaçtan öteye yol gider.
    Bilenler, bilmeyenlere öğretsin.
    Biz senin gençliğini de biliriz.
    Buyurun cenaze namazına.
    Dağ yürümezse derviş yürür.
    Damdan düşen bilir, damdan düşenin halini.
    Dostlar alış-verişte görsün.
    El, elin eşeğini türkü çağırarak arar.
    Ölme eşeğim ölme…
    Parayı veren düdüğü çalar.
    Ye kürküm ye!
    Yiğidin malı göz önünde gerek.
    Yorgan gitti, kavga bitti.


    Deyim olan sözlerinden bazıları:


    Araba tekerleği kadar.
    Bindiği dalı kesmek.
    İpe un sermek.
    Kuşa benzetmek.
    Sermayeyi kediye yüklemek.
    Tavşanın suyunun suyu.
    Ya tutarsa…
    Yok, devenin başı