müzik neden vardır

'Ders çalışıyorum' forumunda anniccha tarafından 29 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. neden hayatta müzik vardır

    Duyduğumuz her ses içinde diğer sesleri de barındırır. Bir tek nota veya ses duyduğunuzda sistematik olarak peşinden belli sesleri tekrarlar. Buna müzikte doğuşkanlar denir. İlk duyulan sesin peşinden ondan çok daha az miktarda tınlarlar. Burada istemeden de olsa biraz terimsel konuşmam gerekecek. Duyduğunuz bir ses -genelde do sesi örnek olarak verilir- Peşinden 8 lisi( bir oktav üstte do), 5'lisi (sol sesi), tekrar 8'lisi ( do), 3 lüsü (mi) diyerek sesler sıradan duyulur. Bu duyumda derinliği sağlar. Beyin bunu sesin doygunluğu olarak algılar. Yani bir ses duyulduğunda peşinden başka sesler de duyulur. Bunu zaten insan kulağı hisseder. Peki nasıl? Bu doğuşkanlar tek bir koşulla duyulurlar. Onu çıkardan nesnedeki titreşen her neyse o an yanınızda titreşmelidir. (yani her hangi bir aktarım veya ortam değişikliğine uğramamış olması gerekir) Mesela bilgisayardaki sesler. Bunlar aktarım yaşadığı için doğuşkanlarını kaybederler. Kabaca sesin o an yanınızda üretilmesi gerekir. (Emek güzel şey) Sadece bir sesten bahsediyoruz, bunu aklımızda tutalım. Bu sesin her hangi bir şekilde kaydı yapıldığında günümüzde var olan hiçbir ses teknolojisi içindeki doğuşkanları da kayıt edemez. ( Burada bir parantez kayıt edilen seslerin üzerinde mastering işlemlerinin amacı işte bu kaybolan hislerin ve sunileşen seslerin orijinaline yakınlaştırma çabasıdır. Örnek reverb veya ekonun verilmesinin en temel sebebi bundan dolayıdır, yani kandırmaya çalışır bizi. Kayıt edilen bu gibi sesler doğuşkanlık özelliğini yüksek oranda kaybeder.) Kaldığımız yere geri dönersek bir ses içinde sistematik olarak belli sesleri de barındırır. Bu seste derinlik hissi yaratır. Ben bunu resimdeki derinliğe benzetiyorum. Orada da bir yanılsama var. Aslında gerçek anlamda derinlik resimde yok ama suni olarak yaratılıyor.
    Bundan dolayıdır ki mesela bir ses düşünün. Kaba tabiriyle çok ince olsun. Siz bunu kaydettiniz ve bilgisayarınızda winamp üzerinde dinliyorsunuz. Bu ses ortalama olarak (üzülerek yazıyorum) 4000 hertz civarında olsun. Oldukça ince bir ses piccolo gibi bir enstrüman da elde edilir. Siz bu ses çalarken ekolayzır bölümünden en kalın ses bölgesindeki sesleri değiştirin. Aslında o sesin bulunduğu alanla ilgisi olmayan bir bölge burası. (Mesela 100 hertz gibi) Bizim duyduğumuzseste bir değişme olduğunun farkına varırsınız. Peki bunun sebebi ne?
    DENGE
    Bir resim düşünün içerisinde bir çok renk barındırsın. Mesela içinde 6 değişik renk olsun. Kırmızı, mavi, sarı, yeşil, beyaz, siyah. Bunları değiştirebiliriz de. Bu renklerden oluşan bir resme baktığımızı farz edelim. Sonra içinde sadece kırmızıyı veya siyahı çıkaralım. Aynı göz sadece bir renk çıkartılmış bir resme bakıyor ve sadece kırmızı yok. Yani diğer renklerin bundan etkilenmemesi lazım. (Diğer bir değişle sizin bundan etkilenmemeniz lazım) Ama ne yazık ki etkileniyor. Baskın renk olan kırmızı çıkınca diğer renkler içerisinde yeni bir dengelemeye gidiyor. (Tekrar belirtiyorum bu sizin algınız ama her şey de öyle değil mi zaten) Yüzdeler değişiyor, sizin algılama boyutunuz değişiyor. Bu anlatmaya çalıştığım olay ile winamp gibi bir müzik dinleme programındaki olay birbiri ile aynı aslında. Var olan her şey kendini diğerine göre konumlandırıyor. (Bunu algımızın yaptığını tekrar belirteyim, sonradan bana fırça atmasın kimse)
    Yani bir ses kendi içinde bazı sesler barındırıyor (ki bunlar hiç bir zaman değişkenlik göstermeyen sesler). Doğuşkanlar. İşte bu doğuşkanlar armoninin temel çıkış noktası. Bilinçli olduğunu söylemek biraz saflık olur. Yani insanlar akustik ortamda bunları öğrendiler de böyle bir noktaya mı vardılar. Tabi ki hayır. Hayatımızda neyin teorisi pratiğinden önce geliyor ki? Bu var olanın algılanması sadece.
    İşin özü armoni ihtiyaçtan başka bir şey değil.