Müziğin tarihçesi nedir kısaca

'Etüt Merkezi' forumunda Burcu tarafından 25 Şubat 2015 tarihinde açılan konu


  1. ESKİ YUNAN VE ROMA
    Çağımız uygarlıklarının köklerinin büyük ihtimalle eski Yunan uygarlığına dayandığı kabul edilir. Aristo’nun talebesi Aristokseros’un liderliğiyle ritim ve ezgi kuralı tespit etmiştir. Okullarda müzik, dilden ve matematikten önce gelmiş, çalgı çalmak 30 yaşına kadar mecburi tutulmuştur. Yunan müzik kuramı, notalar, aralıklar, makamlar, dizi sistemleri, perdeler, modülasyon ve melodik kompozisyon olarak 7 başlık altında toplanır. Çalgı müziğinde parmak işaretlerinin bulunması “Tabulatur” yazısının orijinini gösterir. Romalılar “modları” Yunanlılardan almışlardır.

    ORTAÇAĞ MÜZİĞİ
    Ortaçağ çoksesliliğin gelişmesine ve uluslararası sanat müziğinin doğmasına şahittir. Kilisenin papazları kilise içine çalgısal müziğin girmesini yasaklamıştı. Müzik tek sesli, Tanrıya adanmış, duaları kolay ezberletmeye yarayan bir araçtı. Boethius, bir müzik yazısının yaratıcısı olarak bilinir. Latin alfabesinin A’dan P’ye kadar 15 harfi kullanılıyordu. A sesi LA, B sesi Sİ, C sesi DO’ya karşılık geliyordu. Bugün Almanya, İngiltere gibi ülkelerde sesin harflerle gösterilme kuralı Boethius yazısına uzanmaktadır. Papa Gregorius (M.S. 540-604) kiliselerdeki dinsel ezgileri yeniden düzenledi. Böylelikle kilise müziği repertuvarı oluştu.Eşliksiz, ölçüsüz, serbest ritim kullanılan ve Latince sözlere dayanmıştır. Ayrı olarak Gregorius, Ambrius’un 4.yy’da düzenlediği ve adına “autentique” dediği 4 kilise makamına 4 makam daha ilave etmiştir. Bunlara plagal makamlar denir.

    ROMANESK DÖNEM (1000-1150)
    Avrupa’da çok sesliliğe giden yolda temel adımlar atılmıştır. Boethius harf sistemiyle başlamıştır. 11.yy’dan neumalar dizelerin ilk örneği sayılabilecek çizgiler üzerine yazılmaya başlanmıştır. Rahip Guido 1030 senesinde Elinin parmaklarındaki girinti ve çıkıntılarla metnin ilk hecelerini yazar. Nota ve dizek kavramını müzik tarihine getiren kişi Guido d. Arezzo’dur.
    Romanesk dönemin bir diğer özelliği ilkel çok seslilik dediğimiz “Organum”dur. Bu dönemde, dinsel müziğin en olgun ve ergin biçimi Katolik kilisesi merasimlerinde yer alan ayin müziği “missa, messe” idi.

    GOTİK DÖNEM (1150-1460)
    Bu dönemde şövalyelik anlayışı değişir. İnce duyguların, sevginin bulunduğu bir biçime dönüşmüştür. Avrupa derebeylerinin şatolarında ozanlar yavaş yavaş kilise baskısından kurtularak, dünyasal konulu ve hayat sevinciyle yüklü ezgiler ortaya koymuşlardır. Gregorius müziğinden uzaklaşmış ve kullandıkları modlara gittikçe yarım sesleri, bilhassa fa diyez ve do diyezi sokmuşlardır. Tüm Avrupa’da Sokak şarkıcıları türedi. Bunlar çalgılarında ustaydılar.

    RÖNESANS
    Rönesans Orta çağ döneminin çözülüp Yeni çağı oluşturacak düşüncenin belirmeye başladığı dönemdir. Kilisenin bağnaz baskısından kurtulmaya çalışan insan, bu dünyanın yalnız ölümden sonrası için hazırlık aşaması olmadığını, bugünün yaşanması gerektiğini anlar. Rönesans ile başlayan yaşam sevinci ile oluşan danslar ve danslarda da çalgılar artar. Çalgılar yalnız eşlik etmekle kalmaz, vokal müzikten bağımsız bir çalgı müziği gelişir. Martin Luther’in, kilisenin müzik dünyasına en ehemmiyetli katkısı “koral” isimli ilahi biçimini geliştirmek olmuştur. 15.asrın ikinci yarısı müzik tarihinde “Geç Rönesans” veyahut “Altın çağ” olarak bilinir. Bu dönemde İtalyan besteciler müzikte egemenliği ele alırlar.
     



  2. ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ
    Aslında müzik sanatındaki romantizm, bugün kullanılan romantiklikten, Chris de Burgh’ün müziğinden ve Kenny G’nin sololarından farklıdır. Müzikte “romantizm”, doğru bir şekilde, 19.asrın başlarından 20.asrın başlarına kadar yapılmış olan müziğe denir.
    19.asırla beraber besteciler yapıtlarını yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardı. Bu bilhassa opera ve senfonik şiirlerde dikkat çekiyordu. Bu dönemdeki sanatın sosyolojik yapısına baktığımızda bunun tüm sanat dallarını etkilediğini görüyoruz. Sözgelimi, Scott’ın tanınmış romanı The Bride of Lammermoor(1819), 1821 senesinde Fransız ressam Delacroix’nın bir tablosuna konu olurken, 1836′da Donizetti tarafından opera yapıtı haline getirilmiştir. Genel manasıyla sanattaki romantizm akımının bir hayli teması müzikte de yerini almıştı (natüralizm, idealizm, nasyonalizm gibi).

    ÇAĞDAŞ DÖNEM MÜZİĞİ
    Bu dönemi adlandırmada genel kabul görmüş bir terim yoktur. Modern Müzik veya 20. Yüzyıl müziği gibi adlandırmalar yapılabilirse de bu isimlendirmeler bilhassa ikincisi dönemin ortalarında yaşamış olan Rachmaninov, Sibelius ve R. Strauss’ u da kapsadığından uygun olmayabilir.Yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. Asır romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır.
    Yeni müzik Alman Avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği her şeye bir baş kaldırıyı simgeler. Değişik besteciler değişik tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. Bu müzik türünde Empresyonizm, Romantizm veyahut Barok dönem de olduğu gibi belli bir stil veyahut kalıp yoktur. Besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine birini tecrübe ettikten sonra bir başkasına geçmekte bir mahzur görmemişlerdir.
     


  3. Demet

    Demet Editör


    Müziğin tarihçesi nedir kısaca

    Müziğin tarihte ilk nasıl ve nerede ortaya çıktığı ve ne amaçla kullanıldığı konusu uzun yıllar süresince müzik araştırmacı ve teorisyenlerinin üzerinde düşündükleri bir soru olagelmiştir.

    Antik yunanda müzik çok ciddi bir işti ve bütün iyiliklerin kaynağı olarak görülüyordu. Her toplumsal olayın kendine ait bir müziği ve kendi arasında belirlenmiş sıkı kaideleri vardı.

    Araştırmalara kaynaklık edebilecek ilk kaynakların son 400 -500 seneye ait olduğunu, son zamanlarda da kullandığımız tam ve gelişkin nota yazısının ise 150-200 senelik bir geçmişi aydınlattığını görülür. Müziğin Mısır, Hindistan; Suriye ve Antik Yunan’da din etkisi altında geliştiği fikri ne kadar karanlık ve kanıtsız olsa da müzik araştırmacıları bu fikir üzerinde birleşmekte ve küçük nüans farklarına karşın hepsi de kiliseyi müziğin esas gelişiminde başlangıç noktası olarak kabul etmektedirler.

    Kilise, ibadetlerde birlik ve bütünlük sağlamak amacıyla (eğlence müziği ve din dışı müzik türlerini baskı altına almaya ve yasaklamaya çalışmasına karşın) müziğin insan ruhu üzerindeki tesirinin farkında olduğundan dinsel muhtevalı koro -orotoryo ve madrigal gibi müzik türlerinin gelişimini desteklemiştir.
     



  4. LK ÇAĞ UYGARLIKLARINDA MÜZİK ( M.Ö.4000-M.S. 300 )
    İlk çağ uygarlıkları içinde yer alan her toplumun kendine has bir müziği vardı. Ancak günümüze hiç biri gelememiştir. Anadolu’da kurulan Hitit, Frigya ve Lidya gibi uygarlıklarında müziğin dinsel merasimlerde bulunduğu bilinmektedir. 1859 senesinde Çanakkale yakınlarında bulunan ve M.Ö. 400 senesinden kalma çalgının, dünyanın en daha önceki ahşap çalgısı olduğu ileri sürülmektedir.

    MEZOPOTAMYA’DA İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI
    Sümer, Akad, Ur, Babil ve Asur devletlerinde canlı bir müzik ortamı gelişmiştir. Tapınaklarda mesleği müzik olanlar ekseriyetle din adamlarıydı. Babiller, telli ve vurmalı çalgıların yanı sıra flüt ve Obua türünden çalgıları da kullanmaya başlamışlardır. Babiller, müzikte kullanılan aralıklarla mevsimler arasında irtibat kurmuşlar, mesela; ilkbahar-sonbahar arasında 4’lü aralığına, ilkbahar-kış Aralığında 5’li, ilkbahar-yaz arasında 8’li aralığına eş saymışlardı.

    MISIR
    M.Ö. 2800-2160. Daha önceki Devlet döneminde Saray ve tapınak müziği ile halk müziği birbirinden ayrılmıştır. Müzikte perde şuurunun gelişmesi, hecelerle adlandırıldığını ilk sefer Mısır’da görmekteyiz. Orta Devlet safhası M.Ö. 2160-1580 seneleri arasındaki dönemi kapsar. Kazılarda bulunan flüt kalıntıları Mısırlıların büyük aralıklı gamlar kullandığını göstermektedir. Çalgılar daha gelişmiş, değerli gereçlerden yapılmıştır. Yeni devlet safhasında ise ordu müziği canlandı, metal ziller, davullar ve deniz kabuklarından zillerle zenginleştirildi. Geç dönemde ise kadın müzikçiler değişik bir dans ve eğlence müziği geliştirdiler. Daha önceki çağlara ait 9 telli lir, büyük defter, çıngıraklar, bugünkü darbukaya benzeyen davul türleri, Anadolu kaşıklarına benzeyen kastanyetler katıldı.

    HİNDİSTAN
    M.Ö. 3000 senesinde müzik 4 safhada incelenir: “Veda safhası”, Klasik safha”, “Ortaçağ”, “Modern safha”.
    Klasik Safhada Bharata tarafından yazılan 5. Veda kitabı Natyaveda’da eski vokal müzik örnekleri görülür. Tek sesli vokal örnekleridir.
    Hint makamlarını belirleyen “Raga” sistemi ile usulleri belirleyen “Tala” isimli ritmik sistem geleneksel Hint müziği içindeki yerini alır.

    ÇİN
    Çin kültünün ilk aşaması tarih öncesi çağlardan başlayarak Şang ve Çu sülalelerini kapsar. Kazılarda Şang sülalesinden kalma iyi korunmuş çanlar, çıngıraklar, Çu sülalesinden kalma çalgı kalıntıları bulunmuştur. Çin müziğinde ana ses “FA” dır. 5 ses düzeni vardır ve hiçbir nota bir diğerine bağımlı değildir. Eski Çin çalgıları; davul, zil, sistron, bambu flüt, ağız orgu, çeşitli gonglar ve çanlardan oluşur.