Mutluluğa Felsefi Bir Sitem

'Güncel Bilgiler' forumunda FhiLo tarafından 6 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Günümüzde insanların mutluluğu ve mutluluğa yükledikleri anlam daha farklı ve daha maddesel sanki. Hedefsiz ve hesapsız bir arayışın altında, var olanlara ve somuta yönelmek daha önemliler arasında yer alabilmekte. Eğlenmek, eğlendirmek ve günübirlik hazlara önem vermek daha da ön plana çıkmış durumda. Eğlenmenin altında ise almanın, tüketmenin doygunluğu yatmaktadır. Dünya bizim açlığımızı giderecek büyük bir nesne, bir elma şekeri, bir memedir… Bizler durmadan bir şeyler emer bir şeyler bekleriz… Ve sürekli düş kırıklıklarına uğrarız. Özellikle rüyamızda Ateşimiz yüksek olduğunda hararetimizi söndürmek için pınarlardan içtiğimiz kana kana sular nasıl fayda vermez ise bizde serapvari bir mutluluğun peşindeyiz…

    Günümüz modern toplumunu inşa eden ve yöneten insanların en büyük hataları; yeryüzünün insan için de geçici bir ikametgâh alanı olduğunu unutmaları, gerçek mutluluğu maddenin ve kapitalin dar kalıplarında aramaları, kalp ve ruhun hayat derecelerine kendilerini kapatmaları, “Ne kadar çok tüketirsem o kadar mutlu olurum, bunun için de zenginleşmem gerekir.” anlayışıyla kendilerini özdeşleştirmeleri, zenginleştikçe zarurî ihtiyaçlarının ötesinde tüketmeye başlamaları, kâr ve zararı düşünmeden etrafındaki kaynaklara ve çevreye zarar vermeleridir. Bu durum aslında, insanoğlunun kendi kendisini tüketmesidir.

    İster ruhsal olsun ister nesnel ne varsa her şey tüketimin, değiş tokuşun nesneleri haline gelmiştir… Günümüzün insanı bir arayış ve derin bir açlık içinde. Bu arayış, konformizmin insanı getirdiği noktadır. Bugünün insanı acımasız bir tüketim uygarlığının kölesi durumuna gelmiştir.
    Wright Mills: “Yaşadığımız dönem, bir endişe ve can sıkıntısı dönemidir.” diyerek günümüz insanının halini özetlemektedir. Artık insan deyince akla kimlik belgesi, banka hesabı, posta çeki ve havale gibi kavramlar gelmektedir.

    İşte size kimliksiz, duyarsız mekanikleşmiş çağdaş insanın röntgeni… Mutluluğumuz sanal, sevgimiz sanal, aşklarımız sanal olmuş. Mutluluğu hep başkalarında arıyoruz. Oysa içimize yönelip hiç kendimize bakıyor muyuz? Kafamızı kaldırıp bir çocuğun gülümsemesine, bir çiçeğin tomurcuğuna bakıp temaşa edebiliyor muyuz? Son çeyrek yüzyılda hastanelerin en çok rağbet gören kısmı ne yazık ki psikiyatri servisleridir. Sevgiyi, mutluluğu, huzuru nesnede, maddede arayan insan, bunun doyumsuzluğunu elbette yaşayacaktır. Mustafa sandalın bir şarkısı aslında bunu güzel özetliyor gibi… “onun arabası var güzel mi güzel şoförü de var özel mi özel maalesef ruhu yok…”

    Evet, maddenin, nesnenin ruhu ve sevgisi yok. Dünyanın en hızlı ve gelişmiş bir bilgisayarının ya da teknoloji harikası bir robotun gözyaşları olmadığı gibi…

    Mutluluğu, sevgiyi içsel dinamiklerde yani gene kendimizde bulmalıyız. “Mutluluk parfüm gibidir kendine bulaştırmadan başkalarına veremezsin”.Yani önce kendin mutlu olmalısın. Bir ışığın etrafını aydınlatması gibi, bir güneşin ya da bir sobanın yaymış olduğu ısı gibi…

    Peki, ama ne ile mutlu olacağız. Bunun bir formülü var mı? Evet, size mutluluğun formülünü veriyorum. Ne mi? “kanaatkâr olmak”.Yusuf Has Hacip yüzyıllar önce yazmış olduğu güzel eseri Kutadgu Biligde aynen şöyle diyordu: “Her bakımdan tam zengin olmak istersen KANAATKÂR ol” Her bakımdan zengin olmak düşündürücü bir cümle. Mesela paranız olmayabilir ama sağlığınız yerinde ise, bu bir vücut zenginliğidir. Aile yapınızdaki bağlarınız çok güçlüdür. Bu bir aile zenginliğidir. Bu alandaki örnekleri çoğaltabiliriz.

    Nedir kanaatkâr olmak. Hayata, yaşama karşı her zaman referans değerleriniz olmalı. Bazı şeylerin değerlerini iyi hesap edebilmeli… Bazen bir adım atmanın ya da adım atabilmenin değerini bacağı felç olmuş bir insanın sıkıntısıyla karşılaştırabilmeliyiz. Ya da bir nefes almanın ne kadar önemli olduğunu yıllarca kronik bronşit hastası olan birinin özellikle gece yaşadığı öksürük nöbetlerinin vermiş olduğu ıstırabı görebilmeliyiz. Elbette değişir herkesin kanaatkâr olmaya yüklediği anlam. Değişmelide zaten…

    Mutluluklar tüm insanlığa gelsin, mutlu bir yaşam herkesin hakkı…

    Nevzat ÖZER
    Psikolojik danışman ve rehber öğretmeni