Mustafa İzzi Efendi Kimdir Kısaca

'Biyografi' forumunda Aderito tarafından 25 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mustafa İzzi Efendi Kim Kısaca


    İstanbulda yetişen evliyâdandır .İsmi Mustafa Izzî olup, Hasırcı-zâde ismiyle meşhûrdur. İstanbulda doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1239 (m. 1823) senesinde İstanbulda vefât etti. Sütlücedeki türbesine defnedildi.

    Izzî Efendinin babası, sâlih bir zât olan Halîl Demhûrîdir. Birâderi de, Hasırcıbaşı Emîr Ağadır. Babası dâima onun ticarethânesinde vakit geçirdiği için, Hasırcı Şeyh Halil ismiyle anıldı. Bu sebeple Mustafa Izzî Efendi de, Hasırcı-zâde diye şöhret buldu.

    Mustafa Izzî Efendi, tasavuf yolunu seçip ilim ve edeb öğrendi. Birâderi ise ticâretle meşgûl oldu. Büyük âlim Süleymân Sıdki Efendinin terbiyesiyle yetişti. Çok riyâzet ve mücâhedede bulundu. İçini ve dışını İslâm dîninin güzel ahlâkı ile süsledi. Hocasından icâzet (diploma) aldı. Şöhreti heryere yayıldı. Hocasının emriyle Sütlücedeki dergâha yerleşip, insanları irşâda ve talebe yetiştirmeye başladı. Dergâhı, Hasîrî-zâde dergâhı diye şöhret buldu.

    Mustafa Izzî Efendi, Hacca gitmek için yola çıktı. Mekke-i mûkerreme ve hakkıyla yerine getirmeye çalıştı. Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) mübârek kabr-i şerîfini ziyâret edip Mısıra geldi. Mısıra geldiğinde yol parası tükenmişti. Yoluna devam edemeyip orada kaldı. Mevsim de, Ahmed Bedevînin ziyâreti ve mevlîd-i şerîf cemiyetlerinin yapıldığı zamana tesadüf etmişti. Bu sebeple Tantaya gidip, oradaki Ahmed Bedevî hazretlerinin kabr-i şerîfini ziyâret etti. O esnada hâlini arzetti. Hüzn ile kendinden geçmiş iken, hiç tanımadığı birisi omuzuna eliyle dokunarak; “Hasırcıoğlu Mustafa Efendi siz misiniz? dedi. O da; “Evet efendim diye cevap verince, o kimse, koynundan bir kese çıkardı ve; “Şunu al ihtiyâcın vardır. İhtiyâcın için sarfedersin. İstanbulda karşılaşırsak alırım, yoksa helâl olsun dedi ve kalabalık içine karışarak kayboldu, İstanbulda da hiç görülmedi.

    Mustafa Izzi Efendinin vefâtında, zamanın şâirlerinden Hayreddîn Efendi tarafından söylenen şiirde özetle şöyle denmektedir:

    “Tüm vakitlerini insanlara ilim ve edeb öğretmekle geçirdi. Faziletiyle zamanının büyükleri arasına girdi. Kırk sene irşâd makamında bulundu. Nice eksik ve noksan kimseler onun feyziyle terbiye oldu. Onun rûhâniyetinden istifâde etmek isteyen, onu vesile edip yardım istesin. Hulûs-i kalb ile bu ziyâretgâha gelsin. Bu sebeple manevî kemâle kavuşur.